|
ÖZET: Belediye tarafından kurulan takdir komisyonunun, yetki sınırları dışında arazilere ilişkin birim değer tespiti yapması, idarenin mali yükümlülük altına girmesine yol açmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 49. maddesi, takdir komisyonlarının arazilere ait asgari ölçüde birim değer tespitini belirli bir süreç içinde gerçekleştirmesi gerektiğini düzenlemektedir. Bu süreç, ilgili ticaret ve ziraat odaları ile muhtarlıkların da dahil olduğu bir dizi resmi kuruluştan alınan onayları içermektedir.
Takdir komisyonlarının oluşumu, arsalara ilişkin işlemlerde belediye başkanı veya yetkilendirdiği memur, defterdar ve ilgili diğer üyelerden oluşurken, arazilere ilişkin işlemlerde ise valilik bünyesindeki komisyonlar yetkilidir. Bodrum Belediyesi’nin 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporu, bu yetki aşımının mahkeme kararlarına yol açtığını ortaya koymuştur. 2022 yılı denetimlerinde ise konuyla ilgili devam eden davaların bulunduğu tespit edilmiştir. Mevzuat hükümleri doğrultusunda, arazilere yönelik takdir yetkisi belediyelere ait değildir. Bu nedenle, belediyenin arazi takdir işlemlerinden vazgeçmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, idare aleyhine açılan davalar sonucunda gereksiz dava ve avukatlık ücretleri ödenmesi kaçınılmaz olacaktır. |
BULGU: Belediye Tarafından Oluşturulan Takdir Komisyonunun Yetkisi Olmamasına Rağmen Arazilere Ait Asgari Ölçüde Birim Değer Tespit Etmesi
2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi
Belediye tarafından oluşturulan takdir komisyonu tarafından yetki alanında olmamasına rağmen arazilere ilişkin takdir işlemi yapılması sonucu idarenin mali külfet altına sokulduğu görülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 49’uncu maddesinde; takdir komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin dört yılda bir yapacakları takdir, tarh ve tahakkuk işleminin (Emlak Vergisi Kanunu’nun 33’üncü maddesinin (8) numaralı fıkrasına göre yapılacak takdirler dahil) yapılacağı sürenin başlangıcından en az altı ay önce karara bağlanarak, arsalara ait olanlar için takdirin ilgili bulunduğu il ve ilçe merkezlerindeki ticaret odalarına, ziraat odalarına ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları ile belediyelere, araziye ait olanlar içinse il merkezlerindeki ticaret ve ziraat odalarına ve belediyelere imza karşılığında verileceği düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un “Takdir Komisyonu” başlıklı birinci bölümünün “Kuruluş” madde başlıklı 72’nci maddesinde; arsalara ait asgari ölçüde birim değer tespitinde takdir komisyonunun; belediye başkanı veya tevkil edeceği memurun başkanlığı altında belediyenin yetkili bir memuru ile defterdarın, vergi dairesi başkanlığı bulunan yerlerde ise vergi dairesi başkanının görevlendireceği iki memur, tapu sicil müdürü veya tevkil edeceği bir memur ve ticaret odasınca seçilmiş bir üye (ilgili olduğu arsalara ilişkin takdir komisyonlarına organize sanayi bölgesini temsilen bir üye) ile ilgili mahalle ve köyün muhtarından oluşacağı; araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitinde ise takdir komisyonu, valinin başkanlığı altında defterdar, Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı il müdürü ile il merkezlerindeki ticaret ve ziraat odalarından seçilmiş birer üyeden oluşacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; arsalara ait asgari ölçüde birim değerinin tespitinde belediye bünyesinde oluşturulan takdir komisyonları, arazilere ait birim değerinin tespitinde ise valilik bünyesinde oluşturulan takdir komisyonlarının yetkili olduğu anlaşılmaktadır.
Bodrum Belediyesinin 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporunda, belediye tarafından oluşturulan takdir komisyonu tarafından yetkisi alanında olmamasına rağmen arazilere ilişkin takdir işlemi yapıldığı ve bu durumun belediye aleyhinde sonuçlanan mahkeme kararlarına konu olduğu tespiti yapılmış olup, 2022 yılı denetimlerinde yapılan incelemeler sonucunda da konuyla ilgili derdest davaların bulunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, araziler için takdir yetkisi belediyelere ait değildir. Bu itibarla, Belediye tarafından arazi takdir işlemi yapılması uygulamasından vazgeçilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde konuyla ilgili olarak idare aleyhine açılan davalar sonucunda gereksiz şekilde dava ve vekalet ücretleri ödenmesine neden olunacaktır.