|
ÖZET: Başvuru, Karacasu Belediye Başkanlığı tarafından 2006-2019 yılları arasında ödenmeyen emlak vergilerinin icra yoluyla tahsil edilmesi üzerine yapılmıştır. Mirasçılar, 1998 yılında vefat eden mükellefin taşınmazlarının emlak vergisinin 2005 yılına kadar ödendiğini, ancak sonrasında çeşitli sebeplerle ödenemediğini belirtmişlerdir. Toplamda 1.831,18 TL borç tahakkuk ettirilmiş, bu borç için icra takibi başlatılmıştır. Mirasçılar, taşınmazların yüzölçümünün yanlış hesaplandığını, ayrıca 1989-1990 yıllarında yol geçirildiği için bir kısmının kullanılamadığını ileri sürerek fazla tahakkuk eden vergilerin iade edilmesini talep etmişlerdir.
Karacasu Belediye Başkanlığı, başvuranın iddialarına yönelik olarak çeşitli açıklamalarda bulunmuş ve emlak vergilerinin mükelleflerin beyanlarına göre tahakkuk ettirildiğini ifade etmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı ise, emlak vergisinin zamanaşımına uğraması durumunda tahsil edilemeyeceği ve bu nedenle başvuranın taleplerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. İlgili mevzuat çerçevesinde, zamanaşımına uğrayan alacakların tahsilinin hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, başvurunun kabulü ile birlikte, zamanaşımına uğrayan ödemelerin iadesi ve vergi hatalarının düzeltilmesi hususunda Karacasu Belediye Başkanlığı’na tavsiyede bulunulmuştur. Bu karar, başvuran ve belediye başkanlığına tebliğ edilmiştir. |
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2020/8294-S.20.12905
BAŞVURU NO : 2019/21131
KARAR TARİHİ : 01/06/2020
TAVSİYE KARARI
BAŞVURUYA KONU İDARE : Karacasu Belediye Başkanlığı
BAŞVURUNUN KONUSU : 1998 yılında vefat eden mükellefin mirasçıları tarafından 2006-2019 yılları arasındaki ödenmeyen emlak vergilerinin icra yoluyla tahsil edilmesi hakkındadır.
BAŞVURU TARİHİ : 02/12/2019
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1) Şikâyetçi, Karacasu İlçesi Yenice Mahallesinde bulunan ve parsel nolu
taşınmazların 06/03/1998 yılında vefat eden mirasçısı olduğu (TCKN:
) adına kayıtlı olduğunu, 2005 yılına kadar taşınmazların emlak vergisinin ödendiğini; ancak 2006 tarihinden itibaren değişik nedenlerle emlak vergisinin ödenemediğini, buna istinaden Karacasu Belediyesi tarafından 2006-2019 yılları arası vergi borçları olarak
1.008.57 TL, 11/09/2019 tarihi itibari ile 822,61 TL işlenmiş faiz ve cezalarla toplam 1831,18
TL borç tahakkuk ettirildiğini, konu ile ilgili Karacasu Belediye Başkanlığınca, Karacasu İcra
Müdürlüğü’nde / esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını ve borç icra masrafları ile birlikte 02/10/2019 tarihinde 2.585 TL ödediklerini, ancak bu ödeme ile ilgili öncelikle adı 2 geçen 2208 nolu parsel arsanın belediye kayıtlarındaki gibi 668 m olmadığını, fiziki olarak ve tapu kayıtlarına göre 190 m2 olduğunu, bu nedenle verginin gerekenden yüksek hesaplandığını, ayrıca söz konusu parsellerin üzerinden belediye tarafından 1989 veya 1990 yılında gayri resmi olarak yol geçirildiğini ve arsanın 1/3 lük kısmının kullanılamadığını, yine bahse konu olan 2207 ve 2208 nolu parseller için 2006-2019 yılları için vergi hesaplanarak faiz ve ceza tahakkuk ettirildiğini; ancak bu hesaplamada vergi hukukundaki tahakkuk ve tarh zaman aşımı açısından “vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından itibaren başlar ve 5 yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler tahakkuk zaman aşımına uğrar” hükmü dikkate alınarak geçmişe dönük 5 yıllık emlak vergisi tahakkuk ettirilmesi gerektiğini, 03/10/2019 tarihinde dilekçe ile hatanın düzeltilmesi ve fazla tahakkuk edilen paraların iade edilmesine yönelik Karacasu Belediye Başkanlığı’na başvuru yaptıklarını, bu dilekçeye Karacasu Belediye Başkanlığı’nca 18/11/2019 tarih – nolu yazıyla olumsuz cevap verildiğini iddia ederek, sayılı parselin yüzölçümünün tapu kayıtlarından fazla hesaplanması, – sayılı parsellerin üzerinden belediye tarafından fiilen yol geçirilmesi nedeniyle arsanın 1/3 lük kısmının kullanılamaması ve Vergi Kanunu’nda bahsi geçen 5 yılık zamanaşımı süresinin göz ardı edilmesi gerekçeleriyle tahsil edilen fazla verginin iade edilmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2) Başvuruya konu iddialar hakkında Karacasu Belediye Başkanlığından bilgi ve belge
