|
ÖZET: Bu Yargıtay kararı, davacının Armutlu ilçesindeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile tescili talebini incelemektedir. İlk Derece Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak davanın kabulüne karar vermiş, ancak Bursa Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı hukuka aykırı bularak reddetmiştir. Yargıtay, taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten itibaren zilyetlik süresinin dolduğunu ve davacının zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu vurgulamıştır.
Yargıtay, 3402 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri çerçevesinde, taşınmazın gerçek kişiler adına tespit ve tescilinin mümkün olduğunu ifade etmiştir. Davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliği, 35-40 yaşlı zeytin ağaçlarıyla desteklenmiş ve bu durum, zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu göstermiştir. Sonuç olarak, Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozarak, davanın kabulüne ve taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini sağlamıştır. |
8. Hukuk Dairesi 2023/134 E. , 2024/7435 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1235 E., 2022/1361 K.
KARAR : Davacının davasının kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/180 E., 2018/167 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gemlik 1.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne davanın reddine karar verilmiş bu kez davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına dair verilen karar üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davanın kabulüne karar verilmiş bu kez hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, Armutlu ilçesi Fıstıklı köyünde bulunan ve tespit harici bırakılan temyize konu taşınmaz hakkında, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanma koşulları oluştuğundan adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 22.06.2017 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.446 metrekarelik bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmekle Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli ve 2018/610 Esas, 2018/668 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, çekişmeli taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.01.2022 tarihli ve 2021/17610 Esas, 2022/279 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında Çekişmeli taşınmazın, evveliyatı itibariyle, 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12′ yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunda ihtilaf bulunmamakla birlikte, bu tür yerlerde taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışarısında bırakılma tarihinden sonra sürdürülen zilyetliğe kıymet verilecek, taşınmazın orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesine göre yapılan genel arazi kadastrosundaki tespit tarihine kadar kazanmaya yeterli zilyetlik süresi geçmiş ve 3402 sayılı Kanun’un 14 ve 17 nci maddesinde aranan şartlar da gerçekleşmiş ise, taşınmazın gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmesi mümkün olabilecektir.
Temyize konu dava dosyası incelendiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu çalışmalarında orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten tespit tarihine kadar Kanun’un aradığı 20 yıllık sürenin geçtiği , taşınmaz üzerinde 35-40 yaşlı 60 adet zeytin ağacının bulunduğu ve taşınmazda davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu açıktır. Bu haliyle davanın kabulü yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, yanılgılı gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka aykırı olduğundan, hükmün bozulması gereğine değinilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacı yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 22.06.2017 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 2446 metrekarelik taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere,bozma ilamı doğrultusunda karar verilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçe dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.