|
ÖZET: Başvuran, 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli deprem nedeniyle evinde oluşan hasar için zorunlu deprem sigortası tazminatı talep etmiştir. Ancak, başvurunun reddedilme sebebi, sigorta poliçesinin depremden sonra düzenlenmiş olmasıdır. Doğal Afet Sigortaları Kurumu, başvuranın poliçesinin ana depremden sonra tanzim edildiği ve bu nedenle hasar dosyasının “hasardan sonra tanzim” gerekçesiyle kabul edilmediğini belirtmiştir. Ayrıca, başvuranın poliçeyi hasarsız olarak beyan etmesi, sigortacılık ilkelerine aykırı bir durum olarak değerlendirilmiştir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun incelenmesi sonucunda, başvuranın sigorta poliçesinin geçersiz olduğu ve hasar tazminatının ödenemeyeceği sonucuna varmıştır. İlgili mevzuat gereğince, sigorta sözleşmesinin geçerliliği, rizikonun gerçekleştiği tarihten önceki beyanlara dayanmaktadır. Başvuranın, depremden sonra poliçe düzenlemesi ve hasar durumunu doğru beyan etmemesi, tazminat talebinin reddedilmesine yol açmıştır. Sonuç olarak, Kamu Denetçiliği Kurumu, başvurunun reddedilmesinde hukuka ve hakkaniyete aykırı bir durum olmadığını belirterek, başvurunun geçerliliği konusunda herhangi bir itirazın yargı yoluyla yapılabileceğini ifade etmiştir. |
T.C. TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU
(OMBUDSMANLIK)
SAYI : 2023/14318-S.23.22619
BAŞVURU NO : 2023/6772
KARAR TARİHİ : 08/11/2023
RET KARARI ,TCKN:
Adres:
BAŞVURUYA KONU İDARE : DOĞAL AFET SİGORTALARI KURUMU BAŞKANLIĞI
Başvuranın deprem sigorta tazminatı ödenmesi talebine ilişkindir.
BAŞVURUNUN KONUSU :
BAŞVURU TARİHİ : 15/05/2023
I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ
1. Kurumumuza yapılan başvuruda başvuran, 06.02.2023 tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli deprem felaketi sebebiyle evinin hasar gördüğünü, buna ilişkin hasar dosyası açıldığını, numaralı zorunlu deprem sigorta poliçesinin olduğunu, hasar tespiti amacıyla eksper incelemesi yapıldığını ancak inceleme sonucu belirlenen hasar tutarının ödenmediğini belirterek zorunlu deprem sigortası tazminatının tarafına ödenmesini talep etmektedir.
II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI
2. Kurumumuzun 17.05.2023 tarihli ve S. sayılı şikâyet konusuna ilişkin bilgi ve belge talep yazılarına istinaden Doğal Afet Sigortaları Kurumu Başkanlığının 27.09.2023 tarihli ve sayılı
yazı ve ekinde özetle:
2.1. Depremde oluşan hasarların 06.02.2023 tarihinde saat 04.17’de Kahramanmaraş 7,7 büyüklüğündeki depremin etkisiyle meydana geldiği, ancak başvuranın numaralı zorunlu deprem sigortası (ZDS)
poliçesini ana depremden sonra 06.02.2023 tarihinde saat 12.55’de tanzim ettiği, poliçe ana depremden sonra tanzim edildiğinden dolayı başvurana ait hasar dosyasının “hasardan sonra tanzim” gerekçesiyle reddedilerek ödeme yapılmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1401 inci maddesi uyarınca, riziko (deprem) gerçekleştikten sonra yaptırılan poliçelerin kanunen hükümsüz sayıldığı ve oluşan hasarın teminat dışı olduğunun tespit edildiği,
2.2. Başvuru sahibinin riziko gerçekleştikten sonra poliçe tanzim etmek suretiyle sigortacılık esaslarına aykırı bir şekilde hareket etmiş olduğu, bununla birlikte poliçesini tanzim ederken beyan yükümlülüğüne aykırı olarak poliçeyi hasardan sonra “hasarsız” olarak tanzim ettirdiği, Zorunlu Deprem Sigortası Poliçe
Genel Şartları C.2 maddesi çerçevesinde sigortalının veya sigorta ettirenin geçmiş depremlerdeki orta veya daha ağır hasar durumunu kasıtlı olarak beyan etmediği anlaşıldığı takdirde DASK’ın riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabileceği ve prime hak kazanacağı,
/
Açıklamalarına yer verilmiştir.
