|
ÖZET: 2023 mali yılına ait kurumlar vergisi beyannameleri ve mali tabloların incelenmesi sonucunda, bazı kurumlar vergisi mükelleflerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na fiilen ödenmeyen primleri, “kanunen kabul edilmeyen giderler” olarak dikkate almadığı tespit edilmiştir. Bu durum, mükelleflerin vergi matrahlarının aşınmasına yol açarak, Başkanlığın toplamakla yükümlü olduğu vergi gelirlerinde azalmaya neden olmuştur. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre, SGK primlerinin gider olarak sayılabilmesi için bu primlerin fiilen ödenmesi gerekmektedir. Yalnızca aralık ayına ait primler, bir sonraki yılın ocak ayında ödenmesi durumunda gider olarak kabul edilebilmektedir.
Yapılan incelemeler, SGK’ya ödenmeyen primlerin bazı mükellefler tarafından beyanname düzenlenirken gider olarak eklenmediğini göstermektedir. Bu durum, mükelleflerin kurumlar vergisine esas vergi matrahlarının düşmesine neden olmuştur. Kamu İdaresi, bu bulguların risk kriteri olarak değerlendirileceğini ve gerektiğinde ilgili mükellefler üzerinde vergi incelemesi yapılabileceğini belirtmiştir. Sonuç olarak, mükelleflerin beyanlarında kanunen kabul edilmeyen giderlerin doğru bir şekilde gösterilmesi, vergi matrahlarının sağlıklı bir şekilde hesaplanması açısından büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Bazı Kurumlar Vergisi Mükellefleri Tarafından Fiilen Ödenmeyen SGK Primlerinin Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere Eklenmemesi Sonucunda Kurumlar Vergisi Matrahının Aşınması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
2023 mali yılına ilişkin kurumlar vergisi beyanname ve eki mali tabloları incelendiğinde; bazı kurumlar vergisi mükellefleri tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na fiilen ödenmeyen primlerin “kanunen kabul edilmeyen gider” olarak dikkate alınmadığı, bu nedenle Başkanlığın toplamakla yükümlü olduğu vergi gelirlerinde aşınmaya neden olunduğu tespit edilmiştir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Safi kurum kazancı” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasında kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplandığı belirtilmiş olup 2’nci fıkrasında ise safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticarî kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “İndirilecek giderler” başlıklı 40’ncı maddesine göre; safi kazancın tespit edilmesi için, hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı giderleri indirilmektedir.
Yine 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Primlerin ödenmesi” başlıklı 88’inci maddesinin 11’nci fıkrasına göre; kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarları, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamayacağı belirtilmiştir.
Ayrıca 174 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nin “C-SSK Primlerinin Gelir Ve Kurumlar Vergisi Yönünden Gider Yazılması” başlıklı bölümünde de SSK priminin gider olarak dikkate alınabilmesi için, bu primlerin Sosyal Sigortalar Kurumuna fiilen ödenmiş olması gerektiği belirtilerek sigorta primlerinin dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın fiilen ödendiği tarihte gider yazılacağı ifade edilmiştir.
Bahse konu Tebliğ’de aralık ayının primlerine ilişkin olarak tek bir istisna getirilmiştir. Şöyle ki aralık ayına ait olan sigorta primlerinin ertesi yılın ocak ayı içinde ödenmesi durumunda bu primler aralık ayının gideri olarak dikkate alınabilecektir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere şirket çalışanlarının SGK primlerinin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için bu primlerin SGK’ya fiilen ödenmesi gerekmektedir. Sadece aralık ayına ait primler ise gelecek yılın ocak ayında ödenmesi şartıyla aralık ayının gideri olarak dikkate alınabilecektir.
2023 mali yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri ile beyanname eki gelir tablosu ve bilançoların incelenmesi neticesinde; bir önceki yıla göre ödencecek sosyal güvenlik kesintilerinde meydana gelen artışın, bir başka deyişle SGK’ya fiilen ödenmeyen primlerin bazı mükelleflerce beyanname düzenlerken Kanunen Kabul Edilmeyen Giderlere ilave edilmediği, bunun sonucunda söz konusu mükelleflerin kurumlar vergisine esas vergi matrahının aşındığı görülmüştür.
Kamu İdaresi cevabında, bulguda yer verilen hususların risk kriteri olarak dikkate alınmasının ve gerektiğinde ilgili mükellefler hakkında vergi incelemesi yapılmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir.
Sonuç olarak, söz konusu matrahların hesaplanmasında ve beyanında mükellef bazında ortaya çıkan; ilgili mali yıla ilişkin kanunen kabul edilmeyen giderlerin, olması gerekenden daha düşük gösterilmesi şeklinde vergi matrahının aşınmasına yol açacak uygulamaların önüne geçilmesi gerekmektedir.