talep edilmiş olup adı geçen idarenin 13/01/2019 tarihli ve sayılı cevabi yazısında özetle;
2 2
2.1) Pafta nolu parsel için 190 m ,62 Pafta nolu Parsel için 468 m , Pafta
2 nolu Parsel için 668 m bildirimde bulunulduğu,
2.2) nolu Parsel için herhangi bir değişiklik bildirimine rastlanılmadığı, emlak
vergilerinin 1319 sayılı Kanunun 10 uncu maddesine göre mükelleflerin ıslak imzalı beyanlarına göre tahakkuk ettirildiği,
2.3) veya 1990 yıllarında resmi olarak yol geçirildiği ve arsanın 1/3lük kısmının
kullanılmadığından bahsedildiği ancak ve nolu parseller için verilmiş değişiklik beyanı bulunmadığı,
2.4) Mükellefin şikayet konusunda 2005 yılına kadar vergilerinin ödendiği ancak 2005 yılından
sonra değişik nedenlerle vergilerini ödeyemediğini bildirdiği, dolayısıyla emlak vergilerinin her yıl tahakkuk ettiğini bildiğini bu ifadesiyle belirtmiş olduğunu,
2.5) Adı geçen parsellere ilişkin işlemlerin Yenice Belediyesi tarafından yapıldığı, 6360 sayılı
yasa ile kendi Belediyelerine geçtiğini,
2.6) 2208 nolu parselin 1/3 lük kısmının kullanılmadığı gibi bir ifadeyle ödemesi yapılan
vergilerin iadesinin söz konusu olmadığını,
2.7) Mükellefin değişiklik gören tapuları için tapu tarihi itibariyle cezalı olarak bildirimde
bulunulması gerektiği açıklamalarına yer verilmiştir.
3. Gelir İdaresi Başkanlığının 22/05/2020 tarihli ve sayılı görüş yazısında özetle;
3.1) Emlak Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinde, kanunlar veya diğer kamu düzeni koyan
mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina, arsa ve arazinin vergisinin kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil olunacağı; kanunla ve diğer mevzuatla yapılan kısıtlamaların neler olduğunun, süresinin, tevsikinin ve kısıtlama koyan kamu organlarının görevleri ve sorumluluklarının Maliye Bakanlığı, Milli Eğitim ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarının mütalaaları alınarak hazırlanacak bir yönetmelikle tanzim olunacağının hükme bağlandığı,
3.2) Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmeliğin 2 nci maddesinde, “İmar
planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufu kısıtlanmış sayılır. Bu hallerde kısıtlı olarak vergileme, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yıl başından itibaren yapılır. Kısıtlama, ilgili arsa veya binanın bulunduğu alan imar programına alınıncaya (imar programının kesinleştiği tarihe)
kadar devam eder. Arsanın imar planında kısıtlılığı gerektiren amaçlara tahsis edildiğinin bu yönetmeliğin 5 inci maddesindeki bildirim mecburiyeti hükümlerine göre tespit edilmemiş olması halinde, arsa veya bina sahibi tarafından yazılı müracaatta bulunularak kısıtlamayı koyan idareden alınacak kısıtlılık durumunu gösteren belge verginin tarhına yetkili daireye ibraz edildiğinde kısıtlılık aynı esaslar dairesinde uygulanır.” hükmünün yer aldığı,
3.3) Kısıtlı verginin, imar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan,
otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binalar için uygulanmasının mümkün bulunduğu,
3.4) Diğer taraftan, 1319 sayılı Kanunun 37 nci maddesinde bu Kanun hükümleri saklı kalmak
şartıyla, bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağının hüküm altına alındığı,
3.5) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 114 üncü maddesinde “Vergi alacağının doğduğu takvim
yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar.” hükmünün yer aldığı, emlak (arazi) vergisinin, her bütçe yılının
Ocak ayından itibaren o yıl için otomatik olarak tahakkuk etmiş sayılacağından tahakkuk eden verginin kişiye tebliğinin gerekmediği,
3.6) Aynı Kanunun 116 ncı maddesinde, “Vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya
vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” şeklinde tanımlandığı, vergi hatalarının neler olduğu ise anılan Kanunun 117 ve
118 inci maddelerinde açıklandığı, aynı Kanunun 120, 121 ve 122 nci maddelerine göre, vergi
hatası nedeniyle fazla veya yersiz tahakkuk edildiği anlaşılan verginin, re’sen ya da mükellefin yazılı başvurusu üzerine düzeltilmesi mümkün bulunmakta olduğu, “Düzeltme Zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde de 114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceğinin belirtildiği,
3.7) Öte yandan, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 102 nci
maddesinde, “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur. Zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunur.” hükmünün yer almakta olduğu ve zamanaşımını kesen veya zamanaşımının işlememesi hallerinin Kanunun 103 ve 104 üncü maddelerinde belirtildiği,
3.8) Buna göre, alacaklı amme idareleri tarafından takip edilen amme alacakları, vadesinin
rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilememesi halinde zamanaşımına uğradığı, bu nedenle zamanaşımına uğrayan bir amme alacağı, alacaklı idare tarafından borçludan istenemeyeceği ve bunun bir sonucu olarak da borçlu hakkında cebri takibat yapılamayacağı, ancak, zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunacağı, diğer taraftan, tahsil zamanaşımı bakımından, zamanaşımını kesen veya zamanaşımının işlememesi hallerinin ayrıca dikkate alınması gerektiği açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
4) 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı T.C. Anayasasının “Vergi ödevi” başlıklı 73 üncü
maddesinde; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.”
4.1) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü
maddesinde; “… Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler. … ” ,
5) 14/06/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun
Görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişiyle ilgili şikayet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”,
6) 29/07/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunun “Mükellef” başlıklı 13 üncü
maddesinin ikinci fıkrasında; “Bir araziye paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler. Elbirliği mülkiyette malikler vergiden müteselsilen sorumlu olurlar.”
6.1) “Mükellefiyetin başlaması ve bitmesi” başlıklı 19 uncu maddesinde; “Arazi vergisi
mükellefiyeti; a) 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde bu değişikliklerin vuku bulduğu tarihi, aynı maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı halde ise bu duruma bağlı olarak takdir işleminin yapıldığı tarihi, b) Dört yılda bir yapılan takdir işlemlerinde takdir işleminin yapıldığı tarihi, c) Muafiyetin sukut ettiği tarihi, Takip eden bütçe yılından itibaren başlar.”
6.2) “Verginin tarh ve tahakkuku” başlıklı 21 inci maddesinde; “Arazi vergisi, ilgili
belediye tarafından; a) Dört yılda bir defa olmak üzere takdir işlemlerinin yapıldığı yılı takip eden yılın Ocak ve
Şubat aylarında, b) 33 üncü maddenin (1) ilâ (7) numaralı fıkralarında yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerle bildirim verilmesi icabeden hallerde, vergi değerini tadil eden sebeplerin meydana geldiği bütçe yılını takip eden yılın Ocak ayı içinde, vergi değerini tadil eden sebep bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulmuş ve bildirim, vergi değerini tadil eden sebebin meydana geldiği bütçe yılını takip eden yılda verilmiş ise bildirimin verildiği tarihte, c) 33 üncü maddenin (8) numaralı fıkrasında yazılı hallerde, takdir işlemlerinin yapıldığı bütçe yılını takip eden yılın Ocak ve Şubat aylarında,
29 uncu maddeye göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak tarh olunur. Bildirim
posta ile gönderilmiş ise vergi, bildirim verme süresinin son gününü takip eden yedi gün içinde tarh olunur. Bu suretle tarh olunan vergiler, tarh edilen tarihte tahakkuk etmiş sayılır ve mükellefe bir yazı ile bildirilir.