III. İLGİLİ MEVZUAT
3. 18.10.1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının:
3.1. “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2 nci maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”
3.2. “Devletin iktisadi ve sosyal ödevlerinin sınırları” başlıklı 65 inci maddesinde; “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.”
3.3. “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkına sahiptir. Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.”
4. 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir.”
5. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun:
5.1. “Tanım” başlıklı 1401 inci maddesinin birinci fıkrasında; “Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir.”
5.2. “Sigortanın kapsamı” başlıklı 1409 uncu maddesinde; “(1) Sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumludur. (2) Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.”
5.3. “Yaptırım” başlıklı 1439 uncu maddesinde; “(1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.
(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.”
5.4. “Sigortacının hakları” başlıklı 1445 inci maddesinin beşinci fıkrasında; “Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında
/
bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez.
Bağlantı yoksa sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.”
6. 13.05.2011 tarihli ve 27933 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Zorunlu Deprem Sigortası Genel
Şartlarının “Sigorta Ettirenin Beyan Yükümlülüğü Fesih ve İptaller” başlıklı C.2 maddesinde; “DASK bu sigorta sözleşmesini, sigorta ettirenin, rizikonun gerçek durumunu bildiren beyanına dayanarak yapmıştır. Sözleşmenin düzenlenmesi aşamasında, sigortalının veya sigorta ettirenin, meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumu gibi bilgilerde gerçeğe uygun olmayan beyanı halinde aşağıdaki hükümler uygulanır.
Sigortalının veya sigorta ettirenin beyanının gerçeğe aykırı veya eksik olması halinde DASK’ın sözleşmeyi daha ağır şartlarla yapmasını gerektirecek durumlarda, DASK veya aracı kılınan ilgili sigorta şirketi durumu öğrendiği andan itibaren 15 gün içerisinde prim farkının ödenmesini sigorta ettirenden talep eder.
Gerçeğe aykırı beyan hali, depremden sonra öğrenilmişse, tazminat, alınan prim ile alınması gereken prim arasındaki orana göre ödenir.
Sigortalının veya sigorta ettirenin geçmiş depremlerdeki orta veya daha ağır hasar durumunu kasıtlı olarak beyan etmediği anlaşıldığı takdirde DASK, riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.”
Hükümleri yer almaktadır.
IV. KAMU DENETÇİSİ ARİF DÜLGER’İN KAMU BAŞDENETÇİSİ’NE ÖNERİSİ
7. Kamu Denetçisi tarafından dosya kapsamında yapılan değerlendirme neticesinde hazırlanan “Tavsiye
Karar Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. Hukuka, Hakkaniyete ve İnsan Haklarına Uygunluk Yönünden
8. Başvuran özetle, zorunlu deprem sigorta tazminatının ödenmemesi sebebiyle yaşadığı mağduriyetinin giderilerek bu tazminatın ivedi olarak tarafına ödenmesini talep etmektedir.
