ÖZET: Belediye Şirketine ait ayni sermaye artışı yoluyla tesis edilen intifa haklarının ve tasarruf devirlerinin mevzuata uygun olmadığı tespit edilmiştir. Kamu İdaresi, mülkiyetinde bulunmayan park, yeşil alan ve otopark gibi taşınmazlar üzerinde intifa hakkı tesis ederek, 3194 sayılı İmar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na aykırı hareket etmiştir. İlgili mevzuat, kamu malı olarak nitelendirilen bu alanların özel mülkiyete konu olamayacağını ve üzerinde intifa hakkı kurulamayacağını belirtmektedir. Yapılan denetimlerde, bu taşınmazların belediye şirketine devredilmesi sürecinde gerekli hukuki şartların sağlanmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca, tapu siciline tescil edilemeyen taşınmazlar üzerinde de intifa hakkı tesis edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre, taşınmazların sermaye olarak kabul edilebilmesi için tapuya tescil edilmesi gerekmektedir. Ancak, Kamu İdaresi tarafından yapılan işlemlerde, taşınmazlar üzerinde haciz ve tedbir şerhleri bulunduğu için intifa hakkının tescili mümkün olmamıştır. Bu durum, taşınmazların belediye şirketinin tasarrufuna bırakılmasının hukuken geçersiz olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak, Kamu İdaresi’nin mülkiyetinde olmayan ve hukuken devredilemeyecek taşınmazlar üzerindeki intifa haklarının iptal edilmesi ve bu alanların tasarruf haklarının Kamu İdaresi’ne geri verilmesi gerekmektedir.

BULGU: Belediye Şirketine Ayni Sermaye Artışı Yoluyla Tesis Edilen İntifa Haklarının ve Tasarruf Devirlerinin Mevzuata Uygun Olmaması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi

Kamu İdaresi tarafından Belediye Şirketine ayni sermaye artışı yolu ile tesis edilen intifa haklarının mevzuata uygun olmadığı görülmüştür.

a) Kamu İdaresi Mülkiyetinde Bulunmayan Taşınmazlar Üzerinde Ayni Sermaye Artışı Yoluyla İntifa Hakkı Tesis Edilmesi

Kamu İdaresinin, kendi mülkiyetinde olmayan park, yeşil alan, rekreasyon alanı ve otopark alanı gibi 4 adet taşınmaz üzerinde ayni sermaye artışı yoluyla kendi şirketlerine intifa hakkı tesis ettiği görülmüştür.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Kamuya Ait Gayrimenkuller” başlıklı 11’inci maddesinde, imar planlarında; meydan, yol, su yolu, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan arazi ve arsaların belediye veya valiliğin teklifi, Hazine ve Maliye Bakanlığının onayı ile belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye bedelsiz terk edileceği ve tapu kaydının terkin edileceği, bu suretle mal edilen arazi ve arsalar belediye veya özel idare tarafından satılamayacağı ve başka bir maksat için kullanılamayacağı, bu hususta tapu kütüğünün beyanlar hanesine gerekli şerhin konulacağı ifade edilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun sermaye koyma borcunu düzenleyen “Konusu” başlıklı 127’nci maddesinde, her çeşit taşınmazın ticaret şirketlerine sermaye olarak konulacağı; “Hükmü” başlıklı 128’inci maddesinde, şirket sözleşmesinde veya esas sözleşmede bilirkişi tarafından belirlenen değerleriyle yer alan taşınmazların tapuya şerh verildiği takdirde ayni sermaye kabul olunacağı, taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescili gerekli olduğu; “Ayni Sermaye Olarak Konulabilecek Malvarlığı Unsurları” başlıklı 342’nci maddesinde; üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurlarının ayni sermaye olarak konulabileceği hüküm altına alınmıştır.

Yukarıdaki mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, belediyenin mülkiyetinde olmayan ancak tasarrufuna bırakılan park, yeşil alan ve otopark gibi alanların kamu malı olarak nitelendirileceği, özel mülkiyete konu teşkil edilemeyeceği ve üzerinde intifa hakkı kurulamayacağı; ayni sermaye olarak konulabilecek malvarlığı unsurlarının devredilebilir nitelikte olması gerektiği, özel mülkiyete konu olmayan ve üzerinde intifa hakkı tesisi gibi tasarruflarda bulunabilmenin mümkün olmadığı bu taşınmazların ayni sermaye olarak aktarılamayacağı anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede, Kamu İdaresince, tapuya kayıtlı olmayan ve İdarenin tasarrufuna bırakılan kamu malı olarak nitelenen 4 adet taşınmaz üzerinde mevzuata aykırı olarak Belediye Şirketleri lehine intifa hakkı tesis edilmek suretiyle ayni sermaye olarak aktarımın gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.

Kamu idaresi cevabında özetle belediyenin mülkiyetinde olmasa dahi taşınmazların belde halkının ihtiyaçlarına sunulması nedeniyle bu faydalanmanın hukuken korunması gereken değer niteliğinde olduğu dolayısıyla İdarenin mülkiyetinde olmasa dahi taşınmazlar üzerinde intifa hakkı tesis edilebileceği ve söz konusu taşınmazlar için asliye ticaret mahkemesi tarafından intifa hakkı değerlerinin tespiti yapıldığı, bahsi geçen taşınmazların Şirketin kullanımına sunulmadığı ve meclisin karar almasına rağmen intifa hakkının tesis edilmediği ifade edilmiştir.

