| ÖZET: 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, çevre idari para cezalarının tahakkuk kayıtları yapılmamış ve faaliyet alacakları hesap grubunda izlenmemiştir. Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Çevre Kanunu’na göre, bu cezaların muhasebe kayıtlarına doğru yansıtılması, tahsilat oranlarının izlenmesi ve cezaların caydırıcılığının analiz edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, ilgili cezaların kayıt altına alınması önem arz etmektedir. |
BULGU: Çevre İdari Para Cezalarının Tahakkuk Kayıtlarının Yapılmaması ve Faaliyet Alacakları Hesap Grubunda İzlenmemesi
2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
Çevre Kanunu’nda yer alan idari nitelikteki cezaların faaliyet alacakları hesap grubunda izlenmediği tespit edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na göre, idari para cezaları kamu geliri olarak kabul edilmekte olup, aynı Kanun’un 37’nci maddesinde kamu gelirlerinin ilgili kanunlarında belirtilen usullere göre tarh, tahakkuk ve tahsil edileceği belirtilmektedir. Anılan Kanun’un 51’inci maddesinde ise tahakkuk esaslı bir sistem benimsenmiş olup kamu gelir ve giderlerinin tahakkuk ettirildikleri mali yılın hesaplarında gösterileceği hüküm altına alınmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “İdari nitelikteki cezalar” başlıklı 20’nci maddesinde; idari nitelikteki cezaların neler olduğu tahdidi olarak sayılmıştır.
Aynı Kanun’un;
“İdari cezalarda yetki” başlıklı 24’üncü maddesinde Kanunda öngörülen idarî yaptırım kararlarının Bakanlık merkez teşkilâtında genel müdürler, taşra teşkilâtında çevre ve şehircilik il müdürlerince verileceği,
“İdarî yaptırımların uygulanması, tahsil usûlü ve itiraz” başlıklı 25’inci maddesinde; idarî yaptırım kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabileceği, dava açmış olmanın idarece verilen cezanın tahsilini durdurmayacağı, idarî para cezalarının tahsil usûlü hakkında 30.3.2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanacağı,
İfade edilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanununun “İdari para cezası” başlıklı 17’nci maddesinin üçüncü fıkrasında; 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği hüküm altına alınmıştır.
Söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; Çevre Kanunu’nun 20’inci maddesinde yer alan cezaların Bakanlık veya il müdürlüklerince verilmesi durumunda, ilgili makbuzun muhasebe servisine bildirilmesi, muhasebe servisinin ise Merkezi Yönetim Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliğinin “Hesabın işleyişi” başlıklı 53’üncü maddesinin (a) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca, cezaya ilişkin tutarı, 120 Gelirlerden Alacaklar Hesabına borç, 600 Gelirler Hesabına alacak kaydederek idari işlemi muhasebeleştirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca ödeme süresi içerisinde tahsil edilen alacakların Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliğinin “800 Bütçe gelirleri hesabı Hesabın niteliği” başlıklı 412’nci maddesi ve “Hesabın işleyişi” başlıklı 413’üncü maddesi gereğince bütçe kayıtlarının yapılması gerekmektedir.
120 hesabına kayıtlı olan çevre idari para cezaları ilgilisine tebliğ edildikten sonra ödenebilir duruma gelmektedir. Ödeme süresi içerisinde dava açmış olmanın verilen idari para cezasının tahsilini durdurmayacağından, ödeme süresi içerisinde ödenmeyen cezalar takip aşamaya gelmiş olmaktadır.
Merkezi Yönetim Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin “121 Gelirlerden takipli alacaklar hesabı Hesabın niteliği” başlıklı 54’üncü “Hesaba ilişkin işlemler” başlıklı 55’incive“Hesabın işleyişi” başlıklı 56’ncı maddeleri gereğince ödeme süresi içerisinde tahsil edilmeyen alacakların takip işlemlerine başlanılarak 121 hesabına borç, 120 hesabına alacak kaydedilmek suretiyle takip edilmesi gerekmektedir.
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 25’inci maddesinin ikinci fıkrasında, idari yaptırım kararlarına karşı dava açılmış olmasının cezanın tahsilini durdurmayacağı açık bir şekilde belirtilmiş olup verilen para cezalarının tahsili konusunda getirilen özel nitelikteki bu düzenleme dikkate alındığında, 2872 sayılı Kanun’un 25’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, idari para cezalarının tahsili usulü hakkında Kabahatler Kanunu’nun uygulanacağına ilişkin hükmün ilgili tahsil dairesinin, vadesinde ödenmeyen borca karşı açılan davanın kesinleşmesini beklemeksizin 5326 sayılı Kanunda öngörülen usul dahilinde tahsilat işlemlerinin yürütülmesine ilişkin olduğu sonucuna varılmıştır. Çevre Kanunundan kaynaklı idari para cezalarının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için para cezasının kesinleşme şartının bulunmadığı, yine bu düzenleme uyarınca, idari yaptırıma konu cezanın, ilgilisine tebliğinden itibaren mevzuatta öngörülen vadede ödenmemesi durumunda, cezanın iptali istemiyle dava açılması halinde de borcun kesinleşmesi beklenilmeksizin 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca cezanın takip ve tahsili yoluna gidilebileceği anlaşılmaktır.
Ayrıca, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Cebren tahsil ve şekilleri” başlıklı 54’üncü maddesinin birinci fıkrasında; ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağı tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle 121 hesabına kaydedilen tutar gerekli takip ve tahsil işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığına bildirilmeli, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan tahsilat Bakanlığa bildirildiğinde aşağıda yer verilen düzenlemeler doğrultusunda işlemler gerçekleştirilmelidir.
Aynı Yönetmeliğin “Hesabın işleyişi” başlıklı 366’ncı maddesi düzenlemeleri doğrultusunda Çevre ve Şehircilik bakanlığı tarafından 511.02 hesabına borç 121 hesabına alacak kaydedilmesi gerekmektedir.
Yapılan incelemede, Bakanlık ve il müdürlükleri tarafından verilen idari nitelikteki cezaların muhasebe kayıtlarına doğru yansımadığı tespit edilmiştir. Bu durumun Bakanlık ve ilgili diğer kişilerin bilgi ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte raporlama yapılamasına, cezalara ilişkin tahakkuk tahsilat oranları izlenmesine, düzenlenen cezaların caydırıcılığının ve çevre üzerinde yaratmış olduğu etkinin analizinin yapılmasına ve cezaya sebebiyet verecek durumlar üzerindeki etkisinin tespitine olanak sağlamadığı değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak Bakanlık ve İl müdürlükleri tarafından Çevre Kanunu hükümleri doğrultusunda düzenlen idari nitelikteki cezaların, yukarıda belirtilen hüküm ve değerlendirmeler doğrultusunda kayıt altına alınması gerekmektedir.