193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde gerçek kişilerin gelirleri gelir vergisine tabi olduğu ve gelirin bir gerçek kişinin  takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarı olduğu belirtilmiştir.

Aynı Kanunun “Ücretin Tarifi” başlıklı 61’inci maddesinde ise

Ücretin, işverene tabi belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu; ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, …

prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği ifade edilmiştir.

Anılan Kanunun “Esas Tarife” başlıklı 103 üncü maddesinde ise kümülatif olarak elde edilen gelir karşılığında hangi oranda vergi ödeneceği hükme bağlanmıştır (tutarlar her yıl tebliğ ile güncellenir).

Avukatlık vekalet ücretlerini gelir vergisinden  istisna tutan bir hüküm bulunmayıp vekalet ücreti, ödeme alınan kişinin almış olduğu diğer gelirleriyle birlikte toplanarak, kümülatif matrah hesaplanacak ve 103 üncü maddede belirtilen oran uygulanarak gelir vergisi hesaplanacaktır. 

Buna göre, ilgilinin kümülatif matrahına göre vergi oranı yüzde 15, 20, 27 ya da 35 olabilecektir,

görüşündeyiz…


ÖZET: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesi, gerçek kişilerin gelirlerinin gelir vergisine tabi olduğunu belirtmektedir. Ücretin tanımı ise 61’inci maddede, işverene bağlı çalışanlara hizmet karşılığı sağlanan menfaatler olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, avukatlık vekalet ücretleri gelir vergisinden istisna tutulmamaktadır; bu ücretler, diğer gelirlerle birlikte kümülatif matrah hesaplanarak 103’üncü maddede belirtilen oranlar üzerinden vergilendirilecektir. Vergi oranları, kümülatif matraha göre yüzde 15, 20, 27 veya 35 olarak belirlenmektedir.