ÖZET: Üniversite Dursun Odabaş Tıp Merkezi’nde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin zamanında kullandırılmadığı ve bu nedenle birikimlerin oluştuğu tespit edilmiştir. Anayasa’nın 50. maddesi, çalışanların dinlenme hakkını güvence altına alırken, 4857 sayılı İş Kanunu da yıllık izinlerin verilmesi ve kullanılmasına ilişkin düzenlemeler içermektedir. İşverenlerin, işçilerin yıllık izinlerini sürekli olarak vermesi ve bu hakların kullanılmasını sağlaması zorunludur. Ayrıca, iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda kullanılmayan izinlerin ücreti, işçinin son ücreti üzerinden ödenmelidir.

Denetimlerde, 101 işçiden 50’sinin 50 günden, 28’inin 100 günden ve 5’inin 150 günden fazla yıllık izin hakkı olduğu belirlenmiştir. Bu durum, işçilerin emekli olmaları veya iş akitlerinin sona ermesi halinde yüksek maliyetler doğuracak ve idareler için öngörülemeyen giderler yaratacaktır. 4857 sayılı Kanun’un 103. maddesi gereğince, yıllık izinlerin eksik kullandırılması durumunda işverenler idari para cezası ile karşılaşabilir.

Kamu idaresi, işçilerin yıllık izinlerinin mevzuata uygun bir şekilde, zamanında ve düzenli olarak kullandırılması için gerekli adımları atmaya başlamıştır. Bu süreç, işçilerin haklarının korunması ve idareye ek mali yük getirilmeden yürütülmesi açısından önem taşımaktadır.

BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite

Dursun Odabaş Tıp Merkezi’nde çalışan işçilerin sosyal hakları olan yıllık ücretli izinlerinin, zamanında düzenli olarak kullandırılmadığı ve bu nedenle birikmiş yıllık izin sürelerinin bulunduğu görülmüştür.

Anayasa’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu ve bu haklar ile şartlarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde, işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği; 56’ncı maddesinde, yıllık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu; 59’uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği; 60’ıncı maddesinde, yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir Yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir.

Bu Kanun hükmüne istinaden 03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde de yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili olarak İş Kanunu’na benzer düzenlemeler yapılmıştır.

Aynı Kanun’un 103’üncü maddesinde ise yıllık ücretli izni bu Kanun’un 56’ncı maddesine aykırı olarak bölen veya hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya belirtilen Yönetmelik’in esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için Kanun’da belirtilen tutarda idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca Cumhurbaşkanlığının 17.05.2024 tarih ve 32549 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu 2024/7 sayılı Genelgesi’nde; 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içinde kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin ilgili yıl içerisinde, önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık izin sürelerinin de yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılması gerektiği belirtilmiştir.

Yukarıda yer alan düzenlemelere göre işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte ve yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ücret ödemesi de işçinin son ücreti üzerinden yapılacağından yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır. Ayrıca Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Denetimlerde, İdare’ de görev yapan 101 işçinin 50 günden, 28 işçinin 100 günden, 5 işçinin ise 150 günden fazla yıllık ücretli izin hakkı olduğu tespit edilmiştir. Bu işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği işçinin son ücreti dikkate alınarak izin ücreti ödeneceğinden idareler açısından öngörülemeyen giderlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Kamu İdaresince söz konusu hususun düzeltilmesine ilişkin işlemlere başlanıldığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak, belirtilen mevzuat hükümleri çerçevesinde; İdarede çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin mevzuata uygun olarak ve İdareye ek mali külfet getirmeden zamanında ve düzenli olarak kullandırılması sağlanmalıdır.