ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, bir belediye şirketi ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesindeki bazı hükümlerin liyakat ve eşit davranma ilkelerine aykırı olduğunu ortaya koymaktadır. Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri, yöneticilerin şirket menfaatlerini gözeterek hareket etme yükümlülüğünü vurgularken, İş Kanunu da iş ilişkilerinde ayrımcılık yapılamayacağını belirtmektedir. Ancak toplu iş sözleşmesinde, iş kazası sonucu hayatını kaybeden veya malul kalan işçilerin eşleri ve çocukları için sınavsız işe alım düzenlemesi yer almakta, bu durum şirketin ihtiyaçları doğrultusunda değil, belirli kişilerin işe alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Sözleşmede, işçi çocuklarına işe alımda öncelik tanınması gibi ifadeler bulunmakta, bu da liyakat ilkesine aykırı bir uygulama olarak değerlendirilmektedir. İlgili hüküm, emekli olan işçilerin çocuklarına uygun pozisyonlar oluşturulmasına yol açmakta ve bu durum, diğer adayların eşit şartlarda değerlendirilmesini engellemektedir. Ayrıca, toplu iş sözleşmesindeki bu tür maddeler, şirketin kaynaklarının verimli kullanılmasını da olumsuz etkilemektedir.

Sonuç olarak, toplu iş sözleşmesinde yer alan ve çalışanların eş ve çocuklarına avantaj sağlayan hükümlerin, liyakat ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, benzer maddelerin toplu iş sözleşmelerinde yer almaması gerektiği ifade edilmektedir.

BULGU: Toplu İş Sözleşmesinde Liyakat İlkesi ile Bağdaşmayacak Hükümlere Yer Verilmesi

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirket ile Sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinde yer alan hükümlerin liyakat ilkesi ile eşit davranma ilkesine aykırı olduğu görülmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18’inci maddesinin ikinci fıkrasında, tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği ve “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369’uncu maddesinin birinci fıkrasında; Yönetim kurulu üyelerinin ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında olduğu belirtilmiştir. Basiretli iş adamı gibi davranmayı tacirin ticaretine ilişkin faaliyetlerinde herhangi bir kişiye kıyasla daha dikkatli, tedbirli, öngörülü ve yaptığı işin inceliklerine hâkim biçimde hareket etmesi olarak tanımlamak mümkündür. Şirkete ait bir faaliyette bulunulurken bunun şirketin menfaatine olması ile şirketin zarar etmesini önleyici tedbirlerin alınması gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5’inci maddesinde: “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.” hükmü yer almaktadır.

imza tarihinden itibaren ve ayrıca ilgili personelin emekli olması şartıyla geçerli olduğu hükmü yer almaktadır.

Toplu iş sözleşmesinde, işyerinde herhangi bir iş kazası sonucu ölen veya malul kalıp işten ayrılan işçinin eşi veya çocuklarından birisinin sınavsız işe alınacağı düzenlemesi yer almıştır. Toplu iş sözleşmesinde yer alan bu hükümle Şirketin ihtiyaç duyduğu pozisyondan ziyade söz konusu kişilerin işe alınması zorunlu hale getirilmektedir. Hangi gerekçeyle olursa olsun Şirketin ihtiyaç duymadığı kişiyi almaya zorlayan toplu iş sözleşmesi hükmünün kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktadır. Yine toplu iş sözleşmesinde yer alan “aranan vasıflara uygun olan işçi çocukları, bu toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden geçerli olmak kaydı ve işçinin emekli olması şartı ile işe alımda öncelik tanınır.” şeklindeki ifadenin avantaj sağlamadığı gibi bir anlam çıksa da uygulamada diğer kişilere nazaran personel çocuklarının işe alımlarının bu maddeye istinaden yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim toplu iş sözleşmesinde yer alan hükmün toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden geçerli olmak kaydı ve işçinin emekli olması şartı ile işe alımda öncelik tanınacağı açıkça yer almıştır. Böylece ihtiyaçta duyulan pozisyondan ziyade emekli olan kişinin çocuğuna uygun pozisyon oluşturularak işe alım yapılması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu madde olmadan da aranan vasıf ve diğer tüm koşulları taşıyan diğer kişiler gibi personel çocuklarının da işe alım süreçlerinde değerlendirmeye tabi tutulmasını engelleyen bir durum söz konusu değildir. Bu anlamda toplu iş sözleşmesinde böyle bir maddenin olmasını haklı kılan bir durum da bulunmamaktadır. Toplu iş sözleşmesinde yer alan bu hükümle sahip olunan kaynaklar ekonomik ve verimli kullanılmamış olmaktadır. İhtiyaç sahibi kişilere Büyükşehir Belediyesi/Belediye ile kamu kurumları yardım etmektedirler. Bu nedenle ölen işçinin eş ve çocuklarının yardıma ihtiyacı olması durumunda aynı kurumlardan yardım alması mümkündür. TİS’de personel eş ve çocuklarına avantaj sağlayan hükmün bulunması evrensel kural olan liyakat ve eşitlik ilkesine uygun düşmemektedir.

İmzalanan toplu iş sözleşmesine çalışan kişilerin eş ve çocuklarının işe alınmasını zorunlu kılan veya öncelik tanıyan maddelerin konulması liyakat ve eşitlik ilkesine uygun olmadığından dolayı bu ve benzeri hükümlerin toplu iş sözleşmelerinde yer almaması sağlanmalıdır.