|
ÖZET: 2024 yılı Sayıştay Denetim Raporları’na göre, belediye sınırları içinde geliştirme alanı olup olmadığına bakılmaksızın yapı ruhsatı başvurularından “Teknik Alt Yapı Bedeli” tahsil edildiği tespit edilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nda yapı ruhsatı alma şartları net bir şekilde belirlenmişken, bu bedelin alınmasına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. İmar Kanunu’nun 23. maddesi, teknik alt yapısı tamamlanmamış alanlar için belirli şartlar altında yapı izni verilmesini öngörmektedir. Ancak, bu düzenleme, teknik alt yapısı tamamlanmış yerleşik alanlar için geçerli değildir.
Denetimlerde, 2024 yılı içinde yapı ruhsatı alacaklardan, bölgenin geliştirme alanı olup olmadığına ve teknik alt yapısının tamamlanıp tamamlanmadığına bakılmaksızın toplamda 11.497.865,41 TL “Stabilize Yol Katılım Bedeli” tahsil edildiği belirlenmiştir. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 2020 tarihli yazısında, teknik alt yapısı tamamlanmış alanlarda bu bedelin alınmaması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının etkili ve hukuka uygun şekilde yönetilmesini zorunlu kılmaktadır. Sonuç olarak, yapı ruhsatı başvurularında teknik alt yapı bedeli alınması, İmar Kanunu ve diğer ilgili mevzuatla çelişmektedir. Bu durum, ilgililerin yargı yoluna başvurmasına ve kamu zararına yol açabilecek sonuçlara neden olabilir. İdarenin, yapı ruhsatı işlemlerinde hukuka uygun hareket etmesi ve kaynakları etkili bir şekilde yönetmesi gerekmektedir. |
BULGU: Geliştirme Alanı Vasfı Taşımayan Bölgelerde Yapılan Binalardan Teknik Alt Yapı Bedeli Alınması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi
Belediye sınırları içerisinde geliştirme alanı olup olmadığı dikkate alınmadan yapı ruhsatı başvuru sahiplerinden “Teknik Alt Yapı Bedeli” tahsil edildiği görülmüştür.
3194 sayılı İmar Kanunu’nda yapı ruhsatı konusunda açıklamalara yer verilmiş, Kanun’un 21 ve 22’nci maddelerinde yapı ruhsatı ve ruhsat alma şartları ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde yapı ruhsatı almak isteyen ilgililerden teknik alt yapı bedelinin tahsil edileceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
Anılan Kanun’un “Geliştirme alanlarında yapı ruhsatı” başlıklı 23’üncü maddesinde ise; özel ve istisnai bir düzenleme yapılmış ve iskân hudutları içinde olup da imar planında beldenin inkişafına ayrılmış bulunan sahalarda yapı izni verilebilmesi için gereken şartlar detaylı bir şekilde düzenlenmiştir.
Söz konusu maddede, mezkûr sahalarda yapı izni verilebilmesi için ilgili sahanın yol, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik alt yapısının yapılmış olması zorunlu tutulmuştur. Teknik alt yapısı henüz tamamlanmamış olan yerlerde ise; ancak belli şartlar dâhilinde yapı izni verilebileceği belirtilmiş, bu kapsamda ya ilgili idarenin izni ve ilgili idarece hazırlanacak projeye uygun olarak teknik alt yapının ilgili kişilerce yaptırılması ya da parselleri hizasına rastlayan ve hissesine düşen teknik alt yapı bedelinin Kuruma ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Görüldüğü üzere İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesinde yapı ruhsatı alınırken yol ve kanalizasyon yapımı için “Teknik Alt Yapı Bedeli” alınması öngörülmüş ancak bu bedel “Geliştirme Alanları” ve “Bu alanlarda hali hazırda yol ve kanalizasyon tesisi bulunmayan yerler” ile sınırlandırılmış, teknik alt yapısı tamamlanmış yerleşik alanlar kapsam içerisinde zikredilmemiştir.
Diğer yandan belediye tarafından yeni bir yol açılmış, mevcut bir yol tamir edilmiş veya genişletilmiş ise söz konusu masrafların ilgililerden nasıl tahsil edileceği 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Harcamalara katılma payları” başlıklı Üçüncü Kısmında detaylı bir şekilde düzenlenmiştir.
Mezkûr Kanun’un “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86’ncı maddesinde bu konuya ilişkin açıklamalar yapılmış, yeni yol açılması, mevcut yolun genişletilmesi, mevcut
yola asfalt yapılması durumunda bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden söz konusu katılma payının alınacağı hususu ayrı ayrı zikredilmiştir.
Kanun koyucu, hizmet götürüldüğü esnada bu hizmetten yararlanacak veya gayrimenkullerinin değerinde artış olacak mülk sahiplerince söz konusu maliyetlere katlanılmasını öngörmüş ve kanun sistematiğini de bu esas üzerine bina etmiştir.
