onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararında, davacı, Hazine adına kayıtlı taşınmazların kendisine ait olduğunu iddia ederek tapu iptali ve tescili talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, 120 ada 309 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verirken, 120 ada 253 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Yargıtay, taşınmazların zilyetlik koşullarının yeterince araştırılmadığını ve orman kadastrosunun yapılmadığını vurgulayarak, eksik inceleme nedeniyle mahkeme kararını bozmuştur.

Mahkeme, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, 120 ada 309 parselin tarım arazisi olduğu ve davacının uzun süre zilyetlikte bulunduğu yönünde bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı onayarak, zilyetlik koşullarının oluştuğunu ve davacının taşınmaz üzerindeki haklarının tanınması gerektiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, temyiz edilen kararın usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek onanmasına hükmetmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2022/4070 E.  ,  2024/7853 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2017/218 E., 2022/127 K.
    DAVA TARİHİ : 03.09.2012
    KARAR : Davanın kabulüne

    Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bazı taşınmazlar yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
    K A R A R
    Davacı asil … dava dilekçesinde özetle; tapuda Hazine adına ham toprak ve meşelik niteliğiyle kayıtlı Yenice köyü 120 ada 253 ve 309 parsel sayılı taşınmazların uzun süredir kendinin malik olarak zilyetliğinde olduğundan bahisle, tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    Yörede 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun) EK-4.maddesine göre orman kadastro çalışmaları yapılmıştır. Dava konusu taşınmazın davacının uzun süreli zilyetliği terk ettiğinden bahisle 3402 sayılı Kanun’un 18 nci maddesine göre Hazine adına ham toprak ve meşelik vasfıyla 04.05.2009 tarihinde tespit edildiği ve 21.07.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
    İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 120 ada 309 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 120 ada 253 parsel sayılı taşınmazın ise evveliyatının orman olduğundan davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve davacı … tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/271 Esas ve 2017/5519 Karar sayılı ilamı ile; ” dosya kapsamında 18.06.2014 günü yapılan keşifte dinlenen tespit bilirkişileri uyumlu ortak beyanlarında, dava konusu taşınmazın yaklaşık 15 dönümünün davacıya ait olduğunu, diğer kısımlarının ise Mustafa, Hüseyin, Fettah, Cemil ve … Kaya’ya ait olduğunu, 20 yıl öncesine kadar herkesin kendi yerini ekip diktiğini ancak son 20 senedir taşınmazın tamamını davacının ekip diktiğini beyan etmesine rağmen mahkemece; davacının, taşınmazın tamamına malik sıfatıyla zilyet olup olmadığı hususu netleştirilmeden taşınmazın tamamının davacı adına tesciline karar verilmiş, mahkemece usulüne uygun orman araştırması yapılmamış, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede daha önce orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı hususu araştırılmamıştır. Bu haliyle mahkemece yapılan araştırma zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluşup oluşmadığını belirlenme konusunda yetersizdir. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı hüküm kurulamaz. Tüm bu nedenlerle; mahkemece, usulüne uygun orman araştırması yapılması gerekmektedir… taşınmazın orman ya da orman içi açıklık durumunda olmadığı belirlenirse zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, taşınmazın öncesinin ne olduğu, geçmişte kime ait bulunduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, taşınmazın taksim, hibe veya satış yoluyla davacı yada bayilerine verilip verilmediği hususu yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmalı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları belirlenmeli, taşınmazın değişik bölümlerinden zirai bilirkişi marifetiyle yeterli derinlikten toprak örnekleri alınıp incelenerek, taşınmazın imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise tarihi ve ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği belirlenmeli, 1980’li yıllara ait hava fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazın o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, yine fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında gösterilerek taşınmazın zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenmeli, hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü oluşturan unsurların tek tek sayı olarak tarif edilmeli, ağaçların cinsi, ortalama yaşı, kapalılık oranı, hakim ağaç türü ve kullanım şekli detaylı olarak incelenmeli, çekişmeli taşınmazın fiilî durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre tarafların taleplerini tam olarak karşılar şekilde hüküm kurulmalıdır.” gerekçeleriyle dava konusu Yenice köyü 120 ada 253 parsel sayılı taşınmaz yönünden onanmasına, 120 ada 309 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; “dava konusu olan 120 ada 309 parsel yönünden taşınmazın hava fotoğrafları ve memleket haritasından evveliyatının Orman sayılmayan yerlerden olması, zirai bilirkişi raporu ve mahalli – tespit bilirkişi beyanlarından taşınmazın tarım arazisi olduğu, eklemeli zilyetlik ile birlikte davacıların murisi … tarafından kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile zilyet olunduğu, bu zilyetliğin ekonomik amaca uygun olduğu, davacı ve davacının babası ile babasının mirasçılarının salt zilyetlikten adlarına aynı çalışma alanı içerisinde tespit edilen taşınmaz miktarının 3402 Sayılı Kadastro Kanunun 14. maddesinde ön görülen kuru toprakta 100 dönüm sınırını aşmadığı anlaşılmış” gerekçesiyle davanın kabulüne, Batman ili Gercüş ilçesi Yenice köyünde kain 120 ada 309 parsel numarası ile tapuda kain davalı Hazine adına kayıtlı olan taşınmazın (Fen bilirkişisi … Berlik imzalı 24.05.2021 tarihli rapor ve ekinde yer alan krokide belirtilen taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile Adana 3. Noterliğinin 12.12.2017 tarihli ve 21268 yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki payları oranında davacı mirasçılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Bu karar davalı Mal Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
    Jeodezi ve fotoğrametri uzmanı bilirkişinin 27.05.2021 tarihli raporunda; 1953, 1984 ve 2002 hava fotoğrafında, streoskop aleti ile yaptığı incelemede, tarımsal faaliyetlerin ve kullanımının olduğu, etrafında kullanımdan kaynaklı yer yer belirgin sınrıların olduğu, komşu parsellerde de tarımsal faaliyetin olduğu ve benzerlik gösterdiğinin tespit edildiği, toprak uzmanı ziraat mühendisinin 23.07.2021 tarihli raporunda; taşınmazda 40 yıldan uzun süre öncesinde imar ve ihya çalışmalarının başlandığını ve 1984 yılında tamamlandığının belirtildiği, orman mühendisi bilirkişi raporunda evveliyatının orman olmadığının belirtildiği dikkate alındığında taşınmazda 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17 nci maddeleri kapsamında zilyetlik koşullarının oluştuğunun, tespit bilirkişileri ve mahalli bilirkişilerin ortak beyanlarında ise taşınmazın 2009 yılındaki kadastro çalışmalarından önce davacı tarafında Mustafa, Hüseyin, Fettah, Cemil ve … Kaya’dan satın alındığını, zaten taşınmazın bir bütün olarak ekilip biçildiğini, taşınmazın hiç boş bırakılmadığını, arada nadasa bırakıldığını beyan ettikleri, bu haliyle taşınmazda davacının malik sıfatıyla nizasız ve fazılasız olarak kadastro tespit tarihi olan 2009 yılından önce 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde olduğu anlaşılmıştır.
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.