| ÖZET: 2022 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında döviz kullanım oranı hesaplamalarında hatalı uygulamalar tespit edilmiştir. İlgili mevzuat, DİR’in bir teşvik değil, ekonomik etkili bir gümrük rejimi olduğunu belirtmektedir. Yapılan hatalı hesaplamalar, ithalatın ihracat gibi değerlendirilmesine yol açarak, ülkeye net döviz çıkışına sebep olmaktadır. Bu nedenle, hatalı uygulamalara son verilmesi ve doğru hesaplamaların yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. |
BULGU: Dahilde İşleme Rejimi Kapsamında Verilen Belgelere Ait Döviz Kullanım Oranı Hesaplamalarında Hatalı Uygulama Bulunması
2022 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri
Dahilde işleme rejimi (DİR) kapsamında verilen belgelere ait döviz kullanım oranı hesaplamalarında hatalı uygulama bulunduğu görülmüştür.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun “Şartlı Muafiyet Düzenlemeleri ve Ekonomik Etkili Gümrük Rejimleri” ayrımının “A. Ortak Hükümler” başlıklı 79’uncu maddesinde;
“1. Bu Kanunun 80 ila 83 üncü maddelerinde geçen;
a) Şartlı muafiyet düzenlemesi deyimi, serbest dolaşımda olmayan eşyaya,
– Transit,
– Antrepo,
Şartlı muafiyet sistemi kapsamında dahilde işleme,
Gümrük kontrolü altında işleme,
Geçici ithalat;
b) “Ekonomik etkili gümrük rejimi ” deyimi,
– Antrepo,
Dahilde işleme,
Gümrük kontrolü altında işleme,
Geçici ithalat,
Hariçte işleme;
rejimlerinin uygulanması anlamına gelir.
“İthal eşyası” deyimi, şartlı muafiyet düzenlemelerine tabi tutulan eşya ile geri ödeme sisteminin uygulandığı dahilde işleme rejiminde, 118 inci maddede belirtilen işlemlere tabi tutularak serbest dolaşıma giren eşya anlamına gelir.
“Değişmemiş eşya” deyimi, dahilde işleme veya gümrük kontrolü altında işleme rejimleri çerçevesinde hiçbir şekilde işçilik görmemiş ithal eşyası anlamına gelir.”
Aynı Kanun’un “D. Dahilde İşleme Rejimi” üst başlıklı “I. Genel Hükümler” başlıklı 108’inci maddesinde;
“1. Serbest dolaşımda olmayan eşya, işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edilmesi amacıyla, gümrük vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın ve vergileri teminata bağlanmak suretiyle, dahilde işleme rejimi kapsamında geçici olarak ithal edilebilir. Eşyanın işlem görmüş ürünler şeklinde ihracı halinde, teminat iade olunur. Eşyanın bu şekilde dahilde işleme rejiminden yararlanmasına şartlı muafiyet sistemi denir.” Denilmektedir.
Ekonomi Bakanlığı 2005/8391 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi Kararı’nın “Tanımlar” başlıklı 3’üncü maddesinde;
“Döviz Kullanım Oranı (Değişik:R.G.-22/08/2010-27680): Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamındaki CIF ithal (yurt içi alımlar hariç) tutarının FOB ihraç tutarına (ikincil işlem görmüş ürünün serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre ithalatının yapılması halinde bu ürünün gümrük kıymeti dahil) olan yüzde oranını,” denilmektedir.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinden görüleceği üzere, DİR bir teşvik uygulaması değil, şartları açıkça belirlenmiş “ekonomik etkili gümrük rejimi”dir. Döviz Kullanım Oranı (DKO) da, ithal edilen ürünlerin toplam parasal değeri ile ihraç sayılan ürünlerin birbirine oranlanmasıdır. Buradaki amaç, uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazanmak olduğu için DİR’in asıl hedefi de ortaya bir katma değer çıkartmaktır. Dolayısıyla tüm mevzuat da buna göre düzenlenmiştir.
