|
ÖZET: Belediye tarafından eksik ödenen hakediş tutarlarının takip ve tahsil işlemlerinin yapılmaması, Alanya Belediyesi Personel Limited Şirketi’nin mali durumunu olumsuz etkilemiştir. Yapılan denetimlerde, şirkete yapılan hakediş ödemelerinin yalnızca işçilere ödenen net ücretler kadar gerçekleştirildiği, sözleşme giderleri ve diğer yükümlülüklerin ödenmediği tespit edilmiştir. Bu durum, şirketin nakit akışını zorlaştırmış ve Sosyal Güvenlik Kurumu ile vergi dairelerine ödenmesi gereken tutarların zamanında ödenmemesi nedeniyle gecikme zammı oluşmasına yol açmıştır.
Şirketin 2024 yılı mali tablolarında, tahsilatı yapılmayan alacaklar için gecikme faizi tahakkuk ettirilmediği ve takip işlemlerinin gerçekleştirilmediği görülmüştür. Ayrıca, vergi ve sosyal güvenlik borçlarının zamanında ödenmemesi, şirketin mali yükünü artırarak borca batık duruma düşmesine neden olmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre, şirketin sermaye kaybı ve borca batıklık durumu tespit edilmiştir. Bu nedenle, şirketin genel kurul toplantısı düzenleyerek gerekli tedbirleri alması gerekmektedir. Sonuç olarak, Alanya Belediyesi Personel Limited Şirketi’nin hakediş alacaklarını zamanında takip etmesi ve sosyal güvenlik ile vergi borçlarını vadesinde ödemesi, mali sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Aksi takdirde, şirketin mali durumu daha da kötüleşecek ve borca batık durumu devam edecektir. |
BULGU: Belediye Tarafından Eksik Ödenen Hakediş Tutarlarının Takip ve Tahsilinin Yapılmaması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Belediye Şirketi
Şirkete yapılması gereken hakediş ödemelerinin sözleşme giderleri, genel giderler, vergi dairesi ve Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılması gereken tutarlar düşülerek sadece işçilere ödenecek net ücret tutarları kadar gerçekleştirildiği görülmüştür.
375 sayılı 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu İle Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı İle Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 20’inci maddesinde il özel idareleri, belediyeler ile bağlı kuruluşları ve bunların üyesi olduğu mahalli idare birlikleri, personel çalıştırılmasına dayalı hizmetleri 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22’nci maddesindeki limit ve şartlar ile 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki sınırlamalara tabi olmaksızın doğrudan hizmet alımı suretiyle birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlası bu idarelere ait ve halen bu kapsamda hizmet alımı yaptığı mevcut şirketlerinden birine, bu nitelikte herhangi bir şirketi bulunmuyorsa münhasıran bu amaçla kuracakları bir şirkete gördürülebileceği belirtilmiştir.
28.04.2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 09.04.2018 tarihli ve 2018/11608 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı Kuruluşları ile Bunların Üyesi Olduğu Mahalli İdare Birliklerinin Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmetlerinin Gördürülmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 5’inci maddesinde; idare tarafından şirkete personel gideri için yapılacak aylık ödemelerin toplamı, hizmet alımı sözleşmesinde öngörülen işçi ücretleri esas alınarak hesaplanan;
Asgari İşçilik maliyeti,
Asgari işçilik maliyeti üzerinden hesaplanan %4 sözleşme giderleri ve genel giderler,
İşçilikle bağlantılı ayni giderler,
ç) Asgari işçilik maliyeti ve işçilikle bağlantılı ayni giderler toplamı üzerinden %7’ye kadar belirlenecek kâr, dâhil işçilik giderleri toplamını aşamayacağı,
İşçi ücretlerinin tespitinde asgari ücrette meydana gelen artışlar dikkate alınacağı, asgari işçilik maliyeti, sözleşme giderleri ve genel giderler ile işçilikle bağlantılı ayni giderler ve kâr oranının, kamu ihale mevzuatı esas alınarak belirleneceği hükmü yer almaktadır.
Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin “Hakediş ödemeleri” başlıklı 42’nci maddesinde; hakediş raporunun, yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere en geç sözleşmesinde yazılı sürenin sonunda, eğer sözleşmede bu hususta bir kayıt yoksa otuz gün içinde tahakkuka bağlanacağı ve bu tarihten başlamak üzere otuz gün içinde de ödeme yapılacağı belirtilmiştir.