Ancak Kamu İdaresi tarafından taşınmazların intifa hakkı sürecinin tamamlanmadığı belirtilmiş ise de tarafımıza gönderilen ayni sermaye artışına ilişkin muhasebe kayıtları, sicil gazetesinde yer alan sermaye artışları ile meclis kararları ve uygulamalarından intifa hakkının tesis edildiği ve ilgili taşınmazların kullanımının Şirkete bırakıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca İdare cevabında Asliye Ticaret Mahkemesinin bedel tespiti yaptığını dolayısıyla intifa hakkının geçerli olacağını iddia etmişse de ilgili mahkeme sadece bedel tespiti yapmakta intifa hakkının geçerli olup olmadığı ile ilgili bir inceleme yapmamaktadır.

Kamu İdaresinin mülkiyetinde olmayan ve tasarrufuna bırakılan alanlar üzerinde intifa hakkı tesis edilemeyeceğinden, şirketlerin bu alanlar üzerindeki tasarrufuna son verilmesi gerekmektedir.

b) Tapu Siciline Tescil Edilemeyen Taşınmazlar Üzerinde İntifa Hakkı Tesis Edilmesi

Kamu İdaresi tarafından bağlı ortaklığı olan şirkete ayni sermaye olarak 4 adet taşınmazın intifa hakkının devredildiği, ancak bu taşınmazlara ilişkin intifa hakkının devri ile ilgili mevzuatın öngördüğü şartların sağlanmadığı ve bu taşınmazların ayni sermaye olarak intifa haklarının devrinin mümkün olmadığı halde taşınmazların İdare şirketinin tasarrufuna bırakıldığı görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Şirketin Kurulması” başlıklı 70’nci maddesinde belediyelerin kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen hususlara göre şirket kurabileceği, aynı kanunun “Meclisin Görev ve Yetkileri” başlıklı 18’inci maddesinin (i) bendinde ise bütçe işi işletme ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na tabi ortaklıkların kurulmasına, bu ortaklıklardan ayrılmaya, sermaye artışına ve gayrimenkul yatırım ortaklığı kurulmasına karar verme yetkisinin belediye meclisinde olduğu belirtilmiştir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ayni Sermaye” ana başlığı altında bulunan “Ayni Sermaye Konulabilecek Malvarlığı Unsurları” başlıklı 342’nci maddesinde; üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, malvarlığı unsurlarının ayni sermaye olarak konulabileceği, hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacakların sermaye olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun’un “Sermaye Koyma Borcu” başlıklı 128’inci maddesinde taşınmaz mülkiyetinin veya diğer ayni bir hakkın sermaye olarak konulması hâlinde, şirketin bunlar üzerinde tasarruf edebilmesi için tapu siciline tescilin gerekli olduğu belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un “Değer Biçme” başlıklı 343’üncü maddesinde; konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçileceği, değerleme raporuna kurucular ile menfaat sahiplerinin itiraz edebileceği ve mahkemenin onayladığı bilirkişi kararının kesin olduğu belirtilmiştir.

Aynı Kanun’un “Sermayenin Artırılması” başlığı altında bulunan 456’ncı maddesinde; sermaye artırımının genel kurul veya yönetim kurulu kararı tarihinden itibaren üç ay içinde ticaret siciline tescil edilemediği takdirde, genel kurul veya yönetim kurulu kararı ve alınmışsa iznin geçersiz olacağı belirtilmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “İntifa Hakkı” ana başlığı altında bulunan “Konusu” başlıklı 794’üncü maddesinde, intifa hakkının; taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde kurulabileceği, aksine düzenleme olmadıkça bu hakkın, sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayacağı hükmü bulunmaktadır.

Bahse konu Kanun’un “Kurulması” başlıklı 795’inci maddesinde, intifa hakkının; taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulacağı, taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve tescilinde, aksine düzenleme olmadıkça, mülkiyete ilişkin hükümlerin uygulanacağı, hükmü yer almaktadır.

Yukarıdaki mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde, belediye şirketine ayni sermaye artırımı amacıyla verilen bir taşınmazın üzerinde intifa hakkının geçerli bir şekilde kurulabilmesi için; sermaye artırımına ilişkin belediye meclis kararının bulunması, intifa hakkı verilecek olan taşınmaza ilişkin Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından bedel tespitinin yapılması, bu bedel üzerinden intifa hakkının tapu siciline tescil edilmesi ve bu sürecin sonunda ayni sermaye artırım kararının ticaret siciline tescil edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede, Kamu İdaresine ait 4 adet taşınmazın intifa hakkının sermaye artırımına esas olmak üzere Belediye Şirketine verilmesine karar verildiği, söz konusu taşınmazlar üzerinde amme alacağı kapsamında haciz ve tedbir şerhi bulunduğundan intifa hakkının tapuya tescil edilemediği, dolayısıyla intifa hakkı kurulması mümkün olmadığı halde, söz konusu taşınmazların Belediye Şirketinin tasarrufuna bırakıldığı tespit edilmiştir.

Kamu idaresi cevabında özetle kamu haczine ilişkin olarak yazışmaların yapıldığı, söz konusu taşınmazlara ilişkin olarak haczin kaldırılmasının talep edildiği, taşkın haciz nedeniyle İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü aleyhine dava açıldığı hacizlerin kaldırılması durumunda intifa hakkı tescillerinin sağlanacağı ifade edilmiştir.

Kamu İdaresi tarafından söz konusu taşınmazların intifa haklarının, mevzuat hükümlerinde yer alan şartlara uymadığı için ayni sermaye olarak Belediye Şirketine devri mümkün olmadığından bunlara ilişkin devirlerin iptal edilerek tasarruf haklarının Kamu İdaresinin uhdesine alınması gerekmektedir.