Yapılan tarh ve tahakkuku takip eden yıllarda, 29 uncu maddeye göre tespit edilen vergi değeri üzerinden hesaplanan arazi vergisi, her bütçe yılının başından itibaren o yıl için tahakkuk etmiş sayılır.”
6.3) “Bildirim verme ve süresi” başlıklı 23 üncü maddesinde; “ Bu Kanunun 33 üncü
maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten faydalanılması hali dahil) emlâk vergisi bildirimi verilmesi zorunludur. Devlete ait arazi için bildirim verilmez.
Bildirimler; a) Yeni inşa edilen binalar için, inşaatın sona erdiği veya inşaatın sona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmın kullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde, b) Bu Kanunun 33 üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde, değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde, Emlâkın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye verilir.
Yukarıdaki fıkralarda yazılı haller bütçe yılının son üç ayı içinde vuku bulduğu takdirde bildirim, olayın vuku bulduğu tarihten itibaren üç ay içinde verilir. Elbirliği mülkiyetinde mükellefler müşterek imzalı bir bildirim verebilecekleri gibi, münferiden de bildirim verebilirler. Paylı mülkiyet halinde ise bildirim münferiden verilir.Elbirliği mülkiyetinde münferiden bildirim verildiği takdirde, gayrimenkule ait vergi değeri üzerinden hissedarların adedine göre ayrı ayrı tarh ve tahakkuk yapılır. Bildirimlerin şekli ve kapsamı Maliye
Bakanlığınca belirlenir.”
6.4) “Ödeme süresi” başlıklı 30 uncu maddesinde; “Emlak Vergisi birinci taksidi Mart,
Nisan ve Mayıs aylarında, ikinci taksidi Kasım ayı içinde olmak üzere iki eşit taksitte ödenir.”
6.5) “Bildirim verilmemesi halinde yapılacak işlemler” başlıklı 32 nci maddesinde;
“ Bildirimin süresinde verilmemesi halinde, vergi idarece tarh edilir. İdarece tarhiyatta her yıla ilişkin vergi değeri, 29 uncu madde hükmü dikkate alınarak hesaplanır.”
6.6) “Vergi değerini tadil eden sebepler” başlıklı 33 üncü maddesinde; “Vergi değerini
tadil eden sebepler aşağıda gösterilmiştir:…
6. Bir bina veya arazinin takvim veya ifraz edilmesi veya mükellefinin değişmesi (Araziden bir kısmının istimlak edilmesi de ifraz hükmündedir.)…”
6.7) “Usul hükümleri” başlıklı 37 nci maddesinde; “Bu Kanun hükümleri saklı kalmak
şartıyla, bu Kanuna göre alınacak vergiler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.”,
6.8) “ Bina ve arazi vergilerinde zamanaşımı süresinin başlangıcı” başlıklı 40 ıncı
maddesinde; “Bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zamanaşımı, bu bina ve arazinin bildirim dışı bırakıldığının idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlar.”
7) 21/07/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında
Kanunun “Tahsil zamanaşımı” başlıklı 102 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvimi yılını takib eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde
Somut olayda da; şikayetçinin mirasçısı olduğunu belirttiği mükellef ’un ölümünün ardından vereseler adına isimli şahıs tarafından emlak bildirimi verilmiş ve 2005 yılına kadar emlak vergileri ödenmiştir. Dolayısıyla mükellefin ölümünden sonra vereseler adına tarafından bildirim verilmesi nedeniyle idarenin ilgili parsellerin vergilendirmeye konu edilmesinden haberdar olduğu değerlendirilmiştir.
15) Bilindiği üzere emlak vergisi, yerel toplumsal yaşamın ihtiyaçlarını karşılamak üzere
belediyelerin sunması gereken kamu hizmetlerinin finansmanın sağlanmasında önemli gelir kaynaklarının başında gelmektedir. Anayasa’nın “Siyasi Haklar ve Ödevler” bölümünde yer alan 73 üncü maddesinde de; herkesin, kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü bulunduğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla kaynağını Anayasa’dan alan bu ödev gereği mükelleflerin yükümlülüklerini zamanında, usulüne uygun ve eksiksiz yerine getirmesi gerekmektedir. Diğer taraftan vergi alacaklısı olan devleti belirli bir süre ile sınırlayarak vergi alacağını takip etme ve harekete geçme konusunda itici bir güç olan zamanaşımı müessesi de, yükümlülerin sürekli olarak vergi tehdidi altında kalmasını önlemeye ve dolayısıyla onların hukuki güvenliklerini sağlamaya yönelik bir işlev görmektedir. (AYM,
E:2016/43, K:2017/146, 20.12.2017)
16) Nitekim 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip
eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunun 102 nci maddesinde de amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuz olduğu ve zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemelerin kabul olunduğu belirtilmiştir.
