Danıştay 10. Dairesi Esas : 1990/2199 Karar : 1991/231

 

İstemin Özeti : Davacının konut yapımı amacıyla satın almış olduğu arsanın satışına dair ……. Belediye Encümeni kararı ile bu konudaki tüm ihale işlemlerinin geçersiz sayılmasına ilişkin belediye meclisinin 5.6.1989 günlü 5 sayılı kararının iptali istemiyle açılan dava sonunda ……. İdare Mahkemesince; Belediyenin 5.4.1984 günlü 4 sayılı kararı ile ihtiyacı olan vatandaşlara arsa dağıtımının öngörüldüğü, ancak satışı yapılan arsaların muhammen bedellerinin tespit edilmediği, ihaleye katılan kişilerden geçici teminat alınmadığı, arsa satışı yapılan bir kısım vatandaşın ihale tarihinde yurtdışında bulunduğu, yine arsa satışı yapılan kişilerden bazılarının 18 yaşından küçük olduğu, ihale sonunda adına arsa tahsisi yapılan bir kişinin ihaleye katılmadığı, ihaleye ilişkin son ilan tarihinden itibaren 5 günlük süre beklenmeden aynı gün ihalenin yapıldığı, satış şartnamesinin hazırlanmadığı, gerçek ihtiyaç sahiplerinin araştırıldığı, dolayısıyla yapılmış olan ihalenin 2886 sayılı Kanuna uygun bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

……. İdare Mahkemesinin 31.1.1990 günlü E: 1989/604, K: 1990/111 sayılı kararının; idare işlemlerin her zaman geri alınamayacağı, idari işlemlerin güvenirliği ilkesinin zedelendiği, ihaledeki eksikliklerin idarenin kusurundan kaynaklandığı, idare işleminde açık hata bulunmadığı, mahkeme kararının ret gerçeklerinin tüm davacılara genişletilemeyeceği, dava konusu işlemin Danıştay İçtihatlarına aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : Z.Ö.

Danıştay Savcısı : A.O.

Düşüncesi : Belediye encümenince davacıya arsa satışına ilişkin ihalenin feshi ile satış işleminin iptaline dair belediye meclisi kararına karşı açılan davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararının temyizen bozulması istenilmektedir.

İdare mahkemesi davayı; 2886 sayılı Yasa hükümlerine göre ihale yoluyla satılacak arsalara ait ihale şartnamesinin hazırlanıp muhammen bedelin tespit edilmesi gerektiği, ayrıca usulüne uygun ilan yapılıp son ilan tarihinden itibaren 5 günlük süre geçtikten sonra ihalenin açılarak arsa satışlarının yapılması gerekirken bu hususlara uyulmadığı gibi, gerçek ihtiyaç sahiplerinin de yeterince araştırılıp tespit edilmediği ve reşit olmayan kişilere satış yapıldığının görüldüğü bu nedenle arsa satışına ilişkin belediye encümeni kararlarının iptali ve ihale sözleşmesinin feshine ilişkin konusu belediye meclisi kararında yasa hükümlerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Olayda işin esasına girmeden önce belediye meclisinin söz konusu ihaleyi ve satış sözleşmelerin fesih yetkisi bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekmektedir. 1580 sayılı Belediye Kanunu bütünüyle incelendiğinde; belediye meclisinin belediye encümeni üzerinde hiyerarşik bir organ olmadığı gibi encümen kararlarını denetlemek veya onamak gibi bir vesayet yetkisinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim bu nedenle kanun koyucu belediye başkanı ile belediye encümeni, yine encümen ile belediye meclisi arasında ihtilaf doğabileceğini göz önünde tutarak bunların çözümünü düzenlemek amacıyla kanuna özel hükümler sevk etmiştir.

Kanun “Reis, encümen ve meclis arasındaki ihtilafların kati karara raptı” başlığını taşıyan 97. maddesinde; belediye encümeni ile belediye meclisi arasında uyuşmazlık doğduğunda belediye başkanının başvurusu üzerine ilçe belediyeleri için ilçe idare kurulunun, il merkezi belediyeleri için il idare kurulunun mütalaası alındıktan sonra Danıştay”ca karar verileceği öngörülmüştür. Bu itibarla encümen kararının iptali ve ihale sözleşmelerinin feshine yetkili bulunmayan belediye meclisinin dava konusu işlemi yetki yönünden hukuka aykırı bulunmaktadır.

Öte yandan davacı ile davalı belediye arasında, 2886 sayılı Yasanın 13. maddesi ile belediye adına ihale yapmaya yetkili kılınan belediye encümeninin açtığı ihale sonucunda arsa satışına dair sözleşme imzalandığı bu sözleşmenin imzalanması sırasında davacının bir hilesi veya idareyi yanıltıcı bir fiili söz konusu olmadığı anlaşıldığından, idarenin dava açma süresi geçtikten sonra bu işlemini geri alması davacının kazanılmış hakkını bertaraf edici nitelikte olmaktadır. Bu şekilde bir geri alma işlemi tesisinin ise mümkün olmadığı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı gereğidir.

Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği düşünüldü:

2577 Sayılı Kanunun 17. maddesine göre davacının duruşma istemi ret edilerek işin esasına geçildi.

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 3622 sayılı Kanunla değişik 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Bozulması istenen karar, usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile bozulması istenen kararın onanmasına 31.1.1991 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 


ÖZET: Danıştay 10. Dairesi, davacının konut yapımı amacıyla satın aldığı arsanın satışına dair belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılan davayı, ihale işlemlerinin 2886 sayılı Kanuna uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir. İdare mahkemesi, ihale şartnamesinin hazırlanmadığını, muhammen bedelin tespit edilmediğini ve gerçek ihtiyaç sahiplerinin yeterince araştırılmadığını belirtmiştir. Danıştay, belediye meclisinin encümen kararlarını iptal etme yetkisinin bulunmadığını, dolayısıyla davanın hukuka aykırı olduğunu değerlendirerek, temyiz isteminin reddine ve mahkeme kararının onanmasına karar vermiştir.