| Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesi E: 2022/2607 K: 2022/3258 |
|
ÖZET : Dava, ödenen ihale kararı kaynaklı damga vergisinin iadesi için yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile tecil faiziyle beraber iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı şirketten hukuka aykırı olarak damga vergisi tahsil edilmesi, davacının Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurduğundan, davacı açısından söz konusu tutarın getirisinden mahrum kalınması yanında en az bu tutar kadar mali yük altına gireceği, ayrıca Hazine açısından da, iadede meydana gelebilecek gecikmenin faiz yükünü artıracağı dikkate alındığında, ortada telafisi güç zararın da söz konusu olduğu sonucuna varılmakla, taleple bağlı kalınarak, ödemenin yapıldığı tarihten düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edileceği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanacak faizin de damga vergisi ile birlikte iade edilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerekir. İSTEMİN ÖZETİ : Davacı Şirkete, Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca ihale edilen “… İlçesi Anadolu İmam Hatip Lisesi ve 100 Kişilik Pansiyon-Şereflikoçhisar İlçesi 100 Kişilik Pansiyon Yapım İşi” dolayısıyla ödenen ihale kararı kaynaklı damga vergisinin iadesi için yapılan düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile tecil faiziyle beraber iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davayı; 3152 Sayılı Kanun’un “Taşra Teşkilatı ve Bağlı Kuruluşlar” başlıklı üçüncü kısmında yer alan 28/A maddesiyle büyükşehir belediyelerinin bulunduğu illerde valiye bağlı olarak Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının kurulduğu; bu başkanlıkların görevinin bulundukları illerdeki kamu kurum ve kuruluşlarının yatırım ve hizmetlerinin etkin olarak yapılması, izlenmesi ve koordinasyonu, acil çağrı, afet ve acil yardım hizmetlerinin koordinasyonu ve yürütülmesi, ilin tanıtımı, gerektiğinde merkezi idarenin taşrada yapacağı yatırımların yapılması ve koordine edilmesi, temsil, tören, ödüllendirme ve protokol hizmetlerinin yürütülmesi, ildeki kamu kurum ve kuruluşlarına rehberlik edilmesi ve bunların denetlenmesini gerçekleştirmek olduğu; 01.09.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren KHK ile de anılan başkanlıkların kamu tüzel kişiliğini haiz ve özel bütçeli olduklarının hükme bağlandığı, yine 488 Sayılı Kanun’un ilgili ihalenin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan hâliyle 8. maddesinde, 488 Sayılı kanunda yazılı resmi daireden maksadın, genel ve özel bütçeli idarelerle, il özel idareleri, belediyeler ve köyler olduğu, bu dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmelerin resmi daire sayılmayacağının hükme bağlandığı, genel ve özel bütçeli idare, il özel idaresi, belediye ve köylere bağlı olup ayrı tüzel kişiliğinin olması yanında iktisadilik niteliğini de taşıyan bir kurumun resmi daire statüsünde bulunmadığının, bununla birlikte, yukarıda değinilen dairelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliğe sahip bulunsa dahi iktisadilik niteliğini taşımaması hâlinde ise resmi daire olarak kabul edilmesi gerektiği, buna göre, ihale makamı olan Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının ilgili mevzuatı değerlendirildiğinde iktisadi bir işletme niteliğinde olmadığı, ana görevinin Ankara ilindeki kamu kurum ve kuruluşlarının yatırım ve hizmetlerinin etkin olarak yapılması, izlenmesi ve koordinasyonu olduğu; gelirlerinin başlıca kalemlerini İçişleri Bakanlığı bütçesinden yapılacak Hazine yardımları ile kamu kurum ve kuruluşlarının yatırım ve hizmetleri için aktardıkları tutarların oluşturduğu hususları dikkate alındığında, kurumun iktisadilik niteliği taşımadığı, dolayısıyla 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununun 8. maddesinin 2. fıkrasına göre resmi daire sıfatını haiz olduğu, bu durumda, Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığınca davacı şirkete ihale edilen iş dolayısıyla alınan ihale kararından kaynaklanan damga vergisinin anılan yasal düzenleme uyarınca davacı şirket tarafından ödenmesi gerektiğinden, ayrıca belirtilen işin vergi istisnası kapsamında bulunduğunu gösteren herhangi bir