ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları, büyükşehir olmayan ilçe belediyelerinde emlak vergisi uygulamalarında bazı hataların bulunduğunu ortaya koymaktadır. Emlak Vergisi Kanunu’nun “Daimî muaflıklar” başlıklı 4. maddesine göre muafiyet sağlanan bazı yerlerin bu kapsamda olmadığı, ayrıca muafiyet uygulanan bazı adreslerin bilgi ve belge eksikliği ile listelendiği tespit edilmiştir. Bina vergisi hesaplamalarında ise binaların kullanım şekillerinin yeterince dikkate alınmadığı, bazı mesken ve iş yerlerinin emlak vergisi mükellefiyetlerinin tesis edilmediği görülmüştür.

Kanun’un 1. maddesine göre, Türkiye sınırları içerisindeki binalar bina vergisine tabidir. Bina vergisi matrahının belirlenmesinde, binaların inşaat maliyet bedeli ve arsa payı değerinin esas alındığı belirtilmektedir. Ayrıca, emlak vergisi değerlerinin takdirinde piyasa bedeli ve maliyet bedeli gibi normların dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Ancak yapılan incelemelerde, bu normların uygulanmasında eksiklikler olduğu anlaşılmıştır.

Sonuç olarak, belediyenin emlak vergisi gelirlerini artırmak ve mevzuata uygunluğu sağlamak amacıyla muafiyet kapsamına girmeyen yerlerin muafiyetlerinin kaldırılması, muafiyet uygulanan adreslerin belgelerinin tamamlanması ve binaların kullanım tarzlarının doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir. Emlak vergisi mükellefiyetlerinin tesis edilmediği yerler için de gerekli çalışmaların yapılması önem arz etmektedir.

BULGU: Emlak Vergisi Uygulamalarında Hatalar Bulunması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir Olmayan İl Kapsamında Yer Alan İlçe Belediyesi

Emlak Vergisi Kanunu’nun “Daimî muaflıklar” başlıklı 4’üncü maddesine göre muafiyet uygulanan yerlerden bazılarının söz konusu madde kapsamına girmediği, yine muafiyet uygulanan bazı yerlere ilişkin adres bilgisi, muafiyet kapsamı, bilgi ve belge bulunmadan listede olduğu, bina vergisi hesabında binaların kullanılış tarzlarının tam olarak dikkate alınmadığı, mesken ve iş yerlerinden bir kısmının emlak vergisi mükellefiyetlerinin tesis ettirilmediği görülmüştür.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun “Mevzu” başlıklı 1’inci maddesine göre, Türkiye sınırları içerisinde bulunan binaların bu Kanun hükümlerine göre bina vergisine tabi olduğu; “Bina Tabiri” başlıklı 2’nci maddesinde bina tabirinin, yapıldığı madde ne olursa olsun gerek karada gerek su üzerindeki sabit inşaatın tamamını kapsadığı hüküm altına alınmıştır.

Mezkûr Kanun’un “Daimî muaflıklar” başlıklı 4’üncü maddesinde; “Aşağıda yazılı binalar, kiraya verilmemek (24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirleri hariç) şartıyla Bina Vergisinden daimi olarak muaftır. ( (a), (b), (s), (y) ve (z) fıkraları için kiraya verilmeme şartı aranmaz.)…” denilerek bina vergisinden daimi muaf olanlar ayrıntılı olarak sayılmıştır.

Anılan Kanun’un “Matrah” başlıklı 7’nci maddesinde, bina vergisinin matrahının, binanın bu Kanun hükümlerine göre tespit olunan vergi değeri olduğu belirtilmiş; “Vergi Değeri” başlıklı 29’uncu maddesinde ise binaların vergi değerinin, bina inşaat maliyet bedeli ile arsa payı değeri esas alınarak yönetmelik hükümlerinden yararlanılmak suretiyle hesaplanan bedel olduğu belirtilmiştir.

