ÖZET: Başvuru, yurtdışında çalıştığı sürelerin Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık primleriyle çakışması nedeniyle iptal edilmesi üzerine yapılmıştır. Başvuran, 11/05/1999 tarihinden itibaren isteğe bağlı sigortalı olduğunu ve 31/12/2015 tarihine kadar primlerini ödediğini belirtmiştir. Ancak, bazı prim süreleri çakışma gerekçesiyle iptal edilmiştir. Başvuran, bu sürelerin geçerli sayılmasını ve maluliyet aylığı yerine yaşlılık aylığının bağlanmasını talep etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu, başvuranın isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin, ikili sosyal güvenlik sözleşmesine tabi ülkelerdeki çalışma süreleriyle çakışması nedeniyle iptal edildiğini ifade etmiştir. Başvuranın, 2756 gün isteğe bağlı sigortalılık ve 1683 gün Hollanda hizmet süresi dikkate alınarak 01/10/2016 tarihinden itibaren sözleşme aylığı bağlandığı belirtilmiştir. Ancak, başvuranın Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun kabul edilmesi gerektiği yönünde tavsiyede bulunmuştur. Başvuranın yalnızca Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık süreleri esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu’na, bu karar doğrultusunda işlem tesis etmesi için 30 gün süre verilmiştir.

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 2020/838-S.20.1344

BAŞVURU NO : 2019/13392

KARAR TARİHİ : 17/01/2020

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın isteğe bağlı sigortalılık primlerinin yurt dışındaki çalışmalarıyla çakışması nedeniyle iptal edilmesi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 30/07/2019

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1. Kurumumuza tarihinde vekil aracılığıyla yapılan başvuruda başvuran vekili; müvekkilinin 11/05/1999 tarihinden 1479 sayılı Kanuna göre isteğe bağlı sigortalı olduğunu, yurtdışında bulunduğu süre dahil 31/12/2015 tarihine kadar da primlerini ödediğini, ancak bu süreden bir kısmının çakışma gerekçesiyle iptal edildiğini, iptal edilen sürelere ilişkin primlerin iade edildiğini, buna bağlı olarak müvekkiline bağlanan yaşlılık aylığının da iptal edilerek maluliyet aylığına dönüştürüldüğünü belirterek isteğe bağlı prim ödenen sürelerin geçerli kabul edilmesini ve müvekkilinin işgücü kayıp oranı da dikkate alınarak 09/06/2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlanmasını talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2. Kurumumuzun 22/08/2019 tarihli ve 53878609–S. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına cevaben Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK) Emeklilik

Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından gönderilen 08/10/2019 tarihli ve E sayılı

yazı ve eklerinde özetle:

2.1. 2013/11 sayılı Genelgenin yedinci kısım, dördüncü bölümündeki “2.1-1/10/2008 öncesi isteğe bağlı sigortalılığın devamı” başlıklı bölümüne göre; 1479 sayılı Kanunun mülga 79 uncu ve 2926 sayılı Kanunun mülga 60 ıncı maddelerine tabi isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödeyenlerin isteğe bağlı sigortalılıkları, 01/10/2008 tarihinden sonra yeni bir yazılı talep ve

Türkiye’de ikamet şartı aranmaksızın Kanunla getirilen isteğe bağlı sigortalılık hükümlerine göre devam ettirilmekte olduğu, 2.2. 08/06/2001 tarihli ve 2011/48 sayılı Genelgenin “1.2.3. Yurtdışı sürelerinin yurtiçi hizmet süreleri ile çakışması” başlıklı bölümünde; Ülkemizde imzalanmış ikili sosyal güvenlik sözleşmelerine göre yurtdışından ülkemizde isteğe bağlı sigortaya prim ödemenin mümkün olduğu Fransa, İngiltere, İsveç ve İsviçre hariç olmak üzere sözleşmeli ülkedeki çalışma süreleri ile ülkemizdeki isteğe bağlı sigortaya prim ödenen sürelerin çakışması halinde, isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptal edileceği ve yurtdışı sürelerinin talep halinde borçlandırılacağı, 2.3. 22/02/2013 tarihli ve 2013/11 sayılı Genelgenin dokuzuncu kısım, üçüncü bölüm, “3Yurtdışı ve yurtiçi hizmet sürelerinin çakışması” başlıklı bölümüne göre; sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince yurtdışından ülkemizde isteğe bağlı sigortaya prim ödemenin mümkün olduğu Fransa, İngiltere, İsveç ve İsviçre hariç olmak üzere diğer sözleşmeli ülkelerdeki sosyal güvenlik sözleşmesinin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki sigortalılık süreleri ile ülkemizdeki isteğe bağlı sigortaya prim ödenen sürelerin çakışması halinde isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptal edildiği, 2.4. Başvuranın isteğe bağlı sigortalılık sürelerinde yapılan değişiklikler yurtdışında ikamet etmesi sebebiyle değil ikili sosyal güvenlik sözleşmesine tabi ülkede bulunan çalışma süreleri ile ülkemizdeki isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin çakışması nedeniyle yapıldığı, 2.5. Başvuranın 11/05/1999 tarih ve sayılı İsteğe Bağlı Sigortalı Giriş talebine istinaden 1479 sayılı Kanuna tabi sigortalı tescil işlemi yapılmış ve 07/09/2016 tarih sayılı dilekçesi ile de isteğe bağlı sigortalılığının sonlandırılmasını talep etmesi nedeniyle isteğe bağlı sigortalılığının 31/12/2015 tarihi itibariyle sonlandırıldığını, 2.6. Başvuranın 16/04/2010 tarihinde malullüğe sevk talebinde bulunduğu ve 19/04/2010 tarihli ve 674 sayılı Tekirdağ Devlet Hastanesinden aldığı rapora istinaden İstanbul Sosyal