Yukarda yer alan düzenlemeler dikkate alınarak sermayesinin %100’ü Alanya Belediyesine ait olan Alanya Belediyesi Personel Limited Şirketinin kurulduğu, hizmet alımlarının ilgili şirketten gerçekleştirildiği ve söz konusu düzenlemeler doğrultusunda %4 sözleşme giderleri ve genel giderler belirlendiği anlaşılmıştır.
Yapılan incelemede Alanya Belediye Başkanlığı tarafından şirkete yapılan hakediş ödemelerinin kısmi olarak, sadece işçilere ödenen net ücret toplamı kadar gerçekleştirildiği, sözleşme ve genel giderler, vergi ve sigorta kesintilerine ilişkin bedellerin şirkete ödemediği anlaşılmıştır.
Şirket tarafından Belediyece ödenmesi gereken alacak tutarlarına faiz işletilmediği ve takip ve tahsil işlemlerinin yapılmadığı, bu durum şirketin nakit varlığının yetersiz kalmasına, Sosyal Güvenlik Kurumuna ve Vergi Dairelerine ödenmesi gereken tutarlar için nakit mevcudunun oluşmamasına sebebiyet vermiş, ödenemeyen Sosyal Güvenlik Kurumu ve vergi borçları nedeniyle ilgili tutarlara gecikme zammı işlemiştir. Söz konusu gecikme zamları kanunen kabul edilmeyen gider olduğundan, Şirket tarafından giderlerinden indirim konusu yapılamamakta ve şirketin zarar etmesine sebebiyet vermektedir. Oluşan şirket zararı nedeniyle Şirket sermayesi azalmış Şirket borca batık hale gelmiştir.
A-Şirket Alacaklarına Gecikme Zammı Hesaplanmaması ve Alacak için Takip ve Tahsil Süreçlerinin Gerçekleştirilmemesi
Şirketin 2024 yılı mali tablolarının incelenmesi neticesinde, tahsilatı süresi içinde yapılmayan alacaklara gecikme faizi tahakkuk ettirilmediği, sadece asıl alacağın kayıtlarda bulunduğu tespit edilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Ticari işlerde faiz” başlıklı 8’inci maddesi uyarınca ticari işlerde sözleşmenin tarafları, gecikme faizi alınmasını ve uygulanacak faiz oranını sözleşmede serbestçe belirleyebilirler. Taraflar, sözleşmede temerrüt faizi oranını belirlememişlerse, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 2’nci maddesinin ilk fıkrasına göre; temerrüde düşen borçlu, geçmiş günler için 1’inci maddede belirlenen kanuni faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur.
Bununla birlikte, 3095 sayılı Kanun, bazı şartlarda daha yüksek orandan temerrüt faizi talep edilebilmesine de imkân tanımaktadır. Mezkur Kanun’un 2’nci maddesinde; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, 1’inci maddeyle belirlenen orandan fazla ise, bu oran üzerinden gecikme faizinin hesaplanması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
26.12.1992 tarih ve 21447 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 1 Seri No’lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nin “Hesap Planı Açıklamaları” başlıklı (c) bölümünde; her türlü kısa ve uzun vadeli mali yatırımlardan sağlanan faiz gelirlerinin 642- Faiz Gelirleri Hesabında kaydedilmesi gerektiği ifade edilmiş, karşılık hesabı olarak da, 181-Gelir Tahakkukları Hesabının borçlandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Yapılan incelemede, Belediye tarafından ödemesi gerçekleştirilmeyen hakediş tutarlarına gecikme faizi işletilmediği ve takip işlemlerinin yapılmadığı görülmüştür.
Bu itibarla, hakediş ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesine bağlı olarak ortaya çıkan ve şirket açısından sözleşmeye bağlı bir alacak haline gelen gecikme faizi tutarlarının, tahakkuk ettirilerek asıl alacak gibi muhasebe kayıtlarına alınması ve ilgili tutarlar için takip ve tahsil süreçlerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
B-Vergi Borcunun Vadesinde Ödenmemesi Nedeniyle Gecikme Zammı Ödenmesi
Şirket tarafından vergi borçlarının zamanında ödenmemesi sebebiyle gecikme zammına sebebiyet verildiği görülmüştür.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, kurum kazancının tespitinde bu Kanun’a göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizlerinin indirim konusu yapılamayacağı ifade edilmiştir.