Buna göre, ikincil işlem görmüş ürün çıkan tarım ürünlerindeki DKO hesaplaması yapılırken genellik arz eden bir uygulama hatası tespit edilmiştir.
Örneğin, buğdayda %74 oranında un ile azami %26 oranında kepek üretilebilmekte olup, fire oranı da azami %3 olarak belirlenmiştir. Burada %3 fire çıkarsa kepek üretimi maksimum %23 oranında olacaktır. Bu çerçevede incelenen bir belgede;
“Fiili ithalat tutarı: 13.688.233,07 ABD Doları (buğday)
Fiili ihracat tutarı: 11.410.806,31 ABD Doları (un)
Serbest dolaşıma giren eşya İİGÜ: 3.035.554,68 ABD Doları (buğday kepeği)
Döviz kullanım oranı: %94,75”
Bilgileri bulunmaktadır.
Söz konusu verilerden görüleceği gibi fiili ithalat fiili ihracattan yüksektir. Ancak döviz kullanım oranı ise %94,75 görünmekte olup, bu verilere göre gerçek DKO’nun %94,75 olması mümkün değildir. %94,75 gibi yüksek oranda çıkan DKO’nun ithalat vergileri ödenerek yurtiçine serbest dolaşıma sokulan (yurtiçi satışı yapılan / ithal edilen) ikincil işlem gören buğday kepeğinin sanki ihracatmış gibi kabul edilerek hesaba dahil edilmesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Kamu idaresi cevabında, Dahilde İşleme Rejimi’nin amacının, ihracatı artırmak, ihraç ürünlerine uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazandırmak olduğunu, İİGÜ’lerin yurt içinde hayvancılık üretimimiz için temel yem kaynağı olduğu için DKO %100 olarak uygulandığını, bu doğrultuda ortaya çıkan İİGÜ’lerin ithalat yapmak yerine millileştirilerek yurt içinde yem tedarikine katkı sağlandığını ve 2006/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği’nin ilgili maddesine uygun olduğunu açıklamış olsa da, dahilde işleme bir gümrük rejimi olup, teşvik sistemi değildir. Öncelikle Tebliğ’in ilgili maddesi DİR mevzuatına ve uygulamasına aykırıdır. Bununla beraber söz konusu İİGÜ’ler ihraç edilmesi kaydıyla DKO tutturulabilir. Aksi halde ülkeye ithal edilmiş malların ihracat sayılarak hesaplama yapılması yukarıda açıklanan gümrük rejimi ile bağdaşmamaktadır.
Ayrıca, hayvancılık sektörüne ucuz yem tedariki zaten DİR kapsamında ayrıca vardır. Bunun dışında DİR’ne tabi olmayan firmalarda kati ithalat yolu ile yem tedarik edebilmektedir. Dolayısıyla şartları sağlamayan firmaların desteklenmesi mümkün değildir.
Yapılan işlemler dolayısıyla ülkeye katma değer olarak döviz kazandırma amacı güden dahilde işleme rejimi içerisinde, döviz kazandırmak bir yana negatif etki yaratarak ihracat bedelinden daha fazla tutarda ithalat yapılması suretiyle ülkeden net döviz çıkışına sebebiyet verilmiş olmaktadır.
Buna göre, dahilde işleme rejiminin bir teşvik sistemi olmadığı, ekonomik etkili bir gümrük rejimi olduğu göz önünde bulundurularak, hatalı uygulamalara son verilmesi, bir belgedeki ihracat döviz tutarlarının ithalat döviz tutarlarından fazla olması, ülkeye ithal edilen ikincil işlem görmüş ürünlerin ihracat sayılmaması ve tüm bu şartlar çerçevesinde ülkeye net döviz katma değeri sağlanmasının gerektiği düşünülmektedir.