onecikan-yargitay

ÖZET: Bu Yargıtay kararı, Gemlik ilçesindeki 2800 ve 2802 parsel numaralı taşınmazların tescili üzerine yapılan hukuki bir uyuşmazlığı ele almaktadır. Davacı, kazandırıcı zamanaşımına dayanarak taşınmazların kendi adına tescilini talep etmiş, ilk derece mahkemesi talebi kabul etmiştir. Ancak, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunu kabul ederek davayı reddetmiştir. Yargıtay, bu kararı bozmuş ve taşınmazların orman kadastrosu ile ilgili geçmişini inceleyerek, zilyetlik süresinin dolduğunu ve davacının zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunu belirtmiştir.

Yargıtay, taşınmazların orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten itibaren 20 yıllık zilyetlik süresinin geçtiğini ve bu nedenle davacının taşınmazlar üzerindeki haklarının tescil edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu bağlamda, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya uygun olduğuna, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararının ise hukuka aykırı olduğuna karar verilmiştir. Sonuç olarak, davanın kabulü yönünde verilen karar onanmış ve davacı lehine tescil işlemi gerçekleştirilmiştir.

8. Hukuk Dairesi         2022/7555 E.  ,  2024/7434 K.

    “İçtihat Metni”

    MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
    SAYISI : 2022/814 E., 2022/1174 K
    KARAR : Davanın kabulüne
    İLK DERECE MAHKEMESİ : Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI : 2016/524 E., 2018/189 K.

    Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gemlik 1.Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nce istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine karar verilmiş, bu kez davacı Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına dair verilen karar üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nce bu kez davanın kabulüne karar verilmiş ve hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    Kadastro sırasında Gemlik ilçesi Büyükkumla köyü çalışma alanında bulunan 2800 ve 2802 parseller sırasıyla 6.296,93 ve 2.582,36 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla vasfıyla davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.

    Davacı, kazandırıcı zamanaşımına dayanarak taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır.

    İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, tapu kaydının iptali ile zeytinlik vasfıyla davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından istinaf edilmekle Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin 29.11.2018 tarihli ve 2018/609 Esas, 2018/709 Karar sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 27.12.2021 tarihli ve 2021/17276 Esas, 2021/12961 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan bozma ilamında ”çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 1948 yılında ilan edildiği ve taşınmazın orman sınırları dışında bırakıldığı, genel arazi kadastrosunun 1956 yılında yapıldığı ve taşınmazın çalılık olarak tespit harici bırakıldığı, bilahare orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde çalışmaları yapılarak ilan edilip 1990 yılında kesinleştiği ve taşınmazın yine orman sınırları dışarısında bırakıldığı, son olarak 2014 yılında 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesi uyarınca davaya konu kadastro çalışmalarının yapıldığı ve hükme esas alınan orman bilirkişi raporuna göre taşınmazın eğiminin %35, evveliyatının çalılık vasfında olduğu, ancak tespit tarihi itibariyle ormanla ilgisinin bulunmadığı, ziraat bilirkişi raporuna göre de taşınmaz üzerinde 30-35 yaşlı 300 adet bakımlı zeytin ağacının bulunduğu anlaşılmaktadır.
    Çekişmeli taşınmazın, evveliyatı itibariyle, 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12′ yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunda ihtilaf bulunmamakla birlikte, bu tür yerlerde taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışarısında bırakılma tarihinden sonra sürdürülen zilyetliğe kıymet verilecek, taşınmazın orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesine göre yapılan genel arazi kadastrosundaki tespit tarihine kadar kazanmaya yeterli zilyetlik süresi geçmiş ve 3402 sayılı Kanun’un 14. ve 17. maddesinde aranan şartlar da gerçekleşmiş ise, taşınmazın gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmesi mümkün olabilecektir.
    Temyize konu dava dosyası incelendiğinde, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu çalışmalarında orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten tespit tarihine kadar Kanun’un aradığı 20 yıllık sürenin geçtiği ve taşınmazda davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu açıktır. Bu haliyle davanın kabulü yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, yanılgılı gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı hukuka aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir.

    Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Büyükkumla Mahallesi 2800 ve 2802 parsel sayılı taşınmazların davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

    S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

    11.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.