ÖZET: Sürekli işçilerin yıllık izinlerinin kullanılmaması, 2021 yılı Sayıştay denetim raporlarında önemli bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Rapor, bu işçilerin yıllık izin haklarının yasal çerçevede kullandırılmadığını ve bu durumun yüksek miktarda birikmiş izin günlerine yol açtığını ortaya koymaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 50. maddesi, dinlenme hakkını güvence altına alırken, 4857 sayılı İş Kanunu da yıllık izinlerin verilmesi ve kullanılmasının zorunlu olduğunu belirtmektedir. İşverenler, iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda kullanılmayan izinlerin ücretini ödemekle yükümlüdür.

Yıllık izinlerin kullanımıyla ilgili düzenlemeler, 03.03.2004 tarihli Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde de yer almaktadır. İş Kanunu’nun 103. maddesi, yıllık izinlerin kullanılmaması durumunda işverenlere idari para cezası uygulanacağını öngörmektedir. Örneğin, Adana İl Sağlık Müdürlüğü’nde yapılan incelemede, 31.12.2021 itibarıyla 252 işçinin toplamda 41.069 gün kullanılmamış yıllık izni olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, işçilerin anayasal haklarının ihlaline yol açmakta ve işverenlerin sorumluluklarını artırmaktadır.

Sonuç olarak, yıllık izinlerin yasal çerçevede kullandırılması, hem işçilerin haklarının korunması hem de idarelerin mali yükümlülüklerinin azaltılması açısından büyük önem taşımaktadır. İşverenlerin, çalışanların izin haklarını ihlal etmemek için gerekli tedbirleri alması gerekmektedir.

BULGU: Sürekli İşçilerin Birikmiş Ücretli Yıllık İzinlerinin Kullandırılmaması

2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri

İl Sağlık Müdürlüklerinde; Sürekli işçilerin yıllık izinlerinin kanuna uygun şekilde kullandırılmadığı bu nedenle de yüksek miktarda birikmiş yıllık izinlerin bulunduğu ve bu biriken izinlerinin emeklilikte toplu izin ücreti olarak ödendiği görülmüştür.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 50’nci maddesinde, dinlenmenin çalışanların bir hakkı olduğu ve bu hakların kullanımının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde, işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği; 56’ncı maddesinde yılık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu; 59’uncu maddesinde iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği; 60’ıncı maddesinde yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ve işverence tutulması zorunlu kayıtların şekli Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle gösterileceği belirtilmiştir.
03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde de Kanun’a paralel bir şekilde yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
Ayrıca 4857 sayılı Kanun’un “Yıllık ücretli izin hükümlerine aykırılık” başlıklı 103’üncü maddesinde, 59’uncu madde gereğince hak edilmiş izni kullanmadan iş akdinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya 60’ıncı maddede belirtilen yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izni kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası (2021 Yılında 555,00 TL) idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
30.06.2021 tarih ve 2021/14 sayılı “Tasarruf Tedbirleri” konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesinde; “4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içerisinde hak kazandıkları yıllık ücretli izin süreleri, ilgili yıl içerisinde kullandırılacaktır. Ayrıca, ilgililerin önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık ücretli izin süreleri, yürütlen hizmtlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılacaktır.”
denilmek suretiyle kamu kurum ve kuruluşları tarafından gereken tedbirlerin alınacağı her kademedeki yöneticinin ise tasarruf ilkelerinin uygulanmasından sorumlu tutulacağı belirtilmiştir.
“Dinlenme” bir hak olarak Anayasamızda yer almakta, İş Kanunu da bu haktan vazgeçilemeyeceğini hüküm altına almaktadır. İş Kanunu’nun 59’uncu maddesinde yer alan iş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretinin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceğine dair hüküm, yıllık iznin kullanılıp kullanılmamasına ilişkin bir esneklik olarak değil, izin kullanılamadan iş akdinin feshedilmiş olması gibi zaruri durumlarda işçinin mağduriyetinin önlenmesine yönelik olarak düzenlenmiştir.
Yukarıda yer alan düzenlemelere göre işçilerin emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmektedir. Yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ücret ödemesi de işçinin son ücreti üzerinden olacağı için çok yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır. Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.
Örnek olarak Adana İl Sağlık Müdürlüğü’nde yapılan incelemede Müdürlük bünyesinde 31.12.2021 tarihi itibariyle çalışan 252 işçinin toplam 41.069 gün kullanılmamış yıllık izni bulunduğu; bu işçilerden 98’inin kullanılmamış yıllık izninin 30 gün üzerinde olduğu ve bazı işçilerin 826, 448, 420, 414, 413, 410, 399, 391, 380, 374 gün gibi çok fazla kullanmadıkları izinlerinin olduğu tespit edilmiştir.
Sözü edilen düzenlemeler uyarınca, işçi yıllık izin hakkından feragat edilmesi mümkün değildir. İşveren olarak kurum yönetimlerine düşen görev çalışanların anayasal haklarının kendi rızalarıyla bile olsa ihlaline yol açan bu uygulamaya izin vermemek olduğundan, yıllık izinlerin kanunun öngördüğü şekilde kullanılmasını sağlamaktır.
Bu itibarla; hem mevzuata uygunluk açısından hem de Bakanlığa ek mali külfet getirmemesi amacıyla yıllık izinlerin kullandırılması gerekmektedir.