|
ÖZET: Kamu alacaklarıyla ilgili olarak, Büyükşehir İlçe Belediyesi’nin gelir tahsilat ve takip süreçlerinin etkin bir şekilde yürütülmediği tespit edilmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ilgili maddeleri, mali hizmetler biriminin gelirlerin tahakkuk ettirilmesi ve takip edilmesi gibi görevlerini belirlemektedir. Ancak, yapılan denetimlerde, bu süreçlerin zamanında ve düzenli bir şekilde yerine getirilmediği, dolayısıyla gelir kaybına neden olunduğu ortaya çıkmıştır.
Belediyenin alacaklarının tahsilatı için gerekli olan hukuki süreçlerin, özellikle ödeme emirlerinin zamanında düzenlenmediği ve borçluların icra bürosuna havale edilmediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, mal varlığı araştırmaları sonucunda tespit edilen borçlular hakkında satış işlemlerinin başlatılmadığı, haciz şerhleri uygulanmadığı ve aciz belgelerinin düzenlenmediği belirlenmiştir. Bu durum, kamu idaresinin alacaklarını etkin bir şekilde tahsil edemediğini göstermektedir. Sonuç olarak, ilgili müdürlükler arasında gerekli koordinasyonun sağlanması ve hukuki takibat başlatılmayan vadesi geçmiş alacaklar için tahsilat süreçlerinin hızlandırılması önem arz etmektedir. Bu adımlar, kamu alacaklarının etkin bir şekilde yönetilmesi ve gelir kaybının önlenmesi açısından kritik bir rol oynamaktadır. |
BULGU: Kamu Alacağı Kapsamındaki Kurum Gelirlerine İlişkin Takip ve Tahsilat Süreçlerinin Etkin Olarak İşletilmemesi
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi
Belediye tarafından amme alacağı kapsamında bulunan bazı gelirlere yönelik tahsilat ve takip işlemlerinin etkin ve zamanında yerine getirilmediği görülmüştür.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Mali hizmetler birimi” başlıklı 60’ıncı maddesinin (e) bendinde de; ilgili mevzuatı çerçevesinde idare gelirlerini tahakkuk ettirmek, gelir ve alacaklarının takip ve tahsil işlemlerini yürütmek mali hizmetler biriminin görevleri arasında sayılmıştır.
Ayrıca mahalli idareler, alacaklarının tarh, tebliğ ve tahakkuk işlemlerini 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK), takip ve tahsil işlemlerini ise 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (AATUHK) hükümleri doğrultusunda yapmak zorundadır.
AATUHK 1’inci maddesinde, belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer’i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
AATUHK’nin sırasıyla 37, 55, 54, 60, 111, 62, 64, 84, 90, 75, 76, 114 ve 115’inci maddelerinde tahsilata ilişkin olarak idarelerin izlemesi gereken kanuni süreçler anlatılmıştır. Bu maddelerde özetle şu hususlar hüküm altına alınmıştır:
Öncelikle amme borçlusuna bir “ihbarname” düzenlenir ve ihbarname tebliğ edildikten sonra 1 ay içinde ödeme yapılması istenir. Buna rağmen ödeme yapılmazsa borçluya 15 gün içinde borçlarını ödemesi veya mal bildiriminde bulunması için bir “ödeme emri” düzenlenerek tebliğ edilir. Düzenlenen ödeme emrinde kişiye, borcunu zamanında ödemez veya mal bildiriminde bulunmazsa borcunun cebren tahsil edileceği ve mal bildiriminde bulununcaya kadar 3 ayı geçmemek üzere hapis ile cezalandırılacağı, mal bildirimini gerçeğe aykırı şekilde yaptığı takdirde ise 3 aydan 1 yıla kadar hapis ile cezalandırılacağı bildirilir.
Ödeme emri üzerine hala ödeme yapılmamış ise “haciz varakası” düzenlenerek haciz işlemlerine başlanır. Bu kapsamda “mal varlığı araştırması” yapılır. Yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda adına trafik veya tapu sicil müdürlüklerinde araç ve/veya taşınmaz varlık tespit edilen yükümlüler hakkında, Kanun’un 84 ve 90’ıncı maddeleri uyarınca “satış işlemleri”nin başlatılması zorunludur. Haczedilen menkul malların toplamda 93 gün içinde satış işlemlerinin başlatılması gerekirken, haczedilen gayrimenkullerin satışına başlanabilmesi için satış komisyonunun kurulması ve satış işlemlerinin bu komisyona havale edilmesi Kanun’un emredici hükmüdür.
