|
ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, VASKİ Genel Müdürlüğü ile TÜM BEL-SEN arasında 05.04.2024 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan Toplu İş Sözleşmesi’nde mevzuatın öngörmediği düzenlemelerin yapıldığını ortaya koymuştur. 375 sayılı KHK’nın Ek 15’inci maddesi, sosyal denge tazminatının ödenmesine dair belirli çerçeveler sunmakta ve bu tazminatın yalnızca belirlenen tavan tutarını aşmaması gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 32’nci maddesi, sosyal denge tazminatının belirlenmesinde yalnızca belediye başkanı ve sendika temsilcisinin yetkili olduğunu vurgulamaktadır.
Yapılan incelemelerde, imzalanan sözleşmenin içeriğinde sosyal denge tazminatının dışında kalan konulara yer verildiği tespit edilmiştir. Örneğin, kreş hizmetleri, sosyal yardımlar ve çeşitli izinler gibi düzenlemeler, sosyal denge tazminatının kapsamı dışında kalmakta ve bu durum mevzuata aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca, ek protokollerle getirilen bazı haklar, mevcut yasal düzenlemelerle çelişmekte ve sosyal denge sözleşmesinin amacını aşmaktadır. Sonuç olarak, VASKİ Genel Müdürlüğü ile sendika arasında imzalanan sözleşmelerin, mevzuatta belirtilen usul ve esaslara uygun olarak düzenlenmesi ve sosyal denge tazminatına ilişkin hükümler dışında ek düzenlemelere yer verilmemesi gerekmektedir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ve kamu görevlilerinin haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Sosyal Denge Sözleşmesine Mevzuatında Belirtilenin Dışındaki Konularla İlgili Hükümlerin Konulması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Bağlı İdaresi
VASKİ Genel Müdürlüğü ile Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Hizmetleri Emekçileri Sendikası (TÜM BEL-SEN) arasında akdedilen ve 05.04.2024 tarihinden itibaren geçerli olan Toplu İş Sözleşmesinde mevzuatında yer almayan ve sözleşmenin konusu olmayan çeşitli konularda düzenlemeler yapıldığı tespit edilmiştir.
375 sayılı KHK’nın Ek 15’inci maddesinde; belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği, ödenebilecek aylık tutarın 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçemeyeceği ve anılan Kanun’da öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenebileceği hüküm altına alınmıştır.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 32’nci maddesinde; 375 sayılı KHK’nın Ek 15’inci maddesi hükümleri çerçevesinde sosyal denge tazminatının ödenmesine belediyelerde belediye başkanının teklifi üzerine belediye meclisince karar verileceği, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminat tutarının ise ilgili mahalli idarede en çok üyeye sahip sendika ile belediye başkanı arasında imzalanan sözleşme ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Madde metninden açıkça anlaşılacağı üzere belediye başkanı ile sendika temsilcisi sadece ödenecek olan sosyal denge tazminat tutarını kanuni sınırlar içinde tespit etmek üzere yetkilendirilmiştir. Aynı maddede ayrıca mahalli idarelerle imzalanan sözleşmenin Kanun’un uygulanması bakımından toplu sözleşme sayılamayacağı da açıkça belirtilmiştir.
4688 sayılı Kanun uyarınca imzalanan Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2024 ve 2025 Yıllarını Kapsayan 7. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme başlıklı dördüncü bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde ise;
“Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanunun 32 nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %120’sidir. Sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla çeşitli adlar altında yapılan ödemeler dâhil ödenebilecek tazminatın aylık tutarı, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebilir.” denilmektedir.
Yukarıda belirtilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, sosyal denge sözleşmesinde sadece tavan tutarı aşmamak kaydıyla ödenebilecek tazminatın aylık tutarı düzenlenebilmektedir. Sosyal denge sözleşmelerine, sözleşmenin adı farklı olsa dahi, farklı ödemelere ve hususlara ilişkin hükümler konulması mevzuata açıkça aykırı olmaktadır.
