| ÖZET: İdare Mahkemesi kararları, eylemlere yönelik işlemlerde soruşturma ve tahsil zamanaşımına uyulmaması, ruhsat alanı dışındaki cevher üretiminden devlet hakkı ve cezaların tahsili hususunda sorunların yaşanması, maden mevzuatı uygulamalarına ilişkin usül eksikliklerinin tekrarlanmaması için idari ve yasal tedbirlerin alınmasının gerekliliğine dikkat çekmektedir. Bu kararlar, kamu alacağının güvence altına alınması ve kurumun bu alanda yüksek yargılama giderlerinden korunması için önemli öneme sahiptir. Maden mevzuatı kaynaklı kamu gelirlerinin azalması ve kamu alacağının tahakkuku hususunda usül eksikliklerini gidermek için mahkeme kararlarının analiz edilmesi ve tüm birimleri kapsayacak şekilde idari ve yasal tedbirlerin alınmasının gerekliliğine dikkat çekilmektedir. |
BULGU: Kurum Tarafından Uygulanan İdari Para Cezalarında Dava Konusu Edilen Açık Usul Ve Esas Eksiklikleri Bulunması
2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Özel Bütçeli İdare
Maden mevzuatı gereği uygulanan devlet hakkı ve idari para cezalarına ait ilama bağlı borç ödemeleri ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda hukuki ihtilafa konu idari işlemlerde usul ve esaslara göre eksikliklerin bulunması nedenleriyle bu işlemlerin iptal edilmesi, kamu gelirlerinin azalmasına sebebiyet vermektedir.
İdari işlemlerin ihdasında mevzuatta yer alan usul ve esaslara uygunluk şarttır. Ceza işlemlerinde idari işlemin muhteviyatı, tutarın belirlenmesi, tahakkuku, tebligatı, tahsilat ve takibi gibi hususların yasal düzenlemelerle belirlenmiş usül hükümlerine ve hukukun genel ilkelerine uygun yürütülmesi gerekmektedir. Aksi taktirde durum kamu kaynaklarının kaybı ile sonuçlanmaktadır.
21.09.2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maden Yönetmeliğinin “ İdari Para Cezaları “ başlıklı 9’uncu maddesine göre idari para cezaları ile ilgili bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 31.05.2005 tarihli ve 25772 ( Mükerrer) sayılı Resim Gazetede yayımlanan 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
İdari yaptırımlar açısından genel Kanun niteliğinde olan 5326 sayılı Kabahatlar Kanunu’nun 2’nci maddesinde kabahatin, “Kanunun karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık” anlamına geldiği, değişik 3’üncü maddesinde bu Kanunun idari yaptırım kararlarına karşı Kanun yoluna ilişkin hükümlerinin diğer Kanunlarda hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiler hakkında uygulanacağı, zaman bakımından uygulama başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında 12.10.2004 tarihli ve 25611 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatlar bakımından da uygulanacağı, ikinci fıkrasında kabahatin failin icrai veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zamanın dikkate alınacağı, 20’inci maddesinde soruşturma zamanaşımının dolması halinde kabahatten dolayı kişi hakkında idari para cezasına karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Kurumda 2021 yılında bulgu konusuna ilişkin mahkeme kararlarının incelenmesinde ceza işlemlerinde uyulması gerektiği mahkemelerce vurgulanan usul ve esasa ilişkin genel hukuk kaidelerine aşağıda yer verilmiştir;
-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7’nci maddesine göre işlendiği tarihte suç sayılmayan bir fiile ceza uygulanamaz, suçun işlendiği zaman ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükümleri farklı ise muhatabın lehine olan hüküm uygulanır.
-Suçta ve cezada “kanunilik” ilkesi gereği idari yaptırımların tüm yönleriyle kanunlarda yer alan hükümlere uygun tesis edilmesi zorunludur, hiç kimseye suçun işlendiği zamanda öngörülen cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
-Kişilere aynı eylemden dolayı ikinci bir ceza uygulamasına gidilemez.
-Cezai yaptırımlarda iddia edilen eylemin şüpheye mahal bırakmaksızın yeterli, nesnel, somut bilgi ve kanıtlarla kesin olarak ortaya konulmasının zorunlu olduğu aksi taktirde şüpheli bir durum var ise ceza tayinine gidilemeyeceği hususu bir cezai yaptırım ilkesidir.