Ancak yapılan mal varlığı araştırması sonucu, borçlunun mal varlığının olmadığının tespiti veya haczedilen malların alacağı karşılayamayacağının kesin olarak anlaşılması halinde borçlu aciz halinde sayılır. Bu durumda bir “aciz vesikası” düzenlenerek borçlunun mali durumunun zamanaşımı süresi içinde devamlı takip edilmesi gerekmektedir.
Yapılan tüm bu işlemler neticesinde hala borçlu borcunu ödemiyor veya borçluya ulaşılamıyorsa artık idarenin yapması gereken, Kanun’un öngördüğü şekilde alacaklı amme idaresinin bulunduğu mahaldeki en büyük mülkiye memuru (illerde vali, ilçelerde kaymakam) tarafından “Cumhuriyet savcılığına ihbar” yükümlülüğünü yerine getirmektir.
AATUHK kapsamında takip edilecek olan bütün alacaklar için ödeme emri düzenlemek zorunludur. Aksi takdirde ödeme emri ile istenmeyen ve kesinleşmeyen bir kamu alacağının ilgilisinden cebri icra yolu ile tahsili hukuken mümkün olamayacaktır. Ödeme emrinin kesinleşmesi ile cebri icra işlemlerine başlanması için ise haciz varakasının düzenlenmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte Kanun’da öngörülen satış işlemlerine zamanında başlanmaması ve komisyon kurulmaması halinde yapılan hacizler düşecektir. Haczin düşmesi ve zamanında kamu alacağının tahsil edilmemesi halinde ise idari, mali ve cezai yaptırımlar söz konusu olacaktır.
Yapılan incelemelerde, Belediye tarafından sırasıyla yapılması gereken ve yukarıda ayrıntılı olarak belirtilen işlemler arasındaki zaman diliminin çok açıldığı, bazılarının hiç yapılmadığı ve önceki yıllardan devrederek gelen alacaklara ilişkin süreçlerin sağlıklı bir şekilde takip edilmemesi sebebiyle gelir kaybına neden olunduğu görülmüştür.
Belediye tarafından tahsil edilmesi gereken belediye alacaklarına ilişkin yukarıda bahsi geçen kanuni süreçlerin yerine getirilmesi için borcunu ödemeyen kişiler hakkında borcun ödenmesi ve yasal işlemlerin başlatılabilmesini teminen “ödeme emirlerinin” mali hizmetler birimlerince zamanında düzenlenmediği ve bu borçluların icra bürosuna havale edilmediği görülmüştür.
İnceleme yapılan Belediyede şu ana kadar yapılmış herhangi bir menkul veya gayrimenkul satışına rastlanmamıştır. Yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda adına trafik veya tapu sicil müdürlüklerinde araç/taşınmaz varlık tespit edilen borçlular hakkında herhangi bir satış işlemine başlanmadığı, trafik tecil bürosunda haciz şerhi düzenlenen araçlara ilişkin herhangi bir yakalama işlemi yapılmadığı, haczedilen gayrimenkullerin satış işlemine başlanması için satış komisyonları kurulmadığı görülmüştür.
Yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda adına herhangi bir mal varlığı bulunmayan borçluların sicil dosyalarına aciz belgelerinin düzenlenerek konmadığı, ilgili kanunlarında öngörülen zamanaşımı süreleri içinde kabul edilebilir zamanlarda tekrar mal varlığı araştırmalarının yapılmadığı görülmüştür.
Kamu İdaresinin cevabında; 2025 ve öncesi yıllara ait borcu olan mükelleflere ödeme emirleri ve ceza ihbarnameleri gönderildiği, tebliğ işlemlerinden sonra haciz varakaları düzenlendiği, yasal süreye göre borcunu ödemeyen mükelleflere E-Belediye sistemi üzerinden araçlarına, Web Tapu üzerinden taşınmazlarına haciz şerhleri uygulandığı, borcu yüksek mükelleflere banka aracılığıyla hesaplarına haciz konularak tahsilat işlemlerinin gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Ancak her ne kadar Belediye tarafından bu işlemler yerine getirilse de, belirtilen işlemler arasındaki zaman diliminin çok açıldığı, bazılarının hiç yapılmadığı ve önceki yıllardan devrederek gelen alacaklara ilişkin süreçlerin sağlıklı bir şekilde takip edilmediği tespit edilmiştir.
Bu itibarla, ilgili müdürlükler arasında gerekli koordinasyon sağlanarak hukuki takibat başlatılmayan vadesi geçmiş alacaklar için zamanaşımı süreleri de dikkate alınarak tahsilat ve takip süreçlerinin hızlandırılması gerekmektedir.