|
ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, belediye şirketi bünyesinde 666 sayılı KHK kapsamı dışında çalışan personel için kıdem tazminatı karşılıkları ayrılmamış ve 372 ile 472 numaralı hesaplar kullanılmamıştır. 1 Seri No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde belirtilen ihtiyatlılık ve dönemsellik ilkeleri gereği, işletmelerin muhtemel giderleri için karşılık ayırmaları ve bu karşılıkları mali tablolarında göstermeleri önem taşımaktadır. Kıdem tazminatının, işçilerin çalışmaları karşılığında doğan bir yükümlülük olduğu ve bu yükümlülüğün hesaplanarak finansal tablolara yansıtılması gerektiği vurgulanmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri, ticari defterlerin düzenlenmesi ve mali durumun açık bir şekilde ortaya konulmasını zorunlu kılmaktadır. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartları, kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmasını zorunlu hale getirmiştir. Yapılan denetimlerde, şirketin KHK kapsamı dışında istihdam edilen 76 personel için kıdem tazminatı karşılıklarını ayırmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılması ve ilgili hesaplarda izlenmesi, mali tabloların doğru bilgi sunması ve olası yükümlülüklerin kaydedilmesi açısından gereklidir. Bu uygulama, şirketin mali durumunun gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesine katkı sağlayacaktır. |
BULGU: Kıdem Tazminatı Karşılıklarının Ayrılmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi
Şirket uhdesinde 666 sayılı KHK kapsamı dışında istihdam edilen personel için kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmadığı, 372 ve 472-Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesaplarının kullanılmadığı görülmüştür.
1 Seri No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nin “Muhasebenin Temel Kavramları” başlıklı ekinde, İhtiyatlılık kavramı; muhasebe olaylarında temkinli davranılması ve işletmenin karşılaşabileceği risklerin göz önüne alınması gerekliliği olarak tanımlanmış ve bu kavramın sonucu olarak, işletmelerin muhtemel giderleri ve zararları için karşılık ayırdıkları ifade edilmiştir.
Tebliğ’in yine aynı bölümünde dönemsellik kavramı ise işletmenin sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanması şeklinde tanımlanmıştır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması bu kavramın gereği olarak belirtilmiştir.
6 Seri No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ile kıdem tazminatı karşılığı ayrılması ihtiyari bir uygulama olarak kabul edilmiş ve şirketlerin kendi isteklerine bırakılmıştır. Ancak şirketlerin mali durumunu gerçeğe uygun olarak görmesi adına kıdem tazminatlarının hesap dönemi itibarıyla hesaplanıp karşılık ayrılması ve bunların mali tablolarda gösterilmesi şirketin mali durumunun gerçek ölçüde anlaşılması bakımından önem arz etmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Defter tutma ve envanter” başlıklı 64’üncü maddesinin birinci fıkrasında; her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu belirtilmiştir.
Kanun’un “Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun yetkisi” başlıklı 88’nci maddesinin birinci fıkrası; “64 ilâ 88 inci madde hükümlerine tabi gerçek ve tüzel kişiler münferit ve konsolide finansal tablolarını düzenlerken, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara uymak ve bunları uygulamak zorundadır. 514 ilâ 528 inci maddeler ile bu Kanunun ilgili diğer hükümleri saklıdır.” şeklindedir.
Yukarıda yazılı madde hükmünde, 6102 sayılı Kanun’a göre faaliyet gösteren tüzel kişilerin finansal tablolarını düzenlerken; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan Türkiye Muhasebe Standartlarına, kavramsal çerçevede yer alan muhasebe ilkelerine ve bunların ayrılmaz parçası olan yorumlara uymak ve bunları uygulamak zorunda oldukları açıkça belirtilmektedir.
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayınlanan “Türkiye Muhasebe Standartları” içerisinde yer alan ve aynı zamanda “Uluslararası Muhasebe Standartları” arasında bulunan 19 No’lu standart ile çalışanlara sağlanan faydaların muhasebeleştirilmesi düzenlenmiştir. Bu standarda göre, kıdem tazminatı işçinin işten çıkarılması nedeniyle ödenen bir tazminat değildir. İşçinin çalışması karşılığıdır ve çalışma sonrası sağlanan faydalar grubu içinde değerlendirilmektedir. Bu nedenle, işçi çalıştıkça kıdem tazminatı adı altında bir yükümlülük de doğmaktadır. Bu yükümlülüğün hesaplanarak finansal tablolara alınması gerekmektedir.
6 sıra No’lu Muhasebe Tebliği ve 6102 sayılı Kanun birlikte değerlendirildiğinde; 6102 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 2011 yılına kadar ihtiyari bir uygulama olan kıdem tazminatı karşılığı ayrılması uygulamasının bu yıldan itibaren zorunlu hale geldiği değerlendirilmektedir. Ayrılacak kıdem tazminatı karşılıklarının muhasebeleştirilmesine ilişkin ayrıntılar 1 Seri No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde düzenlenmiştir.
Mezkûr Tebliğ’in “Tekdüzen Hesap Çerçevesi, Hesap Planı ve Hesap Planı Açıklamaları” kısmında yer alan “(C) Hesap Planı Açıklamaları” başlıklı ekinde, “372-Kıdem Tazminatı Karşılığı” hesabının faaliyet dönemi içinde ödeneceği öngörülen kıdem tazminatı karşılıklarının izlenmesi için kullanılacağı, “472-Kıdem Tazminatı Karşılığı” hesabının ise uzun vadeli kıdem tazminatları karşılıklarının izlenmesi için kullanılacağı açıklanmıştır. Ayrıca, uzun vadeli yabancı kaynaklar ana hesap grubu içindeki kıdem tazminatı karşılığı hesabında kayıtlı tutarlardan, izleyen dönemde ödeneceği öngörülen kıdem tazminatı karşılıklarının dönem sonunda “372-Kıdem Tazminatı Karşılığı” hesabına devrinin yapılması gerekmektedir.
Yapılan incelemeler sonucunda, Şirket tarafından, KHK kapsamı dışında ve Şirket bünyesinde istihdam edilen 76 personel için ayrılması gereken kıdem tazminatı karşılıklarını ayrılmadığı ve vadesine göre 372 veya 472-Kıdem Tazminatı Karşılığı hesaplarında izlenmediği tespit edilmiştir.
Şirket tarafından, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatlarının Belediye tarafından ödeneceğinden bahisle karşılık ayrılmaması gerektiği ifade edilmişse de denetim tespitinde, KHK kapsamı dışında Şirket faaliyetlerinin yerine getirilmesi amacıyla istihdam edilen personel için kıdem tazminatı ayrılmasına yer verilmiştir.
Sonuç olarak, ihtiyatlılık ve dönemsellik ilkeleri uyarınca, kıdem tazminatı karşılığı ayrılması ve ilgili hesaplarda izlenmesi yoluyla mali tabloların doğru bilgi sunmasının sağlanması ve doğması muhtemel yükümlülüklerinin mali tablolarda gösterilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.