9. Dosya kapsamına bakıldığında:
9.1. DASK tarafından yapılan tespitlere göre oluşan hasarların 06.02.2023 tarihinde saat 04.17’de
Kahramanmaraş 7,7 büyüklüğündeki depremin etkisiyle meydana geldiği ancak başvuran tarafından numaralı ZDS poliçesinin ana depremden sonra 06.02.2023 tarihinde saat 12.55’de tanzim edildiği,
9.2. İdare tarafından gönderilen başvurana ait 06.02.2023 tarihinde tanzim edilen zorunlu deprem sigortası poliçesinde bina hasar durumunun “hasarsız” olarak beyan edildiği,
9.3. numaralı ZDS poliçesi için DASK’a 13.03.2023 tarihinde yapılan ihbar yapıldığı, bunun üzerine Doğal Afet Sigortaları Kurumu Çalışma Esasları Yönetmeliği’nin 22 nci madde “Hasar tespiti, Kurum tarafından görevlendirilen ilgili branşlarda ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından yapılır.” hükmü çerçevesinde eksper ataması gerçekleştirildiği ve hasara ilişkin tespitlerin ekspertiz raporunda belirtildiği,
9.4. Yetkili kişi tarafından ekspertiz raporunda “Binanın taşıyıcı sisteminde hasar bulunmamaktadır. Dış cephede boya çatlaklar mevcuttur. Merdiven kovasında boya çatlaklar mevcuttur. Mutfak kısmında fayans çatlaklar mevcuttur. Tuvalet kısmında seramik çatlakları mevcuttur. Hasar tutarının uygun olduğu
/
kanaatindeyim.” ifadelerine yer verilerek toplam hasarın 32.549,00 TL olduğunun ve hasarın ana deprem sonrası oluştuğunun belirtildiği,
9.5. Dolayısıyla poliçe ana depremden sonra tanzim edildiğinden dolayı başvurana ait hasar dosyasının
“hasardan sonra tanzim” gerekçesiyle reddedilerek ödeme yapılmadığı,
Anlaşılmaktadır.
10. Zorunlu Deprem Sigortasında sigorta himayesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasıyla poliçenin teslimi, primin peşin ve nakden ödenmesi ile başlar. Başka bir ifadeyle, zorunlu deprem sigortası “akde” dayanmaktadır. Sigorta sözleşmesinde düzenlenen poliçe üzerinde sigorta süresi olarak belirlenen tarih, sigorta sözleşmesinden doğan edimlerin başlangıç anını ve devamı süresini göstermektedir. Söz konusu tarih aralığında meydana gelen rizikonun sigorta poliçesi kapsamında tazmin edileceği açıktır. Bu durum sigortacının sorumluluğunun sigorta sözleşmesinin kuruluş tarihiyle başladığını ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla 06.02.2023 tarihinde gerçekleşen Kahramanmaraş depremi sonrası yapılan poliçe ve zeyilnameler sigorta hukuku açısından geçersizdir. Ancak depremden sonra konutta hasar oluşmadan poliçe veya zeyilname yapılmışsa poliçe veya zeyilname hukuken geçerli olacaktır. Bu durumda sigorta ettirenin/sigortalının konutunda hasar oluşmadan zeyilname yaptığını ve hasara sebebiyet verecek büyülükte bağımsız ya da artçı depremler sonucu hasar oluştuğunu iddia etmesi halinde DASK’ın aksini ispat etmesi gerekmektedir.
11. Bununla beraber Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları “C-2 Sigorta Ettirenin Beyan Yükümlülüğü, Fesih ve İptaller” başlıklı maddesinde “DASK bu sigorta sözleşmesini, sigorta ettirenin, rizikonun gerçek durumunu bildiren beyanına dayanarak yapmıştır. Sözleşmenin düzenlenmesi aşamasında, sigortalının veya sigorta ettirenin, meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumu gibi bilgilerde gerçeğe uygun olmayan beyanı halinde aşağıdaki hükümler uygulanır…
Sigortalının veya sigorta ettirenin geçmiş depremlerdeki orta veya daha ağır hasar durumunu kasıtlı olarak beyan etmediği anlaşıldığı takdirde DASK, riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.” hükmü yer almaktadır.
12. Yine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Yaptırım” başlıklı 1439 uncu maddesinde “…Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.” hükmü ile “Sigortacının hakları” başlıklı 1445 inci maddesinde “Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına veya bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı hâlinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.” hükmü yer almaktadır.
