|
ÖZET: Sosyal Denge Sözleşmesi kapsamında yapılan incelemelerde, 2024 yılı için imzalanan sözleşmelerin bazı maddelerinin mevzuata aykırı olduğu tespit edilmiştir. Tüm Yerel Yönetim Çalışanları Sendikası (TÜM YERELSEN) ile yapılan sözleşmelerde, sosyal denge tazminatı ödemeleri ile ilgili düzenlemelerin yanı sıra, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na aykırı hususlara yer verildiği görülmüştür. Özellikle, sosyal denge tazminatının ödenmesiyle ilgili hükümler, yalnızca belirli kriterlere dayalı olarak belirlenebileceği belirtilmişken, bu sözleşmelerde farklı adlar altında ek ödemeler önerilmesi hukuki bir sorun yaratmaktadır.
Ayrıca, imzalanan sözleşmelerin başlıklarında “toplu sözleşme” ifadesinin kullanılması, hukuki statüyü değiştirmemekte ve bu belgelerin gerçek niteliği olan sosyal denge tazminatı sözleşmesi olduğu gerçeğini göz ardı etmektedir. Kamu İdaresi’nin açıklamalarında, sözleşmelerin uluslararası sözleşmelere uygun hazırlandığı savunulsa da, sosyal denge sözleşmelerinin toplu sözleşme niteliği taşımadığı ve yalnızca toplu sözleşmelerde belirlenen sınırlar içinde düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, sosyal denge sözleşmeleri, mevzuatta öngörülmeyen konulara yer verilmeden, yalnızca sosyal denge tazminatı ile ilgili düzenlemeleri içermelidir. Bu çerçevede, ilgili tarafların, sözleşmelerin hukuki dayanaklarına uygun hareket etmesi ve mevzuata aykırı hükümlere yer vermemesi önem arz etmektedir. |
BULGU: Sosyal Denge Sözleşmesine Konusu Dışında Hüküm Konulması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi
Kamu İdaresi tarafından Tüm Yerel Yönetim Çalışanları Sendikası (TÜM YERELSEN) ile imzalanan sosyal denge sözleşmesinde mevzuatta öngörülmeyen konularda düzenlemeler yapıldığı görülmüştür.
375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Ek 15’inci maddesinde; belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine sosyal denge tazminatı ödenebileceği, sosyal denge tazminatının ödenebilecek aylık tutarının 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na göre yapılan toplu sözleşmede belirlenen tavan tutarı geçmemek üzere ilgili belediye ile ilgili belediyede en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası arasında anılan Kanun’da öngörülen hükümler çerçevesinde yapılabilecek sözleşmeyle belirlenebileceği hüküm altına alınmıştır.
4688 sayılı Kanun uyarınca imzalanan Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2024 ve 2025 Yıllarını Kapsayan 7. Toplu Sözleşme’nin Yerel Yönetim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme bölümünün “Sosyal denge tazminatı” başlıklı 1’inci maddesinde; belediyelerin kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlilerine, 4688 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinde yer alan usul ve esaslar çerçevesinde ödenebilecek sosyal denge tazminatı aylık tavan tutarının, ek gösterge dahil en yüksek Devlet memuru aylığının %120’si olduğu, sosyal denge tazminatının verilmesi yönünde yapılabilecek sözleşmelerde, tavan tutarı aşmamak kaydıyla çeşitli adlar altında yapılan ödemeler dahil ödenebilecek tazminatın aylık tutarının, görev yapılan birim ve iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, görev yerinin özelliği, çalışma süresi, kadro veya görev unvanı ile derecesi gibi kriterlere göre farklı olarak belirlenebileceği hükümleri yer almaktadır.
İlgili mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere sosyal denge tazminatı sözleşmesi kapsamında yapılan ödemeler, her ne adla yapılırsa yapılsın, ek gösterge dahil en yüksek Devlet memuru aylığının %120’sinden fazla olamaz.
Yapılan incelemede, idare ile TÜM YEREL-SEN arasında 01.01.2024 ile 31.12.2024 tarihleri arasında üç ayrı sözleşme imzalandığı ve bu sözleşmelerin bazı maddelerinde mevzuata aykırı hususlara yer verildiği tespit edilmiştir.
Öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşmelerin kapak başlığında, metnin toplu sözleşme olduğu belirtilmiştir. Toplu sözleşme, kamu görevlilerinin geneline ve hizmet kollarına yönelik mali ve sosyal haklarını belirlemek üzere yürütülen toplu sözleşme görüşmeleri sonucunda mutabık kalınması durumunda taraflarca imzalanan sözleşmeyi ifade ettiğinden, imzalanan metin toplu sözleşme değil, sosyal denge tazminatı sözleşmesidir. Nitekim söz konusu durum 4688 sayılı Kanunun 32’inci maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle belediye ile ilgili sendika arasında imzalanan sözleşmenin adı “Toplu Sözleşme” değil, “Sosyal Denge Tazminatı Sözleşmesi” olmalıdır.
Bunların dışında söz konusu Sözleşmelerin; “Belediye’ye Ait Sosyal Tesis Olanaklarından Yararlanma” başlıklı 20’nci maddesinin (a) fıkrasında;
“Belediyenin mülkiyeti ve kendi varlıkları üzerinde kurulu olup, belediye ya da özel kurumlarca işletilen kamp, kreş, çocuk bakımevlerinden, etüt spor ve kültür merkezleri vb. tesislerden çalışanlar, eş ve çocuklarının %50 (ilk iki sözleşmede %25) indirimli ve öncelikle faydalanması sağlanır.”
“Diğer Haklar ve Ücretli İzinler” başlıklı 21’inci maddesinde;
“a) 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın çalışanlar ücretli izinlidir.
Sözleşmeden yaralanan belediye çalışanlarının ailesinin şikâyeti üzerine aile içi şiddet uyguladığı ilgili merciler tarafından tespit edildiği durumlarda; söz konusu çalışanın sözleşme hükümlerinde yer alan mali ve sosyal yardımlardan elde ettikleri elinden alınarak, bunlar çalışanın eşine ödenir.”
“Diğer Yardımlar” başlıklı 23’üncü maddesinde ise;
“a) İşveren evlenen memura 5.550,00 TL brüt evlenme yardımı öder. Evlenecek kişilerin her ikisinin o işverenin çalışanı olması halinde yardım sadece bayan memura yapılır.
b) İşveren doğum yapan çalışana veya eşine 5.550,00 TL brüt doğum yardımı öder. Eşlerin her ikisinin de işverenin çalışanı olması halinde yardım sadece bayan memura yapılır.
c) İşveren memurun kendisinin, eşinin, çocuklarının, anne ve babalarının ölümü halinde ölen memurun mirasçılarına net 10.050,00 TL ölüm yardımı öder.
Çocuklarından %60 ve üzeri engel durumu olduğunu resmi sağlık kurullarından alınan heyet raporu ile belgeleyen çalışanlara her ay engelli çocuk başına 1.950,00 TL net ödenir.
Çocuğu Üniversitede Lisans ve Ön lisans (Açık Öğretim, Tez, Doktora, Yüksek Lisans hariç) eğitimi gören memura her yıl Eylül ayında üniversite masrafları için 3.000,00 TL, Net eğitim yardımı öder.
4688 saylı toplu sözleşme kanunun geçici 14 maddesi gereği yılda beş defa olmak üzere, Ramazan, Kurban, l mayıs ve 29 Ekim cumhuriyet bayramı bayramlarında her memura 3.000,00 TL Net ücret ödenir.
Belediyemiz engelli kadrosuna EKPSS sınavı ile giren engelli personele 3 Aralık Dünya Engelliler gününde 1.050,00 TL Net ücret ödenir “ hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen söz konusu düzenlemeler sosyal denge tazminatının uygulanmasına ilişkin olmayıp 4688 sayılı Kanun’un 32’nci maddesine aykırılık teşkil etmektedir.
Kamu İdaresi cevabında belediye ile sendika arasında imzalanan toplu sözleşmenin Anayasa’nın 90’ıncı maddesi gereğince ülkemizin taraf olduğu ve iç hukukumuzda doğrudan uygulanması gereken uluslararası sözleşmeler ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda hazırlandığı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmeleri kapsamında kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla işverenle eşit koşullarda özgürce toplu sözleşme yapma hakkının temel bir insan hakkı olarak kabul edildiği; bu kapsamda toplu sözleşme ile sağlanan mali haklara getirilecek herhangi bir kısıtlamanın sendikal örgütlenme ve toplu pazarlık hakkına müdahale niteliği taşıyacağı; ayrıca kamu kurumlarında görev yapan kamu işçilerine tanınan toplu sözleşme hakkının herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın uygulanması karşısında aynı kurumda görev yapan memurların bu haklardan yoksun bırakılmasının hem eşitlik ilkesine hem de uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu; sonuç olarak, mevcut sözleşmenin hukuki dayanaklarının uluslararası normlara uygun olduğu, ancak 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu çerçevesinde TÜM YEREL-SEN ile imzalanan ve 2024 yılına ait olan sözleşmenin sona ermesiyle birlikte, yeni sözleşme hazırlanırken bulgu maddesinde yer alan uyarıların dikkate alınacağı ifade edilmiştir.
