|
ÖZET: Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) tarafından, 07/09/2017 tarihli bilgi-belge isteme yazısına yanıt olarak 03/10/2017 tarihinde gönderilen yazıda, ilgili kişinin 06/10/2005 tarihinde emekliye sevk edildiği ve 15/10/2005 tarihinden itibaren toplam 41 yıl 11 ay 14 gün hizmet süresine karşılık emekli aylığı bağlandığı belirtilmiştir. Bu süre, 5434 sayılı Kanun kapsamında fiili hizmet, askerlik borçlanması ve yurtdışı borçlanmasını içermektedir. Emekli aylığı unsurlarında herhangi bir değişiklik yapılmamış, yalnızca unvanı güncellenmiştir.
Ayrıca, 5434 sayılı Kanun’un 89. maddesi gereğince emekli ikramiyesi ödenmesi için, hizmet sürelerinin T.C. Emekli Sandığına tabi dairelerde geçmiş olması gerektiği vurgulanmıştır. 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışında geçen sürelerin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınamayacağı ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi’nin emekli ikramiyesi ile ilgili kararları ve 5510 sayılı Kanun’un düzenlemeleri doğrultusunda, yersiz ödenen emekli ikramiyesinin geri alınması gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, başvuranın yurtdışında geçen süreleri emekli ikramiyesi hesaplamasında dikkate alınmadığı ve SGK’nın hatalı işleminden kaynaklanan yersiz ödemelerin geri alınmasının hukuken zorunlu olduğu ifade edilmiştir. Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddedilmesini önererek, idarenin hukuka uygun hareket ettiğini belirtmiştir. |
2. Kurumumuzun 07/ 09/ 2017 tarihli ve sayılı bilgi-belge isteme yazısına cevaben
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü
tarafından gönderilen 03/ 10/ 2017 tarihli ve sayılı yazı ve eklerinde özetle :
2.1.İlgiliye, 06/ 10/ 2005 tarihinde yaş haddinden emekliye sevk edilmesi üzerine 15/ 10/ 2005 tarihinden geçerli olmak üzere 35 yıl 6 ay 14 gün 5434 sayılı Kanun kapsamında fiili hizmeti, 4 ay askerlik borçlanması ve 6 yıl 1 ay 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışı borçlanması olmak üzere toplam 41 yıl 11 ay 14 gün hizmetine karşılık 1 inci derece 4 üncü kademe, 6400 ek gösterge, 7000 makam tazminatı ve 17000 temsil tazminatı üzerinden emekli aylığı bağlandığı, söz konusu işlemden sonra ilgilinin emekli aylığı unsurlarında herhangi bir tadil işlemi yapılmadığı, aylık bağlama programının tanıtım kısmında ilgilinin unvanının Profesör olarak kodlandığının anlaşılması üzerine sadece unvanının Rektör olarak güncellendiği, 2.2.İlgilinin emekliye sevk edildiği tarihte yürürlükte bulunan 5434 sayılı Kanunun 89 uncu maddesinin; “Emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı bağlanan veyahut toplan ödeme yapılan; asker, sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için, aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .
…” hükmü ile yine ilgilinin emekliye sevk edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 2829 sayılı
Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin; “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C.
Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir .
Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi ödenmiş süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz
Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır .” hükmünü amir olduğu, söz konusu hükümlerden de anlaşılacağı üzere prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen herhangi bir süreye emekli ikramiyesi ödenebilmesi için bu sürelerin T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçmiş olması gerekmekte olup, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıların hangileri olduğunun 5434 sayılı Kanunun mülga 12 nci maddesinde açıkça belirtildiği, 2.3.Nitekim ilk defa 2008 yılının ekim ayı başından sonra 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ( 4/ 1 -c) kapsamında kamu görevlisi olarak çalışmaya başlayanların emekli ikramiyesi hükümlerini düzenleyen 5434
Sayılı Kanunun Ek 82 nci maddesinin; ” 31/ 5/ 2006 tarihli ve 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk defa 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlardan;
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, 5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının
2 / 11( 21) numaralı bendinde belirtilen kamu idarelerinde aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (a) ve (c) bentleri kapsamında geçen uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık süreleri esas alınarak emekli ikramiyesi; anılan Kanunun geçici 4 üncü maddesine göre aylığa veya toptan ödemeye hak kazanan sigortalıların emeklilik ikramiyesine ilişkin azami süre, hesap yöntemi, emekli ikramiyesinin hesabında kullanılan ödeme unsurları ile bu ödeme unsurlarına hak kazanma şartlarına ilişkin esas ve usuller, ödeme unsurlarının ikramiye hesabına esas alınan oran ve/veya miktarları dikkate alınarak ödenir .” hükmünü amir olup, bu hüküm ile de 5510 sayılı Kanunun 4/ 1
-c bendine tabi sigortalıların hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için bu çalışmaların
5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının ( 21) numaralı bendinde belirtilen kamu
idarelerinde geçmiş olması şartı getirilerek 5434 sayılı Kanun uygulamasına paralel bir düzenleme yapıldığı, 2.4.Diğer taraftan, Anayasa Mahkemesinin emekli ikramiyesinin en fazla 30 yıla ödenmesine ilişkin hükmü iptal etmesinin ardından iptal kararının yürürlük tarihi olan 07/ 01/ 2015 tarihinden önce emekli olan ve emekli oldukları tarihteki hükme bağlı sınırlama nedeniyle 30 yılı geçen sürelerine emekli ikramiyesi ödenmeyenlerin 30 yılı aşan her tam hizmet yılı için emekli ikramiyesi ödenmesine imkân tanıyan 18/ 01/ 2017 tarihli ve 6770 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı
Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici 226 ncı maddenin uygulanmasına ilişkin 30/ 01/ 2017 tarihinde
Kurumlarınca kamuoyuna yapılan Duyuruda da belirtildiği üzere; “…ilgili mevzuat dikkate alındığında emekli ikramiyesine esas hizmet sürelerine;
Özel sektörde geçen SSK ( 4/ 1-a) hizmetleri,
Bağ-Kur ( 4/ 1 -b) hizmetleri,
506 sayılı Kanunun Geçici 20 nci maddesine labi sandıklarda geçen hizmetler,
5434 sayılı Kanunun mülga 36 ve 37 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 49 uncu
maddesi ve 3160 sayılı Kanunun 15 inci maddesi kapsamında hak kazanılan itibari hizmet süreleri, Resmi sektörde geçen ve kıdem tazminatı yada iş sonu tazminatı ödenmiş süreler veya kıdem
tazminatına yada iş sonu tazminatına hak kazanmayacak şekilde sona eren SSK ( 4/ 1-a)
hizmetleri, Yurtdışı hizmetler ( 2147 ve 3201 sayılı Kanunlar kapsamında borçlanılan hizmetler dahil) , gibi süreler (ikramiyeye konu olmayan süreler) madde kapsamında yapılacak emekli ikramiyesi ödemelerinin hesabına dahil edilmeyecektir .” denilmek suretiyle emekli ikramiyesi hesabına dahil edilmeyen hizmetlerin neler olduğu açıkça belirtildiği, 2.5.Bu durumda, ilgililerin gerek Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde geçen ve kesenek ve prim ödenmiş olan sürelerine gerekse yurtdışında geçen ve borçlanma yoluyla veya sosyal güvenlik anlaşmaları çerçevesinde emekli aylığı bağlanmasına esas alınan hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenebilmesi için, söz konusu hizmet süresinin mutlaka 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklar ile bunların sosyal sigortalar kanununa tabi işyerlerinde geçmesi gerektiği, dolayısıyla ülkemiz sınırları içinde geçen ancak özel sektörde ( 5434 sayılı Kanuna tabi daire, kuruluş ve ortaklıklar ile bunların sosyal sigortalar kanununa tabi olmayan işyerlerinde) veya kendi kurduğu işyerlerinde ilgili sosyal güvenlik kurumlarına prim ödemek suretiyle geçen hizmetler ile
3 / 11yine yurtdışında geçen ve borçlanma yoluyla veya sosyal güvenlik anlaşmaları çerçevesinde dikkate
