|
ÖZET: İlçe belediyesinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin zamanında kullandırılmadığı ve bu nedenle birikimlerin oluştuğu tespit edilmiştir. Anayasa’nın 50. maddesi, dinlenme hakkının çalışanlar için bir hak olduğunu belirtirken, 4857 sayılı İş Kanunu da yıllık izinlerin düzenli olarak verilmesini zorunlu kılmaktadır. İşverenlerin, işçilerin hak kazanmış olduğu yıllık izinleri kullanmalarını sağlaması ve bu izinlerin süresi içinde kullandırılması gerekmektedir. Aksi takdirde, işverenler idari para cezası ile karşılaşabilir.
Yıllık izinlerin kullanılmaması, işçilerin emeklilik veya iş sözleşmesinin sona ermesi durumunda yüksek maliyetler doğurabilir. Bu durum, işçilerin son ücretleri üzerinden izin ücretlerinin ödenmesi gerektiğinden, belediyenin bütçesinde beklenmedik giderlere yol açabilir. Denetim raporunda, belediyede çalışan 27 işçiden 10’unun 50-100 gün, 4’ünün 100-150 gün ve 1’inin ise 150 günden fazla birikmiş izin hakkı olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, belediyenin çalışanlarının yıllık ücretli izinlerini mevzuata uygun bir şekilde, zamanında ve düzenli olarak kullandırması için gerekli önlemleri alması önem arz etmektedir. Bu, hem işçilerin haklarının korunması hem de belediyenin mali yükümlülüklerinin yönetilmesi açısından kritik bir gerekliliktir. |
BULGU: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Olmayan İl Kapsamında Yer Alan İlçe Belediyesi
Belediyede çalışan işçilerin sosyal hakları olan yıllık ücretli izinlerinin zamanında düzenli olarak kullandırılmadığı ve bu nedenle birikmiş yıllık izin sürelerinin bulunduğu görülmüştür.
Anayasa’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu ve bu haklar ile şartlarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği; 56’ncı maddesinde yıllık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu; 59’uncu maddesinde iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği; 60’ıncı maddesinde yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir Yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir. Bu Kanun hükmüne istinaden 03.03.2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili olarak düzenlemeler yapılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesinde ise yıllık ücretli izni bu Kanun’un 56’ıncı maddesine aykırı olarak bölen veya hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya belirtilen Yönetmelik’in esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası (2024 yılında 2.666 TL) idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca Cumhurbaşkanlığının 17.05.2024 tarihli ve 32549 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu 2024/7 sayılı Genelge’sinde, 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içinde kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin ilgili yıl içerisinde, önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık izin sürelerinin de yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Bahse konu düzenlemelere göre; işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte ve yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ücret ödemesi de işçinin son ücreti üzerinden yapılacağından yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır. Ayrıca Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir. Ayrıca bu husus işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları için işçinin son ücreti dikkate alınarak izin ücreti ödeneceğinden idareler açısından öngörülemeyen giderlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
Yapılan incelemede, Belediyenin kendi bünyesinde ve personel çalıştırılmasına dayalı olarak personel şirketinden temin edilen toplam 27 işçiden 10 tanesinin 50-100 gün arası, 4 tanesinin 100-150 gün arası, 1 işçinin 150 gün üstü izin hakkı kazandığı tespit edilmiştir.
Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle; Belediye bünyesinde çalışan işçilerin birikmiş ücretli yıllık izinlerinin Belediye işleri aksatılmayacak şekilde kullandırılacağı ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Belediyede çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin, mevzuata uygunluk ve Belediyeye ek mali külfet getirmemesi amacıyla zamanında ve düzenli olarak kullandırılmasına yönelik tedbirlerin alınması gerekmektedir.