Yapılan incelemelerde; İdare ile TÜM BEL-SEN arasında akdedilen Toplu İş Sözleşmesinin incelenmesi neticesinde; mevzuatında yer almayan ve sözleşmenin konusu olmayan çeşitli konularda düzenlemeler yapıldığı görülmüştür.
Öncelikle taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin kapak başlığında, imzalanan metnin Toplu İş Sözleşmesi olduğu belirtilmiştir. Toplu sözleşme, kamu görevlilerinin geneline ve hizmet kollarına yönelik mali ve sosyal haklarını belirlemek üzere yürütülen toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda mutabık kalınması durumunda taraflarca imzalanan sözleşmeyi ifade ettiğinden, imzalanan metin toplu sözleşme değil, sosyal denge tazminatı sözleşmesidir. Nitekim söz konusu durum 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle VASKİ Genel Müdürlüğü ile ilgili Sendika arasında imzalanan Sözleşmenin adı “Toplu İş Sözleşmesi” değil, “Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesi” olmalıdır.
Bunun dışında söz konusu Sözleşmenin “Kreş (Çocuk Bakım Evi)” başlıklı 14’üncü maddesinde; işverenin en az 50 çalışanın olduğu hizmet birimlerinde çalışanların çocuklarının yararlanmasına yönelik kreş veya anaokulu açacağı ve çalışanların çocuklarının buralardan ücretsiz yararlanacağı belirtilmiştir. Yine aynı Sözleşmenin “Sosyal Çalışmalardan Yararlanma” başlıklı 15’inci maddesinde; Belediyenin mülkiyeti ve kendi varlıkları üzerinde kurulu olup, belediye ya da özel kurumlarca işletilen lojman, kamp, kreş, etüt, spor, kültür ve benzeri tesislerden çalışanların eş ve çocuklarının ücretsiz yararlanacağı ve yine aynı maddede, VASKİ Genel Müdürlüğü çalışanların talebi halinde hastalanma, cenaze, düğün, taşınma gibi ihtiyaçlarında kurumun araçlarından ücretsiz yararlandırılacağı hükmüne yer verilmiştir. Ancak Sözleşmede yer alan söz konusu düzenlemeler sosyal denge tazminatının uygulanmasına ilişkin olmayıp 4688 sayılı Kanun’un 32’nci maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
Söz konusu Sözleşmeye ek olarak yapılan Toplu İş Sözleşmesi Ek Protokolünün “ Diğer Haklar ve Ücretli İzinler” başlıklı 1’inci maddesinde ise;
cc
b) Doğum yapan kadın çalışana resmi analık izni haricinde sekiz (8) hafta ücretli izin verilir. Bu izin, resmi analık izni bitim tarihinden itibaren ara verilmeden kesintisiz kullandırılır. Kadına talebi halinde; 13.04.2016 tarih ve 29683 sayılı resmî gazetede yayınlanan Kamu Personeli Genel Tebliğinin Doğum Sebebiyle Verilecek izinler maddesinin c bendinde belirtilen Yarım Gün izin hakkı tüm analık izinlerinin bitiminden itibaren kullandırılır. Bu maddeden, sözleşmenin imzalandığı tarihte analık izninde olan kadın çalışanlar da faydalanır.
d) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın çalışanlar idari izinli sayılırlar.
e) 10-16 Mayıs Engelliler Haftasının ilk günü ve 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde engelli çalışanlar idari izinlidir.
Yüksek öğrenim (ön lisans, lisans, lisansüstü) gören çalışanlara izin konusunda kolaylık sağlanır, sınav günlerinde sınava gireceğini belgelemek şartıyla il içinde bir (1) gün, sınav yerinin il dışında olması durumunda iki (2) gün idari izin verilir.
Çalışanların kullandıkları yıllık izinleri düzenleyen 657 Sayılı Kanun’un 102. Maddesinde “Devlet memurlarının yıllık izin süresi, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (on yıl dâhil) olanlar için 20 gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gündür. Denilmektedir. Çalışanların kullandıkları yıllık izin günlerine denk gelem hafta sonu tatil günleri ile ulusal ve dini bayramlar yıllık izin sürelerine dahil edilmeyecektir.