17) 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 116 ncı maddesinde vergi hatası, vergiye müteallik
hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmıştır. Vergi hatalarının neler olduğu ise anılan
Kanunun 117 ve 118 inci maddelerinde açıklanmıştır. Aynı Kanunun 120, 121 ve 122 nci maddelerine göre, vergi hatası nedeniyle fazla veya yersiz tahakkuk edildiği anlaşılan verginin, re’sen ya da mükellefin yazılı başvurusu üzerine düzeltilmesi mümkün bulunmakta olup, “Düzeltme Zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde de 114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği belirtilmiştir.
18) Bu kapsamda şikayet konusuyla ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Kurumumuza
gönderilen yazıda da; “Alacaklı amme idareleri tarafından takip edilen amme alacaklarının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilememesi halinde zamanaşımına uğrayacağı, bu nedenle zamanaşımına uğrayan bir amme alacağının, alacaklı idare tarafından borçludan istenemeyeceği ve bunun bir sonucu olarak da borçlu hakkında cebri takibat yapılamayacağı ancak, zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemeler kabul olunacağı” açıklaması yapılmıştır.
19) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 126 ncı maddesinde, yine bu Kanunun 114 üncü
maddesindeki 5 yıllık tarh ve tahakkuk zamanaşımına atıfta bulunarak, bu zamanaşımı süresi dolduktan sonra vergi hatalarının düzeltilemeyeceğinin kesin bir ifadeyle belirtildiği, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 102 nci maddesinde de amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı ve zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemelerin kabul olunduğu hükümlerinin yer aldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte 2006-2019 yılları arasındaki emlak vergilerinin haciz yazısı nedeniyle ödendiği anlaşıldığından ilgili belediye tarafından vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilememesi nedeniyle zamanaşımına uğrayan alacakların haciz yazısı ile istenmesinin hukuka aykırı olduğu bununla birlikte Vergi Usul
Kanununda “Düzeltme Zamanaşımı” başlıklı 126 ncı maddesinde de 114 üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği belirtildiğinden başvuranın mezkur taleplerinin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
20) Başvuranın iddiaları, idarelerin açıklamaları, ilgili mevzuat hükümlerinin
incelenmesi ve Kurumumuzca yapılan değerlendirme neticesinde; 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ile 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ilgili maddeleri çerçevesinde tarh ve tahsil zamanaşımından sonra haciz yazısı ile tahsil yapılmasına yönelik işlem tesis etmesinin hukuka aykırı olduğu, başvuranın mezkur taleplerinin de Vergi Usul Kanunun 126 ıncı maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme
21) İyi yönetim ilkelerine 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede
yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar
Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup; Kurumumuzun bilgi ve belge talebine süresi içinde cevap verildiği, İdarenin başvuranla ilgili işlemlerinde, ‘makul sürede karar verme’ ilkesine uygun davrandığı tespit edilmiştir.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN AÇIKLAMA
22) 6328 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu Tavsiye Kararının
idareye tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde idare tarafından herhangi bir eylem ya da işlem tesis edilmezse (varsa) dava açma süresinden kalan süre işlemeye devam edecek olup Aydın
Vergi Mahkemesinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçe ve dosyanın kapsamına göre, BAŞVURUNUN KABULÜNE; Vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılın başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilemeyerek zamanaşımına uğrayan ödemelerin iadesi ve Vergi Usul Kanununda zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği belirtildiğinden başvuranın mezkur taleplerinin de bu çerçevede değerlendirilmesi hususunda KARACASU BELEDİYE BAŞKANLIĞINA TAVSİYEDE
BULUNULMASINA,
Kararın BAŞVURANA ve KARACASU BELEDİYE BAŞKANLIĞINA tebliğine;
6328 sayılı Kanunun 20 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, bu karar üzerine tesis
edilecek işlemin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
e-imzalıdır
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi