|
ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, belediye sınırları içinde su temini amacıyla açılan sondaj kuyularına dair herhangi bir teknik çalışmanın yapılmadığını ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile gerekli yazışmaların gerçekleştirilmediğini ortaya koymuştur. 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun, yeraltı su kaynaklarının kullanımını düzenlerken, bu kaynakların tahsisinin yalnızca DSİ tarafından yapılabileceğini belirtmektedir. Ancak mevcut durumda, açılan kuyulardan sağlanan suyun tüketim miktarlarının belirlenememesi, kaçak su kullanımı ve izinsiz deşarjların önlenmesine yönelik bir kontrol mekanizmasının eksik olduğunu göstermektedir.
Bu durum, su kaynaklarının etkin yönetimini engelleyerek altyapı ve arıtma tesisleri üzerinde kontrolsüz bir yük oluşturmakta ve suyun sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Belediyelerin, DSİ Bölge Müdürlüğü ile iş birliği yaparak açılan kuyuların sayısını düzenli olarak takip etmesi, su kaynaklarının yönetimi açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu sayede, arıtma tesislerine yönelik aşırı yüklenmeler önlenebilir ve temiz su kullanımı kontrol altına alınabilir. Kamu idaresinin, 2025 yılı itibarıyla DSİ ile gerekli yazışmalara başladığı ve izinsiz deşarjların önlenmesine yönelik önlemler aldığı bildirilmiştir. Ancak, idarenin, sondaj izni verilen kuyuların geçmiş tüketim miktarlarını belirleyerek kaçak kullanımları önleyici tedbirler alması ve yüksek su tüketen işletmelere yönelik denetimlerini artırması gerekmektedir. Bu adımlar, su kaynaklarının korunması ve adil kullanımının sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. |
BULGU: Sondaj İzni Verilen Su Kuyularına İlişkin Çalışma Yapılmaması ve Kontrol Mekanizmasının Bulunmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – İl Belediyesi
Belediye sınırları içerisinde yer alan ve su temini amacıyla açıldığı anlaşılan bazı sondaj kuyularına ilişkin herhangi bir teknik çalışma yapılmadığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile gerekli yazışmaların gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir.
23.12.1960 tarih ve 10688 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 167 sayılı Yer altı Suları Hakkında Kanun’un “Terimler” başlıklı 2’nci maddesinde faydalı kullanış; yeraltı suyunun içmede, temizlikte, belediye hizmetlerinde, hayvan sulamada, zirai sulamada, maden ve sanayide, sportif vesair tesislerde kullanılması, faydalı ihtiyaç ise yeraltı suyunu kullanacak kimsenin faydalı kullanışları için muhtaç olduğu su miktarı şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun’un 4’üncü maddesinde; kuyu açan kimsenin, bulunan suyun ancak kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmaya yetkili olduğunu, bu miktarı aşan suların 2886 sayılı Kanun hükümlerine uyularak il özel idarelerince kiraya verileceği belirtilmekle beraber, kuyu adedi, yeri, derinliği ve faydalı ihtiyaç miktarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından tayin ve tespit edileceği hükme bağlanmıştır.
İlgili Kanun’un uygulanması için çıkarılan Yeraltı Suları Tüzüğü’nün “Yeraltı suyu ile ilgili işlerin kontrolü” başlıklı 11’inci maddesinde; yeraltı suyu aranması, kullanılması, işletilmesi ve tesislerin ıslah ve tadil edilmesi işlerinin verilen belgelere, teknik yönetmeliklere uygun olarak yapılıp yapılmadığının kontrol yetkisinin DSİ’de olduğu belirtilmiştir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere sondaj kuyularına ilişkin olarak tüm yetki Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde bulunmaktadır. Dolayısıyla sondaj ile çıkartılan sularda kuyu açan kimseye tahsis edilecek su miktarı, kişinin ihtiyaç bildirimi de dikkate alınarak DSİ tarafından belirlenmekte olup bu miktar, faydalı su miktarı olarak anılmaktadır.
Su Tahsisleri Hakkında Yönetmelik’in “Başvuru” başlıklı 8’inci maddesinde gerçek veya tüzel kişilerin yeraltı suyu kaynaklarından DSİ’ye müracaat ederek su tahsis talebinde bulunacağı, 9’uncu maddesinde yeraltı suyu kullanımına yönelik tahsis başvurularının, 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun’a göre yapılacağı, içme ve kullanma amaçlı su taleplerinin, büyükşehir olmayan illerde belediye başkanlıkları tarafından yapılacağı, 12’nci maddesinde belediyelere su tahsisinin uygunluğuna ilişkin DSİ tarafından verilen görüşten sonra tahsisin geçerlilik kazanacağı ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır.
Dolayısıyla sondaj kuyu izni ve belgesinin verilmesi yetkisi Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne aittir. İdare ise aynı su havzasından beslenen ve bu su havzasından çıkarılan suyun mahallinde abonelere sunulması hizmetini tüm il sınırları içinde yerine getirmektedir.
Yapılan incelemelerde, belediye sınırları içerisinde açıldığı anlaşılan bazı sondaj kuyularına ilişkin herhangi bir teknik çalışma yapılmadığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile gerekli yazışmaların gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir. Mevcut durumda, bu kuyulardan sağlanan suya ilişkin tüketim miktarlarının belirlenememesi nedeniyle, kaçak su kullanımı ve izinsiz deşarjların önlenmesine yönelik bir kontrol mekanizmasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum, su kaynaklarının etkin yönetimini engellemekte ve altyapı ile arıtma tesisleri üzerinde kontrolsüz bir yük oluşmasına yol açmaktadır.
İdarenin, görev alanı içinde açılan ve kullanılan kuyuların sayısını DSİ Bölge Müdürlüğünden periyodik olarak edinmesi, su kaynaklarının etkin yönetimi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bilgiler sayesinde arıtma tesislerine olan aşırı ve zamansız yükler önlenebilir, temiz su kullanımı kontrol altına alınabilir ve atık su ile çevre temizlik vergisi gibi bedellerin tahsilatı sağlanabilir. Ayrıca, su kaynaklarının korunmasına yönelik yatırım ve işletme planlamaları daha sağlıklı bir şekilde yapılabilir. Özellikle büyük tüketiciler tarafından kullanılan su miktarının tespit edilmesi, su ve kanalizasyon altyapısından haksız yararlanılmasının önüne geçilmesi açısından gereklidir.
Bu işlemler yapılmadığında, kaçak su kullanımı ve izinsiz deşarjlar artarak su kaynaklarının sürdürülebilirliği tehlikeye girebilir. Belediyeler, suyun kontrolsüz tüketilmesi nedeniyle altyapı ve arıtma tesislerinde aşırı yüklenme ile karşılaşabilir ve bu durum hizmet kalitesini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, büyük tüketiciler su kullanımına ilişkin herhangi bir bedel ödemeden kamu kaynaklarını tüketmeye devam edebilir, bu da belediyenin gelir kaybına ve su kaynaklarının haksız kullanımına yol açabilir.
Kamu idaresi göndermiş olduğu cevapta, 2025 yılı başlangıcı itibariyle Devlet Su İşleri Müdürlüğü ile gerekli resmi yazışmaların yapılmaya başlandığı ve görev alanı içinde açılan ve kullanılan kuyuların sayısı ve izinsiz deşarjların önlenmesine yönelik önlemlerin alınmaya başlandığını bildirmiştir.
Sonuç olarak, idarenin DSİ ile ortak bir çalışma yürüterek sondaj izni verilen kuyulara ilişkin geriye dönük faydalı tüketim miktarlarını tespit etmesi, kaçak su kullanımlarını ve izinsiz deşarjları önleyici sayaçlandırma çalışmalarını tamamlaması gerekmektedir. Bedellendirilmesi gereken kısımlar belirlenerek tahsilat sağlanmalı, özellikle yüksek su tüketimine sahip oteller, havuzlar, su oyun parkları, oto yıkama ve halı yıkama işletmelerine öncelik verilerek denetim ve düzenlemeler yapılmalıdır. Böylece, su kaynaklarının korunması ve adil kullanımının sağlanması mümkün olacaktır.