ÖZET: 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporları, ruhsatı hükümden düşen ve terk edilen maden sahalarında rehabilitasyon çalışmalarının etkin bir şekilde yürütülmediğini ortaya koymuştur. Mevzuatta rehabilitasyon süreçlerine dair eksiklikler, finansman sorunları ve veri kayıt sisteminin yokluğu gibi sorunlar tespit edilmiştir. Bu durum, ruhsat sahiplerinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve kamu güveninin azalmasına yol açmaktadır. Maden sahalarının çevre ile uyumlu hale getirilmesi için gerekli düzenlemelerin ivedilikle yapılması önerilmektedir.

BULGU: Ruhsatı Hükümden Düşen Ve Terk Edilen Maden Sahalarında Yapılan Rehabilitasyon/Çevre İle Uyum Çalışmalarının İcrasında Ve Takibinde Eksiklikler Bulunması

2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Özel Bütçeli İdare

Ruhsatı hükümden düşen veya terk edilen maden sahalarının çevre ile uyumlu hale getirilmesi adına yapılan rehabilitasyon çalışmalarının icrasında ve takibinde gerekli etkinliğin sağlanamadığı görülmüştür.
3213 sayılı Maden Kanunu’nda (Mad.32) ve bu Yasa’ya dayanılarak çıkarılan uygulama Yönetmeliği niteliğindeki Maden Yönetmeliğinde (Mad.85) maden sahalarında ruhsatın hükümden düşmesi ve terk edilen alanlarda alınacak tedbirlere yani maden sahalarındaki faaliyetler sonrası ilgili alanların çevre ile uyumlu hale getirilmesi adına yapılacak rehabilitasyon süreci anlatılmaktadır. Bu anlamda Maden Kanunu’nun 32’nci Maddesi ve Maden Yönetmeliği’nin 85’inci Maddesi rehabilitasyon faaliyetlerinin temelini oluşturmaktadır. 25.11.2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği Ek-1 kapsamında bulunan maden sahalarında ÇED projesine Doğaya Yeniden Kazandırma Planı eklenmesi gerekmekte olup ayrıca maden sahasının bulunduğu arazinin mülkiyetine göre diğer Kanunların getirdiği yükümlülüklerin de bulunduğu anlaşılmaktadır.
Kurumda yapılan 2021 ve 2022 yılı denetimleri kapsamında maden sahalarındaki rehabilitasyon süreçleri ve faaliyetlere dair mevzuat düzenlemeleri incelenmiş olup,
– İlgili mevzuatta maden sahasında yapılacak rehabilitasyon konusunda yapılacak işlemin detayları konusunda eksiklikler bulunduğu,
– İncelenen mevzuatta rehabilitasyon çalışmalarının yapılması için yıllarca sürecek alandaki tüm madencilik faaliyetlerinin tamamlanması, alanın terk edilmesi ve böylece ruhsatın hükümden düşmesinin beklendiği,
– Bu şekilde madencilik faaliyeti yapılan geniş alanlarda kısmen faaliyetin tamamlandığı lokal alanların rehabilitasyonu için de tüm bu sürecin tamamlanması gerektiği,
– İncelenen mevzuatta maden sahasının yalnızca bir bölümünde rehabilitasyon yapılması gerektiğinde “kısmi rehabilitasyon işlemi”ne olanak veren/zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmadığı,
– Rehabilitasyon faaliyetlerinin finansmanı konusunda hey yıl alınan ruhsat bedellerinin %30’unun bu faaliyetler için ayrıldığı,
– Tahsil edilen bu miktarın ise madencilik faaliyetlerinin uzun yıllar boyunca sürmesi nedeniyle söz konusu rehabilitasyon maliyetlerini tüm sürecin sonundaki güncel maliyetleri yönüyle karşılamaktan uzak olduğu,
– Rehabilitasyon projelerinin nasıl oluşturulması gerektiği konusunda detaylandırmaya ihtiyaç duyulduğu,
– Maden sahalarında gerçekleştirilen rehabilitasyon faaliyetlerine ilişkin herhangi bir veri kaydının tutulmadığı,
tespit edilmiştir.
