Ceza hukukunda “güveni kötüye kullanma” suçu, failin kendisine bir iş veya hizmet ilişkisi kapsamında teslim edilen bir mal veya değeri, sahibinin rızası dışında kendi yararına tasarruf etmesi durumunda oluşur. Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/113 sayılı kararı da, özellikle avukatların bu kapsamdaki eylemlerine dair önemli ölçütler ortaya koymaktadır.

Somut olayda sanık, serbest avukat olarak çalıştığı dönemde, müvekkilinin kendisine teslim ettiği senetlere dayanarak icra takipleri başlatmış, bu takipler sonucu elde edilen tahsilatların bir kısmını haricen almış ve bu tutarların kalan kısmını müvekkiline vermemiştir. Bu durumda sanığın eylemi “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçu kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca bazı dosyaların takipsiz bırakılması sebebiyle “görevi ihmal” suçu da gündeme gelmiştir.

Hüküm Cümlesi:
“Müştekinin 06/11/2013 tarihli celsedeki ‘karar verildikten sonra alacağımın tamamını aldığım için şikayetimden vazgeçiyorum’ şeklindeki beyanından sanığın eylemleri nedeniyle meydana gelen zararı kovuşturma aşamasında ödediği anlaşıldığından sanığın hüküm verilmeden önce etkin pişmanlık gösterip zararı giderdiği ve …nın 168/2 maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden etkin pişmanlık hükümleri uygulanmayarak fazla ceza tayini”

Yargıtay, sanığın kovuşturma aşamasında zararı tamamen ödediği gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu’nun 168/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğini, ancak bu indirimin yapılmadan fazla ceza tayin edildiğini belirterek hükmü bozmuştur.

Bu karar, avukatların icra dosyaları üzerinden yaptıkları tahsilatlarda müvekkillerine karşı sorumluluklarını ve bu yükümlülüklere aykırı davranışların cezai sonuçlarını açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda, zarar kovuşturma sürecinde giderilirse etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olduğunu da vurgulamaktadır.

Karar Künyesi:
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 10.01.2017 Tarih, 2016/2000 Esas, 2017/113 Karar
İlk Derece Mahkemesi: (Belirtilmemiş) Ağır Ceza Mahkemesi