|
ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, belediye şirketinin işçileri için ayrılması gereken kıdem tazminatı karşılıklarının hesaplarda takip edilmediği tespit edilmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nun 64. maddesi, her tacirin ticari defterlerini işletmenin finansal durumu hakkında bilgi verecek şekilde tutmasını zorunlu kılmaktadır. Ancak, denetim bulguları, kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmadığını ve mali tablolarda izlenmediğini ortaya koymuştur. Bu durum, şirketin muhtemel yükümlülüklerinin mali tablolarda olduğundan daha az görünmesine sebep olmaktadır.
Ayrıca, 1 Sıra No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği, işletmelerin karşılaşabileceği riskler doğrultusunda ihtiyatlılık ilkesine göre muhtemel giderler için karşılık ayırmalarını öngörmektedir. İlgili tebliğde, kıdem tazminatı karşılıklarının muhasebeleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yapılan incelemeler sonucunda, kıdem tazminatı karşılıklarının 372 ve 472 hesaplarında izlenmediği anlaşılmıştır. Şirket, kıdem tazminatı karşılığının yalnızca Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) kapsamında yer aldığını ve Vergi Usul Kanunu (VUK) çerçevesinde gider yazılamayacağını belirtmiştir. Ancak, bu durumun kıdem tazminatı karşılığının muhasebeleştirilmemesi için bir gerekçe oluşturmadığı, mali tabloların doğru bilgi sunabilmesi ve gelecekteki yükümlülüklerin takibi açısından karşılık ayrılmasının zorunlu olduğu değerlendirilmektedir. |
BULGU: Kıdem Tazminatı Karşılığı Tutarlarının İlgili Hesaplarda Takip Edilmemesi
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi
Şirket işçileri için ayrılması gereken kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmadığı ve mali tablolarda izlenmediği görülmüştür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Defter tutma yükümlülüğü” başlıklı 64’üncü maddesinde, her tacirin, ticari defterlerini işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutmak ve bu amaçla defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu; böylece işletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesinin bu defterlerden izlenebileceği belirtilmiştir. Ancak, Kanun’un defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, saklama ve ibraz hükümlerinin VUK ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği de hüküm altına alınmıştır.
1 Sıra No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğ’in “I-Muhasebenin Temel Kavramları” başlıklı bölümünde ihtiyatlılık kavramının muhasebe işlemlerinde temkinli olunmasını ve işletmenin karşılaşabileceği risklerin göz önünde bulundurulmasını ifade ettiği belirtilerek ihtiyatlılık gereğince, işletmelerin muhtemel giderleri ve zararları için karşılık ayıracakları ifade edilmiştir.
Yine Tebliğ’in aynı bölümünde tanımlanan dönemsellik kavramının; işletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasını ifade ettiği belirtilerek kavram gereğince, gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirileceği, hasılat, gelir ve kârların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılacağı ifade edilmiştir.
Tebliğ’in “V-Tekdüzen Hesap Çerçevesi, Hesap Planı ve Hesap Planı Açıklamaları” bölümünde yer alan “Hesap planı açıklamaları” başlıklı (C) bendinde; hesaplanan kıdem tazminatı karşılık tutarlarının ilgili gider hesaplarına borç, 472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabına alacak kaydedilmek suretiyle muhasebeleştirileceği; izleyen dönemde ödenmesi beklenen kıdem tazminatı karşılık tutarlarının 472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabına borç, 372 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesabına alacak kaydedileceği belirtilmiştir.
Yapılan incelemeler sonucunda, işçiler için ayrılması gereken kıdem tazminatı karşılıklarının ayrılmadığı ve 372/472 Kıdem Tazminatı Karşılığı Hesaplarında izlenmediği görülmüşütür. Karşılık ayrılmaması sonucunda Şirketin muhtemel yükümlülükleri ilgili dönemde mali tablolarda olması gerekenden az görünmektedir.
Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine Şirket tarafından özetle; Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamında ve Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) kapsamında olmak üzere iki set mali tablo hazırlandığı, kıdem tazminatı karşılığının söz konusu mali tablolardan TMS kapsamında hazırlanan sette yer aldığı, VUK kapsamında hazırlanan mali tablolarda ise kıdem tazminatı karşılığının vergisel açıdan gider yazılabilmesinin mümkün olmaması nedeniyle kıdem tazminatı karşılığı ayrılmadığı belirtilmiştir.
Ancak, kıdem tazminatı karşılığının vergisel açıdan gider kabul edilmemesi, ilgili tutarın muhasebeleştirilmemesi yönünde hüküm doğurmamakta olup kıdem tazminatı karşılığı ayrılmasının ve ilgili hesaplarda izlenmesinin, mali tabloların doğru bilgi sunması ve ileride ödenmesi muhtemel yükümlülüklerinin takip edilebilmesi açısından gerekli olduğu değerlendirilmektedir.