13. Sigortalanmak istenen menfaat hakkında en iyi bilgiye sahip olan sigorta ettirenin, sigortacıya yapacağı bilgilendirme, sigortacının sigorta ettirenle sözleşme ilişkisi kurup kurmamasında, riziko/prim arasındaki dengenin kurulmasında, teminatın kapsamının ve sigorta ettirene sözleşme ile yüklenilecek külfetlerin belirlenmesinde önem arz etmektedir. Sigortalı ile sigortacı arasındaki sözleşme ilişkinin sigortacılık ilkeleriyle uyumlu, özellikle “azami iyi niyet” ilkesiyle bağdaşması ve sözleşmenin kabul edilip edilmemesinde etkili olabilecek yapıyla ilgili bütün bilgilerin beyan edilmesi yasal bir zorunluluktur. Yani, tarafların sorumluluk çerçevesinde güveni sarsacak işlem ve eylemlerden uzak durması gerekmektedir.
Sigorta ettiren sözleşme öncesi beyan külfetinin gereğini yerine getirebilmek adına sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya tam ve eksiksiz bir şekilde
/
bildirmek zorundadır. Sigorta ettirenin sözleşme öncesi beyan külfetini ihlal etmesi ihmali davranıştan kaynaklanmış ve söz konusu ihmal tazminatın miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki etmiş ise ödenecek tazminattan indirim yapılacaktır. Buradan çıkarılacak bir diğer sonuç ise, ihmali davranışla bu hususlar arasında bağlantı olmaması durumunda sigorta tazminatının tam ödeneceğidir.
14. Bu bağlamda başvuranın sigorta poliçesi incelendiğinde, yukarıda bahsi geçen hususun “Poliçede bilgileri bulunan sigortalı meskenin brüt yüzölçümü, yapı tarzı, bina inşa yılı, adresi, geçmiş depremlerde hasar durumu bilgilerinin doğru olduğundan emin olunuz. Aksi durumda, eksik veya gerçeğe aykırı bildirim sebebiyle eksik tazminat ödemesi yapılabilir. Sigorta ettiren/sigortalının geçmiş depremlerdeki orta veya daha ağır hasar durumunu kasıtlı olarak beyan etmediği anlaşıldığı takdirde DASK, riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır.” ifadesiyle sigortalıların/sigorta ettirenlerin bilgisine sunulduğu anlaşılmaktadır.
15. Tüm bu açıklananlar çerçevesinde somut olayda riziko gerçekleştikten sonra zorunlu deprem sigortası poliçesinin düzenlendiğinin ekspertiz raporuyla sabit olduğu ve yine başvuran tarafından depremde hasar gören yapı ile ilgili beyan yükümlüğünün ihlal edildiği dikkate alındığında ilgili idare tarafından oluşan hasarın teminat dışı olduğu tespitinde herhangi bir hukuka ve hakkaniyete aykırılık olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
B. İyi Yönetim İlkeleri Yönünden Değerlendirme 16. İyi yönetim ilkelerine 28.03.2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “İyi yönetim ilkeleri” başlıklı 6 ncı maddesinde yer verilmiş olup söz konusu ilkeler yönünden yapılan değerlendirme neticesinde; Kurumumuzca istenilen bilgi ve belgelerin idare tarafından tam ve gerekçeli olarak Kurumumuza gönderildiği, ayrıca idarenin başvuranla ilgili işlemlerinde “kanunlara uygunluk”, “hesap verilebilirlik”, “kararların gerekçeli olması”, “karara karşı başvuru yollarının gösterilmesi” ve
“kararın geciktirilmeksizin bildirilmesi” ilkelerine uygun davrandığı anlaşılmaktadır.
VI. HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT
17. 14.06.2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, bu Ret Kararının başvurana tebliğ tarihinden itibaren, ilgili idarenin işlemine karşı (varsa)
dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye devam edecek olup görevli-yetkili yargı merciinde yargı yolu açıktır.
VII. KARAR
Açıklanan gerekçelerle, BAŞVURUNUN REDDİNE,
Bu kararın başvurana ve Doğal Afet Sigortaları Kurumu Başkanlığına tebliğine,
Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisince karar verildi.
Şeref MALKOÇ
Kamu Başdenetçisi