ÖZET: Ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı yapılarla mücadelede, imar mevzuatındaki yaptırımların etkin uygulanmadığı tespit edilmiştir. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporu’na göre, büyükşehir olmayan il kapsamındaki ilçe belediyeleri, mücavir alan sınırları içinde ruhsatsız inşa edilen yapılarla ilgili gerekli işlemleri gerçekleştirmemiştir. İmar Kanunu’nun 20. ve 21. maddeleri, yapı ruhsatı alınmasının zorunlu olduğunu ve ruhsatsız yapılan yapıların derhal durdurulması gerektiğini belirtmektedir. Ancak, belediyelerin bu konuda yeterli saha kontrollerini yapmadığı ve önleyici tedbirler almadığı gözlemlenmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların tespiti durumunda belediyelerin inşaatı mühürleyerek durdurması gerektiğini ifade etmektedir. Ayrıca, ruhsatsız yapılar için yıkım kararları alınmadığı takdirde, yıkım maliyetlerinin ilgili idarelerden tahsil edileceği belirtilmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi ise ruhsatsız inşaat yapanların hapis cezası ile cezalandırılabileceğini düzenlemektedir.

Sonuç olarak, imar mevzuatına uygun yapılaşmanın sağlanması için belediyelere önemli görevler verilmiştir. Ancak, bu görevlerin yerine getirilmediği durumlarda kaçak yapılaşmanın artış gösterdiği tespit edilmiştir. İlgili mevzuat hükümleri doğrultusunda, belediyelerin hem yıkım hem de önleyici kontrol sorumluluğunu etkin bir şekilde yerine getirmeleri gerekmektedir.

BULGU: Ruhsatsız veya Ruhsat Eklerine Aykırı Yapılar ile Mücadelede İmar Mevzuatında Yer Alan Yaptırımların Etkin Bir Şekilde Uygulanmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Olmayan İl Kapsamında Yer Alan İlçe Belediyesi

Belediye mücavir alan sınırları içerisinde ruhsatsız olarak inşa edilen yapılar olmasına rağmen İdare tarafından imar mevzuatı uyarınca işlem tesis edilmediği, önleyici tedbirlere yönelik saha kontrollerinin gerçekleştirilmediği görülmüştür.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 20’nci maddesinde; kuruluş veya kişilerce kendilerine ait tapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde, kuruluş veya kişilerce, kendisine ait tapusu bulunmamakla beraber kamu kurum ve kuruluşlarının vermiş oldukları tahsis veya irtifak hakkı tesis belgeleri ile imar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerine uygun olarak yapı yapılabileceği,

“Yapı ruhsatiyesi” başlıklı 21’inci maddesinde; bu Kanun’un kapsamına giren bütün yapılar için 26’ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınmasının mecburi olduğu, ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılmasının da yeniden ruhsat alınmasına bağlı olduğu ifade edilmiştir.

Aynı Kanun’un “Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar” başlıklı 32’nci maddesinde ise; bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediyece o andaki inşaat durumunun tespit edilerek yapının mühürlenerek inşaatın derhal durdurulacağı, yapının imar mevzuatına aykırı olduğuna dair bilgi, tapu kayıtlarının beyanlar hanesine kaydedilmek üzere ilgili idaresince tapu dairesine en geç yedi gün içinde yazılı olarak bildirileceği, aykırılığın giderildiğine dair ilgili idaresince tapu dairesine bildirim yapılmadan beyanlar hanesindeki kaydın kaldırılmayacağı,

Ruhsatsız yapılan binanın belediye encümeni kararını müteakip Belediye tarafından yıktırılarak masrafının yapı sahibinden tahsil edileceği, yapı tatil tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren bir ay içinde yapı sahibi tarafından yapının ruhsata uygun hale getirilmediğinin veya ruhsat alınmadığının ilgili idaresince tespit edilmesine rağmen iki ay içinde hakkında yıkım kararı alınmayan yapılar ile hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen altı ay içinde ilgili idaresince yıkılmayan yapıların, yıkım maliyetlerinin döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanmak üzere Bakanlıkça yıkılabileceği veya yıktırılabileceği, yıkım maliyetlerinin %100 fazlası ile ilgili idaresinden tahsil edileceği, bu şekilde tahsil edilememesi halinde ilgili idarenin 5779 sayılı Kanun gereğince aktarılan paylarından kesilerek tahsil olunacağı belirtilmiştir.