-İdari yaptırımların idari işlemlerde belirlilik ve öngörülebilirlilik ilkelerine uygun olarak düzenlemesi halinde hakkaniyete ve hukuka uygun olabilmektedir.
-Vergi ve benzeri mali yükümlülüklerle ilgili düzenlemeler ancak kanunla yapılır, kanunlarda yer almayan bir yükümlülük ikincil mevzuatla ihdas edilemez.
-Kanundan kaynaklı sorumlulukları yönüyle atfedilebilir kastı, kusuru bulunmayan fiilin içinde yer almayan faile yönelik idari yaptırımın, hakkaniyet ve temel hukuk kaidesi olan cezaların “şahsiliği” ilkesine uygun tesis edilmemesi anlamına gelecektir.
-19.02.1959 tarihli ve 10139 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7201 sayılı Tebligat Kanununun 12’inci maddesinde hükmi şahıslara ve ticarethanelere tebligat, 13’üncü maddesinde hükmi şahısların memur ve müstahdemlerine tebligat, 20’nci maddesinde muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi, 21’inci maddesinde tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina, 28’inci maddesinde ilanen tebligat hükümleri düzenlenmiştir. Tebligat Kanununa uygun yapılmayan tebligat ile yöneltilen idari yaptırımın hukuka aykırı olacağı açıktır.
-28.07.1953 tarih ve 8469 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu’nun 102’nci maddesi gereği, kamu alacakları vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmez ise zamanaşımına uğramaktadır.
Yapılan incelemelerde yukarıdaki gerekçelerle iptal edilen idari yaptırımlardaki tespit edilen hususlar ve örnek mahkeme kararları ise aşağıda detaylandırılmıştır;
Üretim ve satış beyan fiilinin yılına ilişkin tespitin sabit olmaması, eylem yılı yerine işlem yılı cezasının tatbik edilmesi (Elazığ 1. İdare Mahkesmesi Esas No 2019/687 -Karar No 2021/580, Samsun 3. İdare Mahkemesi Esas no 2019/226- Karar No 2020/106 ),
Kanun değişikliği ile getirilen yaptırımın uygulanacağının karşı tarafa bildirilmemesi (İstanbul 6. İdare Mahkemesi Esas No 2019/1395- Karar No 2020/528),
Asgari üretim hesabı yapılırken işletme izninin ilk yılı ile denetim yılının hariç tutulmaması ( Sakarya 1. İdare Mahkemesi Esas No 2020/342- Karar No 2020/939),
Ruhsat bedelinin yatırılmaması nedeni ile kesilen idari para cezasının 25.11.2020 tarihinden yapılan Kanuni değişikliğin dikkate alınmayarak yeniden idari para cezasının kesilmesi olayında lehe olan hükmün uygulanmaması (Van 3.İdare Mahkemesi Esas no 2020/404 -Karar No 2021/17 Mersin 2. İdare Mahkemesi Esas No 2020/582-Karar No 319),
Müracaat ve ruhsat sahiplerine yüklenemeyecek hususlar mevcut iken bunlara idari yaptırımların uygulanması (Kocaeli 2. İdare Mahkemesi Esas No 2019/905 -Karar No 2021/349, Erzurum 2. İdare Mahkemesi Esas No 2019/1298- Karar No 2021/701, Ankara 1. İdare Mahkemesi Esas No2019/1626- Karar No 2020/1327),
İşlenen fiilin yılı yerine işlem yılı cezasının tatbik edilmesi (Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesi Esas No 2020/443- Karar No 2021/169, Mersin 1. İdare Mahkemesi Esas No 2020/569-Karar No 2021/352, Tekirdağ 1. İdare Mahkemesi Esas no 2021/177- Karar no 2021/979),
Tebligat Kanunu hükümlerine uyulmaması ( KEP adresi tebligatı yerine Kanunen geçerli diğer tebligat adreslerine tebligatın yapılmaması, ilanen tabligat şartlarının oluşmaması v.b.)( Denizli İdare Mahkemesi Esas No 2020/1674 -Karar No 2021/419, Kastamonu İdare Mahkamesi Esas No 2019/1839 -Karar No 708, Van 2.İdare Mahkemesi Esas No 2020/951- Karar No 2021/127),
