|
ÖZET: Sincan Belediyesi’nin inşaat ruhsatı süreçlerinde, geliştirme alanı olup olmadığına ve mevcut yol inşaatlarına bakılmaksızın, imarlı yerlerde yeni binalardan “Stabilize Yol Teknik Altyapı Bedeli” tahsil edildiği tespit edilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 21 ve 22’nci maddeleri, yapı ruhsatı alma şartlarını belirlerken, teknik altyapı bedelinin tahsil edilmesine dair bir düzenleme içermemektedir. Ancak, 23’üncü maddede, teknik altyapısı tamamlanmamış alanlarda yapı izni verilmesi için belirli şartlar öngörülmüştür. Bu bağlamda, mevcut teknik altyapıya sahip yerlerde bu bedelin alınması hukuken geçerli değildir.
İlgili mevzuat, yalnızca geliştirme alanlarında ve teknik altyapısı olmayan yerlerde yapı ruhsatı için teknik altyapı bedeli alınabileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla, teknik altyapısı tamamlanmış yerleşik alanlarda bu bedelin tahsil edilmesi, hukuka aykırıdır. Danıştay kararları ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın yazıları da bu durumu desteklemektedir. Örneğin, İstasyon Mahallesi gibi altyapısı tamamlanmış bir alanda, 2024 yılında yapı ruhsatı verilmeden önce teknik altyapı bedeli alınması, mevzuata aykırı bir uygulama olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesi uyarınca alınacak teknik altyapı bedellerinin yalnızca belirlenen alanlarla sınırlı tutulması ve yeni yollar için 2464 sayılı Belediye Kanunu’ndaki katılma payı hükümlerinin uygulanması, hukuki uygunluk açısından büyük önem taşımaktadır. |
BULGU: Geliştirme Alanı Vasfı Taşımayan Bölgelerde Yapılan Binalardan Teknik Altyapı Bedeli Alınması
2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi
Belediye tarafından verilen inşaat ruhsatları sürecinde geliştirme alanı olup olmadığı, hali hazırda yeni bir yol inşası yapılıp yapılmadığı dikkate alınmadan Sincan Belediyesi tasarrufundaki yollara cephesi olan imarlı yerlerde yapılacak yeni binalardan Meclis Kararı ile belirlenen hesaplamaya göre “Stabilize Yol Teknik Altyapı Bedeli” tahsil edildiği görülmüştür.
3194 sayılı İmar Kanunu’nda yapı ruhsatı konusunda açıklamalara yer verilmiş, Kanun’un 21 ve 22’nci maddelerinde yapı ruhsatı ve ruhsat alma şartları ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Söz konusu maddelerde yapı ruhsatı almak isteyen ilgililerden teknik alt yapı bedelinin tahsil edileceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir.
Bir sonraki madde olan “Geliştirme alanlarında yapı ruhsatı” başlıklı 23’üncü maddesinde ise özel ve istisnai bir düzenleme yapılmış ve iskân hudutları içinde olup da “imar planında beldenin inkişafına ayrılmış bulunan sahalarda yapı izni verilebilmesi” için gereken şartlar detaylı bir şekilde düzenlenmiştir.
Söz konusu maddede, mezkûr sahalarda yapı izni verilebilmesi için ilgili sahanın yol, pis ve içme suyu şebekeleri gibi teknik alt yapısının yapılmış olması zorunlu tutulmuştur. Teknik alt yapısı henüz tamamlanmamış olan yerlerde ise; ancak belli şartlar dâhilinde yapı izni verilebileceği belirtilmiş, bu kapsamda ya ilgili idarenin izni ve ilgili idarece hazırlanacak projeye uygun olarak teknik alt yapının ilgili kişilerce yaptırılması ya da parselleri hizasına rastlayan ve hissesine düşen teknik alt yapı bedelinin idareye ödenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Görüldüğü üzere İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesinde yapı ruhsatı alınırken yol ve kanalizasyon yapımı için “Teknik Altyapı Bedeli” alınması öngörülmüş ancak bu bedel “Geliştirme Alanları” ve “Bu alanlarda hali hazırda yol ve kanalizasyon tesisi bulunmayan yerler” ile sınırlandırılmış, teknik alt yapısı tamamlanmış yerleşik alanlar kapsam içerisinde zikredilmemiştir.
Dolayısıyla geliştirme alanı olup olmadığına, söz konusu alanda hali hazırda teknik alt yapı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın Belediyenin sorumluluğunda bulunan tüm alanlarda inşa edilecek yeni yapılardan İmar Kanunu’na göre teknik alt yapı bedeli alınması doğru bir uygulama değildir.
Söz konusu bedelin Belediye Meclis kararları uyarınca hesaplanıp tahsil ediliyor olması da işlemi hukuka uygun hale getirmek için yeterli değildir. Zira tüm kamu kurumları gibi belediyeler de ancak kanunlarda izin verilen durumlarda gelir toplayabilirler. Kanuni dayanağı olmadan veya kanunlarda belirtilen sınırların aşılarak gelir toplanması mali mevzuat açısından uygun değildir.
Şayet belediye tarafından yeni bir yol açılmış, mevcut bir yol tamir edilmiş veya genişletilmiş ise söz konusu masrafların ilgililerden nasıl tahsil edileceği 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Harcamalara katılma payları” başlıklı üçüncü kısmında detaylı bir şekilde düzenlenmiştir.
Mezkûr Kanun’un “Yol harcamalarına katılma payı” başlıklı 86’ncı maddesinde bu konuya ilişkin açıklamalar yapılmış, yeni yol açılması, mevcut yolun genişletilmesi, mevcut yola asfalt yapılması durumunda söz konusu katılma payının alınacağı hususu ayrı ayrı zikredilmiştir.
