onecikan-yargitay

ÖZET: Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri uyarınca tescil istemine ilişkindir. Davacı, 30 yılı aşkın süredir zilyetlik iddiasıyla taşınmazın kendisine tescilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, davacının zilyetliğinin 50 yılı aşkın bir süreye dayandığını, taşınmazın tarımsal faaliyet için uygun olduğunu ve başka bir hak iddiasının bulunmadığını belirterek davayı kabul etmiştir.

Davalı Hazine, taşınmazın devlet tasarrufunda olduğunu ve zilyetlikle kazanım koşullarının sağlanmadığını savunarak istinaf başvurusunda bulunmuştur. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, ilk mahkeme kararını usul ve yasaya aykırı bulmuş, dosyanın tam olarak incelenmediğini belirterek davanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Ancak, temyiz aşamasında, mahkeme, zilyetlik koşullarının oluştuğunu ve davacının imar ihyasının tamamlandığını tespit ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.

Sonuç olarak, temyiz edilen karar, usul ve kanuna uygun bulunmuş, davalı Hazine’nin itirazları reddedilmiştir. Bu durum, zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğini ve davacının haklılığını ortaya koymaktadır.

8. Hukuk Dairesi         2023/2570 E.  ,  2024/6451 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2021/1602 E., 2022/733 K.
    KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2019/320 E., 2021/232 K.

    Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un (4721 sayılı Kanun) 713/1 maddesi ile 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri gereğince tescil istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

    Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

    I. DAVA
    1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 02.04.1967 tarihinde kesinleşen tesis kadastrosu, 05.07.1971 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, 12.05.1992 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılamamış ormanların kadastrosu ve 2/B uygulaması, 3402 sayılı Kanun’un Ek-4 üncü maddesine göre 2009 yılında kesinleşen kadastro çalışması ile 3402 sayılı Kanun’un 22-a maddesi gereğince yapılan ve 28.02.2013 tarihinde kesinleşen kadastro çalışması bulunmaktadır.

    2. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafın … ilçesi … Mahallesindeki paylı mülkiyet ile sahibi olduğu 199 ada 29 parselde bitişik taşınmaza 30 yılı aşkın bir süredir aralıksız ve davasız malik sıfatıyla zilyet bulunmakta ve tasarruf etmekte olduğunu, bu taşınmazın müvekkil tarafından 30 yılı aşkın bir süre önce imar ve ihya edildiğini, ekilip dikilir tarım arazisi haline getirildiğini ve içine çeşitli meyve ağaçlarının dikildiğini, dava konusu taşınmazda müvekkili açısından Medeni Kanunda öngörülen zilyetliğe dayanan kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle malik olma koşullarının oluştuğunu, taşınmaz üzerinde başka kişilerin zilyetliği veya hakkı bulunmadığını, ormanla veya başka bir kamu kurum ve kuruluşu ile de bir ilgisinin olmadığını, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı nedeniyle müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

    II. CEVAP
    1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazla ilgili olarak zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının bulunmadığını ileri sürerek davacı tarafın açtığı haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

    2. Dahili davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurumun 4721 sayılı Kanun’un 713/3 üncü maddesinde belirtilen ilgili kamu tüzel kişiliklerinden olmadığını, 6360 sayılı ve 5216 sayılı Kanun hükümleri gereği Belediyelerine husumet yöneltilemeyeceğini, davanın süresinde açılmadığını, öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın imar ihya suretiyle kazanımı şartlarının gerçekleşmediğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    1. İlk Derece Mahkemesinin 05.02.2019 tarihli ve 2016/288 Esas, 2019/34 Karar sayılı ilamı ile; “davacının dava konusu yerde önceki murisleri ile birlikte eklemeli olarak 50 yılı aşkın bir süredir zilyetliklerinin bulunduğu, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarından önce davacının murisi olan dedesi … tarafından imar ve ihya edilip kullanılmaya başlandığı, davacının murisinin ve davacının bu yeri ekin, susam, karpuz gibi tarım ürünleri ekerek tarımsal arazi olarak kullandığı, davacının taşınmaza nizasız fasılasız şekilde eklemeli 50 yıldan fazla zilyet olduğu, bu yerin kullanımı ile ilgili başka biriyle ihtilaflarının olmadığı, zirai bilirkişisi ve orman bilirkişisinin raporları, mahalli bilirkişiler ve tanık beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın ekonomik olarak tarımsal faaliyet gerçekleştirilebilir vaziyette olduğu, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olmadığı ve yapısı itibariyle de özel mülkiyete konu edilebileceği, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olmadığı, fen bilirkişilerinin raporu ve eki krokisinde (A) hafi ile gösterilen yerde davacı gerçek kişi yararına 4721 sayılı Kanun’un 713/3 üncü maddesi uyarınca zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği” gerekçesiyle davanın bu kısım yönünden kabulü ile, Antalya ili … ilçesi … Mahallesinde bulunan kadastrocu bilirkişiler … ve … nin 06.02.2018 tarihli raporunda ve eki krokilerinde (A) harfi ile gösterilen 4509.88 m²’lik yerin aynı mahalle 199 ada son parsel numarası ile tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