Devlet hakkına yönelik eksik beyanla ilgili cezalarda idarece yapılan miktar ve tutar hesaplarının kabul görmemesi ( Miktar hesaplarının nesnel ve somut olmaması, fiilin ve işlem yılının dikkate alınmaması, fiyatın güncellenmesi v.b.) (Elazığ 1. İdare Mahkesmesi Esas No 2019/687 -Karar No 2021/580, İzmir 3 idare Mahkemesi Esas No 2019/1718- Karar no 2021/853, Erzurum 1.İdare Mahkemesi Esas No 2020/1228 – Karar No 2021/635, Kütahya İdare Mahkemesi Esas No -2019/322 Karar No 183)
Devir işlemlerinde eksik beyan hallerinde husumetin yanlış yönlendirilmesi ( Şanlıurfa 1. İdare Mahkemesi Esas No 2019/1176 – Karar No 2021/50),
Eylemlere yönelik işlemlerde soruşturma ve tahsil zamanaşımına uyulmaması ( Kayseri 2. İdare Mahkemesi Esas No 2020/22 -Karar No 2021/52, Samsun Bölge İdare Mahkemesi Esas No 2020/919- Karar No 2021/308, Aydın 2. İdare Mahkemesi Esas No 2019/885 Karar No 460),
Ruhsat alanı dışındaki cevher üretiminden devlet hakkı ve cezaların tahsili hususlarında sorunların yaşanması (Ankara 18. İdare Mahkemesi Esas No 2019/735 -Karar No 2021/532 2012, İzmir 3 idare Mahkemesi Esas No 2019/1718 -Karar no 2021/853, Sivas İdare Mahkemesi Esas No 2019 /1172- Karar no 2020/865, Adıyaman İdare Mahkemesi Esas no 2020/1- Karar No 2020/882),
Maden Mevzuatı Uygulama Yönergesine, Kanun ve Yönetmelikte yer almayan mali yükümlülüklerin konulması (Ankara 9. İdare Mahkemesi Esas No 202/480- Karar No 2021/1126 Maden Mevuzatı Uygulama Yönergesi 29’uncu maddesinin ikinci fıkrası ile ruhsat devir işlemlerinde ruhsat taban bedelinin alınacağına ilişkin hüküm Maden Kanununda yer almamaktadır.).
İdarenin idari yaptırımlarındaki usul ve esaslara ilişkin 2021 yılındaki mahkeme kararlarında vurgulanan ve gerekçelendirilen eksikler yukarıda belirtildiği şekildedir. Kurumun bu alandaki idari faaliyetlerini yürütürken ilgili birim ve görevlileri sorumluluğunda bu eksiklerin tekrarlanmamasına yönelik idari ve yasal tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu minvalde iptal edilen cezaların akabinde idarenin işlemlerinde belirsizliklerin yaşanmaması ve zamanaşımı sorunlarının olmaması için yapılacak işlemlerin gecikmemesi kamu yararına olacağı açıktır. Örneğin, ilgili mahkeme kararlarında eksik beyan ve üretimin % 100 verimli kabul edilmesi ve sabit oranlı ocakbaşı fiyatının uygulanması nedeniyle kesilen idari para cezasının iptali yönündeki hükümlerden sonra mahkeme kararının dikkate alınarak idare tarafından kamu alacağının tahakkuku ve tahsilatına ilişkin işlemlerin kabul edilebilir bir sürede sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu gibi mahkeme kararlarında vurgulanan ilgili işlemlerdeki usül eksikliklerinin zamanaşımına uğramadan bir an önce tamamlanarak yerine getirilmesi kamu alacağının güvence altına alınması açısından önem arzetmetedir.
Bu itibarla açık usül hataları gerekçeli mahkeme kararları ile davaların idarenin aleyhine sonuçlanması, maden mevzuatı kaynaklı kamu gelirlerinin azalmasına, kurumun bu alanda yüksek yargılama giderlerine katlanmasına sebebiyet vermektedir.
Maden mevzuatı gereği uygulanan Devlet hakkı ve İdari para cezalarına ait ilama bağlı borç ödemeleri ve eki belgelerin incelenmesi sonucunda belirtilen sorunlar gözönünde bulundurularak bu nitelikteki kamu gelirlerinin tahakkuku, tahsili ve takibi hususlarında mahkeme kararlarının analiz edilerek tüm birimleri kapsayacak şekilde idari ve yasal tedbirlerin alınmasının, idari para cezalarına ait yasal dayanaklar ve uygulamaları hususlarında hizmet içi eğitimlerin yapılmasının, bu çerçevedeki yapısal sistem ve iç kontrol eksiklerinin giderilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.