Kanun koyucu, hizmet götürüldüğü esnada bu hizmetten yararlanacak veya gayrimenkullerinin değerinde artış olacak mülk sahiplerince söz konusu maliyetlere katlanılmasını öngörmüş ve kanun sistematiğini de bu esas üzerine bina etmiştir. Nitekim Danıştay tarafından verilen birçok kararda da bu husus vurgulanmış ve yol çalışmasının tamamlanarak halkın istifadesine sunulmuş olmasından sonra tahakkuk kayıtlarının yapılacağı, söz konusu tarih geçtikten sonra taşınmaz mülkiyetini alan şahsa yapılan tahakkukun hukuka uygun olmadığı belirtilmiştir.
Yapılan incelemelerde; İdare tasarrufunda olan yollara cephesi bulunan yerler için bina inşaat ruhsatı alacak yapı sahiplerinden bölgenin geliştirme alanı olup olmadığına, hali hazırda yeni bir yol inşası yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın “Stabilize Yol Teknik Altyapı Bedeli” alındığı görülmüştür.
Şayet alınan bedel ilgili yolun ilk yapıldığında alınması gereken bedellerin alınmaması sebebiyle alınıyorsa yukarıda detaylı bir surette açıklandığı üzere uygulama yine de hatalıdır. Zira böyle bir durumda, yol ilk yapıldığında 2464 sayılı Kanun’a göre katılma paylarının hesaplanıp hizmetin götürüldüğü sırada mülk sahibi olanlara ilgili tutarların dağıtılması gerekmekteydi. Aksi bir uygulama katılma payını gerçekten ödemesi gereken mükellef yerine bir başka kişiden söz konusu maliyetlerin alınmaya çalışılması anlamına gelecektir.
İdare tarafından yapılan uygulamanın hatalı olduğu; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan 10.03.2020 tarih ve E.60063 sayılı yazıda açıkça belirtilmiş, konuyla ilgili Ankara Büyükşehir Belediyesinin taraf olduğu ve Danıştay tarafından verilen E.2106/12034 ve K.2018/10246 sayılı Karar’da da hüküm altına alınmıştır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yazılan ve yukarıda tarih ve sayısı belirtilen yazıda aynen; “…teknik altyapısı tamamlanmış meskun sahalarda 3194 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesine dayanılarak teknik altyapı bedelinin alınmaması gerektiği.” belirtildiği gibi yine yukarıda belirtilen Danıştay Kararı’nda da aynen; “.uyuşmazlık konusu alanın yapılaşmış bir alan olup teknik ve sosyal alt yapısı mevcut olduğundan 3194 sayılı İmar Kanununun 23. maddesi uyarınca alt yapı katılım bedeli alınamayacağı, mevcutta var olan teknik ve sosyal alt yapının tevsii ve yenilenmesi gerekmesi halinde 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu kapsamında harcamalara katılma payı alınabileceği açıktır” ifadelerine yer verilmiştir.
Bakanlık tarafından tüm belediyelerle birlikte Sincan Belediyesine de gönderilen yukarıda tarih ve sayısı verilen yazıda, yapılan işlemin hatalı olduğu tüm açıklığıyla ortaya konulmasına rağmen İdare tarafından hatalı uygulama devam ettirilmiştir. Örneğin tüm alt yapısı tamamlanmış yerleşik alan olan İstasyon Mahallesine 28.12.2024 tarih ve 548 nolu yapı izni(ruhsatı) verilmeden önce yol stabilize teknik altyapı bedeli tahsil edilmiştir.
Yukarıda detaylı bir şekilde anlatıldığı üzere İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesinde özel bir düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre geliştirme alanlarında bulunan ve teknik altyapısı olmayan yapılar için ruhsat başvurusunda bulunan kişilerden alınması öngörülen bir bedelin teknik altyapısı tamamlanmış alanlar için de uygulanması mümkün değildir. Zira geliştirme alanı içinde yer alan ve teknik altyapısı tamamlanmış bir alanda bile söz konusu bedelin alınması mümkün değilken tüm altyapısı tamamlanmış yerleşik alanlardan söz konusu bedelin istenilmesi düşünülemez.
2023 yılı Sayıştay Raporıunda yer alan, ancak 2024 yılında da devam eden konuyla ilgili Kamu İdaresi cevabında, stabilize yol teknik altyapı bedelinin 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesine dayanılarak Sincan Belediyesi meclisinin 08.01.2025 tarih ve 17 sayılı meclis kararı ile Ankara Büyükşehir Belediyesi meclisinin 11.12.2024 tarih ve 1707 sayılı kararı gereği hesaplandığı ve ilk defa ruhsat alınan gelişme alanı vasfı taşıyan bölgelerden alındığı ifade edilmiş olsa da bulgu içerisinde örneği gösterilen tüm alt yapısı tamamlanmış yerleşik alan olan İstasyon Mahallesine 2024 yılında verilen yapı ruhsatı verildiği, bu süreçte yol stabilize teknik altyapı bedeli tahsil edildiği belgeleriyle görülmüştür.
Sonuç olarak; İmar Kanunu’nun 23’üncü maddesi uyarınca alınacak teknik alt yapı bedellerinin sadece maddede açıkça belirtilen “Geliştirme alanları” ve “bu alanlarda teknik alt yapısı olmayıp yapı ruhsatı alınmak istenen yerler” ile sınırlı tutulması, İdare tarafından uygulanan program dâhilinde yeni yapılan yollar için 2464 sayılı Belediye Kanunu’nda yer alan katılma payı hükümlerinin tatbik edilmesi, yapılan işlemlerin hukuka uyarlılığı açısından önem arz etmektedir.