| ÖZET: 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporları, büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idarelerinin içme suyu kalite parametrelerini altı ayda bir Bakanlığa bildirme yükümlülüğüne uymadığını ortaya koymuştur. Bazı idarelerin veri girişi yapmadığı, bu durumun içme suyu arıtma sınıflarının belirlenmesini olumsuz etkilediği ve yasal müeyyide eksikliği nedeniyle gerekli yaptırımların uygulanamadığı belirtilmektedir. |
BULGU: İçme Sularının Kalite Kategorilerine İlişkin Bildirimlerin, İlgili İdarelerce Zamanında Yapılmaması
2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 421’inci maddesine dayanılarak hazırlanan, İçme Suyu Temin Edilen Suların Kalitesi ve Arıtılması Hakkında Yönetmelik’in 12’nci maddesine göre büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idareleri, içme ve kullanma suyu kalite parametrelerindeki oranların izlenmesi amacıyla, verilerini altı ayda bir Bakanlığa bildirmeleri gerekirken bazı idarelerin buna riayet etmedikleri görülmüştür.
Mezkur Yönetmeliğin amacının, içme suyu temin edilen veya temin edilmesi planlanan suların kalite kategorisi, suların dâhil olduğu kategoriye göre uygulanacak arıtma sınıfları, bu sularda izlenmesi gereken parametreler için numune alma ve analiz sıklıkları ile içme suyu arıtma tesislerinin arıtma veriminin tespitine ilişkin hususları kapsadığı,
Yönetmelik’in 5’inci maddesinde Tarım ve Orman Bakanlığının, içme ve kullanma suyu temin edilen veya temin edilmesi planlanan suların kalite kategorilerini belirleyeceği; idarelerin de su teminine yönelik arıtma ve arıtma verimini takiple mükellef olduğu,
Aynı Yönetmeliğin “Arıtma verimi” başlıklı 8’inci maddesinde; İçme suyu arıtma tesislerinin giriş suyu ve çıkış suyu Ek-1’de yer alan parametreler doğrultusunda izleneceği, içme suyu arıtma tesisi çıkış sularının, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’te yer alan içme suyu standartlarına getirilmesi gerektiği, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik’te yer almayan parametrelerin, Yönetmelik ekindeki (Ek-1) Kategorilere göre su kalite standartlarındaki A1 sınıfında verilen parametre değerlerini sağlamak zorunda olduğu,
“İzleme ve raporlama” başlıklı 12’nci maddesinde ise; Büyükşehir belediye sınırları içerisinde büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idaresi genel müdürlüklerince içme ve kullanma suyu temin edilen veya temin edilmesi planlanan suların izleme programları hazırlanacağı ve izlemelerin Ek-1’de verilen parametreler doğrultusunda gerçekleştirileceği,
Her bir izleme neticesi, izlemeyi yapan idare tarafından Bakanlık Ulusal Su Bilgi Sistemine kaydedileceği ve yazılı olarak altı ayda bir Bakanlığa bildirileceği,
Bakanlık ise, (gelen verilere göre), suların kalite kategorilerini Yönetmelik ekinde (Ek- 1) yer alan kalite parametrelerini göz önüne alarak, sulara uygulanması gereken arıtma sınıflarını (A1, A2 ve A3 sınıfları) belirleyeceği ve ihtiyaç duyulması halinde ilgili idareye (Büyükşehir belediyelerine bağlı olan su ve kanalizasyon idaresine) bildireceği, Hususları düzenlenmiştir.
Ulusal Su Bilgi Sistemine, Antalya, Balıkesir, Malatya, Ordu, Hatay, Van Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinin yılda bir defa veri girişi yaptığı, Bursa ve Gaziantep Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüklerinin sene boyunca veri girişi yapmadığı tespit edilmiştir.
İçme sularının kaliteli sunumunun sağlanabilmesi amacıyla, suların dâhil olduğu kategoriye göre uygulanacak arıtma sınıflarının belirlenebilmesi için; gerekli olan içme sularının kalite parametrelere uygun olarak ölçümlenen su bilgilerinin zamanında temininin sağlanmasında yetersiz kalındığı anlaşılmaktadır. Yasal dayanağı olmaması nedeniyle Yönetmelik’te bu hususta herhangi bir müeyyideye de yer verilemediği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla içme sularının kalite parametrelerine uygun olarak ölçümlenen su bilgilerinin zamanında temin edilmesi için gerekli olan idari para cezası veya ilgililerin ilan edilmesi gibi sair yaptırımların yasal düzenlemelerle ihdas edilmesine ihtiyaç duyulduğu değerlendirilmektedir.