alınan hizmet sürelerine emekli ikramiyesi ödenmesine imkan bulunmadığı, 2.6.Öte yandan, amacı, Türk vatandaşları ile doğumla Türk vatandaşı olup da çıkma izni almak suretiyle Türk vatandaşlığını kaybedenlerin on sekiz yaşını doldurduktan sonra Türk vatandaşı olarak yurt dışında geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen sürelerinin, yine bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri hâlinde borçlandırılarak sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesi olan 3201 sayılı Kanunun
7 nci maddesinin; “T .C. Emekli Sandığınca bağlanacak aylıklarda, ilgililerin Türkiye ‘den
ayrılmadan önce Sandığa tabi hizmetlerinde en son bıraktıkları derece ve kademelerindeki kıdemlerine, öğrenimleri itibariyle girebilecekleri derece ve kademe daha yüksekse bu derece ve kademeye göre borçlanacakları sürenin tamamı eklenmek suretiyle bulunan sürenin her yılı bir kademe, her üç yılı bir derece sayılmak ve öğrenim durumları itibariyle 657 sayılı Kanunun 1897 sayılı Kanunla değişik 36 vıcı maddesinde belirlenen yükselebilecekleri dereceleri geçmemek üzere tespit edilecek derece ve kademeleri ile Sandığa müracaatları tarihindeki katsayı ve gösterge esas tutulur . ” hükmünü amir olup, bu hükümde, ilgililerin yurtdışında geçen hizmet sürelerini hangi esaslar dahilinde borçlandırılacağı belirlenmiş olmakla birlikte, bu şekilde borçlanılan yurtdışı hizmet süresi için emekli ikramiyesi ödenmesi hususunda herhangi bir hükme yer verilmediği, 2.7.Buna göre, başvuranın yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanuna göre borçlandırılan 6 yıl 1 ay yurtdışı çalışma sürelerine sehven emekli ikramiyesi ödendiği anlaşılması üzerine yersiz olarak ödenen tutarların borç çıkartıldığı, ilgilinin yurtdışında geçen hizmetlerinin 5434 sayılı Kanun veya
5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümlerine tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçen
hizmet süresi kapsamında bulunmadığından ilgilinin 3201 sayılı Kanun hükümlerine göre borçlanmak suretiyle aylık bağlanma işlemi sırasında dikkate alınan 6 yıl 1 ay yurtdışı hizmetine emekli ikramiyesi ödenmesinin kanunen mümkün olmadığı
İfade edilmiştir .
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18/ 10/ 1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde; “…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir . Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır .
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir .” denmektedir .
5. Başvuranın emekliye sevk edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle Mülga 2829 sayılı
Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında
Kanun’un “Emekli İkramiyesi ” başlıklı 12. Maddesi; “Son defa T.C. Emekli Sandığına tabi
4 / 11görevlerden emekliye ayrılan ve kendilerine bu Kanunun 8 inci maddesi uyarınca birleştirilen hizmet
süreleri üzerinden aylık bağlananlara, T.C. Emekli Sandığına tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı T.C. Emekli
Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödenir .
Ancak, ilgililere, her ne suretle olursa olsun evvelce kıdem tazminatı veya emekli ikramiyesi ödenmiş süreler, emekli ikramiyesinin hesabında dikkate alınmaz
Ayrıca, 8 inci maddenin birinci fıkrası gereğince aylık bağlananlara, emekli oldukları son görevlerinden dolayı ilgili bulundukları sosyal güvenlik kurumu kanununun emekli ikramiyesine veya iş kanununun kıdem tazminatına ilişkin hükümleri uygulanır .” 6. Başvuranın emekliye sevk edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle 5434 sayılı Türkiye
Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun
6.1.12 nci maddesi; “Bu kanunla tanınan haklardan aşağıda (I) işaretli fıkrada yazılı yerlerde
çalışanlardan, Türk uyruğunda olmak ve 18 yaşını bitirmiş bulunmak şartıyla, (II) işaretli fıkrada gösterilenler faydalanırlar .
I– Daire, kurum ve ortaklıklar :
a) Genel bütçeye giren daireler; b) Katma bütçeli daireler; c) Özel idareler; ç) Belediyeler; d) 26/ 6/ 1938 tarihli ve 3460 sayılı kanunda yazılı Murakabe Heyeti ile kuruluş, idare ve murakabeleri aynı kanun hükümlerine tabi Devlet Ekonomi Kurumları ve bunlara bağlı müesseseler (Emniyet Sandığı dahil); e) Özel kanunlarla kurulmuş ve kurulacak tüzelkişiliği bulunan Devlet kurumları (Kefalet sandıkları dahil); f) 10/ 9/ 1337 tarihli ve 151 sayılı kanuna göre kurulan Ereğli Kömür Bölgesi Amele Birliği; g) Özel kanunlarla kurulmuş ve kurulacak bankalar; h) Genel bütçeye giren veya katma bütçeli dairelerle özel idare ve belediyelere bağlı idare ve müesseseler; i) (h) bendinde yazılı dairelerin döner sermayeli iş ve teşekkülleri; j) Ödenmiş sermayesinin yarısından fazlası yukarda sayılan daire, idare, banka ve kurumlardan birine veya bir kaçına ait ortaklıklarla bunların kendi sermayeleri ile kuracakları diğer ortaklıklar; k) Ticaret ve sanayi odaları ile ticaret ve zahire borsaları; l) Bu kanunla kurulan Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı;
5 / 11Yukarıda yazılı yerlerin hepsine bu kanunda (Kurum) denilmiştir .”
