8. Daire  2016/6341 E.   2016/8144 K.

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : …

Vekili : Av. …

Diğer Davacılar : 1- …, 2- …, 3-…, ,11-…

Karşı Taraf (Davalı) : Başakşehir Belediye Başkanlığı

Vekili : Av. …

Davalı Yanında Davaya Katılan : … Gayrimenkul A.Ş.- … Elektronik San. ve Tic. A.Ş. Bahçeşehir Projesi Girişim Ortaklığı Vekili : Av. …

İstemin Özeti: İstanbul 6. İdare Mahkemesinin 29/01/2016 gün ve E:2015/915, K-,2016/165 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi: Kasım KİRAZLI Düşüncesi : İstemin kabulü ile Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince 2577 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca davacının duruşma istemi kabul edilmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeyerek işin gereği görüşüldü:

Dava, İstanbul İli, Başakşehir İlçesi, Bahçeşehir 1. Kısım Mahallesi sınırları içerisinde bulunan, mülkiyeti davalı idareye ait olan ve 1/1000 ölçekli imar planında “gölet, spor, turizm ve rekreasyon” alanında kalan, … ada, …, …, … sayılı parsellerde imar hakkı kullanılarak yapılacak taşınmazların, Rekreasyon ve Dere İslahı Projesi kapsamında, hasılat paylaşımı yöntemiyle satılarak değerlendirilmesine ve bu hususta protokol imzalamak ve uygulamak üzere belediye başkanına yetki verilmesine ilişkin 06/03/2015 tarihli Başakşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince, dava konusu meclis kararının, Kanunla verilen yetki çerçevesinde alındığı, karar alma sürecinde, yasal düzenlemelerle getirilen usul kurallarına uyulduğu, davacılar tarafından her ne kadar; gündem maddesinin, toplantıya sunulmadığı, üzerinde tartışılmadığı, gündem üzerinde konuşma yapıldığı sırada arbede çıkarıldığı, bazı meclis üyelerinin darp edildiği, oylama yapılmadan karar alındığı, yok hükmünde olduğu, olay nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu, dava konusu karar ile gölet bölgesinin yok edilmeye çalışıldığı, söz konusu taşınmazların, üçüncü kişilere satılmak istendiği ve kamu yararının bulunmadığı ileri sürülmekte ise de; bu iddiaların somut bilgi ve belgeye dayanmadığı, karar sürecinde yaşanan olayların ağırlığı ve niteliğinin dava konusu işlemi sakatlayacak düzeyde bulunmadığı, buna benzer olayların, ülkede, çok sık yaşandığı sonucuna varıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18. maddesinin (e) bendinde; taşınmaz mal alımına, satımına, takasına, tahsisine, tahsis şeklinin değiştirilmesine veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması halinde tahsisinin kaldırılmasına; üç yıldan fazla kiralanmasına ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı aynı hak tesisine karar vermek belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında; 38. maddesinin (g) bendinde ise, yetkili organların kararını almak şartıyla sözleşme yapmak belediye başkanının yetkileri arasında sayılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden, mülkiyeti davalı belediyeye ait olan ve 1/1000 ölçekli imar planında “gölet, spor, turizm ve rekreasyon” alanında kalan, … ada, …, …, … sayılı parsellerde imar hakkı kullanılarak yapılacak taşınmazların, Rekreasyon ve Dere İslahı Projesi kapsamında, hasılat paylaşımı yöntemiyle satılarak değerlendirilmesine ve bu hususta protokol imzalamak ve uygulamak üzere belediye başkanına yetki verilmesine ilişkin dava konusu Belediye Meclisi kararının tesis edilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri incelendiğinde yasa koyucunun, belediyeye ve dolayısı ile topluma ait taşınmazlar hakkında alım, satım, takas, tahsis, tahsis şeklinin değiştirilmesi veya tahsisli bir taşınmazın kamu hizmetinde ihtiyaç duyulmaması halinde tahsisinin kaldırılması; üç yıldan fazla kiralanması ve süresi otuz yılı geçmemek kaydıyla bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmesi gibi önemli kararların verilmesini, belediyenin karar organı olan ve o yörede yaşayan insanların en geniş olarak temsil edildiği meclise verdiği, belediye teşkilatının en üst amiri olan belediye başkanına ise, taşınmaz satışı konusunda yetkili organ olan belediye meclisinin kararını almak şartıyla sözleşme yapmak yetkisini verdiği görülmektedir.

Kural olarak, bir yetkinin kullanımı konusunda kanunla belirlenen merciin bu yetkisini kendisinin kullanması gerekir. İdari merciler yetkilerini idarenin işleyişini etkin ve süratli bir hale getirebilmek gibi amaçlarla devretmek istiyor iseler; bu ancak kanunun açıkça izin verdiği hallerde ve sınır ve kapsamı açıkça belirtilerek yapılabilir ki; aksi bir kabul hukuki güvenlik ilkesini zedeleyeceği gibi kanun koyucunun iradesinin de idari makamlarca ortadan kaldırılması anlamım taşıyacağından kanuni idare ilkesine de aykırılık oluşturacaktır.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 18. maddesinin (e) bendinde ise; taşınmaz mal satımına karar vermek belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayıldığı ve bu yetkinin devrine ilişkin bir düzenlemeye açıkça yer verilmediği görülmektedir.

Olayda; her ne kadar, mülkiyeti davalı belediyeye ait olan ve 1/1000 ölçekli imar planında “gölet, spor, turizm ve rekreasyon” alanında kalan, … ada, …, …, … sayılı parsellerde imar hakkı kullanılarak yapılacak taşınmazların, Rekreasyon ve Dere İslahı Projesi kapsamında, hasılat paylaşımı yöntemiyle satılmasına belediye meclisince karar verilip, belediye başkanına ise sadece bu hususta protokol imzalama yetkisi tanınmış ise de; imar planında kamusal hizmete ayrılı parsellerde yapılması düşünülen taşınmazların neler olduğu belirtilmeksizin ve protokol imzalama konusunda verilen yetkinin sınır ve kapsamı açıkça ortaya konulmaksızın tesis edilen dava konusu işlemin, belediye meclisine ait olan taşınmaz satışı konusundaki yetkinin belediye başkanına devredilmesi mahiyetinde olduğu sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, yasal düzenlemede açıkça yetki devrine olanak tanıyan bir hükme yer verilmediği halde, dava konusu Belediye Meclis kararı ile yetki devri yapılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; İstanbul 6. İdare Mahkemesinin temyize konu kararının bozulmasına, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere anılan Mahkemeye gönderilmesine, yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden kullanılmayan 48,10 TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 01.11.2016 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.


ÖZET: Danıştay Sekizinci Dairesi, İstanbul 6. İdare Mahkemesi’nin 29/01/2016 tarihli kararını temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık tespit etmiştir. Dava, Başakşehir Belediye Meclisi’nin, mülkiyeti belediyeye ait taşınmazların satışı için belediye başkanına yetki vermesine ilişkin kararının iptali istemiyle açılmıştır. Mahkeme, kararın yasal çerçevede alındığını savunmuş, ancak Danıştay, belediye meclisinin yetkisinin devredilmesine dair bir düzenleme olmadığını belirterek, kararı bozmuştur.