Bu şekilde ödenen gecikme cezası ve faizler, Şirket hasılatından indirimi kabul görmeyen giderler olması nedeniyle kurum kazancına ilave edilerek vergi matrahına eklenmektedir. Dolayısıyla yapılan bir gider sonucunda bu tutarın kurum kazancından indirimi kabul edilmemesi ve kurum kazancına ilave edilmesi Şirketin vergi yükünü arttırmaktadır. Bu sebeple kanunen kabul edilmeyen giderler, Şirketin gelirlerinin azalmasına sebep olduğu gibi vergi matrahını da artırmaktadır. Diğer yandan bu giderler dolaylı olarak Şirketin öz sermayesinde de azalışa neden olmaktadır.
Yapılan incelemede idare tarafından 2024 yılı içinde vadesi geçen 22.110.204,15 TL borcun ödendiği söz konusu borç toplamının 14.533.150,81 TL’sinin anapara 7.577.053,34 TL’sinin ise gecikme zammından oluştuğu, ayrıca şirketin 2023 ve 2024 yıllarına ait 152.547.038,31 TL vergi borcu olduğu bu borcuna ilişkin 28.700.122,58 TL gecikme zammı bulunduğu görülmüştür.
Söz konusu tutarlar kanunen kabul edilmeyen bir gider olduğundan Şirketin vergi yükünü arttırmakta ve ek bir mali külfet oluşturmaktadır.
Bu sebeple, Şirket tarafından vergilerin ödenmesinde temerrüde düşülmeyecek şekilde nakit planlamasının yapılması ve gecikme zammı gibi kanunen kabul edilmeyen gider tutarlarının ortadan kaldırılması gerekmektedir.
C- Sosyal Güvenlik Kurumuna Olan Borçların Vadesinde Ödenmemesi Nedeniyle Ek Mali Külfete Katlanılması
Şirket tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçların vade tarihlerinin geçirilmesi nedeniyle gecikme zammı oluştuğu görülmüştür.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun “Kabul edilmeyen indirimler” başlıklı 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, kurum kazancının tespitinde bu Kanun’a göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizlerinin indirim konusu yapılamayacağı ifade edilmiştir.
Şirket tarafından bu şekilde ödenen gecikme cezaları, Şirket hasılatından indirimi kabul görmeyen giderler olması nedeniyle kurum kazancına ilave edilerek vergi matrahına eklenmektedir. Dolayısıyla yapılan bir gider sonucunda bu tutarın kurum kazancından indirimi kabul edilmemesi ve kurum kazancına ilave edilmesi Şirketin vergi yükünü arttırmaktadır. Bu sebeple kanunen kabul edilmeyen giderler, Şirketin gelirlerinin azalmasına sebep olduğu gibi vergi matrahını da arttırmaktadır. Diğer yandan bu giderler dolaylı olarak Şirketin öz sermayesinde de azalışa neden olmaktadır.
Yapılan incelemede, Şirket tarafından 2023 ve 2024 dönemlerine ilişkin vadesi geçen 483.693.238,14 TL borcu bulunduğu, ilgili borca ilişkin 203.439.833,96 TL gecikme zammı oluştuğu, yine şirketin daha önceki dönemlerde vadesi geçmiş ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamına yapılandırılan toplam 134.374.757,70 TL borcunun bulunduğu, söz konusu borç için 27 taksidinin kaldığı söz konusu borç taksitlendirmesi sebebi ile toplam 32.012.810,01 TL taksitlendirmeden kaynaklanan katsayı farkı bulunduğu görülmüştür.
Yine 7440 sayılı Kanun kapsamında 2024 yılı içinde ödenen 44.802.275,60 TL’nin 11.856.596,30 TL’sinin taksitlendirmeden kaynaklanan katsayı farkından oluştuğu anlaşıldığından 2024 yılı içinde ödenen toplam 11.856.596,30 TL tutarın kanunen kabul edilmeyen gider olduğu anlaşılmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizlerinin indirim konusu yapılamayacağı bu ödeme kanunen kabul edilmeyen bir gider olduğundan Şirketin vergi yükünü arttırmakta ve ek bir mali külfet oluşturmaktadır.
Bu nedenle, Şirket tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçların ödenmesinde temerrüde düşülmeyecek şekilde nakit planlamasının yapılması ve gecikme zammı, taksitlendirme katsayı farkı gibi kanunen kabul edilmeyen gider tutarlarının ortadan kaldırılması gerekmektedir.
D- Şirketin Sermaye Kaybı ve Borca Batık Olması
Şirketin 2024 yılı mali tablolarında yapılan incelemede, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 376’ncı maddesinde, “Sermayenin Kaybı ve Borca Batık Olma Durumu” düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un “Sermaye kaybı ve borca batıklık – Bildirim yükümlülüğü” başlıklı 633’üncü maddesinde; esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hâllerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümlerin limited şirketlere kıyas yoluyla uygulanacağı belirtilmiştir.