6.2.31 inci maddesi; “Fiili hizmet müddeti, iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla
tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddettir .
Ay başlarından sonra vazifeden ayrılanlar için ayrıldıkları ayın tamamı fiili hizmet müddeti sayılır .
13/ 11/ 1943 tarihli ve 4489 sayılı Kanun gereğince aylıksız geçen izin müddetlerinin fiili hizmet müddeti sayılması, bunlar için son aylık veya ücret, yükselme yapılmış ise, yükselen aylık veya ücret üzerinden 14 üncü maddenin (a) ve (c) fıkraları gereğince her aya ait keseneğin ilgililer tarafından
17 nci maddenin (a) fıkrasında yazılı müddet içinde Sandığa gönderilmesine bağlıdır .( 1)
Bu takdirde bunların karşılıkları, Sandığın bildirimi üzerine, kurumlarca ödenir .
Ancak sözü geçen kanunun 2 nci maddesinin (a) fıkrası gereğince bunlardan başarı ile dönemeyenlerin bu müddetleri fiili hizmet müddeti sayılmaz .
(Değişik : 28/ 5/ 2003- 4861/ 22 md.) Harp okulları, fakülte ve yüksek okullar ile astsubay meslek yüksek okullarında sınıfını geçemeyen Türk Silâhlı Kuvvetleri mensubu askerî öğrencilerin, fazla öğrenim yılları fiilî hizmet müddetlerinden indirilir . Fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına okuduktan sonra muvazzaf subay veya astsubay nasbedilen veya askerlik hizmetini takiben muvazzaf subay veya astsubaylığa geçirilenlerin, normal süreyi aşan öğrenim süreleri fiilî hizmet müddetinden sayılmaz .
(Değişik : 28/ 5/ 2003- 4861/ 22 md.) Bu okulları tamamlayamayarak ayrılanların ve fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okullarında kendi hesabına okuduktan sonra astsubay nasbedilmek üzere temel askerlik eğitimine tâbi tutulanlardan bu eğitimi tamamlayamayarak ayrılanların buralarda geçen öğrenim ve eğitim müddetleri fiilî hizmet müddeti sayılmaz .
Er olarak silah altına alınan iştirakçilerin eksik aylık veya ücret almak suretiyle geçen müddetleri bu aylık veya ücretlerinin tamamı üzerinden kesenek ve karşılıkları alınmak suretiyle, fiili hizmet müddeti sayılır .
(Değişik : 17/ 5/ 1990 – 3650/ 2 md.) 15 inci maddenin (g) fıkrasının birinci bendinde yazılı olanların fiili hizmet müddetleri yarım hesaplanır .”
6.3.89 uncu maddesinin birinci fıkrası; “Emekli, adi malûllük veya vazife malûllüğü aylığı
bağlanan veyahut toplan ödeme yapılan; asker, sivil tüm iştirakçilere, her tam fiili hizmet yılı için, aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı emekli ikramiyesi olarak verilir .” 7. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesi; “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
…
6 / 11b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en
fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır .
…
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır…” 8. Başvuranın emekliye sevk edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle 3201 sayılı Yurt
Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri
Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunun; 8.1.“Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesi; “18 yaşını doldurmuş Türk vatandaşlarının yurt dışında geçen ve belgelendirilen çalışma süreleri, bu çalışma süreleri arasında veya sonunda herbirinde bir yıla kadar olan işsizlik sureleri ve yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, 2 nci maddede belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim, kesenek ve karşılık ödenmemiş olması ve istekleri halinde bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilir .” 8.2.“Süre tespiti ve sigortalılığın başlangıcı” başlıklı 5 inci maddesi; “Yurt dışındaki çalışılan sürelerinin tespitinde, bunu belirten ve istek sahibinin ibraz edeceği ispatlayım belgelerin, ev kadınlarının ise, pasaportundaki kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır, bu tespitte 1 yıl 360 gün, 1 ay 30 gün hesaplanır .
Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanların, borçlandıkları gün sayısı, prim ödeme gün sayıları ile fiili hizmetlerine katılır . Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür .
Sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayan istek sahiplerinin sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülen tarihtir .” hükmünü amirdir .
IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE
ÖNERİSİ
9. Kamu Denetçisi tarafından yapılan değerlendirmede , başvuran hakkında tesis edilen işlemde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durumun olmadığı değerlendirildiğinden, ret kararı verilmesine ilişkin öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur .
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme
7 / 1110. Başvuran, özetle; 30 yıl üstü hizmet süreleri için kendisine emekli ikramiyesi ödenmesi
yönündeki mahkeme kararı üzerine idare tarafından hesaplanan emekli ikramiyesinin ödendiğini, ancak görsel basında çıkan emekli maaş ve ikramiyelerinin eksik ödendiği haberleri üzerine emekli maaşı ile emekli ikramiyesinin sehven eksik ödenmiş olabileceğiyle ilgili yaptığı ısrarlı başvuruları nedeniyle 6 yıl 1 aylık süre karşılığı emekli ikramiyesinin borç çıkartılarak geri istendiğini belirterek
Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, yasa ve idari işlemlerin kural olarak geriye yürümezliği ilkesi ile bu ilkelerle doğrudan bağlantılı olan kazanılmış haklara saygı ilkesine aykırı olduğunu ve kurum hatasından kaynaklandığını belirttiği 16/ 05/ 2017 tarihli ve sayılı 9.728,07 TL borç çıkarma işleminin iptal edilmesini talep etmektedir .
11. Sosyal Güvenlik Kurumu ise mahkeme kararı gereği başvurana 30 yıl üstü hizmetleri için ödenecek emekli ikramiyesi hesaplanırken sehven 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanmak suretiyle kazanılan hizmet sürelerinin de emekli ikramiyesinin hesabına dâhil edildiğini, esasen, söz konusu süreler emekli ikramiyesi hesabında değerlendirilecek sürelerden olmadığından başvurana yersiz ödendiği tespit edilen emekli ikramiyesi tutarının borç çıkarıldığını ifade etmiştir .
12. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; 12.1.Başvurana, 06/ 10/ 2005 tarihinde yaş haddinden emekliye sevk edilmesi üzerine 15/ 10/ 2005 tarihinden geçerli olmak üzere 35 yıl 6 ay 14 gün 5434 sayılı Kanun kapsamında fiili hizmeti, 4 ay askerlik borçlanması ve 6 yıl 1 ay 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışı borçlanması olmak üzere toplam 41 yıl 11 ay 14 gün hizmetine karşılık 1 inci derece 4 üncü kademe, 6400 ek gösterge, 7000 makam tazminatı ve 17000 temsil tazminatı üzerinden emekli aylığı bağlandığı, 30 yıl hizmetine karşılık toplam 48.640,35 TL emekli ikramiyesi ödendiği,
12.2.30 yıl üstü hizmetlerine emekli ikramiyesi ödenmesi talebiyle Ankara 10. İdare Mahkemesi
nezdinde açmış olduğu dava sonucu verilen 31/ 5/ 2016 tarihli ve sayılı
“… ilgili mevzuatı gereği emekli ikramiyesi ödenmesinde dikkate alınan süreler hesap edilerek 30 yılı kısmın karşılığı ikramiye tutarının emekli olduğu tarihteki katsayılar dikkate alınarak davacıya ödenmesi …” kararı üzerine 30 yıl üzerindeki 11 tam hizmet yılı için kendisine 17.834,80 TL emekli ikramiyesi ödendiği, 12.3.Mahkeme kararı gereği ödenecek ikramiye hesaplanırken başvuranın yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanmak suretiyle kazandığı 6 yıl 1 aylık sürenin de hesaba dahil edildiğinin anlaşılması üzerine 6 tam yıl karşılığı 9.728,07 TL ikramiyenin borç çıkarıldığı
Anlaşılmaktadır .
