ÖZET: Toplu iş sözleşmesinde yer alan bazı hükümler, liyakat ve eşit davranma ilkeleriyle çelişmektedir. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, belediye şirketi ile sendika arasında imzalanan sözleşmede, dışarıdan personel alımlarında işçi çocuklarına öncelik tanıyan maddeler bulunmaktadır. Bu durum, şirketin ihtiyaç duyduğu pozisyonların yerine getirilmesinden ziyade, belirli kişilerin işe alınmasını zorunlu hale getirmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, iş ilişkilerinde ayrımcılık yapılamazken, bu tür hükümler, liyakat ilkesine aykırı bir uygulama ortaya çıkarmaktadır.

Sözleşmedeki düzenlemeler, işçi çocuklarının işe alım süreçlerinde diğer adaylara göre avantaj sağlamaktadır. Ancak, bu durumun şirketin ihtiyaçlarıyla örtüşmediği ve kaynakların verimli kullanılmadığı anlaşılmaktadır. Şirket, işçi alımlarında birimlerin ihtiyaçları doğrultusunda hareket ettiğini belirtse de, uygulamada bu ilkelere uyulmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, toplu iş sözleşmesinde yer alan bu tür ayrıcalık sağlayan maddelerin bulunması, liyakat ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.

Sonuç olarak, toplu iş sözleşmelerinde, çalışanların eş ve çocuklarına öncelik tanıyan hükümlerin yer alması, liyakat ilkesine aykırı bir durum yaratmakta ve bu tür maddelerin sözleşmelerde bulunmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Şirketlerin, işe alım süreçlerinde adil ve eşitlikçi bir yaklaşım benimsemesi önem arz etmektedir.

BULGU: Toplu İş Sözleşmesinde Liyakat İlkesi ile Bağdaşmayacak Hükümlere Yer Verilmesi

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi

Şirket ile sendika arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinde yer alan hükümlerin liyakat ilkesi ile eşit davranma ilkesine aykırı olduğu görülmüştür.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18’inci maddesinin ikinci fıkrasında, tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği ve “Özen ve bağlılık yükümlülüğü” başlıklı 369’uncu maddesinin birinci fıkrasında; Yönetim kurulu üyelerinin ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında olduğu belirtilmiştir. Basiretli iş adamı gibi davranmayı tacirin ticaretine ilişkin faaliyetlerinde herhangi bir kişiye kıyasla daha dikkatli, tedbirli, öngörülü ve yaptığı işin inceliklerine hâkim biçimde hareket etmesi olarak tanımlamak mümkündür. Şirkete ait bir faaliyette bulunulurken bunun şirketin menfaatine olması ile şirketin zarar etmesini önleyici tedbirlerin alınması gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun “Eşit davranma ilkesi” başlıklı 5’inci maddesinde: “İş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılamaz.” hükmü yer almaktadır.

Toplu iş sözleşmesinde, dışarıdan yapılacak personel alımlarında, personel çocuğunun ilgili şirketçe aranan vasıf ve diğer tüm koşulları taşıması şartıyla, işe alım süreçlerinde öncelik tanınacağı, bu maddenin toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden itibaren ve ayrıca ilgili personelin emekli olması şartıyla geçerli olduğu hükmü yer almaktadır.

Toplu iş sözleşmesinde yer alan bu hükümle Şirketin ihtiyaç duyduğu pozisyondan ziyade söz konusu kişilerin işe alınması zorunlu hale getirilmektedir. Hangi gerekçeyle olursa olsun Şirketin ihtiyaç duymadığı kişiyi almaya zorlayan toplu iş sözleşmesi hükmünün kabul edilebilir bir yönü bulunmamaktadır. Yine toplu iş sözleşmesinde yer alan “aranan vasıflara uygun olan işçi çocukları, bu toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden geçerli olmak kaydı ve işçinin emekli olması şartı ile işe alım süreçlerinde değerlendirmeye tutulması esastır.” şeklindeki ifadenin avantaj sağlamadığı gibi bir anlam çıksa da uygulamada diğer kişilere nazaran personel çocuklarının işe alımlarının bu maddeye istinaden yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim toplu iş sözleşmesinde yer alan hükmün toplu iş sözleşmesinin imza tarihinden geçerli olmak kaydı ve işçinin emekli olması şartı ile işe alımda öncelik tanınacağı açıkça yer almıştır. Böylece ihtiyaç duyulan pozisyondan ziyade emekli olan kişinin çocuğuna uygun pozisyon oluşturularak işe alım yapılması gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu madde olmadan da aranan vasıf ve diğer tüm koşulları taşıyan diğer kişiler gibi personel çocuklarının da işe alım süreçlerinde değerlendirmeye tabi tutulmasını engelleyen bir durum söz konusu değildir. Bu anlamda toplu iş sözleşmesinde böyle bir maddenin olmasını haklı kılan bir durum da bulunmamaktadır. Toplu iş sözleşmesinde yer alan bu hükümle sahip olunan kaynaklar ekonomik ve verimli kullanılmamış olmaktadır. İhtiyaç sahibi kişilere Büyükşehir Belediyesi/Belediye ile kamu kurumları yardım etmektedirler. Bu nedenle ölen işçinin eş ve çocuklarının yardıma ihtiyacı olması durumunda aynı kurumlardan yardım alması mümkündür. TİS’de personel eş ve çocuklarına avantaj sağlayan hükmün bulunması evrensel kural olan liyakat ve eşitlik ilkesine uygun düşmemektedir.

Şirket tarafından toplu sözleşme maddelerinden bahsedilerek işçi alımlarında birimlerin ihtiyacı doğrultusunda ve aranan şartları taşıması durumunda değerlendirme yapıldığı ifade edilmiştir. Şirket cevabında birimlerin ihtiyacı doğrultusunda ve aranan şartları taşıması durumunda değerlendirme yapıldığı belirtilmiş ise de uygulamada ihtiyaç ölçüsü gözetilmeksizin bu maddelere istinaden işlem yapılmaktadır. Bu madde olmadan da aranan vasıf ve diğer tüm koşulları taşıyan diğer kişiler gibi personel çocuklarının da ihtiyaca binaen işe alım süreçlerinde değerlendirmeye tabi tutulabilir. Bu nedenle toplu iş sözleşmesinde ayrıcalık sağlanmasına neden olan maddenin olmasını haklı kılan bir durum söz konusu değildir.

İmzalanan toplu iş sözleşmesine çalışan kişilerin eş ve çocuklarının işe alınmasını zorunlu kılan veya öncelik tanıyan maddelerin konulması liyakat ve eşitlik ilkesine uygun olmadığından dolayı bu ve benzeri hükümlerin toplu iş sözleşmelerinde yer almaması sağlanmalıdır.