| 9. Daire 2007/6313 E. 2008/2564 K. |
|
Kanun Yararına Temyiz Eden : Danıştay Başsavcılığı Davacı : A. Kerrar Celaloğlu Vekili : Av. Seyfi Ünal Karşı Taraf : Beykoz Belediye Başkanlığı Vekilleri : Av. N. Bilge Cehver, Av. Gülsüm Kanat – Aynı Yerde İstemin Özeti : Davacıya ait İstanbul İli, Beykoz Çayağzı Köyü, Beylik Mandıra Çiftliği Mevkiinde bulunan 1692, 1697 parsel no’lu taşınmazlar için 2002, 2003 yıllarına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen emlak (arsa) ve 2003 yılı için tahakkuk ettirilen ek emlak vergisinin kaldırılması istemiyle açılan davayı; Emlak Vergisi Kanununun 12. maddesi uyarınca çıkarılan Arsa Sayılacak Parsellenmemiş Arazi Hakkında Kararın 1/c bendinde, belediye ve mücavir alan sınırları dışında olup da, konut, turistik veya sınai tesis yapılmak amacıyla her ne şekilde olursa olsun parsellenen ve tapuya bu yolla şerh edilen arazi ve arazi parçalarının arsa kabul edildiği, dosyanın incelenmesinden, davacıya ait taşınmazların mücavir olan sınırları dışında kaldığının, ancak Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunca tasdik edilen 1/5000 ölçekli nazım imar planında apart otel biçiminde özel konut ve klüpler ile golf alanı düzenlenmesi yapılabileceği notu bulunduğunun, kadastrol pafta üzerinde yapılan incelemede sözkonusu bölgede imar planı ile uyumlu tapuda tescilli parsellerin oluşturulduğunun ve her parselin yola, ulaşım ve alt yapıya cepheli olduğunun ve tapuda arsa vasıflı kayıt yapıldığının tespiti üzerine dava konusu arsa vergisi ek arsa vergisi tahakkukunun yapıldığının anlaşıldığı, davacı vekilince söz konusu taşınmazlar için 1983-1985 yıllarına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen emlak vergilerinin 13.1.1988 tarihli Danıştay Dokuzuncu Daire kararı ile kaldırıldığı iddia edilmekte ise de anılan karardan sonra taşınmazların bulunduğu alanda 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı yapılarak belli bir oranda yapılaşma hakkının tanınmış olması ve aynı alanın bir kısmı için uygulama imar planının bulunması ve tapu kayıtlarında arsa olarak tescilli olması karşısında söz konusu Danıştay kararı bağlayıcı nitelikte olmadığından emlak ve ek emlak vergisi tahakkukunda yasal isabetsizlik görülmediği, diğer taraftan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 21. maddesi uyarınca her türlü vergi ve harçtan muaf olunduğu belirtilmekte ve söz konusu taşınmazların bulunduğu alan “doğal sit alanı” olarak ayrılmış ise de 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı notunda kesin yapılaşma yasağı bulunmadığından muafiyet hükmünden yararlanılamayacağı gerekçesiyle reddeden İstanbul 7. Vergi Mahkemesinin 10.5.2005 tarih ve E:2003/1092, K:2005/1360 sayılı kararını onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 tarih ve E:2005/7194, K:2006/1644 sayılı kararı ile bu kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin 3.10.2007 tarih ve E:2006/5198, K:2007/9287 sayılı kararının kanun yararına bozulması istenilmektedir. Danıştay Başsavcılığı’nın Kanun Yararına Bozma İstemi: Davacının İstanbul İli, Beykoz İlçesi, Çayağzı Köyü, Beylik Mandıra Mevkiinde bulunan gayrimenkulü nedeniyle tahakkuk ettirilen 2002 ve 2003 yılı emlak (arsa) vergileri ve 2003 yılı ek emlak vergisinin terkini istemiyle açılan davayı reddeden, İstanbul 7. Vergi Mahkemesinin 10.5.2005 tarih ve E:2003/1092, K:2005/1360 sayılı kararını onayan, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 tarih ve E:2005/7194, K:2006/1644 sayılı kararı ile bu kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin 3.10.2007 tarih ve E:2006/5198 K:2007/9287 sayılı kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek davacı tarafından kanun yararına bozulması istemi üzerine konu incelendi; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesinde, bölge idare mahkemesi kararlarından niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin kanun yararına temyiz olunabileceği belirtilmiştir. Dosyanın incelenmesinden; davacının İstanbul İli, Beykoz İlçesi, Çayağzı Köyü, Beylik Mandıra Mevkiinde bulunan gayrimenkulü nedeniyle adına tahakkuk ettirilen 2002 -2003 yılı emlak (arsa) vergileri ve 2003 yılı ek emlak vergisine karşı davacı tarafından, söz konusu arsa vasfındaki taşınmazın belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu, kiraya verilmediği, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılmadığı, ayrıca 1/5000 ölçekli Nazım imar planı bulunan bu yerlerin doğal sit alanı olarak tespit, tescil ve ilan edildiği dolayısıyla Emlak Vergisi Kanununun 14/g maddesi uyarınca gayrimenkulün emlak vergisinden daimi muaf olduğu iddialarıyla dava açıldığı, ileri sürülen iddialar yerinde görülmeyerek İstanbul 7. Vergi Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, bu kararın İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 tarih ve E:2005/7194, K:2006/1644 sayılı kararı ile onandığı, onama kararının düzeltilmesi isteminin de 3.10.2007 tarih ve E:2006/5198, K:2007/9287 sayılı kararla reddedildiği anlaşılmaktadır. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 1610 sayılı Kanunun 7 nci maddesiyle değişik “Arazi Vergisinin Mevzuu” başlıklı 12 nci maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsaların bu Kanun hükümlerine göre arazi vergisine tabi olduğu, belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazilerin arsa sayılacağı, belediye sınırları içinde veya dışında bulunan parsellenmemiş araziden hangilerinin bu Kanuna göre arsa sayılacağının Bakanlar Kurulu Kararı ile belli edileceği, aksine hüküm olmadıkça bu Kanunun diğer maddelerinde yer alan arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı belirtilmiştir. Aynı kanunun 14 üncü maddesine 3239 sayılı Kanunun 104 üncü maddesiyle eklenen (g) fıkrasında, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazilerin kiraya verilmemek şartıyla arazi vergisinden daimi olarak muaf tutulacağı, gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç olmak üzere, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan arazi ile arsalar ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazi için bu muafiyetin uygulanmayacağı hükme bağlanmış olup, bu fıkranın uygulanması ile ilgili 17 seri nolu Emlak Vergisi Genel Tebliğinin “Arazi Vergisi ile İlgili Değişiklikler” başlıklı III/1. Bölümünde de “Emlak Vergisi Kanununun 14 üncü maddesine eklenen (g) fıkrası ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazi, Arazi Vergisinden daimi olarak muaf tutulmuştur. Ancak anılan yerlerde bulunan arazi, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazilerden ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılanlar için bu muafiyet uygulanmayacaktır.” şeklinde açıklık getirilmiştir. Bu düzenlemeler karşısında, arsa vasfındaki bir taşınmazın emlak vergisi daimi muafiyetinden yararlanabilmesi için belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunması, kiraya verilmemesi, ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanılmaması gerekmektedir. Olayda, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu tartışmasız olan taşınmazın, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı ya da kiraya verildiği hususlarında idarece yapılmış bir tespit bulunmadığından, söz konusu taşınmazın Emlak Vergisi Kanununun 14/g maddesinde yer alan muafiyetten yararlandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 tarih ve E:2005/7194, K:2006/1644 sayılı kararı ile bu kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin 3.10.2007 tarih ve E:2006/5198 K:2007/9287 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 51 inci maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Tetkik Hakimi Gönül Sayın’ın Düşüncesi: Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu davacının taşınmazının belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu anlaşılmış olup, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 12. maddesi hükmü uyarınca aynı Kanunun 14. maddesinde yer alan arazi tabiri, arsaları da kapsayacağından ve ayrıca sözkonusu arsanın kiraya verildiği, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı yolunda idarece yapılmış herhangi bir tespit bulunmadığından, bu taşınmazın Emlak Vergisi Kanunu’nun 14. maddesinin (g) fıkrasında belirtilen vergi muafiyetinden yararlandırılmasının icap ettiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle Danıştay Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nce İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 tarih ve E:2005/7194, K:2006/1644 sayılı kararı ile 3.10.2007 tarih ve E:2006/5198, K:2007/9287 sayılı kararının Danıştay Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz edilerek bozulmasının istenilmesi üzerine işin gereği görüşüldü: Dosyanın incelenmesinden, davacıya ait İstanbul İli, Beykoz Çayağzı Köyü, Beylik Mandıra Çiftliği Mevkiinde bulunan 1692, 1697 parsel no’lu taşınmazlar için tapuda arsa vasıflı kayıt yapıldığından ve 1/5000 ölçekli nazım imar planında apart otel biçiminde özel konut ve klüpler ile golf alanı düzenlemesi yapılabileceği notu bulunduğundan bahisle 2002, 2003 yıllarına ilişkin olarak emlak (arsa) vergisi ile 2003 yılı için ek emlak vergisi tahakkuku yapıldığı, söz konusu tahakkukun anılan taşınmazların belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunup arazi vasfında olduğu, uygulama imar planının bulunmadığı, vergiden muaf tutulması icap ettiği iddialarıyla kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden İstanbul 7. Vergi Mahkemesinin kararını onayan İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 31.3.2006 tarih ve E: 2005/7194, K: 2006/1644 sayılı kararı ile bu kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin 3.10.2007 tarih ve E: 2006/5198, K: 2007/9287 sayılı kararının kanun yararına bozulmasının istenildiği anlaşılmıştır. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 1610 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle değişik “Arazi Vergisinin Mevzuu” başlıklı 12. maddesinde; Türkiye sınırları içinde bulunan arazi ve arsaların bu Kanun hükümlerine göre arazi vergisine tabi olduğu, belediye sınırları içinde belediyece parsellenmiş arazilerin arsa sayılacağı, belediye sınırları içinde veya dışında bulunan parsellenmemiş araziden hangilerinin bu Kanuna göre arsa sayılacağının Bakanlar Kurulu Kararı ile belli edileceği, aksine hüküm olmadıkça bu Kanunun diğer maddelerinde yer alan arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun’un 14. maddesine 3239 sayılı Kanun’un 104. maddesiyle eklenen (g) fıkrasında; belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazilerin kiraya verilmemek şartıyla arazi vergisinden daimi olarak muaf tutulacağı, gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç olmak üzere, ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılan arazi ile arsalar ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazi için bu muafiyetin uygulanmayacağı hükmü yer almakta, bu fıkranın uygulanması ile ilgili 17 seri no’lu Emlak Vergisi Genel Tebliği’nin “Arazi Vergisi İle İlgili Değişiklikler” başlıklı III/1 Bölümünde de; “Emlak Vergisi Kanunu’nun 14 üncü maddesine eklenen (g) fıkrası ile belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan arazi, Arazi Vergisinden daimi olarak muaf tutulmuştur. Ancak, anılan yerlerde bulunan arazi, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazilerden ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanılanlar için bu muafiyet uygulanmayacaktır.” açıklaması bulunmaktadır. Anılan 14. maddenin (g) fıkrası hükmüne göre bir arazinin emlak vergisi daimi muafiyetinden yararlanabilmesi için; belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunması, kiraya verilmemesi, ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanılmaması gerekmektedir. Öte yandan, anılan Kanunun 12. maddesinde Kanunun diğer maddelerinde geçen arazi tabirinin arsaları da kapsayacağı belirtildiğinden ve 14. maddenin (g) fıkrasının parantez içi hükmünde de gelir vergisinden muaf esnaf ile basit usulde gelir vergisine tabi mükellefler tarafından bizzat işyeri olarak kullanılan arsa ve arazi hariç ibaresi yer aldığından, sözü edilen maddedeki ticari, sınai ve turistik faaliyette kullanmama şartının sadece araziler için geçerli olmayıp, arsa ve arsa sayılacak parsellenmemiş araziler için de geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, vergisi ihtilaflı arsanın belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu görülmektedir. Olayda, davacıya ait belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunduğu tartışmasız olan sözkonusu arsanın kiraya verildiği veya ticari, sınai ve turistik faaliyetlerde kullanıldığı yolunda herhangi bir iddia ve tespit bulunmaması karşısında, taşınmazın mevcut haliyle Yasa’da daimi muafiyet için öngörülen şartları taşıdığı, bu nedenle de, emlak vergisinden daimi muaf tutulması gerektiği sonucuna varıldığından, tahakkuk ettirilen emlak ve ek emlak vergisinde yasal isabet görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle Danıştay Başsavcısı tarafından yapılan temyiz isteminin kabulü ve İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin 31.3.2006 tarih ve E: 2005/7194, K: 2006/1644 sayılı kararı ile bu kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin 3.10.2007 tarih ve E: 2006/5198, K: 2007/9287 sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca kanun yararına ve hükmün hukuki sonuçlarına etkili olmamak koşulu ile bozulmasına, kararın bir örneğinin Maliye Bakanlığı ile Danıştay Başsavcılığı’na gönderilmesine ve Resmi Gazetede yayımlanmasına 27.5.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. |
| ÖZET: Danıştay 9. Dairesi, A. Kerrar Celaloğlu’nun Beykoz’daki taşınmazları için tahakkuk ettirilen 2002 ve 2003 yılı emlak vergileri ile 2003 yılı ek emlak vergisinin kaldırılması talebini incelemiştir. Mahkeme, taşınmazların belediye ve mücavir alan sınırları dışında olduğunu, kiraya verilmediğini ve ticari faaliyetlerde kullanılmadığını belirterek, Emlak Vergisi Kanunu’nun 14/g maddesi uyarınca muafiyetin uygulanması gerektiğine karar vermiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin önceki kararlarının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılarak, Danıştay Başsavcılığı’nın temyiz talebi kabul edilmiştir. |