Sermaye kaybı, anılan Kanun maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, borca batık olma durumu ise üçüncü fıkrasında tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesinin birinci fıkrasında; son yıllık bilançoda, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması durumunda, yönetim kurulunun, genel kurulu hemen toplantıya çağıracağı ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunacağı, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığının anlaşılması halinde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurulun, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirketin kendiliğinden sona ereceği, aynı maddenin üçüncü fıkrasında; şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretlerin bulunması durumunda, yönetim kurulunun, aktifleri hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarması bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulunun, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirmesi ve şirketin iflasını istemesi gerekmektedir. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunacağı, şeklinde düzenlenmiştir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in “Amaç” başlıklı 1’inci maddesinde; bu Tebliğ’in amacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi kapsamında sermayenin kaybı veya borca batık olma durumlarında uyulacak usul ve esasları düzenlemek olduğu,
“Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; Bu Tebliğ’in, anonim ve limited şirketler ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri kapsadığı,
“Genel kurulun toplantıya çağrılması” başlıklı 5’inci maddesinin birinci fıkrasında; son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılması durumunda yönetim organının, genel kurulu hemen toplantıya çağırması, genel kurulun gündem maddeleri arasında, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının karşılıksız kaldığının belirtilmesi gerektiği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı durumlarda farklı bir gündem ile toplantıya çağrılmış olsa dahi bu hususun genel kurulda görüşüleceği,
“Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurul” başlıklı 7’nci maddesinde; zararın, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisine eşit veya bu tutardan çok olması halinde, toplantıya çağrılan genel kurulun; Kanun’un 473 ilâ 475’inci maddelerine göre sermaye azaltımı yapılmasına, sermayenin tamamlanmasına veya sermayenin artırılmasına karar verebileceği,
“Sermayenin azaltılması” başlıklı 8’inci maddesinin birinci fıkrasında; sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisi zarar sebebiyle karşılıksız kalan şirketin genel kurulu, kalan sermayeyle yetinmeye karar verdiği takdirde sermaye azaltımının Kanun’un 473 ilâ 475’inci maddelerine göre yapılacağı, sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içerisinde korunması şartıyla, sermaye asgari sermaye tutarına kadar indirilebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; bu madde kapsamında yapılacak sermaye azaltımında yönetim organının, alacaklıları çağırmaktan ve bunların haklarının ödenmesinden veya teminat altına alınmasından vazgeçebileceği,
“Sermayenin tamamlanması” başlıklı 9’uncu maddesinin birinci fıkrasında; sermayenin tamamlanması, bilânço açıklarının ortakların tamamı veya bazı ortaklar tarafından kapatılması olduğu, kanuni yedek akçelerin yitirilen kısımlarının tamamlanmasına gerek olmadığı, sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde her ortağın zarar sebebiyle karşılıksız kalan tutarı kapatacak miktarda parayı vermekle yükümlü olduğu, her ortağın, payı oranında tamamlamaya katılabileceği ve verdiğini geri alamayacağı, bu yükümlülüğün, sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde olmayıp karşılıksız olduğu, ayrıca yapılan ödemelerin, gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsuben bir avans olarak nitelendirilemeyeceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında; sermayenin tamamlanmasında, limited şirketler bakımından Kanun’un 603 ve devamı maddelerinin uygulanacağı, sermayenin tamamlanamaması, bazı ortakların kendi istekleriyle tamamlama yapmasına engel oluşturmayacağı, aynı maddenin üçüncü fıkrasına; bilanço zararlarının kapatılması için getirilen yükümlülükler uyarınca yapılan ödemeler öz kaynaklar içerisinde sermaye tamamlama fonu hesabında toplanacağı ve takip edileceği, Sermaye tamamlama fonunun yalnızca zararların mahsup edilmesi suretiyle kullanılabileceği,
“Sermayenin artırılması” başlıklı 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında; halka açık anonim şirketler için sermaye piyasası mevzuatı hükümleri saklı kalmak kaydıyla genel kurul tarafından; a) sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda artırımına karar verilebileceği, sermayenin azaltılması işlemi ile birlikte eş zamanlı sermaye artırımında nakdi sermaye taahhüdünün Kanun’un 344’üncü ve 585’inci maddelerine uygun olarak ödeneceği, b) sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden sermaye artırımına karar verilebileceği, bu şekilde yapılacak sermaye artırımında, tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içerisinde korunmasını sağlayacak tutarın sermaye artırımının tescilinden önce ödenmesinin zorunlu olduğu, c) aynı genel kurul toplantısında, bedelleri tamamen ödenmek suretiyle, (b) bendindeki koşul aranmaksızın, sermayenin istenilen düzeyde artırılmasına ve daha sonra azaltılmasına karar verilebileceği, bu şekilde gerçekleştirilecek işlemler sonucunda, tescil edilecek sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının özvarlık içinde korunmasının zorunlu olduğu,
“Genel kurulun gerekli tedbirlerden birini almaması” başlıklı 11’inci maddesinde; sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurulun, 7’nci maddede belirtilen tedbirlerden birine karar vermemesi halinde şirketin kendiliğinden sona ereceği, bu şekilde sona eren şirketin tasfiye işlemlerinin, Kanun’un 536’ncı ve devamı maddelerine göre yürütüleceği belirtilmiştir.
