|
ÖZET: 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları, üniversite ve döner sermaye kurumlarının mali tablolarını incelediğinde, işçiler için kıdem tazminatı karşılığının ayrılmadığını ortaya koymuştur. Kıdem tazminatı, belirli bir çalışma süresini tamamlayan çalışanlara, iş akdinin sona ermesi durumunda işveren tarafından ödenen bir tazminat türüdür. Hem işverenler hem de çalışanlar için önemli bir yükümlülük ve hak olan bu tazminat, hizmet sözleşmesinin sona erdiği anda ödenmelidir. Muhasebe açısından, kıdem tazminatının hesaplanması ve kaydedilmesi, ihtiyatlılık ilkesi gereği zorunludur.
İhtiyatlılık, gelecekteki olası riskler için gerekli önlemleri almayı ifade eder ve bu bağlamda, kıdem tazminatı ödemeleri için her hesap döneminde karşılık ayrılması gerekmektedir. TMS-19 standardı, çalışanların iş sözleşmelerinin sona ermesinden doğan yükümlülüklerin hesaplanmasını ve finansal tablolara yansıtılmasını düzenler. Ayrıca, dönemsel muhasebeleştirme ilkesi gereği, kıdem tazminatının yalnızca ödemenin yapıldığı dönemde değil, her dönem için ayrı ayrı hesaplanması ve giderleştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak, işçiler için kıdem tazminatının muhasebe kayıtlarına alınması ve mali tablolara yansıtılması, genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri doğrultusunda zorunludur. Bu durum, kurumların mali durumlarının doğru bir şekilde yansıtılması açısından kritik bir öneme sahiptir. |
BULGU: Çalışan İşçiler İçin Kıdem Tazminatı Karşılığı Ayrılmaması
2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Üniversite ve Üniversite Döner Sermayesi
Kurum mali tablolarının incelenmesi sonucu işçiler için kıdem tazminatı karşılığı ayrılmadığı tespit edilmiştir.
Kıdem tazminatı, ilgili kanunlarda belirlenen asgari çalışma süresini dolduran hizmet erbabına veya mirasçılarına, hizmet akdinin yine kanunda belirlenen sebeplerden biriyle sona ermesi durumunda işveren tarafından yapılan bir ödemedir. Kıdem tazminatı kurumlar için bir sorumluluk, çalışanlar açısından da bir hak olarak her iki tarafı da ilgilendiren bir konudur. Kıdem tazminatı, hizmet sözleşmesi sona erdiğinde ve tazminata hak kazanıldığında ödenecektir.
Kıdem tazminatı karşılığının hesaplanarak muhasebe hesaplarında gösterilmesi, muhasebenin temel kavramlarından olan “ihtiyatlılık” kavramı gereğidir. “İhtiyatlılık” ilkesi gereği, ilerde doğması muhtemel riskler için karşılık ayırmak suretiyle gerekli önlemi almak zorunluluktur. İhtiyatlılık, bir kurumun faaliyetlerinde var olan belirsizlik ve risklerin yeterli bir şekilde göz önüne alınmasını sağlamak amacıyla ortaya konan bir yaklaşımdır.
1 no.lu Muhasebe Standartları Uygulamaları Genel Tebliği’nin Mali Tablolar İlkeleri’ne İlişkin Usul ve Esasların Bilanço İlkeleri başlığı altında: “Tutarları kesinlikle saptanamayanları veya durumları tartışmalı olanları da içermek üzere, işletmenin bilinen veya tutarları uygun olarak tahmin edilebilen bütün yabancı kaynakları kayıt ve tespit edilir ve bilançoda gösterilir. İşletmenin bilinen ancak tutarları uygun olarak tahmin edilemeyen borçları da bilançonun dipnotlarında açık olarak belirtilir” denilmektedir. Bu hükme göre, durumları tartışmalı olanlar da dâhil olacak şekilde kurumun bilinen ve tutarları uygun olarak tahmin edilebilen tüm yabancı kaynakları kayıt edilerek finansal tablolarda gösterilmelidir.
Bunun yanında gelecekte ortaya çıkabilecek bu kıdem tazminatı ödemesi için her hesap döneminde karşılık ayrılması ve finansal tablolarda raporlanması TMS-19 “Çalışanlara Sağlanan Faydalar” standardında da düzenlenmiştir. Bu standarda göre, bilanço tarihi itibariyle, kurumların işletmelerin personelinin iş sözleşmelerinin tazminata hak kazandıran nedenlerle sona ermesinden kaynaklanan tahmini yükümlülüğe ait karşılık hesaplanmalı ve bugünkü değerlerinin tahmin edilmesi yoluyla finansal tablolara yansıtılmalıdır.
Vergi mevzuatı açısından zorunlu olmamakla beraber kıdem tazminatı karşılığı ayrılması dönemsellik ilkesinin de bir gereğidir. Kıdem tazminatı uzun bir dönemi kapsadığından bu tutarın tamamının ödemenin gerçekleştiği dönemde muhasebeleştirilmesi, mali tabloların gerçek durumu yansıtmamasına neden olmaktadır. Oysa genel kabul görmüş muhasebe ilkelerinden Dönemsellik ilkesi gereğince her dönemin faaliyet sonuçları diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmalı, gelir ve giderler tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmelidir. Buna göre birden fazla faaliyet dönemi ile ilişkili olan kıdem tazminatının sadece ödemenin yapıldığı dönemde değil, her faaliyet döneminde ayrı ayrı hesaplanarak giderleştirilmesi ve karşılık ayrılması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan muhasebe standartları ve genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine göre İktisadi İşletmede fiilen çalışmakta olan işçiler için kıdem tazminatının hesaplanarak muhasebe kayıtlarına alınması ve mali tablolara yansıtılması gerektiği değerlendirilmektedir.
Tel: 0 312 295 30 00; Faks: 0 312 295 48 00
e-posta: sayistay@sayistay.gov.tr
https://www.sayistay.gov.tr