Anılan Kanun’un “İdari müeyyideler” başlıklı 42’nci maddesinde; imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyidelerin uygulanacağı düzenlenmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184’üncü maddesinde;

“(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.

(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.” hükmü düzenlenmiştir.

Öte yandan 5237 sayılı Kanun’un 184’üncü maddesinin birinci fıkrasının madde gerekçesi ise; “Birinci fıkradaki suç, yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapmak veya yaptırmakla oluşur. Böylece, sadece binayı inşa eden yüklenici, taşeron, usta veya kalfa değil; inşaatın sahibi de, bu suçtan dolayı fail olarak sorumlu tutulacaktır. Ayrıca, bu tür inşa faaliyetlerine kontrol ve denetim hizmeti veren teknik kişiler de bu suçtan dolayı fail sıfatıyla cezalandırılacaktır.” şeklinde belirtilmiştir.

Yapılan incelemelerde; Belediye mücavir alan sınırları içerisinde ruhsatsız olarak inşa edilmiş yapılar bulunmasına rağmen Belediye tarafından 2024 yılında gerçekleştirilen denetim öncesine değin İmar Kanunu uyarınca işlem tesis edilmediği ve Belediye encümeni tarafından karar alınmadığı, Kanun’u uygulamak ile mükellef olan Belediye tarafından ruhsatsız yapılara ilişkin önleyici tedbirler almak amacıyla saha kontrollerinin gerçekleştirilmediği, söz konusu durumun kaçak yapılaşmayı artırdığı tespit edilmiştir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 21/09/2011 tarihli E:2011/3395 K:2011/5238 sayılı kararında; 3194 Sayılı İmar Yasası’nın 21’inci maddesi gereğince aynı Yasanın 26’ncı maddesinde gösterilen istisnalar hariç her türlü inşaat yapımı ilgilisine göre belediye veya valiliklerden alınacak yapı ruhsatına tabidir. Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır. İstisnalar dışında ruhsat alınmadan yapıya başlanması kaçak yahut ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması durumunda 3194 Sayılı Yasa’nın 32’nci maddesi uyarınca yerel idarelerce yıktırılır ve aynı Yasa’nın 42’nci maddesi gereğince de yapı sahibine ve yükleniciye ceza yaptırımı uygulanır. İmar mevzuatındaki kurallar kamu düzeni gereği uyulması zorunlu ve emredici hukuk kurallarıdır. ..hükmü tesis edilmiştir.

Türk Ceza Kanunu’nun “Görevi kötüye kullanma” başlıklı” 257’nci maddesinin ikinci fıkrasında; “Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. “ hükmü düzenlenmiştir.

Kaçak yapı ile mücadele ve sağlıklı kentleşme konusunda İmar Kanunu ile belediyelere önemli görev ve sorumluluklar yüklenmiştir. Belediyeler, kamuoyunda “kaçak yapı” olarak bilinen İmar Kanunu’na aykırı yapılaşma ile mücadele edebilmek için gerekli yaptırım gücüne sahip kamu tüzel kişileridir.

Kamu İdaresince, bulguda belirtilen tespitlere yönelik saha kontrollerinin başlatıldığı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İmar Kanunu ve yukarıda zikredilen mevzuat hükümleri dikkate alındığında, yetki alanı içerisindeki kaçak yahut ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması durumunda öncelikli yetkili kurum belediyelerdir. Bu yetki kaçak yapım aşaması sonrasında başlayan bir yetki olmayıp, önleyici kontrol sorumluluğunu da kapsayan geniş çerçeveli ele alınması gereken bir yetkidir.