Söz konusu mevzuat hükümlerinden; şirket sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde, genel kurulun Tebliğ’in 7’nci maddesinde belirtilen tedbirlerden birini alması gerektiği, bu tedbirlerden birini almaması halinde şirketin kendiliğinden sona ereceği belirtilmiştir.
Şirket mali tabloları incelendiğinde; sermayesinin 100.000,00 TL, sermaye düzeltmesi olumlu farklarının 1.024.369,56 TL olduğu, önceki yıl zararlarının 113.876.224,51 TL ve ilgili yıl zararının 32.406.397,62 TL olduğu, sermayesinin 145.158.252,57 TL tutarında eksildiği tespit edilmiştir. Şirketin sermayesinin 100.000,00 ve sermaye düzeltmesi olumlu farklarının 1.024.369,56 TL olduğu dikkate alındığında, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının tamamının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla, Şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi kapsamında sermayenin kaybı veya borca batık olma durumlarında uyulacak usul ve esasları düzenleyen 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in ilgili hükümleri doğrultusunda genel kurulun toplanarak şirketin kendiliğinden sona ermesini engelleyecek tedbirleri alması gerekmektedir.
Şirket, Belediyeye sunulan hakediş taleplerinin, her ay düzenli olarak kontrol edildiğini ve Belediye bütçe imkânları çerçevesinde ödeme planı oluşturularak ödemelerin geçekleştiğini ancak geçmiş dönemlere ait bazı hakedişlerde meydana gelen eksik ödemelerin gerek bütçe kısıtları gerekse hesaplamalara ilişkin mutabakat eksiklikleri nedeniyle takip edilemediğini ve tahsil sürecinin zamanında başlatılamadığını veya tahsil edilemediğini, söz konusu eksik ödemeler ve birikmiş hakediş borçları dikkate alınarak, Alanya Belediyesi ile Alanya Belediyesi Personel Limited Şirketi arasında karşılıklı mutabakata varıldığını ve bu kapsamda, Şirketin Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarının kapatılmasına katkı sağlamak amacıyla, değeri 840.295.860,00 TL olarak tespit edilen 58 adet taşınmazın Belediye tarafından Alanya Belediyesi Personel Ltd. Şti. adına SGK’ya devir işlemleri başlatıldığını, taşınmaz devrinin hem Belediyenin şirkete olan borcunun kapatılması hem de şirketin mali yükümlülüklerinin azaltılması açısından önemli bir adım oluşturacağını ayrıca, benzer durumların tekrar yaşanmaması adına gerekli çalışmaların yapılmaya başlanıldığını bildirmiştir.
Şirket tarafından 840.295.860,00 TL değerinde olan 58 adet taşınmazın Belediye tarafından Alanya Belediyesi Personel Ltd. Şti. devredileceği bildirilmiş olsa da SGK ve vergi ödemelerine ilişkin oluşan gecikme zamları ve faizlerin kanunen kabul edilmeyen gider olması nedeniyle sermaye kaybı oluşmasına sebebiyet vermeye devam edeceği, aynı zamanda Belediyenin mülkiyetinde bulunan taşınmazların sınırlı olması sebebi ile sürdürülebilir nitelikte olmadığı düşünülmektedir.
Sonuç olarak, Şirketin, hakkediş alacaklarını takip ve tahsil işlemlerini zamanında gerçekleştirmesi için hukuki süreçleri işletmesi ve SGK ve vergi borçlarına ilişkin yükümlülüklerini ek mali külfete katlanmamak için vadelerinde yerine getirmesi, böylece borca batık duruma düşmemesi gerekmektedir.