ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, Büyükşehir İlçe Belediyesi’nin yetki alanında faaliyet gösteren bazı iş yerlerinin Çevre Temizlik Vergisi (ÇTV) mükellefiyetinin bulunmadığını ortaya koymuştur. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesi, belediye sınırları içinde yer alan binaların çevre temizlik hizmetlerinden yararlanması durumunda vergiye tabi olduğunu belirtmektedir. Mükellefiyet, binaların kullanılmasıyla başlar ve bu durum, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesiyle de desteklenmektedir.

Yapılan incelemeler sonucunda, Kamu İdaresi sınırları içinde 18.938 faal iş yerinin bulunduğu, ancak bunlardan yalnızca 16.380’ine ÇTV mükellefiyeti tesis edildiği görülmüştür. Özellikle avukatlık, mali müşavirlik, günübirlik konaklama ve psikolog gibi çeşitli meslek gruplarındaki mükelleflerin önemli bir kısmında mükellefiyetin tesis edilmediği tespit edilmiştir. Kamu İdaresi, bu duruma ilişkin çalışmaların sürdüğünü ve gerekli kontrollerin yapılacağını ifade etmiştir.

Sonuç olarak, Kamu İdaresi’nin sınırları içindeki faal iş yerlerine yönelik ÇTV mükellefiyetlerinin etkin bir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir. Bu, hem gelir kaybını önlemek hem de vergi kaynağının etkin bir şekilde yönetilmesi açısından önem arz etmektedir.

BULGU: Çevre Temizlik Vergisi Mükellefiyeti Tesis Edilmeyen İş Yerlerinin Bulunması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi

Kamu İdaresinin yetki ve sorumluluk alanında faaliyette bulunan iş yerlerinden bir kısmının Çevre Temizlik Vergisi (ÇTV) mükellefiyetinin bulunmadığı görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesinde, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların çevre temizlik vergisine tabi olduğu, verginin mükellefinin ise binaları kullananlar olduğu ve mükellefiyetin binaların kullanılması ile başlayacağı belirtilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesine göre, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Yine 213 sayılı Kanun’un 156’ncı maddesinde; ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyette iş yeri; mağaza, yazıhane, idarehane, muayenehane, imalathane, şube, depo, otel, kahvehane, eğlence ve spor yerleri, tarla, bağ, bahçe, çiftlik, hayvancılık tesisleri, dalyan ve voli mahalleri, madenler, taş ocakları, inşaat şantiyeleri, vapur büfeleri gibi ticari, sınai zirai veya mesleki bir faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yerler “işyeri” olarak tanımlanmıştır.

Bu hükme göre, mükelleflerin ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri yerlerin iş yeri özelliğini taşıyabilmesi için bu yerlerin ticari, sınai, zirai veya mesleki faaliyetin icrasına tahsis edilen veya bu faaliyetlerde kullanılan yer olma özelliği taşıması gerekmektedir.

Kamu İdaresinin yetki alanına giren ÇTV’nin konusu, ticari işyerleri ile diğer şekilde kullanılan binalar olup, mükellefi ise bu binaları kullanan gerçek ve tüzel kişilerdir. Yine anılan Kanun’da ÇTV’ye ilişkin olarak işyerlerine özel herhangi bir muafiyet ve istisnaya yer verilmemiştir.

Yapılan incelemede, Vergi Dairesi Başkanlığından 2024 yılında temin edilen verilere göre Kamu İdaresi sınırları içerisinde 18.938 faal iş yerinin bulunmasına rağmen İdare tarafından 2024 yıl sonu itibari ile 16.380 iş yerine çevre temizlik vergisi mükellefiyeti tesis edildiği, toplam 2.558 adet iş yerinden, avukatlık faaliyetinde bulunan 1.066 mükelleften 817 tanesine, mali müşavirlik faaliyetinde bulunan 314 mükelleften 230 tanesine, günübirlik konaklama faaliyeti ile ilgili 22 mükelleften 11 tanesine, psikolog faaliyetleri ile ilgili 38 mükelleften 33 tanesine ÇTV mükellefiyetinin tesis edilmediği görülmüştür.

Kamu İdaresi cevabında bulgu konusu hususa iştirak edilmiş olup mükellefiyet tespitine ilişkin çalışmaların devam ettiği ve gerekli kontrollerin yapılacağı ifade edilmiştir.

Kamu İdaresi tarafından sınırları ve mücavir alanlar içerisindeki faal işyerlerine ÇTV mükellefiyetlerinin tesis edilmesi ve gelir kaybına sebebiyet verilmemesi açısından söz konusu vergi kaynağına yönelik etkin bir yoklama ve takip mekanizması oluşturulması gerekmektedir.