|
ÖZET: Emanet hesaplarında yer alan tutarların kaynaklarının belirsizliği, 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları kapsamında ele alınmıştır. İncelemeler sonucunda, 333 Emanetler Hesabında bulunan 99 “Diğer emanetler” kaleminin kaynağının tespit edilemediği ve bu tutarların 2016 yılından itibaren bu hesapta yer aldığı belirlenmiştir. Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 5’inci maddesi, mali tabloların şeffaf ve anlaşılır bir biçimde düzenlenmesini zorunlu kılmakta, bu sayede kullanıcıların doğru kararlar alabilmesine olanak tanımaktadır. Ayrıca, muhasebe uygulamalarının tutarlılığı da önemli bir ilke olarak vurgulanmaktadır.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 42’inci maddesi, muhasebe ilkeleri ve standartlarının uygulanmasına dair düzenlemeler içermekte ve bu ilkelerin, bilanço ilkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini belirtmektedir. Kamu idaresi, emanet hesaplarına yönelik yapılan incelemeler sonucunda, tutarların kaynaklarının belirlenmesi ve ilgili hesaplara aktarılması gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda, belirtilen muhasebe ilkeleri doğrultusunda tutarların uygun hesaplarda izlenmesi büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Emanet Hesaplarında İzlenen Tutarların Kaynağının Belli Olmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Olmayan İl Kapsamında Yer Alan İlçe Belediyesi
Mali tablolar ve kayıtların incelenmesi sonucunda 333 Emanetler Hesabında kayıtlı tutarlardan 99 “Diğer emanetler” ekonomik kodunda izlenen tutarın kaynağının belli olmadığı ve 2016 yılından itibaren bu hesapta izlendiği anlaşılmıştır.
3/12/2014 tarihli ve 2014/7052 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 5’inci maddesinin birinci fıkrası, “Genel yönetim muhasebesi, muhasebe ilke ve kurallarının dayanağını oluşturan ve aşağıda belirtilen kavramlara göre yürütülür:” demiş olup akabinde g bendinde “tam açıklama” ilkesini tanımlamıştır. Buna göre, mali tabloların bu tablolardan yararlanacak olanların doğru karar vermelerine yardımcı olacak ölçüde yeterli, açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.
Aynı maddenin h bendinde ise muhasebe uygulamalarının, faaliyet ve bütçe uygulama sonuçlarının ve bunlara ilişkin yorumların birbirini izleyen dönemlerde tutarlı bir şekilde karşılaştırılabilirliğinin sağlanmasının esas olduğu “tutarlılık” kavramı çerçevesinde hükümlenmiştir.
Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin “Temel muhasebe kavramları ve ilkeleri ile genel yönetim muhasebe standartları, kuralları ve uygulanması” başlıklı 42’inci maddesi de yukarıda zikredilen Yönetmelik’e atıf yaparak bu Yönetmelik’le vazedilen muhasebe ilke ve kurallarının dayanağını oluşturan temel muhasebe kavramlarının, bilanço ilkeleri ile muhasebe standartları, kurallar ve uygulamalara ilişkin hükümler çerçevesinde yürütüleceği düzenlemesine yer vermiştir.
Kamu idaresince, ilgili emanet hesaplarına bakılarak tutarların kaynaklarının tespit edildiği ve bu tutarların ilgili hesaplara aktarılacağı ifade edilmiştir.
Sonuç olarak, yukarıda anılan kavram ve ilkeler gereğince söz konusu tutarların uygun hesaplarda izlenmesi gerekmektedir.