Kamu idaresinin değerlendirmesi sosyal denge sözleşmelerinin hukuki statüsü ile uyumlu değildir. Şöyle ki:
Öncelikle, sosyal denge sözleşmeleri, toplu iş sözleşmesi ya da toplu sözleşme hükmünde olmayıp, sözleşmenin imzalanma sürecinde bu belgelerin “toplu sözleşme” veya “toplu iş sözleşmesi” olarak adlandırılması, söz konusu sözleşmelerin hukuki statüsünü değiştirmemektedir.
Uluslararası sözleşmelere göre kamu emekçilerinin toplu sözleşme yapma hakkı bulunmaktadır. Ülkemizde, kamu çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını korumak ve geliştirmek amacıyla sendika kurması; işverenleriyle eşit koşullarda ve özgürce toplu pazarlık yaparak sözleşme imzalaması hem Anayasa hem de 4688 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiş ve bu doğrultuda uluslararası sözleşmeler iç hukuka yansıtılmıştır.
Bu çerçevede, 4688 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinde toplu sözleşmenin tanımı ve süreçleri ayrıntılı şekilde ifade edilmiş, ayrıca Anayasa’nın 128’inci maddesinde toplu sözleşme hükümlerinin bağlayıcılığı vurgulanmıştır. Toplu sözleşme, uluslararası sözleşmelerde tanınan ve ülkemizce anayasal ve yasal düzeyde kabul edilen bir hak olarak tarafları bağlayan hukuki bir metindir.
Uluslararası sözleşmelere dayanılarak sosyal denge sözleşmesi kurulması mümkün değildir. Zira bu sözleşmelere uygun olarak iç hukukta gerekli düzenlemeler yapılmış ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde toplu sözleşmeler imzalanmaktadır. Sosyal denge ödemelerinin usul ve esasları da bu toplu sözleşmelerde yer almaktadır. Dolayısıyla, sosyal denge sözleşmesinde yer alan ödemeler, iç hukuka uygun şekilde akdedilen toplu sözleşme hükümlerine dayanmaktadır.
Bununla birlikte, sosyal denge sözleşmesini; Avrupa Sosyal Şartı, ILO sözleşmeleri ve Anayasa’daki düzenlemelerle doğrudan kıyaslamak doğru değildir. Çünkü sosyal denge sözleşmeleri, toplu sözleşme niteliği taşımamakta olup mevcut toplu sözleşmenin uygulama metnidir.
Toplu sözleşmeler ise belirli dönemler itibarıyla uluslararası sözleşmelere ve iç mevzuata uygun olarak imzalanmaktadır.
2024 ve 2025 yıllarını kapsayan 7. Dönem Toplu Sözleşme incelendiğinde, kamu işçileri dışındaki kamu görevlileri için çok sayıda ödeme kaleminin düzenlendiği ve bunlardan birinin de “sosyal denge tazminatı” olduğu görülmektedir.
Mevzuata göre bu ödeme, tek kalem bir tazminat niteliğinde olup; idarelerin mali durumu, görev yapılan birim, iş hacmi, görevin önemi ve zorluk derecesi, görev yerinin özellikleri, kadro veya unvan gibi kriterlere bağlı olarak farklı oranlarda belirlenebilmektedir. Bu tazminatın taraflarca karara bağlandığı metin ise sosyal denge sözleşmesidir.
Sosyal denge sözleşmesi, yeni bir sendikal hakkın kullanımı anlamına gelmediğinden ve hukuk sistemimizde toplu iş sözleşmesi veya toplu sözleşme statüsünde bulunmadığından; sadece toplu sözleşmede belirlenen sınırlar çerçevesinde düzenlemeler içermelidir. Bu nedenle, sosyal denge tazminatının dışında sosyal yardımlar veya faaliyetlerin sosyal denge sözleşmesinde düzenlenmesi Anayasa, ilgili personel kanunları ve 4688 sayılı Kanun’a aykırıdır.
Başka bir ifadeyle, sosyal yardım ve faaliyetler, ancak kanunlar veya 4688 sayılı Kanun’un 28 ve 29’uncu maddelerine göre akdedilen toplu sözleşmelerde düzenlenebilir.
Sonuç olarak, İdare ile yetkili sendika arasında imzalanacak sosyal denge sözleşmelerinde mevzuata aykırı veya mevzuatta öngörülmeyen konulara ilişkin hükümlere yer verilmemesi gerekmektedir.