Bununla birlikte Kurum tarafından konuyla ilgili olarak eksikliklerin çözümü için çalışmalar yapılmakta, mevcut mevzuat doğrultusunda bu konu üzerine ilgili birimler tarafından ruhsat hukuku devam eden sahalarda yapılan rehabilitasyon faaliyetlerinin niteliği ve niceliğinin tespiti konusunda işletme faaliyet raporlarında ilgili bir kısım oluşturulması için çalışmalar yürütülmektedir. Diğer taraftan Mevzuat değişikliği konusunda çalışma yapılmakta; mevzuatta rehabilitasyon ve kısmi rehabilitasyonun tanımlanması ile rehabilitasyon gelirlerinin uzun sürecek madencilik faaliyetleri sürecinde mali değeri anlamda erozyona uğramaması adına bir takım mevzuat düzenlemeleri planlanmaktadır. Ancak henüz söz konusu mevzuat düzenlemeleri tamamlanıp yürürlüğe girmemiştir. Buradan hareketle konunun çözümü adına yapılacak mevzuat çalışmalarında;
– Maden sahalarındaki rehabilitasyon sürecine ara dönemler veya lokal bölgeleri de içerecek şekilde dinamik bir yapı kazandırılması,
– Maden sahasının tamamının mı yoksa bir kısmının mı rehabilite edilmesi gerektiğinin kararının verilmesi ve bu işleme uygun rehabilitasyon bedellerinin belirlenmesi, bu bedellerin hangi süreler içinde ne şekilde temin edileceği, gecikme durumunda ilave edilecek gecikme zamlarının ve sorumluluklarını yerine getirmeyen maden işletmelerine uygulanacak yaptırımların belirlenmesi gerektiği,
-Rehabilitasyon yapılacak arazinin mülkiyetine göre ilgili Kurumların yapması gereken yükümlülükler ve bunlara ait finansmanın nasıl temin edileceğinin açıkça belirtilmesi gerektiği,
-Rehabilitasyon projesinin kimler tarafından hazırlanabileceği, onaylanması için gerekli şartların belirlenmesi ve projeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesi, rehabilitasyonun uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığının tespiti, inceleme çalışmaları ve denetimlerin nasıl ve hangi Kurum tarafından yapılacağının belirlenmesi gerektiği,
-Maden sahasında rehabilitasyon projesinde belirlenen kullanımdan farklı amaçlı bir kullanım yapılacaksa uyulması gereken usuller ve bu durumda alınan teminatların iadesiyle ilgili esasların belirlenmesi gerektiği,
-Maden sahalarında gerçekleştirilen rehabilitasyon faaliyetlerine ilişkin etkin bir veri kayıt sisteminin kurulması gerektiği ve buna dair kurumlar arası iletişimi etkin kılacak esasların belirlenmesi gerektiği,
Hususlarının göz önünde bulundurulmasının sorunun etkin bir şekilde çözümü adına önemli olduğu değerlendirilmektedir. Aksi durumda kurum cevabında da belirtildiği üzere ruhsat sahipleri terk sürecinin yükümlülüklerine katlanmamak adına, kanuni boşluktan faydalanıp işletme ruhsat bedelini ödemeyerek rehabilitasyon yapmadığı sahasının iptalini sağlamakta, bu sayede yeni yıllara ait harçlar ve bedelleri ödememekte ve Valiliklerce ruhsat sahasının rehabilite edilemeyeceği bu nedenle amme alacakları kapsamında bir tahsilat yapılamayacağını düşünüldüğünden can ve mal emniyeti ile ilgili sorumluluğa katlanıp sahanın rehabilitasyonundan kaçınmaktadırlar. Diğer taraftan ruhsat sahalarında açılmış ocakların rehabilite edilmeden bırakılması sonucu, madenciliğe ve kamu kurumlarına güven azalmakta, yeni madencilik projeleri gündeme geldiğinde çeşitli itirazlara konu olmakta, hatta bazı maden kaynakları sosyal itirazlar, gösteri ve eylemler nedeniyle işletilememektedir.
Maden sahalarının çevre ile uyumlu hale getirilmesi adına yukarıda yer alan eksiklerin ivedilikle tamamlanmasında fayda mülahaza edilmektedir.