Güvenlik İl Müdürlüğü Bölge Sağlık Kurulunca yapılan inceleme neticesinde, 5510 sayılı

Kanunun malul sayılma başlıklı 25 inci maddesi ile Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü

Kayıp Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde başvuranın çalışma gücünün %60’ını kaybetmediğine karar verildiğinden talebinin ret olduğu, 2.7. Bu defa 16/12/2014 tarihli dilekçe ile gereği çalışma kaybının tespit edilebilmesi için müracaatta bulunduğundan 16/12/2014 tarihinde Namık Kemal Üniversitesi

Araştırma Hastanesine sevk edildiği, ve hastaneden alınan 07/01/2015 tarihli rapor, Ankara

Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüğü Sağlık Kurulunca incelenerek 15/04/2015 tarihinde ek rapor istenildiği, ek raporun incelenmesi sonucunda başvuranın %81 oranında malul olduğuna karar verildiği, 2.8. Aylık bağlama işlemleri sırasında, sigortalının adresinin yurtdışı olması nedeniyle 12/02/2016 tarihli yazı ile yurtdışından güncel tarihli hizmet cetveli ve kendi adına ve hesabına çalışmalarının bağlı oldukları vergi dairesi ve birliklerince verilen hizmet belgesi veya ikametgaha dayalı bir yardım sigorta alıp almadığına dair belgenin gönderilmesinin talep edildiği, 2.9. Başvuranın 26/07/2016 tarihli dilekçesinde Hollanda’dan yardım aldığını beyan ederek 04/12/2015 tarihli dilekçesi ile 5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması talebinden vazgeçtiği, 2.10. Daha sonra başvuranın 29/06/2017 tarihli dilekçesi ekinde Deventer Başkonsolosluğu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ateşeliğinden almış olduğu 15/06/2017 tarihli çalışma belgesini ibraz etmesi üzerine 4/b isteğe bağlı sigortalılık süreleri ile çakışan yurtdışında çalıştığı süreler iptal edilmiş ve 4754 gün isteğe bağlı sigortalılık süresi dikkate alınarak %81 oran ile 5510 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin beşinci fıkrasına göre 09/09/2016 tarihli aylık talebine istinaden 01/10/2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, 2.11. Hollanda sigorta kurumundan alınan hizmet sürelerini gösterir belgesi ile sigortalı tarafından ibraz edilen yurtdışı hizmet belgesi arasında tutarsızlık olduğundan, kişinin 4/b sigortalılık süreleri yeniden belirlenmiş ve aylık bağlanması için gerekli koşul olan 4320 gün koşulunu sağlamaması nedeniyle (2756 gün) bağlanan aylığı iptal edilmiş ve 2756 gün 4/b ve 1683 gün Holanda hizmet süreleri dikkate alınarak 01/10/2016 tarihi itibariyle sözleşme aylığı bağlandığı, 2.12. Sözleşme aylığı bağlanmasına müteakiben yersiz ödenen 6.406,13 TL tutarın ilgilinin 4/b hesabında bulunan fazla ödemesinden mahsup edildiği, 2.13. Başvuranın 02/08/2017 tarihli dilekçesinde fazla ödediği primlerin tarafına iade edilmesini talep ettiğinden 16/11/2018 tarihli yazı ile iptal edilen isteğe bağlı hizmetlerine ait 24.120,59 TL tutarındaki fazla ödeme miktarından, ilgiliye yersiz ödenen 6.406,13 TL tutar düşüldükten sonra geriye kalan 17.714,46 TL tutarın tarafına iadesi işleminin 19/01/2018 tarihinde yapıldığı, hususları bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinde;

“…Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet

Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikayetleri inceler…” hükmü yer almaktadır.

4. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın

“Milletlerarası Antlaşmaları Uygun Bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinde; “Türkiye

Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.

Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan andlaşmalar, Devlet Maliyesi bakımından bir yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve Türklerin yabancı memleketlerdeki mülkiyet haklarına dokunmamak şartıyla, yayımlanma ile yürürlüğe konabilir.

Bu takdirde bu andlaşmalar, yayımlarından başlayarak iki ay içinde Türkiye Büyük Millet

Meclisinin bilgisine sunulur.

Milletlerarası bir andlaşmaya dayanan uygulama andlaşmaları ile kanunun verdiği yetkiye dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik veya idari andlaşmaların Türkiye Büyük Millet

Meclisince uygun bulunması zorunluğu yoktur; ancak, bu fıkraya göre yapılan ekonomik, ticari veya özel kişilerin haklarını ilgilendiren andlaşmalar, yayımlanmadan yürürlüğe konulamaz.

Türk kanunlarına değişiklik getiren her türlü andlaşmaların yapılmasında birinci fıkra hükmü uygulanır.

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” 5. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.” denmektedir.

6. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “İsteğe bağlı sigorta ve şartları” başlıklı 50 nci maddesinde; “ İsteğe bağlı sigorta; kişilerin isteğe bağlı olarak prim ödemek suretiyle uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına tâbi olmalarını sağlayan sigortadır.

İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye’de ikamet edenler ile Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşlarından; a) Bu Kanuna tâbi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak veya sigortalı olarak çalışmakla birlikte ay içerisinde 30 günden az çalışmak ya da tam gün çalışmamak, b) Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olmak, c) 18 yaşını doldurmuş bulunmak, d) İsteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle Kuruma başvuruda bulunmak, şartları aranır.” 7. Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (Bağ-Kur) Kanununun “İsteğe Bağlı Sigorta” başlıklı mülga 79 uncu maddesinde; “Bu

Kanunun 24 üncü maddesinin (I) numaralı bendi kapsamına girmeyenlerden, aynı maddenin (II) numaralı bendinin (a) ve (c) alt bentlerinde sayılanlar dışında kalanlar, ev kadınları ve

Türkiye’de ikamet eden yabancı uyruklular talepleri halinde isteğe bağlı sigortalı olabilirler.

İsteğe bağlı sigortalı olanların basamak seçme ve yükseltmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanır.

İsteğe bağlı sigortalılık, sigortalılık tescil talebinin Kuruma intikal ettiği tarih itibariyle başlar ve terk talebinin Kuruma intikal ettiği tarihte veya diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başladığı tarihten bir gün önce veya sigortalının toplam borcunun üç aylık prim ve ceza tutarından fazla olması halinde sigortalının daha önce ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle sona erer.

2926 sayılı Kanun kapsamına girmeden önce bu Kanun kapsamında isteğe bağlı sigortalı

olanların, isteğe bağlı sigortalılıkları devam eder.

İsteğe bağlı sigortanın hangi esaslara göre yapılacağı bir yönetmelikle düzenlenir.” 8. Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin “İsteğe bağlı sigortalılar” başlıklı geçici 3 üncü maddesi; “(1) Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce; a) 506 sayılı Kanunun 85 inci, b) 1479 sayılı Kanunun 79 uncu, c) 2926 sayılı Kanunun 60 ıncı, maddelerine tabi isteğe bağlı sigortalılığı devam edenlerin bu sigortalılıkları, yeni bir yazılı talep alınmaksızın ve Türkiye’de ikamet şartı aranmaksızın Kanunun isteğe bağlı sigortalılığına ilişkin hükümlerine göre devam ettirilir.

(2) Yukarıda birinci fıkrada belirtilenlerin isteğe bağlı sigorta primi ödenmiş süreleri, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulamasında dikkate alınır ve bu süreler sigortalılık süresi olarak kabul edilir.” 9. Mülga 12/01/2005 tarihli BAĞ-KUR İsteğe Bağlı Sigortalılık Yönetmeliğinin

“İsteğe Bağlı Sigortalılıktan Yararlanacaklar” başlıklı 5 inci maddesinde; “ Kanunla veya

Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşlarına prim veya kesenek ödemeyen, bu kuruluşlardan malullük ve yaşlılık aylığı ile daimi tam iş göremezlik geliri almayan ve onsekiz yaşını dolduran; a) Ev kadınları, b) Herhangi bir işte çalışmayanlar, c) Bağ-Kur’a tabi zorunlu sigortalılığı sona erenler, d) Yurt dışındaki vatandaşların yanlarında bulunan ve herhangi bir işte çalışmayan eşleri, e) Türkiye’de ikamet eden ve herhangi bir işte çalışmayan yabancı uyruklular, talep etmeleri halinde isteğe bağlı sigortalı olabilirler.

Kuruma isteğe bağlı sigortalı olarak tescili yapılan ancak daha sonra birinci fıkrada öngörülen şartları taşımadığı anlaşılanların sigortalılığı; a) Öngörülen şartları halen taşımıyor iseler, tescil tarihinden itibaren, b) Öngörülen şartlara daha sonra haiz olmuş iseler, bu şartlara haiz oldukları tarihe kadar olan kısmı, iptal edilir ve ödedikleri primler talepleri halinde kendilerine iade edilir.

10. 05/04/1966 tarihli Türkiye Cumhuriyeti İle Hollanda Arasında Sosyal Güvenlik

Sözleşmesinin; 10.1. “Uygulanacak Mevzuatın Tayini Hakkında Hükümler” başlıklı ikinci kısmının 7 nci maddesi; Bu kısım hükümleri saklı kalmak kaydıyla, Akit Taraflardan birinin ülkesinde çalışan işçiler veya benzerleri, ikametgahlarının diğer Akit Taraf ülkesinde bulunduğunun kabul edilmesi veya bunların işverenlerinin yahut teşebbüs merkezinin diğer Akit Taraf ülkesinde bulunması hallerinde dahi, çalıştıkları tarafın mevzuatına tabidirler.” 10.2. “Özel Hükümler” başlıklı ikinci kısmının “Yaşlılık ve Ölüm (Aylıklar) Genel