    2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 24.10.2019 tarihli ve 2019/574 Esas, 2019/756 Karar sayılı ilamı ile; “bu tür davalar kamu düzenine ilişkin bulunduğundan tescilin mümkün olup olmadığı ve zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemece re’sen araştırılması gerektiği, bu anlamda yörede yapılan kadastro tespit çalışmalarının hangi tarihte yapıldığı, çekişmeli taşınmazın neden tespit harici bırakıldığı, orijinal pafta getirtilmek suretiyle tespit edilen komşu parsellere ait tespit tutanakları ve varsa dayanağı belgelerin, imar planı içinde olup olmadığı, köy yerleşim alanı içerisinde kalıp kalmadığı, kamuya tahsis edilip edilmediği ile mera tespit ve tahsis çalışmasının bulunup bulunmadığının araştırılması, orman kadastrosu tutanaklarının dosya arasına getirtilmesi, 3402 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde davacı adına senetsizden tescil edilen taşınmazların listesinin Kadastro Müdürlüğünden getirtilmesi, bu belgelerin yapılacak keşifte mahalline uygulanması, çekişmeli taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, nasıl ve ne şekilde kullanıldığı, kimden kime geçtiği, imar-ihyanın ne zaman başladığı ve ne zaman bitirildiği hususlarında yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarının maddi olaylara dayalı olarak sorularak tespit edilmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının resmi belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi raporları ile denetlenmesi, dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait eski tarihli hava fotoğrafları ile memleket haritalarından taşınmazın kullanımına ilişkin araştırma yapılması, doğal eğimin belirlenmesi, en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığının, orman sayılan yerlerden ise orman kadastrosu dışında hangi tarihte bırakıldığının, bırakılma tarihinden itibaren imar planına alınma veya dava tarihine kadar yirmi yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi ve toplanan bu delillere göre davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken dosya tam tekemmül etmeden yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi dayanak alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/(1)-a-6 ncı maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.

    4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davacının dava konusu yerde önceki murisleri ile birlikte eklemeli olarak 50 yılı aşkın bir süredir zilyetliklerinin bulunduğu, dava konusu taşınmazın kadastro çalışmalarından önce davacının murisi olan dedesi … tarafından imar ve ihya edilip kullanılmaya başlandığı, davacının murisinin ve davacının bu yeri ekin, susam, karpuz gibi tarım ürünleri ekerek tarımsal arazi olarak kullandığı, davacının taşınmaza nizasız fasılasız şekilde eklemeli 50 yıldan fazla zilyet olduğu, eklemeli zilyetlik şeklindeki kullanımın ekonomik amaca uygun olduğu, bu yerin kullanımı ile ilgili başka biriyle ihtilaflarının olmadığı, zirai bilirkişisi ve orman bilirkişisinin raporları, mahalli bilirkişiler ve tanık beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazın ekonomik olarak tarımsal faaliyet gerçekleştirilebilir vaziyette olduğu, imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olmadığı ve yapısı itibariyle de özel mülkiyete konu edilebileceği, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olmadığı, fen bilirkişilerinin raporu ve eki krokisinde (A) hafi ile gösterilen yerde davacı gerçek kişi yararına 4721 sayılı Kanun’un 713/3 üncü maddesi uyarınca zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği” gerekçesiyle davanın bu kısım yönünden kabulü ile, Antalya ili … ilçesi … Mahallesinde bulunan kadastrocu bilirkişi …’ın 06.02.2021 tarihli raporunda ve eki krokilerinde (A) harfi sarı renk ile gösterilen 4509.88 m²’lik alanın aynı ada son parsel numarasını takip eden parsel numarası verilmek kaydıyla tarla vasfı ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