13. Bu çerçevede uyuşmazlığın, 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanılmak suretiyle kazanılan hizmet sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği ile yersiz ödenen emekli ikramiyesinin geri istenip istenemeyeceği noktalarında düğümlendiği anlaşılmaktadır .
14. 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanmak suretiyle kazanılan hizmet sürelerin emekli ikramiyesi hesabında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönünden; 14.1.Başvurana emekli aylığı bağlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle 5434 sayılı Kanunun 89 uncu
8 / 11maddesinde (§ 6.3) emekli ikramiyesinin, emekli aylığı bağlanan iştirakçilere, her tam fiili hizmet
yılı için , aylık bağlamaya esas tutarların bir aylığı olarak verileceği düzenlenmiş, yine, kanunun 31 inci maddesinde (§ 6.2) fiili hizmet süresi; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet şeklinde tanımlanmak suretiyle hangi sürelerin fiili hizmet kabul edileceği sayılmıştır . 31 inci maddede fiili hizmet kabul edilen süreler sayılırken 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan borçlanma sürelerinin fiili hizmet süresinden sayılacağına ilişkin bir düzenlemeye ise yer verilmemiştir . Bu hükümlerden, emekli ikramiyesinin 5434 sayılı Kanun kapsamında fiili hizmet olarak değerlendirilen süreler için ödeneceği, fiili hizmet süresi olarak kabul edilen sürelerin neler olduğunun yine kanunda sayıldığı, 3201 sayılı Kanun kapsamındaki borçlanmak suretiyle kazanılan sürelerin ise emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınacak fiili hizmet süresi olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır .
14.2.Yine, başvurana emekli aylığı bağlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle 2829 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde (§ 5) Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılan ve kendilerine bu Kanunun uyarınca birleştirilen hizmet süreleri üzerinden aylık bağlananlara, Sandığa tabi daire, kuruluş ve ortaklıklarda prim veya kesenek ödemek suretiyle geçen sürelerinin toplamı üzerinden, 5434 sayılı
T .C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre emekli ikramiyesi ödeneceği düzenlenmiştir . Söz konusu maddeden, iştirakçilerin Sandığa tabi hizmetlerinin yanında Sandığa tabi kurumlarda geçmek şartıyla diğer sosyal sigorta kanunlarına ( 506 sayılı Kanun ve aynı kanunun geçici 20 inci maddesine göre kurulan emekli sandıkları) tabi geçen sürelerinin de emekli ikramiyesi hesabında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır . Sandığa tabi kurumlar 5434 sayılı Kanunun
12 nci maddesinde (§ 6.1) sayılmak suretiyle belirlenmiş olup yurtdışındaki kurumlarda geçen ve
borçlanmak suretiyle kazanılan hizmet sürelerinin Sandığa tabi kurumlarda geçtiğinin kabulüne imkân bulunmadığı, bu nedenle söz konusu sürelerin emekli ikramiyesi ödenmesi gereken süreler arasında yer almadığı değerlendirilmektedir .
14.3.Bu çerçevede, emekli ikramiyesi hesabında değerlendirilmesi gereken hizmetlerin 5434 sayılı
Kanunun 89 uncu maddesinde yer verilen şartları taşımak kaydıyla 5434 sayılı Kanuna tabi hizmetler ile Sandığa tabi kurumlarda diğer sosyal sigorta kanunlarına tabi geçen süreler olduğu anlaşıldığından ve yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yapmak suretiyle kazanılan hizmet sürelerinin emekli ikramiyesi hesabına dahil edileceğine ilişkin ayrıca bir hüküm bulunmadığından başvuranın 3201 sayılı Kanun kapsamındaki sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmaması gerekmektedir .
15. Yersiz ödenen emekli ikramiyesinin geri istenip istenemeyeceği yönünden;
15.1.5510 sayılı Kanunun “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96 ncı maddesinde (§ 7)
Kurumun hatalı işleminden kaynaklanan her türlü fazla veya yersiz ödemenin; hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan kısmının geriye alınacağı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemeler için faiz uygulanmayacağı, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler için ise bu süre sonundan itibaren kanunî faiz uygulanacağı, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edileceği, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınacağı, Kurumdan gelir veya aylık alınıyor olması durumunda söz konusu ödemelerin gelir ve aylıklardan % 25 oranında kesileceği hüküm altına
.
9 / 11alınmıştır . Madde ile kurum hatasından kaynaklansa dahi yersiz yapıldığı anlaşılan her türlü
ödemenin geri alınmasının kanuni bir zorunluluk olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır .
15.2.Diğer taraftan, söz konusu maddenin “hukukun vatandaşlara öngörülebilirlik ve güven sağlaması gerektiği, keyfi şekilde düzenlenen yaptırımların ve vatandaşlara getirilen yükümlülüklerin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, önceden yapılan ödemelerin geri alınmasına ilişkin düzenlemenin mülkiyet hakkıyla birlikte ağır yaptırım öngörmesi nedeniyle ölçülülük ilkesini de ihlal ettiği, Kurum’un kendi kusurundan dolayı tek taraflı olarak emeklilik statüsünü iptaliyle ortaya çıkan zarardan vatandaşın sorumlu tutulmasının Devlet’in yükümlülüklerine aykırılık teşkil ettiği, Kurum’un kusuru nedeniyle hatalı olarak tesis edilen işlemden kaynaklanan ödemelerin iadesinin iş mahkemelerine açılan davalar ile sağlandığı ve hatalı işlem nedeniyle uğranılan zararın
Kurum’dan tahsili talebinin bu düzenleme karşısında sonuçsuz kalacağı” gerekçesiyle Anayasa’nın 2., 13., 35., 60. ve 125. maddelerine aykırı olduğu ve iptali için itiraz yoluyla yapılan başvuru neticesinde Anayasa Mahkemesi’nce verilen 10/ 02/ 2016 tarihli ve E.2015/ 97, K .2016/ 10 sayılı kararda ; “… Hukuk devletinde kanunların kamu yararı gözetilerek çıkarılması zorunludur . Kanun koyucunun, Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olmamak kaydıyla her türlü düzenlemeyi yapma konusunda takdir yetkisi bulunmaktadır . 6. Kural, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme niteliğinde olup, Kurum’un hatalı işlemi nedeniyle ilgiliye yapılan fazla veya yersiz ödemeye bağlanan sonuçları öngörmektedir . Kuralın, Kurum tarafından
Kanun’a aykırı şekilde ilgililere yapılan ödemelerin geri alınmasıyla Kurum’un gider kaybının önlenmesini ve Kurum’un aleyhine sebepsiz zenginleşmeye engel olunmasını sağlamak için kamu yararı amacıyla çıkarıldığı anlaşılmaktadır . Böyle bir düzenlemenin anayasal sınırlar içinde kanun koyucunun takdirinde olduğu da açıktır . 7. Öte yandan Kurum’un hatalı işleminden kaynaklanan nedenlerle yapılan fazla veya yersiz ödemelerin yaptırımı, ilgililerin kasıtlı veya kusurlu davranışı sonucu yapılan fazla veya yersiz ödemelerin hükümlerine göre hafifletilmiş, kanun koyucu sebepsiz zenginleşene hatalı işlemin tebliğinden itibaren yirmidört ay gibi uzun bir süre faizsiz iade yapması için seçenek tanımıştır . Dolayısıyla kural Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı değildir .” denilmek suretiyle itirazın reddine karar verilmiştir .
15.3.Bu çerçevede, Kurumun hatalı işleminden kaynaklansa dahi başvurana fazla veya yersiz ödendiği anlaşılan emekli ikramiyesinin, sebepsiz zenginleşmede geri verme konusuna ilişkin özel bir düzenleme olarak nitelenen ilgili kanun maddesi uyarınca geri alınmasının bir zorunluluk olduğu değerlendirilmektedir .
16. Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; yurtdışında geçen ve 3201 sayılı Kanun kapsamında borçlanma yapmak suretiyle kazanılan hizmet sürelerinin emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmaması gerektiği, Kurumun hatalı işleminden kaynaklansa dahi başvurana fazla veya yersiz ödendiği anlaşılan emekli ikramiyesinin geri alınmasının kanuni bir zorunluluk olduğu anlaşıldığından, başvurana yersiz ödenen emekli ikramiyesinin borç çıkartılması ve geri alınması yönünde idarece yapılmış işlemlerde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 17. 28/ 03/ 2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği
Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim
.
10 / 11ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin Kurumumuz tarafından istenen bilgi
ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı , yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının ve süresinin gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir .
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
18. 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren ilgili idare işlemine karşı (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup, Ankara İdare Mahkemesine yargı yolu açıktır .
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN REDDİNE;
Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA tebliğine;
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi .
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi
.