Hükümler” başlıklı üçüncü bölümünün 10.2.1. 22 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Bir sigortalı, birbirini takip eden sürelerde veya münavebeli olarak, iki Akit Tarafın mevzuatına da tabi olmuş ise, yardımlardan faydalanma hakkının doğması, bu hakkın ihyası veya idamesi bakımlarından, Akit Tarafların mevzuatına tabi olarak geçmiş sigortalılık süreleri, aynı zamana rastlamamak şartıyla, birleştirilir.” 10.3. 23 üncü maddesinin birinci fıkrası; “(1) ilgilinin talep edebileceği yardımlar

aşağıdaki şekilde tasfiye edilir:

…

(e) İlgili, kendisi hakkında uygulanacak mevzuatlara göre gerekli şartları belirli bir zamanda yerine getiremediği, fakat, bunlardan birine göre gerekli şartları, diğer akit taraf mevzuatına tabi olarak geçmiş sigortalılık sürelerinin nazara alınmasına ihtiyaç duyulmaksızın, yerine getirebildiği takdirde; yardım tutarı, yalnız yardıma hak kazanmış bulunduğu mevzuat hükümlerine göre ve yalnız bu mevzuata tabi olarak geçmiş sigortalılık süreleri nazara alınmak suretiyle tayin olunur.”

…

(3) Bu maddenin 1’inci fıkrasının (e) bendi ile 26’ncı madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu bölüm hükümlerinden faydalanabilecek durumda olan kimseler, haklarında yalnız bir Akit

Tarafın mevzuatının uygulanmasını isteyemezler.

hükümlerini amirdir.

IV. KAMU DENETÇİSİ CELİLE ÖZLEM TUNÇAK’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE

ÖNERİSİ

11. Kamu Denetçisi tarafından yapılan inceleme ve araştırma neticesinde; başvurunun kabulü gerektiği hususundaki öneri Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden Değerlendirme 12. Başvuran vekili özetle; müvekkilinin 11/05/1999 tarihinden 31/12/2015 tarihine kadar isteğe bağlı sigortalılık primlerini ödediğini, yurtdışında geçen sürelerin bir kısmının çakışma nedeniyle iptal edildiğini, yaşlılık aylığının maluliyet aylığına dönüştürüldüğünü belirterek müvekkilinin işgücü kayıp oranı da dikkate alınarak 09/06/2016 tarihinden itibaren yaşlılık aylığının bağlanmasını talep etmektedir.

13. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından özetle; başvuran vekilinin isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin ikili sosyal güvenlik sözleşmesine tabi ülkede bulunan çalışma süreleri ile çakışması nedeniyle iptal edildiği, bu sürelerin iptali nedeniyle anılan hizmet sürelerine dayanarak başvurana bağlanan yaşlılık aylığının da iptal edildiği ancak anılan sözleşme gereği bu kez başvuranın 2756 gün 4/b (isteğe bağlı) ve 1683 gün Hollanda hizmet süreleri dikkate alınarak tarafına 01/10/2016 tarihi itibariyle sözleşme aylığı bağlandığı belirtilmiştir.

14. Bu çerçevede uyuşmazlığın başvuranın yurtdışındaki çalışmalarıyla aynı zamana rastlayan isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptal edilip edilmeyeceği ile başvurana sadece

Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık süreleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı noktalarında düğümlendiği anlaşılmaktadır.

Başvuranın yurtdışındaki sigortalılık süreleriyle aynı zamana rastlayan

Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptal edilip edilemeyeceği.

15. Anayasanın 90 ıncı maddesinde uluslararası sözleşmelere ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar kanun hükmündedir. Ancak temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi halinde uluslararası antlaşma hükümleri esas alınır. Dolayısıyla sosyal güvenlik hakkına yönelik olarak yapılmış bir uluslararası sözleşmenin de kanun hükmünde olduğunu ve hatta temel hak ve özgürlüklere ilişkin olması dolayısıyla kanunlarla çatışması durumunda kanunlardan üstün tutulacağının kabulü gerekir. Nitekim ikili sosyal güvenlik sözleşmeleri de anılan kapsamda yer almakta olup sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerde geçen çalışma ya da çalışma benzeri sürelerin ülkemizde ne şekilde değerlendirileceği ikili sözleşme hükümleri esas alınarak belirlenmektedir.

16. 05/04/1966 tarihli Türkiye ile Hollanda Arasında Sosyal Güvenlik Sözleşmesi yapılmış ve bu sözleşmede taraf devletlerde sosyal güvenlik alanında ikili mutabakata varılmıştır.

Sözleşmenin 7 nci maddesinde Akit Taraflardan birinin ülkesinde çalışan işçiler veya benzerleri, ikametgahlarının diğer Akit Taraf ülkesinde bulunduğunun kabul edilmesi veya bunların işverenlerinin yahut teşebbüs merkezinin diğer Akit Taraf ülkesinde bulunması hallerinde dahi, çalıştıkları tarafın mevzuatına tabidirler denilmek suretiyle haklarında uygulanacak hukukun tespit edildiği görülmektedir.

