ÖZET: Elektronik haciz (E-haciz) uygulamaları, borçlu mükelleflerin hesaplarındaki para ve menkul değerlerin vergi dairesi hesaplarına aktarımında çeşitli sorunlar yaşandığını ortaya koymaktadır. 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları, bankalar tarafından yapılan para aktarımında gecikmelerin yanı sıra, E-haciz Protokolü’ne aykırı olarak elektronik fon transferi (EFT) ücreti kesintileri yapıldığını tespit etmiştir. E-haciz uygulaması, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79. maddesine dayanarak, haciz bildirilerinin elektronik ortamda tebliğ edilmesi ve bu süreçte bankaların sorumluluklarını içermektedir.

Denetimlerde, bankaların borçlu mükelleflerin hesaplarındaki bakiyeleri zamanında aktarmadığı ve bu durumun kamu alacaklarının tahsilatında gecikmelere yol açtığı belirlenmiştir. Ayrıca, bankaların EFT kesintisi uygulamalarında tutarsızlıklar gözlemlenmiş; bazı bankalar protokole uygun hareket ederken, diğerleri kesinti yapmaya devam etmiştir. Bu durum, mükelleflerin hesaplarındaki bakiyelerin azalmasına ve dolayısıyla kamu alacaklarının tahsilatında olumsuz etkilere neden olmuştur.

Sonuç olarak, E-haciz uygulamasının etkinliğinin artırılması ve yaşanan sorunların giderilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması önem arz etmektedir. Sayıştay raporları, bu konudaki mevcut uygulamaların gözden geçirilmesi ve iyileştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