Kanun’un 29’uncu maddesinde bahsedilen ve 31’inci madde uyarınca hazırlanan Yönetmelik’te; binaların vergi değerlerinin takdirinde şehir ve köylerin tabii, iktisadi ve bölgesel şartlarına göre nazara alınacak piyasa bedeli, maliyet bedeli, kira veya yıllık istihsal değeri gibi normlar ile uyulacak usul ve esaslar belirtilmektedir. Söz konusu maddede bahsedilen Yönetmelik ibaresi 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nin 59’uncu maddesiyle Kanuna işlenmiş olup eski hali “Tüzük” şeklindedir. Bu kapsamda Emlak Vergisine Matrah Olacak Vergi Değerlerinin Takdirine İlişkin Tüzük 15.03.1972 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak 01.03.1972 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Anılan Tüzük’ün 20’nci maddesine göre, metrekare normal inşaat maliyet bedelleri; binaların kullanılış tarzları, inşaat nevileri ve sınıflarına göre Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlıklarınca birlikte belirlenmekte ve uygulanacağı bütçe yılından önce ilan olunmaktadır. Örneğin 2024 yılı için, 83 seri No.lu Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği ekindeki “Binaların Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedellerini Gösterir Cetvel” ile binaların m2 normal inşaat bedelleri belirlenmiştir.

Söz konusu mevzuat hükümlerinden, tespit komisyonun emlak vergi değerlerini cadde ve sokak bazında belirleyeceği, taşınmazın bulunduğu cadde veya sokaktan arsa değerinin hesaplanacağı, binaların inşaat bedellerinin kullanış tarzları dikkate alınarak sınıfına ve özelliklerine göre belirlenmesi ve belirlenen bu tutara asansör ve kalorifer veya klima farkının eklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede, emlak vergilerinin tahakkuk ve tahsilat aşamalarında bazı hatalı uygulamalar yapıldığı tespit edilmiştir.

Şöyle ki;

-Emlak Vergisi Kanunu’nun “Daimî muaflıklar” başlıklı 4’üncü maddesine göre muafiyet uygulanan yerlerden bazılarının söz konusu madde kapsamına girmediği,

-Yine muafiyet uygulanan bazı yerlere ilişkin adres bilgisi, muafiyet kapsamı, bilgi ve belge bulunmadan listede olduğu,

-Bina vergi değerinin hesaplanmasında kullanılan bina metrekare normal inşaat maliyet bedellerini gösteren cetveldeki binaların kullanılış tarzlarının tam olarak dikkate alınmadığı, örneğin, kullanım şekli banka olan bir binanın bina vergisinin hesabında diğer ticarethane ve işyeri olarak işaretlenerek daha az tutarda bina vergisinin tahakkuk ve tahsil edildiği,

-Kamu İdaresinin yetki ve görev alanında faaliyette bulunan mesken ve iş yerlerinden bir kısmının emlak vergisi mükellefiyetlerinin tesis ettirilmediği,

-Belediye sınırları içerisinde yapı ruhsatı olmadığı için imar mevzuatı açısından hukuki süreçleri devam eden binalardan emlak vergisi alınmadığı görülmüştür.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından; bulgu konusu hususa iştirak edilmiş ve Belediyenin emlak vergisi gelirlerinin mükellefiyet, muafiyet, tahakkuk ve tahsilat aşamalarındaki hatalı uygulamaların bertaraf edilmesine ilişkin gerekli çalışmaların başlatılacağı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İdarenin gelir kaybını önlemek ve mevzuata uygunluğu sağlamak için ilçe sınırları içerisinde; Emlak Vergisi Kanunu’nun “Daimî muaflıklar” başlıklı 4’üncü maddesine göre muafiyet kapsamına girmeyen yerlerin muaflıklarının kaldırılması; yine muafiyet uygulanan bazı yerlere ilişkin adres bilgisi, muafiyet kapsamı, bilgi ve belge işlemlerinin tamamlanması ve kapsama girmeyen yerlerin belirlenerek muafiyet listesinden çıkarılması; binaların kullanılış tarzları dikkate alınarak “binaların metrekare normal inşaat maliyet bedellerini gösterir cetveller” deki değerlerin doğru kullanılması; emlak vergisi mükellefiyetlerinin tesis ettirilmediği mesken ve iş yerleri için çalışma yapılması gerektiği düşünülmektedir.