17. Yine ilgili sözleşmenin “Yaşlılık ve Ölüm (Aylıklar)” başlığının 22 nci maddesinde bir sigortalı, birbirini takip eden sürelerde veya münavebeli olarak, iki Akit Tarafın mevzuatına da tabi olmuş ise, yardımlardan faydalanma hakkının doğması, bu hakkın ihyası veya idamesi bakımlarından, Akit Tarafların mevzuatına tabi olarak geçmiş sigortalılık süreleri, aynı zamana rastlamamak şartıyla, birleştirilir denilerek kişilerin aynı anda iki tarafın da mevzuatına tabi olarak sigortalı olabileceği öngörülmüş ve bu gibi durumlarda yapılacak hizmet birleşmelerinde çakışmaların önüne geçilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte, aynı anda iki tarafın da mevzuatına tabi olarak geçmiş sigortalılık sürelerinden, aylık bağlanırken hangilerinin öncelikli olup dikkate alınacağı ile dikkate alınmayan süreler hakkında ne işlem yapılacağına ilişkin olarak Sözleşmede herhangi bir düzenlemeye gidilmemiştir. Bu durumda, aynı zamana rastlayan hizmetler hakkında Sözleşmenin esaslarına aykırı olmamak kaydıyla söz konusu hizmetlerin geçtiği tarafların mevzuatının uygulanması gerekmektedir.

18. Ülkemiz güncel sosyal güvenlik mevzuatına göre isteğe bağlı sigortalılık kısaca; zorunlu sigortalı olmak için aranan şartları taşımayan veya bu şartları sonradan yitirdiği için zorunlu sigortalılık kapsamına giremeyen; ay içerisinde 30 günden az çalışan veya tam gün çalışmayan ya da daha önce sosyal güvenlik kanunlarına tabi çalışması olmayan kişilerin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primleri ile genel sağlık sigortası primlerini kendileri ödemek suretiyle emeklilik için öngörülen prim ödeme gün sayılarını tamamlamalarına imkân veren sigortalılık türüdür.

19. 5510 sayılı Kanunun yürürlüğü öncesinde 1479 sayılı BAĞ-KUR Kanununda olduğu gibi 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal sigortalar Kanununda ve

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda da isteğe bağlı sigortalılık hükümleri düzenlenmiş olup

bu düzenlemelerde kişilere belli durumlarda isteğe bağlı sigortalı olabilme hakkı tanımışken bu haktan yararlananların yurt içinde ikameti şartını aramamıştır.

20. İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye’de ikamet ediyor olma şartı 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunla aranmaya başlanmıştır. Bununla beraber isteğe bağlı sigortalılığa ilişkin geçiş hükümlerinin düzenlendiği Sosyal Sigorta İşlemleri

Yönetmeliğini geçici 3 üncü maddesinde 5510 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce 1479, 2926 ve 506 sayılı Kanunlar kapsamındaki isteğe bağlı sigortalı olup anılan kapsamdaki sigortalılıkları devam edenlerin sigortalılıklarının kendilerinden yeni bir yazılı talep alınmaksızın ve Türkiye’de ikamet şartı aranmaksızın 5510 sayılı Kanunun isteğe bağlı sigortalılığa ilişkin hükümlerine göre devam ettirilmesi düzenlenmiştir.

21. Nitekim somut olayda başvuran 11/05/1999 tarihinde 1479 sayılı Kanun hükümlerine göre isteğe bağlı sigortalılığa giriş yapmış ve 2008 yılından sonra da Türkiye’de ikamet şartı hariç 5510 sayılı Kanun kapsamda 31/12/2015 tarihine kadar da isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödemelerini yapmıştır. Bununla birlikte başvuran Hollanda’da ikamet etmiş, çalışmış ve bir dönem de sosyal yardım almıştır. Nitekim Hollanda’da geçen sigortalılık süreleri ile

Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin aynı zamana rastladığının anlaşılması üzerine de başvuranın Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık süreleri iptal edilmiştir.

22. İdare tarafından başvuranın isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin iptaline dayanak olarak 2011/48 ve 2013/11 sayılı Genelgelerin ilgili hükümleri gösterilmektedir. Oysa 1479 sayılı

Kanunun 79 uncu maddesine göre kişilerin isteğe bağlı sigortalılığı diğer sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sona ermekteyken, 5510 sayılı Kanunun 52 nci maddesinde isteğe bağlı sigortalı olabilmenin şartı olarak Kanuna tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmamak düzenlenmiştir. 1479 sayılı

Kanunda lafzını bulan “diğer sosyal güvenlik kanunları” ndan anlaşılması gerekenin

Türkiye’deki sosyal güvenlik kanunları olduğu açıktır. Nitekim yasa koyucu aynı bakış açısını

5510 sayılı Kanunda bu kez açıkça ifade etmek suretiyle ortaya koymuştur. Bu çerçevede, 1479

sayılı Kanun kapsamında başlatılıp 5510 sayılı Kanuna göre devam ettirilen isteğe bağlı sigortalılığın yurtdışında geçen çalışmalar ya da çalışmaya eşdeğer sürelerin varlığı nedeniyle sona erdirilmesinin yasal bir dayanağın bulunmadığı anlaşılmaktadır.

23. Nitekim bu husus Yargıtay tarafından içtihat birliğine kavuşmuş ve yargı kararlarına da aşağıda yer verildiği şekilde yansımıştır.

