onecikan-yargitay

ÖZET: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, sanıkların görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından verilen beraat ve mahkumiyet kararlarını inceledi. Sanıklara isnat edilen eylemlerin, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve bu suçun 8 yıllık zamanaşımına tabi olduğu belirlendi. Sanıklar hakkında verilen beraat kararları yönünden zamanaşımını kesen son işlemin 30.05.2014 tarihli sorgu olduğu, sanık … açısından ise 02.04.2015 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme tarihi arasında zamanaşımının gerçekleştiği tespit edildi. Bu nedenle, verilen hükümlerin Yargıtay tarafından bozulmasına ve yeniden yargılama gerektirmeden zamanaşımı nedeniyle davaların düşmesine karar verildi.

Ayrıca, sanık … hakkında zimmet suçundan verilen beraat hükmü, bilirkişi raporunun yetersizliği ve eksik inceleme nedeniyle bozuldu. Hükmün, maddi gerçeğin belirlenmesi açısından yetersiz gerekçe ile kurulduğu, dolayısıyla katılanların temyiz itirazlarının yerinde olduğu vurgulandı. Bu durum, hukukun gerekliliklerine uygun bir inceleme yapılmadığını ortaya koymakta ve adaletin sağlanması adına önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.

5. Ceza Dairesi         2023/10871 E.  ,  2024/12393 K.

    “İçtihat Metni”

    İNCELENEN KARARIN
    MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
    SAYISI : 2014/67 Esas, 2015/103 Karar
    SUÇTAN ZARAR GÖREN : …
    SUÇ : Sanıklardan …, … ve … hakkında zincirleme olarak basit zimmet ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma, … hakkında zincirleme şekilde icrai davranışla görevi kötüye kullanma, … hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma
    HÜKÜM : Sanıklardan …, …, … ve … hakkında isnat olunan suçtan beraat, … hakkında atılı suçtan mahkumiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
    EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma, düşme

    Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
    Serbest muhasebeci olan sanık … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında, 5271 sayılı Kanun’un 237. maddesine göre atılı suçtan doğrudan zarar görmeyen Tarım ve Orman Bakanlığının katılma hakkı bulunmadığı ve bu suçtan kurulan hükmü temyiz yetkisinin olmadığı gözetilerek, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE, 1163 sayılı Kanun’un Ek 2/2 ile 3628 sayılı Kanun’un 17 ve 18. maddeleri uyarınca zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun’un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun’un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18/2. maddesi gereği başvuru tarihinde zimmet suçu bakımından müdahil sıfatını kazandığı, sanıklar …, …, … ve …’a isnat edilen görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin ise 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi uyarınca suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkı bulunduğu nazara alınarak, incelemenin katılan kooperatif vekilinin tüm beraat hükümlerine, katılan … suçtan zarar gören Bakanlık vekilinin zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerine, sanık … müdafiinin ise görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
    Sanıklardan … ve … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan, … ve … hakkında görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından verilen beraat ile … hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu hâlinde bir bütün olarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun 5237 sayılı Kanun’un 257/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık aslî dava zamanaşımı süresine tabî olduğu, sanıklar hakkında verilen beraat kararları yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan 30.05.2014 tarihli sorgu; sanık … açısından ise 02.04.2015 tarihli mahkumiyet hükmü ile inceleme tarihi arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasa’nın 322 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
    Sanık … hakkında zimmet suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
    Suç tarihinde S.S. Sarıidris Kasabası Sulama Kooperatifi yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan sanığın, 03.07.2012 tarihinde yeni seçilen yönetim kuruluna kooperatif kasasını 5.796,18 TL eksik olarak devrettiği ve bu suretle zimmet suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında beraatine karar verilmiş ise; hükme esas alınan bilirkişi raporunda sanığa isnat olunan eylemin açıklığa kavuşturulmaması ve yeterince irdelenmemesi karşısında, maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından, kasa açığı hakkında sanığın ve diğer kooperatif yöneticilerinin beyanlarının alınmasından, alınan beyanlar doğrultusunda belirlenecek tanıkların ifadelerine başvurulmasından sonra dosyanın kül halinde konunun uzmanı Sayıştay emekli uzman denetçilerinden seçilecek yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilip; iddia ve savunmayı karşılar, görevi kötüye kullanma olarak sübutu kabul edilen eylemleri mevcut olan serbest muhasebecinin işlemlerini kasa açığı yönünden de irdeler şekilde, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması sonrasında suç vasfının ve sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, hüküm kurmaya elverişli nitelikte olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak, yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
    Kanuna aykırı, katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 26.12.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

    KARŞI OY

    Yerel mahkemenin sanığın eylemini muhasebe hatası şeklinde değerlendirmesi oluş ve dosya kapsamına göre isabetli görüldüğünden, suç vasfının görevi kötüye kullanma olarak kabulüyle zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi kanaatinde olduğumdan çoğunluğun aksi yöndeki kabulüne iştirak edilmemiştir.