BULGU: Elektronik Haciz İşlemlerinde Mevzuata Aykırı Uygulamalarda Bulunulması

2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri

Elektronik haciz (E-haciz) uygulaması kapsamında para ve paraya çevrilen menkul değerlerin bankalarca vergi dairesi hesaplarına aktarılmasında gecikmeler olduğu ve bu aktarma işlemi sebebiyle bankalarla imzalanan E-haciz Protokolüne aykırı olarak elektronik fon transferi (EFT) ücreti kesintisi yapıldığı tespit edilmiştir.
A) E-haciz Uygulaması Kapsamında Bankalar Tarafından Tahsil Edilen Tutarların Vergi Dairesi Hesaplarına Aktarılmasında Gecikmeler Yaşanması
E-haciz uygulaması kapsamında haczedilen para ve paraya çevrilen menkul değerlerin bankalarca vergi dairesi hesaplarına aktarılmasında gecikmeler olduğu görülmüştür.
E-haciz projesi; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (AATUHK) “Üçüncü şahıslardaki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı 79’uncu maddesine istinaden borçlu mükellef için düzenlenen haciz bildirilerinin, idare tarafından alacaklı vergi daireleri adına e-haciz uygulamasına katılan bankalara elektronik ortamda tebliğ edilmesi ve bu tebligatlara elektronik ortamda bankalar tarafından cevap verilmesi, bu kapsamda haczedilen menkul mallar ile her türlü alacak ve hakların paraya çevrilmesi ve vergi dairesi hesaplarına aktarılmasını kapsamaktadır. Bu husus, uygulamaya katılan bankalarla yapılan Protokolün “Amaç ve Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde de açıkça belirtilmiştir.
E-haciz uygulaması kapsamında, vergi dairelerince düzenlenen haciz bildirilerinin banka genel merkezlerine gönderilmesi ve bankalar tarafından bu tebligatlara cevap verilmesi işlemleri elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir. Bankalar tarafından borçlu mükellefin hesabında para bulunup bulunmadığının ve diğer hak ve alacak olup olmadığının bildirilmesinden sonra, vergi daireleri tarafından bakiye bulunan hesaplardan haciz yolu ile tahsilat yapılması için ilgili banka şubelerine yazı yazılmakta ve bu resmi yazıların bankaya tebliği posta yoluyla ya da memur eliyle gerçekleştirilmektedir. Daha sonra haczedilen tutarlar ilgili banka şubesi tarafından mükelleflerin vergi borçlarından mahsup edilmek üzere vergi dairesi hesaplarına elektronik fon transferi (EFT) yapılmak suretiyle aktarılmaktadır.
Yapılan incelemelerde;
– E-haciz uygulaması kapsamında haczedilen tutarların vergi daireleri tarafından resmi yazı ile istenmesi uygulaması sebebiyle idarenin, posta ve kırtasiye masrafları ve işgücü ve zaman kaybı gibi maliyetlere katlanmak zorunda kaldığı,
– Borçlu mükellefin banka hesabında para bulunduğu ve diğer hak ve alacak kaydı olmadığı halde, gerek yazışma sürecinin uzaması, gerek bankaların kendi inisiyatifleriyle mükellefin bloke konulan hesaplarında bulunan parayı vergi dairesi hesaplarına geç aktarmaları sonucu kamu alacağının tahsilinde gecikmeler yaşandığı,
tespit edilmiştir.
Bu itibarla, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılları Sayıştay Denetim Raporlarında da yer verildiği üzere, vergi dairelerince haczedilen paraların haczin tatbikinden itibaren en kısa sürede vergi dairesi hesaplarına aktarılmasının sağlanmasına yönelik iç düzenlemenin Kamu İdaresi cevabı da göz önünde bulundurularak, yapılandırma kanunları ve diğer yasal düzenlemelerden kaynaklanabilecek bir yanlışlığa sebebiyet verilmeksizin uygulamaya konulması gerekmektedir.
B) E-haciz Protokolüne Aykırı Şekilde EFT Ücreti Kesilmesi
E-haciz uygulaması kapsamında haczedilen para ve paraya çevrilen menkul değerlerin bankalarca vergi dairesi hesaplarına aktarılması sırasında bankalarla imzalanan E-haciz Protokolüne aykırı olarak EFT ücreti kesintisi yapıldığı görülmüştür.
E-haciz uygulamasına katılan bankalarla yapılan Protokolün “Amaç ve Kapsam” başlıklı 2’nci maddesinde; Protokolün, 6183 sayılı Kanun’un 79’uncu maddesine istinaden düzenlenen haciz bildirilerinin, Başkanlıkça alacaklı vergi daireleri adına elektronik ortamda tebliğ edilmesine ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilmesine, söz konusu tebligat ve cevapların içeriğinin belirlenmesine, bu kapsamda haczedilen menkul mallar ile her türlü alacak ve hakların paraya çevrilmesine ve vergi dairesi hesaplarına aktarılmasına ilişkin usul ve esasları içerdiği belirtilmiştir.
Protokolün 9’uncu maddesinin dördüncü bendinde ise, bankanın e-haciz uygulamaları ile ilgili olarak idareden veya mükelleflerden haberleşme, komisyon veya her ne adla olursa olsun herhangi bir bedel talep etmeyeceği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen Protokol hükmünde açıkça belirtildiği üzere, haczedilen para ve paraya çevrilen her türlü menkul mal, alacak ve hakkın vergi dairesi hesaplarına aktarılması işlemi e-haciz uygulaması kapsamında olduğundan, bu işlemle ilgili olarak bankaların İdareden veya mükelleflerden herhangi bir bedel talep etmesi Protokol hükmüne aykırılık teşkil etmektedir.
Yapılan incelemelerde;
– Banka şubeleri tarafından haczedilen para ve paraya çevrilen değerlerin vergi dairelerine aktarılması işlemleri için ilgili Protokole aykırı olarak EFT ücreti kesintisi yapıldığı,
– Söz konusu EFT ücreti ile ilgili olarak bankalar arasında, hatta bir bankanın farklı şubeleri arasında dahi uygulama birliği olmadığı,
– Mükellefin hesabında bulunan paranın borç tutarından az olması durumunda, mükellefin banka hesabında bulunan paradan yapılan EFT kesintisi sebebiyle tahsil edilebilecek kamu alacağının azaldığı,
tespit edilmiştir.
Her ne kadar Kamu İdaresince 6183 sayılı Kanunun 41’inci maddesi kapsamında 01.01.2020 tarihinden itibaren; kamu bankaları ile Posta ve Telgraf Teşkilatı A.Ş. dışında kalan özel bankaların nakden, hesaben, çekle, banka kartı, havale ve EFT ile vergi ve diğer kamu alacaklarına ilişkin tahsilat yapma yetkilerinin kaldırıldığı ve bu nedenle taslak protokolün fiilen uygulanmasının bugün itibarıyla mümkün bulunmadığı ifade edilmiş olsa da, elde edilen denetim kanıtlarında kamu bankalarının farklı şubelerinde dahi uygulama birliği olmadığı, bazı kamu bankalarının protokole uygun olarak EFT kesintisi yapmamasına rağmen bazı kamu bankalarının haczedilen para ve paraya çevrilen değerlerin vergi dairelerine aktarılması işlemleri için ilgili Protokole aykırı olarak EFT ücreti kesintisi yaptığı görülmüştür.
Bu itibarla, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yılı Sayıştay Denetim Raporlarında da yer verildiği üzere, yeterli bakiyesi bulunmayan mükellef hesaplarından yapılan EFT kesintisi uygulamasının mükellef ve idare açısından olumsuz etkilerini gidermeye yönelik düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.