ÖZET: 2021 yılı Sayıştay Denetim Raporları, girişim sermayesi fonlarının mevzuatta belirlenen sınırları aşıp aşmadığına dair bir kontrol mekanizmasının eksik olduğunu ortaya koymuştur. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 325/A maddesi, girişim sermayesi fonlarının, kurum kazancının %10’unu ve öz sermayenin %20’sini geçmeyecek şekilde ayrılabileceğini belirtmektedir. Ancak yapılan incelemeler, bazı mükelleflerin bu sınırları aşarak girişim sermayesi fonu ayırdığını ve dolayısıyla beyan edilen kazancın gerçekte olduğundan fazla gösterildiğini göstermiştir.

Ayrıca, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun ilgili maddesi, girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların, beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak 2020 mali yılına ait beyanname ve finansal tabloların incelenmesi, bu sınırların ihlal edildiğini ortaya koymuştur. Kamu İdaresi, bu bulguların risk kriteri olarak değerlendirileceğini ve gerektiğinde vergi incelemeleri yapılabileceğini ifade etmiştir.

Sonuç olarak, mükelleflerin vergi matrahlarının doğru hesaplanması ve beyan edilmesi için mevzuatın belirlediği sınırlara uyulması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, risk kriterlerinin yeniden gözden geçirilmesi ve vergi kaybını önleyici kontrollerin hayata geçirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

BULGU: Girişim Sermayesi Fonuna İlişkin Mevzuatla Belirlenen Sınırın Aşılıp Aşılmadığına Yönelik Beyanname Kontrol Mekanizmasının Olmaması

2021 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Genel Bütçeli İdareler ve Tesisleri

213 sayılı VUK’un 325/A maddesinde belirtilen sınırları aşacak şekilde girişim sermayesi fonu ayrıldığı ve böylelikle, kurum kazancından indirim konusu yapılan tutarın mevzuatta öngörülen sınırın üzerinde olduğu görülmüştür.
6322 sayılı Kanun ile VUK’a eklenen 325/A maddesinin birinci fıkrası; Sermaye Piyasası Kurulu’nun düzenleme ve denetimine tabi olarak Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulması veya girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması amacıyla, ilgili dönem kazancından girişim sermayesi fonu ayrılabileceğini ve bu fonun, kurum kazancının %10’unu ve öz sermayenin %20’sini aşamayacağını hüküm altına almaktadır. İlgili düzenlemeye göre; kurumlar vergisi mükelleflerince ilgili dönem kazancından ayrılacak azami girişim sermayesi fon tutarının, elde edilen kurum kazancının %10’unu ve fon ilgili hesap dönemi sonunda ayrılacağından dönem sonu öz sermayesinin %20’sini aşmaması gerekmektedir. Diğer yandan, bahse konu iki şartın birlikte gerçekleşmesi de beklenmektedir.
Bununla birlikte, söz konusu madde hükmü ile; mükelleflerce, fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya girişim sermayesi yatırım fonlarına yatırım yapılmaması halinde, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergilerin gecikme faizi ile birlikte tahsil edileceği ve fonun; amacı dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi, işletmeden çekilmesi, ortaklara dağıtılması, dar mükelleflerce ana merkeze aktarılması veya işin terki, işletmenin tasfiyesi, devredilmesi, bölünmesi ya da girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının elden çıkarılmasından itibaren altı ay içinde mezkur maddede belirtilen amaçla yeniden kullanılmaması halinde, bu işlemlerin yapıldığı veya sürenin dolduğu dönemde vergiye tabi tutulacağı kayıt altına alınmaktadır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun beyanname üzerinden yapılabilecek diğer indirimleri hüküm altına alan 10’uncu maddesinin girişim sermayesi fonunu düzenleyen birinci fıkrasının (g) bendinde; 213 sayılı VUK’un 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların, beyan edilen gelirin %10’unu aşmayan kısmının kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde, kazancın bulunması halinde indirilecek istisna ve indirimler kısmında ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilebileceği belirtilmektedir.
Ancak, 2020 mali yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannameleri ile beyanname eki gelir tablosu ve bilançoların incelenmesi neticesinde; VUK’un 325/A maddesinde düzenlenen, kurum kazancının %10’unu ve öz sermayenin %20’sini aşamayacağı şeklindeki sınırları aşacak şekilde girişim sermayesi fonu ayrıldığı, diğer bir ifadeyle, VUK’ta belirlenen azami oranlar kapsamında yapılması öngörülen Girişim Sermayesi Fonu indiriminin, belirtilen sınırları geçecek şekilde beyan edildiği ve söz konusu tutarın, beyanname üzerinde olması gerekenden fazla gösterilerek kurumlar vergisi matrahının aşınmasına neden olunduğu tespit edilmiştir.
Kamu İdaresi cevabında, bulguda yer verilen hususların risk kriteri olarak dikkate alınmasının ve gerektiğinde ilgili mükellefler hakkında vergi incelemesi yapılmasının mümkün olduğu ifade edilmiştir.
Bu itibarla, 2019 ve 2020 yılı Sayıştay Denetim Raporlarında da yer verildiği üzere, söz konusu matrahların hesaplanmasında ve beyanında mükellef bazında ortaya çıkan ilgili mali yıla ilişkin giderlerin olması gerekenden daha yüksek gösterilmesi ile gelirlerin olması gerekenden daha düşük gösterilmesi gibi vergi matrahının aşınmasına yol açacak uygulamalar kadar, mevzuat ile düzenlenen indirim ve istisnalarda da yine aynı yasal düzenlemelerde hüküm altına alınan parasal veya oransal sınırlamalara uyulmamasının önüne geçilmesi gerektiği açık olduğundan, risk kriterlerinin gözden geçirilmesi ve vergi ziyaını engelleyecek nitelikteki kontrollerin uygulamaya geçirilmesi gerekmektedir.