yasal düzenleme ve vergi resim harç istisna belgesi bulunmadığından, davacı şirketten ihale kararı kaynaklı damga vergisi tahsil edilmesinde ve bu verginin iadesi yolunda düzeltme ve şikayet kapsamında yapılan başvurunun zımnen reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, nitekim, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesinin 06.11.2018 tarihli ve E:2018/393, K:2018/2178 ile 14.11.2018 tarihli ve E:2017/2815, K:2018/2281 Sayılı kararlarında da Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarının damga vergisi uygulamalarında resmi daire statüsünde olduğunun kabul edildiği gerekçesiyle reddeden Ankara 4. Vergi Mahkemesi’nin 31/05/2022 gün ve E:2021/2421, K:2022/1409 Sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Ankara 4. Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü: KARAR : Uyuşmazlığın özü; Ankara Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından ihale edilen ve davacı şirket uhdesinde kalan 2018/129222 ihale kayıt numaralı … İlçesi Anadolu İmam Hatip Lisesi ve 100 Kişilik Pansiyon-Şereflikoçhisar İlçesi 100 Kişilik Pansiyon Yapım İşi” damga vergisi istisnası tanınıp tanınmayacağı hususuna ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın çözümünün de bu konuda özel düzenleme içeren 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Okul Yapıları ve Taşınmazları” başlıklı 51. maddesinde; her derece ve türdeki eğitim kurumlarına ait bina ve tesislerin çevrenin ihtiyaçlarına ve uygulanacak programların özelliklerine göre Milli Eğitim Bakanlığınca planlanacağı ve yaptırılacağı, bu maksatla her yıl Milli Eğitim Bakanlığı bütçesine gerekli ödeneğin konulacağı hususlarına açıkça yer verilmiş “Görev” başlıklı 53. maddesinde; Milli Eğitim Bakanlığı’nın, kendisine bağlı eğitim kurumlarının eğitim araç ve gereçlerini, gelişen eğitim teknolojisine ve program ve metotlara uygun olarak sağlamak, geliştirmek, yenileştirmek, standartlaştırmak, kullanılma süresini ve telif haklarını ve ders kitabı fiyatlarını tespit etmek, paralı veya parasız olarak ilgililerin yararlanmasına sunmakla görevli olduğu, 54. maddesinde de; Milli Eğitim Bakanlığı’nın, eğitim araç ve gereçlerini; hazırlamak, imal etmek ve satın almak; kişilere veya kuracağı komisyonlara veya yarışmalar düzenleyerek hazırlatmak ve özel kesimce hazırlananlar veya imal edilenler arasından seçmek veya tavsiye etmek suretiyle 53. maddede belirtilen görevini yerine getireceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun “İlköğretimin Gelir, Giderleri ve Planlama” başlıklı Dokuzuncu Bölümünde yer alan 76. maddesinde, ilköğretime ait gelir kaynakları sayılmış, 77. maddesinde; “76. maddenin ( a ) fıkrası gereğince Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinde açılacak özel fasıla gelecek yıllara geçici taahhütler ve masraflar karşılığı olarak ilk on sene ( 1961-1971 ) Devlet gelirlerinin %3’ünden ve ondan sonraki yıllarda ise %2’sinden az olmamak üzere, ödenek konulacağı, bu ödeneklerle diğer giderlerin %70’i münhasıran 78. maddenin ( a ) fıkrasında yazılı işlere, %30’u ise aynı maddenin ( b ) fıkrasında gösterilen ihtiyaçlara sarf edilieceği, Milli Eğitim Bakanlığınca genel bütçeden yapılacak yardımların tesbit olunacak programa göre İl Özel İdarelerine dağıtılacağı veya Bayındırlık Bakanlığı bütçesine aktarılacağı, Milli Eğitim Bakanlığının gerekli gördüğü takdirde bu ödeneklerden bir kısmını 84. maddede yazılı esaslar dahilinde doğrudan doğruya kullanabileceği ve ayniyat halinde illere gönderebileceği hükmüne, bahsi geçen 78. maddesinde; gelir ve ödeneklerin, köy, kasaba ve şehir ilköğretim kurumlarının ve öğretmen lojmanlarının yapım, tadil, esaslı onarım, her türlü ilk tesis ve okul eşyası, ders aletleri ile arsa ve arazi istimlakleri için yapılan giderlerine sarf edileceği düzenlenmiş, 83. maddesinde ise, İlköğretimin bütün gelirleri ve 78. maddede belirtilen giderlerin “personel masrafları hariç” her türlü resim ve vergiden muaf olduğu hükümleri yer almış; 222 Sayılı Kanun’dan sonra yürürlüğe giren 1739 Sayılı Kanun’un 1. maddesinde de; bu Kanun’un Türk milli eğitiminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkeler, eğitim sisteminin genel yapısı, öğretmenlik mesleği, okul bina ve tesisleri, eğitim araç ve gereçleri ve Devletin eğitim ve öğretim alanındaki görev ve sorumluluğu ile ilgili temel hükümlerini bir sistem bütünlüğü içinde kapsadığı belirtilmiştir. 