|
ÖZET: Başkanlığın taraf olduğu davalardan kaynaklanan yükümlülüklerin mali tablolarda muhasebeleştirilmediği ve koşullu varlık ile yükümlülüklerin açıklanmadığı tespit edilmiştir. 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, GYMY ve MYMY hükümleri çerçevesinde, karşılık ayrılması gereken durumların belirlenmesi ve bu yükümlülüklerin mali tablolarda uygun şekilde yer alması gerekmektedir. Özellikle, geçmişteki olaylardan kaynaklanan yükümlülüklerin tahmin edilebilir olması durumunda, karşılık ayrılması zorunludur. Aksi takdirde, bu yükümlülükler koşullu yükümlülük olarak nitelendirilmeli ve mali tablo dipnotlarında açıklanmalıdır.
DMS 19’a göre, koşullu yükümlülükler ve varlıklar, mali tablolarda yer almaz; ancak dipnotlarda belirtilmelidir. Kamu idaresinin, taraf olduğu davaların sonuçlarıyla ilgili gerçekçi tahminlerde bulunarak karşılık ayırma koşullarını sağlaması önemlidir. Ayrıca, yasal yollarla takip edilen hak talepleri, koşullu varlık olarak gösterilmelidir. İdarenin, açıklama yükümlülükleri nedeniyle ciddi zarar görme riski varsa, bu durum özel olarak değerlendirilmelidir. Sonuç olarak, muhasebe uygulamalarında ihtiyatlılık ilkesi gereği, idarelerin taraf olduğu davalardan doğabilecek yükümlülükler ile koşullu varlık ve yükümlülükler hakkında gerekli tahmin ve değerlendirmeleri yapması kritik bir öneme sahiptir. 2018-2023 yılları arasındaki denetim raporlarında bu hususların sürekli olarak vurgulandığı ve 2024 yılında da benzer durumların devam ettiği anlaşılmaktadır. |
BULGU: Başkanlığın Taraf Olduğu Davalardan Kaynaklanan Mevcut Yükümlülüklerin Muhasebeleştirilmemesi ve Koşullu Yükümlülüklerin Varlıkların Açıklanmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
GİB’in taraf olduğu davalardan kaynaklanan mevcut yükümlülüklere mali tablolarda yer verilmediği, koşullu varlık ve yükümlülüklerin ise mali tablo dipnotlarında açıklanmadığı görülmüştür.
GYMY’nin 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; ihtiyatlılık ilkesi gereği, muhasebe uygulamasında muhtemel risklere ve olaylara karşı bu Yönetmelik’te belirtilen durumlarda karşılık ayrılacağı; 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise Yönetmelik’te belirtilen durumlarda ayrılan karşılıkların gider olarak muhasebeleştirilip raporlanacağı, koşullu yükümlülüklerden kaynaklanan ve kamu idarelerinden ekonomik bir fayda veya hizmet potansiyeli içeren kaynakların çıkışına neden olabileceği güvenilir bir biçimde tahmin edilen tutarlar için karşılık ayrılarak faaliyet sonuçları tablosuna yansıtılacağı hüküm altına alınmıştır.
MYMY’de, karşılık ayrılma şartlarını sağlayan yükümlülüklerin kısa ya da uzun vadeli olma durumlarına göre 379/479-Diğer Borç ve Gider Karşılıkları Hesaplarına kaydedilmesi öngörülmüştür. GYMY’nin 40’ıncı maddesinde ise koşullu yükümlülük ve varlıkların nazım hesaplar ana hesap grubunda ihtiyaca göre açılacak hesaplarda izleneceği belirtilmiştir.
Karşılıklar, koşullu yükümlülükler ve koşullu varlıklara ilişkin 19 numaralı Devlet Muhasebesi Standardında da (DMS 19), anılan Standart kapsamına giren karşılıkların mali tablolara yansıtılabilmesi;
Geçmişteki bir olaydan kaynaklanan hukuki veya zımni kabulden doğan bir yükümlülüğün bulunması,
Yükümlülüğün yerine getirilmesi için ekonomik fayda veya hizmet sunumu potansiyeli içeren kaynakların kurum ya da kuruluştan çıkmasının muhtemel olması,
Yükümlülük tutarının güvenilir bir biçimde tahmin edilebiliyor olması,
şartlarının birlikte var olmasına bağlanmıştır. Buna göre şayet geçmişteki bir olaydan kaynaklanan bir yükümlülüğün doğma ihtimali olmakla birlikte henüz kesin değilse veya mevcut bir yükümlülüğün olduğu bilindiği halde buna ilişkin olarak kurumdan kaynak çıkışı ihtimali düşükse ya da var olan yükümlülük tutarı yeterince güvenilir bir biçimde tahmin edilemiyorsa, karşılık ayırmak mümkün değildir. Bu durumda söz konusu olan koşullu yükümlülüktür. Kamu idaresine gelecekte ekonomik yarar sağlama olasılığı bulunan ve henüz kesin olmayan olayların bulunması halinde ise koşullu varlıklar açıklanmalıdır. Karşılıkların aksine, koşullu yükümlülükler ve koşullu varlıklara mali tablolarda yer verilmesi mümkün olmayıp, bu kalemler mali tablo dipnotlarında gösterilmelidir.