    B. İstinaf Sebepleri
    Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olduğunu, dava konusu taşınmazın, kanuni şartları haiz imar ve ihyasının oluşmadığını, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarının maddi gerçeği yansıtmadığını, bilirkişi raporlarında, dava konusu yerin kim tarafından ne şekilde imar ve ihya edildiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, dava konusu yerin evveliyatının ne olduğu hususlarının açık olmadığını ve dosyadaki hava fotoğrafları dahi bilirkişi raporlarıyla örtüşmediğini, raporda belirtilen zeytin ağaçlarının zaten o bölgenin doğal bitki örtüsü olduğunu, davaya Orman İdaresinin de dâhil edilmesi gerektiğini, taraf teşkili sağlanmadan, orman yüksek mühendisi bilirkişiler refakatinde keşfe gidilmeden, 4721 sayılı Kanun’un 713 üncü maddesi gereğince, Hazine adına tespit edilmesi gereken dava konusu taşınmazın, neden tescil harici bırakıldığı hususu Kadastro Müdürlüğüne dahi sorulmadan davacı lehine hüküm kurulduğunu, eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davaya konu taşınmazın 09.03.2017 ve 01.06.2021 tarihli raporlara göre taşınmazın 1967 yılında çalılık niteliği ile tescil harici bırakıldığı, 1963 yılı hava fotoğrafında çalılık iken 1981 ve devamı hava fotoğraflarında temizlenip tarım alanı olarak kullanıldığı, her iki raporda imar ihyanın 30-35 yıl önce tamamlandığının bildirildiği, taşınmazın eğiminin %3-6 olup orman sayılmayan yer olduğu, 2005 yılından itibaren de bitişik 29 nolu parselle birlikte kullanıldığı, … B.B.B’nın 14.03.2019 tarihli imar planında yol ve tarım alanı olarak ayrıldığı, raporların mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının da dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, tescil şartlarının davada oluştuğunun anlaşıldığı” gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/(1)-b.1 inci maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının ve istinaf mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanılamayacağını, aksi düşünülse bile davacı tarafın 4721 sayılı Kanun’un 713 ve 3402 sayılı Kanun’un 14, 17 nci maddelerinde sayılan olumlu ve olumsuz şartları sağlamadığını, kazanmaya elverişli zilyetliğinin ve imar ihyasının bulunmadığını, mahkemece davaya konu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığının, davacının imar ihyasının olup olmadığının var ise ne zaman tamamlandığının açık olarak araştırılıp ortaya konulmadığını, zilyetlik araştırmasının usulüne uygun olmadığını ve eksik olduğunu, hava fotoğrafları uygulamasının usulüne uygun olmadığını, keşif işlemi ve alınan raporların eksik olduğunu ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, keşifte taşınmazın fotoğrafının çekilmediğini, toprak analizinin de yapılmadığını, dinlenen tanıklar ve mahalli bilirkişilerin beyanlarının davayı kanıtlar nitelikte olmadığını ve çelişkili olduğunu, çelişki giderilmeden karar verildiğini, 3402 sayılı Kanun’un 17 nci madde de sayılan şartların sağlanıp sağlanmadığının araştırılmadığını, taşınmazın imar planı içinde olup olmadığının, kamu hizmetine tahsisli olup olmadığının ilgili yerlerden sorulmadığını, davacının davaya konu taşınmazın bulunduğu yer çalışma alanında zilyetlikle kazandığı başka yeri olup olmadığının da ilgili yerden sorulmadan karar verildiğini açıklayarak, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, 4721 Sayılı Kanun’un 713/1 inci maddesi ile 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddeleri gereğince tescil istemine ilişkindir.

    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun, 3402 sayılı Kanun.

    3. Değerlendirme
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

    Harçtan muaf olduğundan Hazine’den harç alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.