|
ÖZET: Hukuki geçerlilik taşıyan alacak temlik belgesine rağmen, yükleniciye ödeme yapılması durumu, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’nda ele alınmıştır. 18 Mart 2014 tarihinde imzalanan Turizm Fakültesi Eğitim Bloğu İnşaatı sözleşmesi çerçevesinde, yüklenici tarafından üçüncü kişilere yapılan alacak temlikleri kabul edilmiştir. Ancak, temlik edilen alacağın kalan kısmı, temlik alan kişi yerine yükleniciye ödenmiştir. Alacak temliki, yazılı bir sözleşme ile mevcut alacaklıyı değiştiren bir işlemdir ve bu işlem sonrasında temlik edenin alacak üzerindeki hakları sona erer.
Yapı İşleri Daire Başkanlığı, sözleşmelerde alacakların devrini yasaklayabilmektedir. Söz konusu sözleşmenin 11.5’inci maddesi, idarenin yazılı izni olmadan temlik işleminin yapılamayacağını belirtmektedir. Ancak, temlik eden kişi alacağın tahsili için icra takibine başvurmuş, fakat üniversite tarafından yapılan itiraz sonucu takip durdurulmuştur. Mahkeme, temlikin muvazaalı olduğu iddialarını kabul etmemiş ve Yargıtay kararları doğrultusunda kalan tutarın ödenmesine hükmetmiştir. Kamu idaresi, ihtilaflı meblağ hakkında teminatın bozdurulmasıyla bir kısmını karşılamış, kalan tutar için ise hukuki süreç devam etmektedir. İdare, mükerrer ödemeler ve diğer borçların önlenmesi amacıyla yüklenicinin vergi ve benzeri yükümlülüklerinin takibini sağlamalıdır. Bu tür durumların yönetimi, kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Hukuki Olarak Geçerli Kılınan Alacak Temlik Belgesine Rağmen Alacaklı Yerine Yükleniciye Ödeme Yapılması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite
Sözleşmesi 18.03.2014 tarihinde imzalanan Turizm Fakültesi Eğitim Bloğu İnşaatı işinde, yüklenici tarafından üçüncü kişilere verilen alacak temliki kabul edilerek hakediş karşılığında temellük edene kısmi ödeme yapılmasına rağmen, temlik alacağının kalan tutarının temellük eden yerine yükleniciye ödendiği anlaşılmıştır.
Alacağın temliki veya devri, yazılı bir devir sözleşmesi ile mevcut bir alacağın alacaklısının değiştirilmesi işlemidir. Temlik işleminde alacak, temlik alanın kabulü alacağı ile tamamen temlik alana geçer, temlik edenin alacak üzerinde herhangi bir hakkı kalmaz. Alacakların temliki konusu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183 ilâ 194’üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devralan üçüncü kişiye geçer. Böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder; bunun üzerinde “tasarruf etme” yetkisini kazanır. Temlik eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi kalmadığından bu alacağa dayalı olarak herhangi bir hukuki işlem yapması mümkün değildir. Bu durumda temlik işlemi ile temlik eden, borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devralan üçüncü kişi geçer. Alacakla ilgili her türlü (dava açma, takip yapma, temlik etme… gibi) hukuki işlemler bu üçüncü kişi tarafından yapılır.
Kamu idareleri, sözleşmelerde iş nedeniyle doğacak alacakların başkasına devrini tamamen veya kısmen yasaklayabilir. Bu doğrultuda, Yapı İşleri Daire Başkanlığı tarafından söz konusu işe ait sözleşmenin 11.5’inci maddesinde İdarenin yazılı izni olmadıkça temlik işleminin yapılamayacağı hükmü yer almıştır.
İşin yürütülmesi esnasında, işin yüklenicisi ile ticari ilişkide bulunduğu anlaşılan üçüncü bir kişi arasında Eskişehir 1. Noterliğinin 16/12/2015 tarih ve 28731 yevmiye numaralı 1.180.000,00 TL bedelli alacağın temliki sözleşmesi yapıldığı anlaşılmıştır. Alacağı temellük eden kişi tarafından Yapı İşleri Daire Başkanlığı’na alacağın tahsilini sağlamak amacıyla başvurulmuş olup, temellük edene 480.259,70 TL tutarında ödeme yüklenicinin hakedişine istinaden yapılmıştır. İdare tarafından yüklenicinin hakedişine istinaden yapılan 480.259,70 TL ödeme temellük edene yapılmasına rağmen kalan tutarların ödemesi temellük edene yapılmamış, kalan ödemeler yüklenici firmaya yapılmıştır. Temellük eden de alacakların tahsilini sağlamak amacıyla Eskişehir 8. İcra Dairesinin 2016/14788 esas sayılı icra takip dosyası ile icra takibine girişmiş ancak Üniversite tarafından ödeme emrine itiraz edilmesi üzerine icra takibi durmuştur.
Bunun üzerine temellük eden, hukuk yollarına başvurmuş Üniversite tarafından ihale sözleşmesinde alacağın devri yasağı bulunduğunu ayrıca alacağın temliki sözleşmesinin muvazaalı olduğu yönünde itirazlarında bulunsa da mahkemece kabul edilmemiştir. Gelinen noktada, Mahkeme tarafından Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2013/275 Esas-2013/3959 Karar sayılı İlamında da belirtildiği üzere her ne kadar ihale sözleşmesinde temlik yasağı kararlaştırılmışsa da davalı idarenin bu yasağa rağmen davacıya temlik eden yüklenicinin hakkedişine istinaden 480.259,70 TL’nin ödenmesi ile davalı taraf temlik yasağını kendisi ortadan kaldırmış olduğundan yine Yargıtay içtihatları gereğince davalı taraf her ne kadar temlikin muvazaalı olduğu savunmasında bulunmuşsa da muvazaa iddiasının iyi niyetli üçüncü kişilere karşı bulunulamayacağından ve de davalı taraf muvazaa iddiasında bulunamayacağından kalan tutarın faizi ile birlikte ve alacağın yüzde yirmisi oranında icra inkar tazminatı eklenmek suretiyle ödenmesine karar verilmiştir. Söz konusu karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesi Başkanlığının kesin olarak onama tarihi olan 25.06.2024 tarihinde kesinleşmiştir.
Kamu idaresi cevabında ihtilaflı meblağ hakkında teminatın bozdurulmasıyla 600.000,00 TL’lik kısmın karşılandığı, kalan kısım hakkında hukuki sürecin Eskişehir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde E.2024/802 künyeli dava ile devam ettiği, hukuki sürecin sonunda doğabilecek rücu ihtimaline karşı 3 kişilik bir tespit komisyonu oluşturulduğu, Komisyonun derdest davanın kurum aleyhine kesin olarak sonuçlanması halinde ilgili kişilere rücu edilmesi gerektiği kanaatini bildirdiği, firmaya açılan dava neticesinde kalan kamu zararı telafi edilmez ise ilgili sorumlulara karşı rücu sürecinin mahkeme kararı doğrultusunda gerçekleştirileceği ifade edilmiştir.
İdarenin yapmış olduğu ihaleler sonucunda düzenlenen sözleşmelerin yürütülmesi sırasında, mükerrer ödeme veya yargılama gideri, faiz, vekalet ücretleri ve icra inkar tazminatı gibi borçları üstlenmemek için tahakkuk eden hakedişlerin ödemelerinde yüklenicinin vergi ve benzeri borçları, işçi alacakları ve temlik sözleşmeleri gibi hakların takibinin yapılması gerekmektedir.