23.1. Öncelikle iç hukukumuzda da çifte sigortalılığa izin verilmediği için zorunlu sigortalılığa öncelik verilerek bir belirleme yapılması gerektiğini vurgulayan 21. Hukuk

Dairesinin 2009/11555 E., 2010/9088 K. sayılı kararında şöyle denilmektedir; “ Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olup “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerde önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılıkta ise 506 sayılı Yasa’nın 85.

maddesi uyarınca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe bağlı olarak devam edebilmek için herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak koşulu arandığından isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakıştığı bu gibi uyuşmazlıklarda, anılan maddede yer alan “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden itibaren” isteğe bağlı sigortalılığın sona ereceği hükmü dikkate alınarak zorunlu sigortalılığa değer verilmek suretiyle “çakışan sigortalılığın” çözüme kavuşturulması gerektiği…”, 23.2. İsteğe bağlı sigortalılık için 1479 sayılı ve 506 sayılı Kanunlar döneminde ikamet şartının aranmadığı ve bunun ancak 5510 sayılı Kanun hükümleriyle 2008 yılı sonrası getirildiğine ilişkin olarak yine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2013/3700 E., 2014/4255 K.

sayılı kararında şöyle denilmektedir; “İsteğe bağlı sigortalılığı düzenleyen 506 sayılı Yasa’nın

85 ve devamı maddeleri, ilk yürürlük tarihinden itibaren çeşitli Kanunlar ile değişikliğe

uğramış, ancak hiç bir dönemde isteğe bağlı sigortalı olabilmek için sigortalının Türkiye’de ikamet etmek koşulu aranmamıştır. 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi ile bu kural bozulmuştur. 5510 sayılı Kanun’un 50. maddesinin ikinci fıkrasında; ” …Türkiye’de ikamet edenler ile Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşları…” isteğe bağlı sigortalı olabilecekler arasında sayılmıştır.

Kanun hükmüne göre Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış bir ülkede ikamet etmeye başlayan Türk vatandaşlarının isteğe bağlı sigortalı olabilmeleri mümkün değildir. Somut olayda, davacının 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihe kadar

506 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olabilmesi için Türkiye’de ya da yurt dışında

ikamet etmesi önem taşımamaktadır.”, 23.3. Kişinin yurtdışında fiili çalışması olduğu dönemde Türkiye’de isteğe bağlı sigortalılık hükümlerinden yararlanamayacağı belirlemesini yapan Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2001/4556 E., 2001/4804 K. sayılı kararında; “Gerçekten 506 sayılı Yasanın isteğe bağlı sigortalılığı düzenleyen 85. maddesine göre bir sigortalının isteğe bağlı sigortadan yararlanabilmesi için başkaca bir sosyal güvenlik Kurum kapsamında bulunmaması ve çalışmaması gerekir. Dava konusu olayda davacıların murisinin Almanya´da ki çalışmalarını gizlemek suretiyle Türkiye´de isteğe bağlı sigortalı olduğu ve bu durumun adına tahsis yapılan murisin ölümünden sonra anlaşıldığı saptanmıştır. Şu duruma göre, murisin yurt dışında da olsa fiilen çalıştığının saptanması durumunda artık isteğe bağlı sigortalılığı düşünülemez.”

Ancak daha sonrasında ilk derece mahkemesinin direnmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu 2002/21-173 E., 2002/167 K., sayılı kararında “…yurtdışında çalışan sigortalının 506 sayılı

Sosyal Sigortalar Kanununun 85 nci maddesindeki isteğe bağlı sigortalılık hakkından yararlanabileceğine ve primleri ödenmiş isteğe bağlı sigortalılığın önce kabul edilip, 10 yıl gibi uzun bir süre yaşlılık aylığı ödendikten sonra isteğe bağlı sigortalılığın ve yaşlılık aylığının iptali işleminin Medeni Kanunun 2. maddesinde öngörülen afaki iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağına göre usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.”

Denilerek kişinin yurtdışındaki çalışmalarının önce kabul edilip on yıl gibi uzun bir aradan sonra işlem yapılmasını iyi niyet kurallarıyla bağdaştıramamıştır.

23.4. Nihayet 10. Hukuk Dairesinin 2013/13632 E., 2014/5687 K. sayılı kararında 506 sayılı Kanunda yer alan “Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olarak çalışmamak” deyimiyle Türkiye’deki sosyal güvenlik kuruluşlarının kabul edilmesi gerektiği ancak ikili anlaşmalar olması durumunda ikili anlaşmaya aykırı olmayacak şekilde bunun kabulü noktasında şöyle bir belirleme yapılmıştır; “Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan

Mülga 506 sayılı Kanunun 85. maddesinde belirtilen “Her hangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna” deyimiyle Türkiye’deki sosyal güvenlik kuruluşlarının amaçlandığı, bu durumda gerek sosyal güvenlik sözleşmesi yapılan ülkelerde (ikili antlaşmalarda aksine hüküm bulunmadıkça) gerekse sözleşme yapılmayan ülkelerde çalışan Türk vatandaşlarının

Türkiye’de isteğe bağlı sigortalı olabilecekleri ve bu nedenle yurtdışındaki çalışma süresiyle çakışan isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğu gözetildiğinde, davalıya bağlanan yaşlılık aylığı tahsisi yerinde olup; aksinin kabulü ile, ödenen aylıklar yersiz kabul edilip istirdadına karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur.” 23.5. Görülmektedir ki yüksek mahkeme isteğe bağlı sigortalılık için herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna tabi olmama şartını Türkiye’deki sosyal güvenlik kurumları olarak kabul etmekte ve eğer ikili anlaşmalarda aksine bir kabul söz konusu değilse kişinin yabancı ülkedeki çalışmalarına bakmaksızın isteğe bağlı sigortalılığını kabul etmektedir. Ancak görüldüğü üzere bunun sınırı da ikili anlaşmalarda aksine hüküm bulunmamak olarak belirlenmiştir.