Diğer yandan, yine DMS-19’da kurum veya kuruluşla diğer taraflar arasında koşullu yükümlülük veya varlıklar konusunda anlaşmazlık olduğunda, açıklama hükümleri nedeniyle kurum veya kuruluşun konumunun ciddi bir şekilde zarar görmesinin tahmin edildiği durumlarda kuruluşun söz konusu bilgiyi açıklamak zorunda olmadığı ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve DMS 19 açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, kamu idarelerinin taraf oldukları ve henüz kesinleşmemiş davaların sonuçlarıyla ilgili gerçekçi tahminlerde bulunarak karşılık ayırma koşullarını sağlayanlarla ilgili karşılık ayırmaları gerekmekte, bu şartları sağlamayan yükümlülükler ise koşullu yükümlülük olarak mali tablo dipnotlarında açıklanmalıdır. Yine yasal yollarla takip edilen ve idareye ekonomik yarar sağlama potansiyeli bulunan hak talepleri, koşullu varlık olarak mali tablo dipnotlarında gösterilmelidir. Şayet idarenin, açıklama hükümleri nedeniyle ciddi bir şekilde zarar görmesi tahmin ediliyorsa, koşullu yükümlülük ve varlıklara ilişkin açıklama yapılmamasına karar verilebilir. Ancak, bu durumda da taraf olunan her dava mutlaka kendi koşulları özelinde bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Yapılan incelemeler neticesinde, GİB Hukuk Müşavirliği ve vergi dairesi başkanlıkları hukuk büroları tarafından takip edilmekte olan, geçmişteki olaylardan kaynaklanan ve GİB’in taraf olduğu çeşitli davaların bulunduğu, ancak idare tarafından hukuki veya zımni kabulden doğan yükümlülüklerinin olup olmadığının değerlendirilmediği, karşılık ayırma şartlarını sağlayanlara ilişkin olarak ise karşılıkların ayrılmadığı ve herhangi bir koşullu varlık ya da yükümlüğün nazım hesaplarda izlenmediği tespit edilmiştir.
Kamu idaresi cevabında, DMS-19’a göre kurum veya kuruluşla diğer taraflar arasında koşullu yükümlülük veya varlıklar konusunda anlaşmazlık olduğunda, açıklama hükümleri nedeniyle kurum veya kuruluşun konumunun ciddi bir şekilde zarar görmesinin tahmin edildiği durumlarda kuruluşun söz konusu bilgiyi açıklamak zorunda olmadığı ifade edilmiş olsa da; GYMY ve MYMY hükümleri ve DMS 19 açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, kamu idarelerinin taraf oldukları ve henüz kesinleşmemiş davaların sonuçlarıyla ilgili gerçekçi tahminlerde bulunarak karşılık ayırma koşullarını sağlayanlarla ilgili karşılık ayırmaları bir zorunluluktur. Bu şartları sağlamayan yükümlülüklerin koşullu yükümlülük olarak; yine yasal yollarla takip edilen ve idareye ekonomik yarar sağlama potansiyeli bulunan hak taleplerinin ise koşullu varlık olarak mali tablo dipnotlarında gösterilmesi ise esas olmakla birlikte; Standartta bu uygulama belirli haller için ihtiyari kılınmıştır. Ancak, her halükarda idare tarafından öncelikle taraf olunan her dava için kendi koşulları özelinde bir değerlendirme yapılması, bu davalardan karşılık ayrılması gerekenler için karşılık ayrılması, diğerleri için ise koşullu yükümlülük veya varlık olarak açıklanmalarına veya yeterli gerekçelerin bulunması halinde açıklama yapılmamasına karar verilmesi gerekmektedir.
Bulgu konusu hususa 2018 ve 2023 yılları arasındaki Sayıştay Denetim Raporlarında yer verilmiş olup, aynı uygulamaya 2024 yılında da devam edildiği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak muhasebenin “ihtiyatlılık” ilkesi gereği, İdare tarafından taraf olunan davalardan kaynaklanabilecek karşılıklar ile koşullu varlık ve yükümlülüklere ilişkin gerekli tahmin ve değerlendirmelerin yapılması gerekmektedir.