|
ÖZET: Uyuşmazlık, davacı şirketin, trafik kazası sonucu ödenen tazminatların rücuen tahsili talebi üzerinedir. Davacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırılmadığı için, kazada zarar görenlere yaptığı ödemelerin Güvence Hesabından tahsilini istemektedir. Davalı ise, ödemelerin zamanaşımına uğradığını ve davacının yasal bir zorunluluğu olmadan ödeme yaptığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, davacının yaptığı ödemelerin rücu edilebilecek miktarlarını belirleyerek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise, zorunlu sigorta yapılmadığı için davacının ödediği tazminatların davalı Güvence Hesabının sorumluluğu kapsamında olduğunu, dolayısıyla davacının rücu talebinin yerinde olduğunu belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayarak, davacının yaptığı ödemelerin yasal dayanağının bulunduğunu ve faiz talebinin de usul ve yasaya uygun olduğunu belirlemiştir. Bu nedenle, davalı vekilinin temyiz başvurusu reddedilmiştir. |
4. Hukuk Dairesi 2024/3948 E. , 2024/10026 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/4863 E., 2021/95 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kısmen kabulü/Davalının istinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1325 E., 2018/706 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete Trafik (Karayolu Zorunlu Mali Sorumluluk) sigortalı aracın 21.07.2008 tarihinde ölümlü ve yaralamalı trafik kazası yaptığını, bu kazada vefat eden … varislerine 30.09.2010 tarihinde 174.766,00 TL ölüm tazminatı aynı kazada sakat kalan … için ise 19.09.2013 tarihinde 93.467,00 TL daimi sakatlık tazminatı olmak üzere toplam 268.233,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, …plakalı aracın ”Zorunlu Taşımacılık Sigortası” yaptırmak zorunda olduğunu, ancak bu sigortanın yapılmamış olduğunu, zorunlu sigortalardan olması ve böyle bir poliçe bulunmaması sebebiyle meydana gelen zararın … kapsamında kaldığını, davalı … Hesabına yapılan başvurudan sonuç alınamadığını belirterek 268.233,00 TL alacağın 174.766,00 TL’sinin 30.09.2010 tarihinden, 93.467,00 TL’sinin ise 19.09.2013 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/259 Esas 2010/431 Karar sayılı kesinleşmiş kararı gereği ödeme yapılarak ihtilafın kesin hükümle sona erdiğini, müvekkili kurumun sorumluluğunun bulunmadığını, davacı ile ödeme yapılan kişiler yasal mesnedi olmadan yapılmış ise ödemenin lütuf ödemesi olduğunu, yapılan bu ödeme sebebiyle rücu hakkı bulunmadığını, davaya konu kazaya karışan aracın yetki ve güzergah izin belgesi bulunmayan bu bakımdan zorunlu karayolu taşımacılık sigortası ya da karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yaptırma mesuliyeti bulunmayan bir araç olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun 4925 sayılı Yasa’ya uygun bir araç ve taşıma söz konusu olması halinde mümkün olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, öleninin yakınına ödeme yaptığı miktarlar, malul kalana yapılan miktarlar, ölenin desteği, maluliyet oranı ile kusur durumu değerlendirildiğinde; yaralanan …’ ya her ne kadar 93.467 TL ödenmiş ise de rücu edilebilecek miktarın 90.710,39 TL olduğu; ölen … yakınlarına her ne kadar 174.766,30 TL ödenmiş ise de rücu edilebilecek miktarın 174.766,00 TL olduğu, aktüeryal hesaplama tablosuna göre hesaplanmış miktar kadar ödenen bedelin rücusunun davalının sorumluluğu kapsamında mümkün olduğu gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddine, 265.476,39 TL’ye dava tarihi olan 03.11.2014 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı … şirketinin davaya konu aracın ZMSS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olduğunu, 4925 sayılı Kanun’un 18. maddesi gereği taşımacıların yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Yasa’nın 17.maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorunda olduğunu, anılan Yasa’nın 19/son ve Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının b.8 maddeleri hükümlerine göre meydana gelen zararların öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanması gerektiğini ancak bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz … gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararının bu sigorta teminatlarının üzerinde kalan kısımları için sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulabileceğini, buradaki sorumluluğun müşterek ve müteselsil sorumluluk değil sıralı sorumluluk olduğunu, davacının yasal bir zorunluluğu olmamasına rağmen ödememesi gereken tazminatı zarar gören üçüncü şahıslara ödediği durumda yaptığı ödemenin Güvence Hesabının sorumluluğunda olduğu gerekçesiyle tahsilini talep edemeyeceğini, mahkemenin faiz türünü hatalı değerlendirdiğini, avans faizi işletilerek hatalı hüküm kurulduğunu, davacının müvekkiline hiçbir şekilde geçerli bir başvuru yapmadığını ve temerrüdün oluşmadığını belirterek istinaf talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yasal düzenleme gereği kazaya sebebiyet veren trafik sigortalı aracın zorunlu karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigortası yaptırma mecburiyeti bulunmasına rağmen bu sigortanın yaptırılmadığı, bu durumda, davacının zarar gören dava dışı … ve … mirasçılarına yapmış olduğu ödemenin davalı … Hesabının sorumluluğu kapsamında kalmasına, kazaya sebebiyet veren araç ticari nitelikte minübüs olmasına, dava konusu haksız eylemin TTK’nın 3. maddesi uyarınca ticari iş niteliğinde bulunmasına göre avans faiz uygulanmasının yerinde olmasına, mahkemece ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edildiği halde halde davalı lehine olacak şekilde dava tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinafında ileri sürdüğü sebebleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık davacı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu, yaralanan yolcuya ve vefat eden yolcunun mirasçılarına yapılan ödemenin, Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında (poliçe olmadığı için) Güvence Hesabından rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 310 ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu.
3. Değerlendirme
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre, karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.10.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.