BULGU: Kırsal Turizm ve Rekreasyonel Faaliyetler Kapsamında Desteklenen Yatırımlarda Kırsal Tanımının Dışına Çıkılması

2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Diğer Kamu İdareleri

Yapılan incelemede, “Kırsal Turizm ve Rekreasyonel Faaliyetler” kapsamında desteklenen yatırımlarda, kırsal alan tanımı dışına çıkıldığı anlaşılmıştır.
Kırsal kalkınma destekleri kapsamındaki en temel sorunlardan birisi bugüne kadar, kırsal alan kavramından ne anlaşılması gerektiği yönünde belirgin ve net bir çerçevenin çizilmemesi ve kırsal alan tanımının, coğrafi ve sosyoekonomik koşullar ile gelişmişlik düzeyi başta olmak üzere konuya etki eden tüm parametreler dikkate alınarak güncellenmemiş olmasından kaynaklanması olup diğeri de ana akım turizm ile kırsal turizm kavramları arasındaki farkın tefrik edilememesi olduğu görülmektedir.
2019 yılından itibaren raporladığımız bu hususta ilgili Kamu İdaresi tarafından nihayet harekete geçilmiş ve Türkiye İstatistik Kurumu, Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile görüşmeler yapılarak, Türkiye İstatistik Kurumunun 04.07.2023 tarihli yazısında ifade edildiği gibi “…uluslararası standartlara uygun, sürdürülebilir bir yapının geliştirilmesi ve bu düzeyde istatistik üretilmesi amacıyla fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan ‘Yoğun kent, orta yoğun kent ve kır’ ayrımında bir sınıflama çalışması yapılmıştır.”
Bu gelişme nedeniyle söz konusu desteklerin bundan sonra bu ölçüye uygun olarak yapılacağını kabul etsek de, ana akım turizm ile kırsal turizm kavramları arasındaki farkın tefrik edilememesi, kaynakların hatalı kullanımına yol açacak bir başka etken olarak varlığını sürdürmektedir.
Kamu İdaresinin cevabında yer verilen “Bulguda bahsi geçen ve IPARD II Programında yer alan ‘Kıyılar ve başlıca turizm beldelerindeki ana akım turizme ek olarak Türkiye’nin yüksek doğal, arkeolojik, kültürel değerlerinin tanıtılması gerekmektedir.’ ifadesi, ana akım turizm faaliyetlerinin kapsam dışı bırakılması gerekliliğini ifade etmemektedir. Bunun yanında, bulguda ana akım turizm ile ilişkilendirilen yatırımın ana akım turizm faaliyeti olduğunu belirleyecek somut bir unsur da bulunmamaktadır.” yaklaşımı, IPARD Programı ile mütenasip değildir.
Nitekim, Kamu İdaresinin “…ana akım turizm ile ilişkilendirilen yatırımın ana akım turizm faaliyeti olduğunu belirleyecek somut bir unsur da bulunmamaktadır.” şeklindeki yaklaşımı, zaten hemen öncesinde zikredilen ve IPARD Programında yer alan metin ile tekzip edilmektedir. Zira Program’ın yukarıda yer verilen ve “Kırsal Ekonomi ve Yaşam Kalitesi” başlıklı 3.4. numaralı bölümününde bulunan bu düzenleme ile ana akım turizmden ne anlaşılması gerektiği açıkça ortaya konulmakta olup ana akım tuizm kavramından, “kıyılar ve başlıca turizm beldeleri” ile özdeşleşmiş turizm faaliyetinin anlaşılması gerektiğinin altı çizilmektedir.
Öte yandan Program’ın anılan bölümünün “Kırsal Turizm ve Rekreasyon Faaliyetleri” başlıklı kısmını bir bütün olarak görmek hangi kavramdan neyin kastedildiğini anlamak ve kapsamı belirlemek için önem arz etmektedir. Bu bölüm tam olarak şu düzenlemeyi içermektedir: “Ülkenin arkeolojik, tarihî ve doğal kaynaklarına; yerel özelliklere ve kırsal turistik mekanların çokluğuna rağmen halen Türkiye’de kırsal turizm yaygın ve profesyonelleşmiş düzeyde değildir. Alternatif mekan arayan insanların değişen talepleri ile kırsal turizm Türkiye’nin kırsal kalkınmasında önemli bir rol oynayabilir. Kıyılar ve başlıca turizm beldelerindeki ana akım turizme ek olarak Türkiye’nin yüksek doğal, arkeolojik, kültürel değerlerini tanıtması gerekmektedir. Bunu, bahsi geçen yerlerdeki altyapıyı geliştirmeden başarmak olanaksızdır. Yeni konaklama tesisleri ve rekreasyonel alanlara ihtiyaç olduğu gibi hâli hazırda mevcut olan tesislerin de yenilenmeleri gerekmektedir.”
Söz konusu bölümün ifadesi gayet açık olup buradan çıkartılacak sonuç, taşıdığı potansiyele rağmen Türkiye’de kırsal turizmin yaygın ve profesyonelleşmiş düzeyde olmadığı ve kırsal kalkınmada önemli bir rol oynayabilecek bu yerlerin tanıtıma ve altyapısının geliştirilmesine ihtiyacı olduğudur.
Burada yer alan “Kıyılar ve başlıca turizm beldelerindeki ana akım turizme ek olarak Türkiye’nin yüksek doğal, arkeolojik, kültürel değerlerini tanıtması gerekmektedir.” ifadesinin, bahsi geçen yüksek potansiyele ve bu potansiyelin ihtiyaç duyduğu ilgiye işaret etmek için kullanıldığı oldukça açıktır. Bunu, kıyılar ve başlıca turizm beldelerinde kırsal turizm desteği verilebilir ama kırsal bölgelerin gelişmesini sağlayacak alternatif turiz mfaaliyetlerine de destek olunmalıdır, şeklinde anlamak hem IPARD Programının ruhuna hem de Program’da yer alan sayısız ifadeye aykırı olacaktır.
Nitekim Program’da birçok yerde geçen kırsal turizmin geliştirilmesi kavramı, “Konaklama, yemek hizmeti ve rekreasyon tesisleri oluşturulması ve mevcut tesislerin koşulları ve kapasitelerinin iyileştirilmesi”ne bağlı olarak, kırsal alanlarda yaşam koşullarının kalitesinin iyileşmesi, yeni iş alanları oluşması, kültürel ve doğal varlıkların tanıtımı ve korunması amacı ile birlikte ele alınmaktadır.
Zaten Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanan “Türkiye Turizm Stratejisi de benzer kavramlar üzerine kurulu olup, yer verilen “Ülkemiz kıyı turizmi yanı sıra, alternatif turizm (sağlık ve termal turizm, kış sporları dağ ve doğa turizmi, yayla turizmi, kırsal ve eko turizm, kongre ve fuar turizmi, kruvaziyer ve yat turizmi, golf turizmi, v.b.) gibi turizm türleri açısından da eşsiz imkanlara sahip bulunmaktadır.” ifadesinde “kıyı turizmi” ile alternatif turizm kategorisinde sayılan “kırsal ve eko turizm” ayrı tutulmuştur.
Bu anlayışın sürüdürülmesi, söz konusu desteklerin anayasası kabul edilebilecek IPARD Programı’nın ihlali anlamına gelecektir. Örneklem seçilen tüm illerde aynı durumla karşılaşılsa da, somut bir örnek vermek gerekirse, Trabzon Yomra’da finansal destek sunulan otel çarpıcı bir örnektir. IPARD programındaki “Kıyılar ve başlıca turizm beldelerindeki ana akım turizme ek olarak Türkiye’nin yüksek doğal, arkeolojik, kültürel değerlerinin tanıtılması gerekmektedir.” vurgusunun, bu otelin web sayfasında kendi tanıtımını yaptığı şu satırlarla boşa çıkartıldığını söylemek çok da yanlış olmayacaktır: “Otelimiz, Trabzon’da mavi ile yeşilin en mükemmel noktada buluştuğu turistik bölgesi Kaşüstü’nde konumlandırılmış olup plaj ve restoranlarına çok yakın bir mesafededir.”
Burada yol açılan çelişki, tüm çıplaklığı ile zuhur etmekte ve Program hedefinden ne kadar uzaklaşıldığı ve sonuçta gelinen yerin, ana akım turizm ile şehir oteli kavramının bir harmanı olduğu çarpıcı biçimde görülmektedir.
Buradaki örnek, yaygın olan bir durumun misali olarak verilmiş olup, ne yazık ki benzer örneklere ziyaret edilen diğer illerde de sıkça rastlanmış ve kırsal turizm destekleri bağlamında doğru uygulama örneklerinin yanlış uygulama örneklerine nazaran istisna teşkil ettiği görülmüştür.
Özetle, Tedbir kapsamında verilen desteklerin, az sayıdaki istisna dışında, deniz tatilini hedefleyen oteller ile şehir oteli niteliğindeki otellere verildiği, yatırımlar arasında “yeme içme tesisi” adı altında yapılan fakat düğün salonu olarak faaliyet gösteren yatırımlar da bulunduğu yaptığımız tespitlerle anlaşılmıştır.
Her ne kadar ilgili Kamu İdaresi “Kurumumuz tarafından düğün salonlarına herhangi bir destek verilmemekte olup, başvuru aşamasında sunulan teknik proje kapsamında gerçekleştirilen incelemelerde, yeme-içme tesisi olarak düğün salonu amacı ve ismi taşıyan ve gelin-damat odası ve benzeri mahal adlarıyla planlanan yatırımlar uygun görülmemektedir.” demiş olsa da, Malatya ve Elazığ ili Karakovan ilçesinde yapılan kimi yatırımların, düğün organizasyon hizmeti vermek amacıyla projelendirildiği yerinde yapılan incelemelerle anlaşılmıştır.
Farklı illerden seçilen örneklem üzerinden yapılan incelemeyle elde edilen sonuçlar, bu kapsamda verilen desteklerin, politika belgelerine aykırılığını ve başvurucuların, desteğin amacına uygun olmayan faaliyet gösterdiğini açıkça ortaya koymakta olduğundan, verilen desteklerin IPARD Programı’na uygun bir anlayışla yalnızca kırsal turizmi destekleyecek şekilde kullanılmasının sağlanması gerekmektedir.


ÖZET: 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporları, “Kırsal Turizm ve Rekreasyonel Faaliyetler” kapsamında desteklenen yatırımlarda kırsal alan tanımının dışına çıkıldığını ortaya koymuştur. Kırsal kalkınma destekleri için net bir kırsal alan tanımının olmaması ve ana akım turizm ile kırsal turizm arasındaki farkın ayırt edilememesi, kaynakların hatalı kullanımına yol açmaktadır. Kamu İdaresi, Türkiye İstatistik Kurumu ile yapılan görüşmeler sonucunda yeni bir sınıflama çalışması başlatmış olsa da, mevcut uygulamalar bu hedeflere ulaşmada yetersiz kalmaktadır. Desteklerin, kırsal turizmi destekleyecek şekilde yeniden yapılandırılması gerekmektedir.