222 Sayılı Kanun’un 83. maddesinde İlköğretimin belli edilen gelir ve giderleri için muafiyet öngörülürken, gelir ve gider doğurucu işlemlerin tarafları yönünden “açık” bir sınırlama getirilmediği gibi, özellikle damga vergisi yönünden, 488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği yolundaki 3. maddesi hükmü karşısında, bu muafiyetin yalnızca İlköğretimin vergi mükellefiyetini gerektirecek hallere özgülendiğinin kabulü, vergi kanunlarının yorumlanması hususunda ana kural olan 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun, “vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği; ( ancak ) lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı gözönünde tutularak ( yorum ) yapılacağı” şeklindeki 3/A maddesine de aykırı, daraltıcı bir yorum olacağı açıktır. Nitekim; Sayıştay 8. Dairesi’nin 07/02/2006 gün ve Karar: 5713 Sayılı kararında da, “Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okullar için alınan kalorifer yakıtına ilişkin ihale kararından karar pulu kesilmemiş olmasında; 222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 83’üncü maddesi uyarınca istisna kapsamında değerlendirildiğinden mevzuata aykırı bir husus bulunmadığına…” karar verilmek suretiyle aynı yorum benimsenmiştir. Bu durumda; Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Yatırım İzleme Müdürlüğünce Milli Eğitim Bakanlığı nam ve hesabına ihale edilen, Bala İlçesi Anadolu İmam Hatip Lisesi ve 100 Kişilik Pansiyon-Şereflikoçhisar İlçesi 100 Kişilik Pansiyon Yapım İşi” ilişkin işlemlere damga vergisi istisnası tanınması gerektiği sonucuna varıldığından bu işe ilişkin olarak Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Yatırım İzleme Müdürlüğü ve davacı şirket arasında akdedilen sözleşmeye de damga vergisi istisna tanınması gerektiğinden dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Davacının faiz istemine gelince: Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı şirketten hukuka aykırı olarak damga vergisi tahsil edilmesi, davacının Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlali sonucunu doğurduğundan, davacı açısından söz konusu tutarın getirisinden mahrum kalınması yanında en az bu tutar kadar mali yük altına gireceği, ayrıca Hazine açısından da, iadede meydana gelebilecek gecikmenin faiz yükünü artıracağı dikkate alındığında, ortada telafisi güç zararın da söz konusu olduğu sonucuna varılmakla, taleple bağlı kalınarak, ödemenin yapıldığı tarihten düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edileceği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanacak faizin de damga vergisi ile birlikte iade edilmesi gerekmektedir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulüne, Ankara 4. Vergi Mahkemesi’nin 31/05/2022 gün ve E:2021/2421, K:2022/1409 Sayılı kararının kaldırılmasına, 2577 Sayılı Kanun’un değişik 45. maddesinin, 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada dava konusu işlemin iptaline, davacıdan tahsil edilen damga vergisinin tahsil tarihinden itibaren tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesine, aşağıda dökümü yapılan 468,70-TL yargılama gideri ile yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davacı vekili için taktir edilen 5.500,00.-TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, artan posta gideri avansının ise Ankara 4. Vergi Mahkemesi Yazı işleri Müdürlüğü’nce davacıya iadesine, kesin olarak 21.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
|
| ÖZET: Ankara Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesi, davacı şirketin ödenen damga vergisinin iadesi talebini değerlendirmiştir. Mahkeme, damga vergisinin hukuka aykırı olarak tahsil edildiğine ve bu durumun davacının mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. İade işleminin, ödemenin yapıldığı tarihten düzeltme fişinin tebliğ tarihine kadar tecil faizi ile birlikte gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Sonuç olarak, istinaf başvurusu kabul edilerek, damga vergisinin iadesine ve yargılama giderlerinin karşılanmasına hükmedilmiştir. |