Yapılan incelemelerde; 2024 yılı içerisinde İdarenin tasarrufunda bulunan yerler için bina inşaat ruhsatı alacak yapı sahiplerine yönelik bölgenin geliştirme alanı olup olmadığına ve teknik alt yapısı tamamlanıp tamamlanmadığına bakılmaksızın “Stabilize Yol Katılım Bedeli” adı altında 11.497.865,41 TL tahakkuk ve tahsilat yapıldığı tespit edilmiştir.
Ayrıca konuya ilişkin 81 il valiliği aracılığıyla tüm belediyelere gönderilen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının “Teknik Altyapı Bedeli Hakkında” başlıklı 10.03.2020 tarih ve 14399437-010.06.02-E.60063 sayılı yazısında; teknik alt yapısı tamamlanmış meskun sahalarda 3194 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesine dayanılarak teknik alt yapı bedelinin alınmaması gerektiği mevcutta var olan teknik ve sosyal alt yapının tevsii ve yenilenmesinin gerekmesi halinde Belediye Gelirleri Kanunu kapsamında harcamalara katılma payı alınabileceğinin açık olduğu ifade edilmiştir.
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 8’inci maddesinde; her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu ve yetkili kılınmış mercilere hesap vermek zorunda olduğu açıklanmıştır.
5018 sayılı Kanun’un “Gelirlerin dayanakları” başlıklı 37’nci maddesinde; genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin gelirlerine yönelik kanuni dayanakların bütçelerinde gösterileceği belirtilmiştir.
Mamak Belediye Başkanlığı da 5018 sayılı Kanun doğrultusunda genel yönetim kapsamında olup Kuruma ait 2024 yılı Bütçesi’ne bakıldığında teknik alt yapı bedeline ilişkin kanuni bir dayanağın bulunmadığı görülmüştür.
Yukarıda detaylı bir şekilde anlatıldığı üzere; İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesinde özel bir düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre geliştirme alanlarında bulunan ve teknik alt yapısı olmayan alanlar için ruhsat başvurusunda bulunan kişilerden alınması öngörülen bir bedelin teknik alt yapısı tamamlanmış alanlar için de uygulanması mümkün değildir.
Kamu İdaresince, stabilize yol teknik altyapı bedelinin 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesine göre yapı ruhsatına esas teşkil edecek bir bedel olarak tahsil edildiği ve yapı ruhsatı işlemlerinin tamamlandığı, söz konusu ada/parsellerin cephesine isabet eden yolların alan hesaplamalarının ise 11/12/2024 tarih ve 1707 sayılı Meclis Kararı ile Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 2025 yılı için yol yapım (stabilize teknik altyapı) m2 birim bedeli olarak 870,00 TL olarak belirlendiği ve yine söz konusu Karar’a istinaden bu bedellerin, 12 metrenin altındaki imar yollarına isabet eden yerlerde Belediye tarafından, 12 metre ve üzeri imar yollarına isabet eden yerlerde ise Büyükşehir Belediyesince tahsil edildikten sonra ilgili kurumlara yol ilişiksizdir yazısının gönderildiği ayrıca 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97’nci maddesinde; “Belediyeler bu kanunda harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkilidir” hükmünün bulunduğu, ruhsat birimi olarak alınan stabilize yol katılım bedelinin bu Kanun’un maddelerine ve yukarıda açıklanan Büyükşehir Belediye Meclisi Kararı’na istinaden alındığı ifade edilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekirse bulgu konusu husus; “Geliştirme Alanları” ve “Bu alanlarda hali hazırda yol ve kanalizasyon tesisi bulunmayan yerler” haricinde İdareye sunulan yapı ruhsatı başvurularında da teknik alt yapı bedeli alınması olup yukarıda detaylı olarak izah edildiği üzere İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesi kapsamına girmeyen bir yere yönelik yapı ruhsatı başvurusunda Belediye tarafından “Stabilize Yol Katılım Bedeli” adı altında tahsilat yapılması açıkça mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Öte yandan yapı ruhsatı almak için bu bedeli ödemek zorunda kalan ilgililerin sonrasında ödenen bedellerin tahsili için yargı yoluna başvurabilecekleri ve söz konusu davalara ilişkin İdarenin katlanacağı her türlü bedelin kamu zararını teşkil edeceği hususu gözden kaçmamalıdır.
Bu kapsamda; teknik alt yapısı tamamlanmış meskun sahalarda 3194 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesine dayanılarak teknik alt yapı bedelinin alınamayacağı ayrıca yerleşik alanlarda 2464 sayılı Kanun’un yukarıda sayılan maddeleri çerçevesinde bir işlem tesis edilmesi halinde bu Kanun gereğince harcamalara katılma payı alınabileceği, yerleşik alanlarda yapı ruhsatı verilmesi aşamasında teknik alt yapı bedeli şeklinde bir bedelin İdarece ön koşul olarak öne sürülemeyeceği yapılan işlemlerin hukuka uyarlılığı açısından önem arz etmektedir.
Sonuç olarak yapı ruhsatı başvurularına yönelik İdare tarafından 5018 sayılı Kanun’un hüküm altına aldığı kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesi prensibine uygun hareket edilmesi gerekmektedir.