24. Bu durumda, Sözleşmede taraf ülkelerden birinde sigortalı olarak çalışmakta iken diğer ülkede isteğe bağlı sigortalı olunmasına engel olan veya aynı zamana rastlayan sigortalılık sürelerinin geçersiz sayılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, 1479 ve 5510 sayılı kanunlarda yurtdışında sigortalı olarak çalışmanın Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılığın sonlandırılmasını veya iptalini gerektireceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı ve yine içtihat birliğine varılmış yargı kararlarında yurtdışında sigortalı iken Türkiye’de isteğe bağlı sigortaya tabi geçen hizmetlerin iptal edilemeyeceğinin istikrarlı bir şekilde kabul gördüğü hususları bir arada değerlendirildiğinde yurtdışında sigortalı çalışmakta iken Türkiye’de isteğe bağlı sigortalı olarak geçen sürelerin geçersiz kabul edilip iptal edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Başvurana sadece Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık süreleri dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanıp bağlanamayacağı 25. Sözleşmenin “Yaşlılık ve Ölüm (Aylıklar)” başlığı altındaki 23 üncü maddesinde ilgililere hangi esaslarla yardım yapılacağı (aylık bağlanacağı) şu şekilde belirlenmiştir.

25.1. Maddenin birinci fıkrasının (d) bendine göre, hâlihazırda haklarında uygulanan mevzuata göre aylık bağlanma şartlarını taşımadığı halde, birleşen hizmetleri ile taraflardan birinin mevzuatına göre aylık bağlanması şartlarını taşıyan kişilere, şartlarını taşıdıkları taraf ülke mevzuatı hükümleri esas alınarak kısmi aylık (sözleşme aylığı) bağlanmakta ancak taraflarca kişiye ödenecek tutarlar maddenin (b) ve (c) bentleri esas alınarak belirlenen orana göre hesaplanmaktadır.

25.2. Maddenin birinci fıkrasının (e) bendine göre ise hâlihazırda hakkında uygulanan taraf ülke mevzuatına göre aylık bağlanması şartını taşımadığı halde, diğer tarafın mevzuatına göre ve yine yalnızca diğer tarafta geçen hizmetlerine göre yani hizmetleri birleştirilmeksizin yalnızca tek tarafın hizmetlerine ve mevzuatına göre aylık bağlanması şartlarını taşıyan kimselere, yalnızca söz konusu hizmetleri ve mevzuat esas alınarak tam aylık bağlanabilmektedir.

25.3. Öte yandan maddenin birinci fıkrasının (f) bendine göre, yukarıdaki bentlere göre bağlanan aylıklar ilgililerce diğer taraf mevzuatında aranan şartların da yerine getirilmesi halinde fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki esaslara göre yeniden gözden geçirilmektedir.

25.4. Nihayet maddenin üçüncü fıkrasında, sigortalıların yukarıda yer verilen (e) bendindeki istisnai durum dışında haklarında yalnızca bir tarafın mevzuatının uygulanmasını isteyemeyecekleri düzenlenmiştir.

25.5. Sonuç olarak, yukarıda yer verilen esaslar göz önüne alındığında; iki tarafın da mevzuatına tabi olarak çalışan bir kimse hakkında çalışmanın geçtiği tarafın mevzuatının uygulanacağı, bu kişilerin hizmetlerinin aynı zamana rastlamamak şartıyla birleştirileceği, birleştirilen hizmetleri ile yalnızca bir tarafın mevzuatına göre aylık bağlanması şartlarını taşıyanlara sözleşme aylığı bağlanacağı (23/1-d), hizmetleri birleştirilmeksizin yalnızca bir tarafın mevzuatına göre ve o tarafın hizmetleriyle aylık bağlanması şartlarını taşıyanlara yalnızca o taraf mevzuatı esas alınarak tam aylık bağlanacağı (23/1-e), anılan son durum istisna olmak üzere ilgililerin haklarında yalnızca bir tarafın mevzuatının uygulanmasını isteyemeyecekleri anlaşılmaktadır. Öte yandan hizmetler birleştirilerek ya da birleştirilmeksizin tek tarafın şartları yerine getirilerek bağlanan aylıkların sonradan her iki tarafın da şartlarının yerine getirilmesi halinde sözleşme esaslarına göre yeniden gözden geçirileceği düzenlenmiştir.

26. Somut olayda başvurana ilk olarak sadece Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık süreleri esas alınarak yaşlılık aylığı bağlanmış iken söz konusu sürelerinin bir kısmının yurtdışı sigortalılık süreleriyle çakıştığının anlaşıldığı, bunun üzerine başvuranın yurtdışı sigortalılık süreleriyle çakışan isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin ve bu süreler esas alınarak bağlanan yaşlılık aylığının iptal edildiği ve son olarak başvuranın yurtdışı sigortalılık sürelerinin bu sürelerle çakışmayan isteğe bağlı sigortalılık süreleriyle birleştirilerek başvurana bu kez

Sözleşme kapsamında (23/1-d) kısmi aylık bağlandığı anlaşılmaktadır.

