ÖZET: Şirket araçlarıyla ilgili trafik cezalarının, şirket bütçesinden ödendiği tespit edilmiştir. 2024 yılı Sayıştay denetim raporlarına göre, bu cezalar hem idari kadro hem de diğer personel tarafından ihlal edilen trafik kurallarından kaynaklanmaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri, ticaret şirketlerinin ve kamu tüzel kişiliği olan kuruluşların, işlerini yürütürken basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünü vurgulamaktadır. Bu bağlamda, belediye şirketleri özel hukuk hükümlerine tabi olsalar da, kullandıkları kaynakların kamu kaynağı olduğu ve bu kaynakların etkin, ekonomik ve hukuka uygun bir şekilde yönetilmesi gerektiği açıktır.

Denetim sonuçlarına göre, üst yönetim dahil bazı personelin trafik ihlalleri nedeniyle kesilen cezaların şirket bütçesinden karşılandığı ve bu durumla ilgili olarak kusur sorumluluğuna dair herhangi bir inceleme yapılmadığı belirlenmiştir. Ayrıca, rücu işlemlerinin başlatılmadığı da tespit edilmiştir. İdare, bu bulgulara yanıt vererek düzeltici işlemlere başlandığını bildirmiştir. Sonuç olarak, kişisel kusurlar nedeniyle ödenen trafik cezalarının, sorumluluğu tespit edilen kişilere rücu edilmesi ve benzer harcamaların önlenmesi gerektiği ifade edilmektedir.

BULGU: Şirket Araçlarına Kesilen Trafik Cezalarının Şirket Bütçesinden Ödenmesi

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirket araçlarının kullanımı esnasında, şirket yönetiminde bulunan idari kadro da dahil olmak üzere şirket personelince ihlal edilen trafik kurallarına ilişkin trafik cezalarının şirket bütçesinden ödendiği görülmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Tüzel Kişiler” başlıklı 16’ıncı maddesinde;

“Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” denilmektedir.

Yine aynı Kanun’un 18’inci maddesinde tacir olmanın genel hükümleri açıklanmış olup her tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun Tanımlar başlıklı 2’nci maddesinin “ı” bendinde Kamu İdaresi:

“Kamu veya özel hukuk hükümlerine tabi olup olmadığına bakılmaksızın Sayıştay denetimine tabi tüm idare, kuruluş, müessese, birlik, işletme, bağlı ortaklık ve şirketler” olarak tanımlanmıştır.

Anılan Kanun’un “l” bendinde kamu kaynakları; “Kamuya ait veya kamu gücü kullanılarak elde edilen gelirler, taşınır ve taşınmazlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler, para, alacak ve haklar, borçlanma suretiyle elde edilenler dahil her türlü değerler ile bağış ve yardımlar” olarak ifade edilmiştir.

Yine aynı Kanun’un Sorumlular ve sorumluluk halleri başlıklı 7’inci maddesinde;

cc

Her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar; kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur.

…” hükmü yer almaktadır.

Yukarı da yer verilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere belediye şirketi tacir sıfatının gereği olarak özel hukuk hükümlerine göre basiretli bir iş adamı gibi davranmakla, gelir ve giderlerini kontrol etmekle ve şirketin aleyhine olabilecek harcama davranışlarını engellemekle yükümlüdür.

Yine yukarıda yer alan mevzuat doğrultusunda belediye şirketleri her ne kadar özel hukuk hükümlerine tabi olsalar da sermaye yapıları ve ilgili belediye ile ilişkileri incelendiğinde burada kullanılan kaynağın bir kamu kaynağı olduğu; bu kaynağı kullanma yetki ve sorumluluğunu haiz kişilerin kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olduğu çok açıktır.

Yapılan incelemelerde şirket üst yönetiminin de aralarında bulunduğu bir grup personelin trafik ihlalleri neticesinde kesilen trafik cezalarının şirket bütçesinden ödendiği ve ilgililerin kusur sorumluluk tespitlerine yönelik hiçbir çalışma yapılmadığı, dolayısıyla rücu işlemlerinin başlatılmadığı tespit edilmiştir.

İdare tarafından verilen cevapta bulgu konusu hususa iştirak edilmiş olup düzeltici işlemlere başlandığı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak; kişisel kusurlar nedeniyle ödenen trafik cezalarının sorumluğu tespit edilen kişilere rücu edilmesi ve benzer harcamaların yapılmaması gerekmektedir.