Çalışanlara, yıllık iznini kullanırken yılda bir defaya mahsus yurt içi izinlerde 2 gün, yurt dışı izinlerde 4 gün yol izni verilir.
Çalışana; amca, hala, dayı, teyze, dede, babaanne, anneanne ve yeğeninin vefatı halinde il içinde 2 gün, il dışında 4 gün ölüm izni verilir.
n) 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Gününde kadınlar 1 (bir) gün izinli sayılırlar.”
denilmektedir.
Yapılan Protokol ile doğum yapan kadın çalışana resmi analık izni haricinde sekiz hafta ücretli izin verileceği belirtilmiştir. Ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “ Mazeret izni” başlıklı 104’üncü maddesi uyarınca, kadın memura; doğumdan önce sekiz, doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam onaltı hafta süreyle analık izni verilmektedir. Dolayısıyla yapılan Sözleşmeyle kanunen onaltı hafta olan analık iznine ilave olarak sekiz hafta daha ücretli izin verilmesi yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi sosyal denge tazminatı sözleşmesine de konu edilemeyecek niteliktedir.
Bunun dışında Protokolde 8 Mart Dünya Kadınlar günü, 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftasının ilk günü ve 3 Aralık Dünya Engelliler günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma gününde ilgili personelin izinli sayılacağı hükmü yer almaktadır. Ancak 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’a göre; Ulusal Bayram olan 29 Ekim günü (28 Ekim günü saat 13.00’ten itibaren başlar ve 29 Ekim günü devam eder.), resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü, 1 Mayıs günü ve 15 Temmuz gününün genel tatil günleri olduğu belirtilmiş olup yukarıda yer verilen Sözleşmede belirtilen günlerde izinli olunacağı dair gerek 2429 sayılı Kanun’da gerekse diğer mevzuatta bir hüküm bulunmamaktadır.
Protokolde ayrıca yükseköğretim (ön lisans, lisans, lisansüstü) gören, yurt içi ve yurt dışı izni kullanan ve yakını vefat eden personele belirli sürelerle izin verileceği ve yıllık izin sürelerine denk gelen haftasonu tatil günlerinin yıllık izin sürelerine dahil edilemeyeceği ifade edilmiştir. 657 sayılı Kanun’un 104’üncü maddesinde; hangi hallerde ve sürelerde mazeret izninin kullanılacağı ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Ancak yükseköğretim gören personele sınav günlerinde izin verileceğine ve de izin kullanan personele yol izni verileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla beraber yine Protokol ile çalışanlara yakınlarının vefatı halinde il içinde 2 gün, il dışında 4 gün ölüm izni verileceği belirtilmiştir. Ancak 657 sayılı Kanun’un 104’üncü maddesinde; memurun kendisinin veya eşinin ana, baba ve kardeşinin ölümü hâllerinde isteği üzerine yedi gün izin verileceği zaten düzenlenmişken Kanun ile verilen izne ilave olarak ölüm izni verilmesi mümkün görünmemektedir. Öte yandan 657 sayılı Kanun’un “Yıllık izin” başlıklı 102’nci maddesinde; devlet memurlarının yıllık izin süresinin, hizmeti 1 yıldan on yıla kadar (On yıl dahil) olanlar için yirmi gün, hizmeti on yıldan fazla olanlar için 30 gün olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle memurun yıllık izin gün sayısına, izin süresi içinde kalan hafta sonu tatil günleri de dahil edildiğinden yapılan Protokolle yıllık izin sürelerine denk gelen haftasonu tatil günlerinin yıllık izin sürelerine dahil edilemeyeceği yönünde hüküm konulması 657 sayılı Kanun’a açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Bunun dışında Sözleşmeye ek olarak yapılan Protokolün “İyileştirme Zammı” başlıklı 3’üncü maddesinde; “Yemek ve kumanya bedeli olarak tüm çalışanlara 01.09.2024 tarihinden itibaren fiili çalışmaya günlük 200. TL (ikiyüz) verilir. (01.01.2025 tarihinden itibaren memur maaşlarına 6 ayda bir gelen zam oranı ve enflasyon farkı kadar arttırılır.)” denilmektedir.
Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin geçici 2’nci maddesinde; “25/8/2021 tarihli ve 31579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme’nin Üçüncü Kısmının Dördüncü Bölümünde yer alan Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme’nin “İtfaiye ve zabıta personeline yiyecek yardımı” başlıklı 12 nci maddesinde ve “Yerel yönetimlerde çalışan kamu görevlilerine yemek yardımı” başlıklı 16 ncı maddesinde belirtilen kumanya yardımı; bu Yönetmeliğin uygulanamayacağı durumlarda ve 2022 ve 2023 yılları ile sınırlı olarak, günlük 100 gösterge rakamını geçmemek üzere belirlenen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ödeme yapılması şeklinde uygulanabilir. Bu şekilde yapılan ödeme aylık 2100 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçemez.” hükmü yer almaktadır. 2024 ve 2025 Yıllarını Kapsayan 7. Dönem Toplu Sözleşmenin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün “Yiyecek yardımı” başlıklı 19’uncu maddesinde de; Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği’nin geçici 2’nci maddesi hükmünün ilgili esaslar çerçevesinde aynı şekilde uygulanmaya devam edileceği belirtilmiştir. Nitekim söz konusu hüküm uyarınca VASKİ Genel Müdürlüğünde istihdam edilen personele de, İdare bünyesinde yemek servisi hizmeti verilmediği için, 2024 yılında günlük 100 gösterge rakamı üzerinden fiili çalışmaya bağlı olarak nakdi kumanya yardımı ödenmektedir. Ancak yapılan Protokolle Devlet Memurları Yiyecek Yardımı Yönetmeliği ile 7. Dönem Toplu Sözleşme uyarınca ödenen kumanya yardımına ilave olarak fiili çalışmaya bağlı günlük 200,00 TL daha verilmesi sağlanmıştır. Yukarıda ifade edildiği üzere; 7. Dönem Toplu Sözleşme uyarınca, 4688 sayılı Kanunun 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %120’sidir. VASKİ Genel Müdürlüğü personeli de söz konusu hüküm uyarınca anılan Sözleşme kapsamında üst sınır olan %120 oranında sosyal denge tazminatı almaktadır. Buna ilaveten yemek ve kumanya bedeli olarak sağlanan mali hak, sosyal denge tazminatına yasal olarak getirilen sınırın aşılmasına neden olduğu gibi sosyal denge tazminatı sözleşmesinin konusuna da girmemektedir.
Yukarıda yer verilen Toplu İş Sözleşmesi maddeleri incelendiğinde, ilgili hükümlerin sosyal denge tazminatı ödenmesiyle ilgili olmadığı görülmektedir. Sosyal denge sözleşmesi yeni bir sendikal hakkın kullanımını içermediği ve hukuk sistemimizde toplu iş sözleşmesi ya da toplu sözleşme statüsünde olmadığı için, dönemler itibarıyla akdedilen toplu sözleşmeler ile çizilen sınırın dışında bir düzenlemenin sözleşmede yer alması hukuki açıdan mümkün değildir. Bu nedenle, sadece sosyal denge tazminatının düzenlenme metni olması gereken sosyal denge sözleşmesinde, sosyal yardımların veya çeşitli faaliyetlerin de düzenlenmesi; mali yükümlülük içerip içermediğine bakılmaksızın Anayasa, personel kanunları ve toplu sözleşmelere aykırıdır.
Kamu İdaresi tarafından sözleşme konusu olmayan düzenlemelere İdare olarak uyulmadığı ve ek protokolle verilen nakdi yemek yardımının da artık verilmediği bildirilmiştir.
Bu itibarla, İdare ile yetkili sendika arasında imzalanacak sözleşmelerin mevzuatta belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılması ve sosyal denge tazminatı sözleşmelerine sosyal denge tazminatının tutarının belirlenmesi ve uygulanmasına ilişkin hükümler dışında herhangi bir hüküm konulmaması gerekmektedir.