27. Hem Türkiye’de hem de Hollanda’da sigortalı olan kişiler kaçınılmaz olarak sözleşmenin kapsamındadır. Sözleşmede aylık bağlanması bakımından sigortalıların akit devletlerde geçen çalışmalarının aynı zamana rastlamaması yani çakışmaması kaydıyla birleştirileceği ve aylıkların bu temelde bağlanacağı belirlenmiştir. Ancak çakışan sigortalılık süreleri bulunması durumunda bu süreler hakkında ne gibi bir işlem yapılacağı Sözleşmede ayrıca düzenlenmemiştir. Dolayısıyla bu husus taraf ülkelerin mevzuatına tabi kılınmıştır.

28. Başvuranın yurtdışı sigortalılık süreleriyle çakışan Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık sürelerin iptal edilemeyeceği hususu ikili sözleşme hükümleri, ilgili yasalar ve mevcut yargı kararları çerçevesinde daha önceki paragraflarda açıklanmıştır. Bu durumda çakışan sigortalılık süreleri mevcut iken başvurana aylık bağlanırken sözleşmenin hangi hükümlerinin uygulanacağı, dolayısıyla başvurana hangi mevzuat esas alınarak aylık bağlanacağı hususunun ortaya konması gerekmektedir.

29. Sözleşmenin 23/1-e bendine göre, birleştirilen hizmetleriyle her iki tarafın aylık bağlama şartlarını aynı anda yerine getirememeleri şartıyla sadece tek taraftaki hizmetleri ve o tarafın mevzuatına göre kendilerine aylık bağlanabilmesi durumunda kişilere sadece anılan tarafın hizmetleri ve mevzuatı esas alınarak aylık bağlanabilmektedir. Eğer birleştirilen hizmetleri üzerinden Sözleşmenin diğer hükümleri çerçevesinde aylık bağlanabiliyor ise bu kişiler haklarında yalnızca bir taraf mevzuatının uygulanmasını talep edememektedir. Çakışan sürelerden sadece Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık süresi dikkate alındığında başvuranın sadece Türkiye’de geçen hizmetleriyle Türkiye mevzuatına göre aylık bağlanması şartlarını taşıdığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Öte yandan çakışan sürelerden

Hollanda’daki sigortalılık süreleri dikkate alındığında, başvuranın bu kez de Türkiye ve

Hollanda hizmet sürelerinin toplamıyla Sözleşmenin 23/1-d bendine göre aylık bağlama şartlarını taşıdığı görülmektedir.

30. Bu durumda Sözleşmede çakışan sigortalılık sürelerinden hangilerinin öncelikli olduğuna dair herhangi bir belirleme yapılmadığı, başvuranın Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin hâlihazırda geçerli kabul edilmesi gerektiği ve başvuranın da tarafına sadece Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin ve Türkiye mevzuatının değerlendirilmesi suretiyle aylık bağlanması talebinde bulunduğu göz önüne alındığında başvurana Sözleşmenin 23/1-e bendi kapsamında sadece Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık süreleri esas alınarak ve sadece Türkiye mevzuatı uygulanarak yaşlılık aylığı bağlanabileceği anlaşılmaktadır.

31. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve ilgili mevzuatı çerçevesinde; Sözleşme hükümleri, ilgili yasalar ve mevcut yargı kararları çerçevesinde başvuranın yurtdışı sigortalılık süreleriyle çakışan Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık sürelerin geçerli olduğu, yine

Sözleşmede taraf ülkelerde geçen ve çakışan sigortalılık sürelerinin iptal edilmesi gerektiğine dair herhangi bir hüküm bulunmadığı, başvuranın sadece Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık süreleriyle ve yine sadece Türkiye mevzuatına göre aylık bağlanması şartlarını taşıdığı anlaşıldığından, yurtdışındaki sigortalılık süreleriyle çakışması nedeniyle başvuranın

Türkiye’deki isteğe bağlı sigortalılık sürelerinin ve buna dayanarak bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesi işlemlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.

B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 32. 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu

Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında

Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; İdarelerin

Kurumumuz tarafından istenen bilgi ve belgeleri süresinde gönderdiği ve “makul sürede karar verme” ve “kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı, yine idare tarafından şikâyetçiye makul sürede cevapların verildiği ancak şikâyetçiye verilen cevaplarda işleme karşı hangi sürede hangi mercilere başvurulabileceğinin gösterilmemiş olması sebebiyle “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ilkesine uygun davranmadığı görülmüş olup, idarenin bahse konu ilkelere de uygun davranması önerilmektedir.

VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT

33. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Tekirdağ İş Mahkemesinde yargı yolu açıktır.

VII. KARAR

Açıklanan gerekçelerle BAŞVURUNUN KABULÜNE;

Başvuranın sadece Türkiye’de geçen isteğe bağlı sigortalılık süreleri esas alınarak tarafına yaşlılık aylığı bağlanması talebinin kabulü hususunda SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA,

6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,

Sosyal Güvenlik Kurumunca bu karar üzerine tesis edilecek işlemin otuz gün içinde

Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Kararın BAŞVURANA ve SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞINA

TEBLİĞİNE;

Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi.

e-imzalıdır

Şeref MALKOÇ

Kamu Başdenetçisi