ÖZET: Kamu idaresinin haczedilemeyen gelirleri, vergi, resim ve harçların tahsil edildiği banka hesaplarında haczedilebilir gelirlerle bir arada tutulduğu belirlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82. maddesi, özel kanunlarla haczi yasaklanan malların haczedilemeyeceğini belirtirken, 5393 sayılı Belediye Kanunu da belediyelerin tahsil ettiği bu tür gelirlerin haczedilemeyeceğini düzenlemektedir. Ancak yapılan incelemelerde, bu gelirlerin aynı hesapta bulunması, hangi gelirlerin haczedilemez olduğunu belirlemeyi imkânsız hale getirmektedir.

Belediyelerin bu uygulaması, yargı mercileri tarafından “havuz hesabı” olarak adlandırılmakta ve haczedilemezlik hakkından feragat olarak değerlendirilmektedir. Yargıtay’ın 2012 tarihli kararında, haczi kabil ve haczedilemez paraların aynı hesapta toplanmasının, haczedilemezlik hakkının kaybı olarak kabul edileceği vurgulanmıştır. Kamu İdaresi, bu tespitler doğrultusunda gerekli adımları atacağını bildirmiştir.

Haczedilemezlik kuralı, icra hukukunda bir istisna teşkil etmekte ve 5393 sayılı Kanun ile kamu hizmeti sunan belediyelere güvence sağlanmaktadır. Ancak bu güvencenin geçerli olabilmesi için, haczedilemeyen ve haczedilebilir gelirlerin ayrı hesaplarda izlenmesi gerekmektedir. Bu durum, kamu idaresinin mali yönetiminde şeffaflık ve güvenilirlik sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

BULGU: Haczedilebilir ve Haczedilemez Gelirlerin Aynı Banka Hesaplarında Tutulması

2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporları – Büyükşehir İlçe Belediyesi

Kamu idaresinin haczedilemeyen gelirlerini teşkil eden vergi, resim ve harçların tahsil edildiği banka hesabında, haczi kabil diğer para, alacak ve gelirlerin de bulunduğu, haczedilebilir ve haczedilemez gelirlerin ayrı banka hesaplarında takip edilmediği tespit edilmiştir.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82’nci maddesinde; özel kanunlarında haczi caiz olmadığı gösterilen malların haczedilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyelerin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15’inci maddesinde; proje karşılığı borçlanma yoluyla elde edilen gelirlerin, şartlı bağışların, kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malların, belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirlerinin haczedilemeyeceği düzenlenmiştir.

Yapılan incelemede; Kamu idaresinin vergi, resim ve harç gelirlerinin tahsil edildiği banka hesabında haczi kabil diğer para, alacak ve gelirlerinin de bulunduğu görülmüştür.

Belediyenin haczedilemeyen gelirlerini ayrı hesapta tutmayarak haczi kabil gelirlerle ortak havuz hesabında birleştirmesi, bu hesaptaki bakiyenin vergi, resim ve harç gelirlerinden mi yoksa haczedilebilir gelirlerden mi oluştuğunun belirlenmesini imkânsız hale getirmektedir. Belediyelerin bu nitelikteki hesapları, yargı mercileri tarafından “havuz hesabı” olarak nitelendirilmekte ve bu tip uygulamalar haczedilemezlik hakkından feragat olarak kabul edilmektedir.

Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 20.03.2012 tarih ve E.2011/22082, K.2012/8629 sayılı Kararı’nda, borçlu belediyece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanmasının ve birbirine karıştırılmasının, haczedilemezlik hakkından feragat olarak kabul edileceği açıkça hüküm altına alınmıştır.

Kamu İdaresi tespitimize iştirak etmiş olup, gerekli işlemlerin tesis edileceğini bildirmiştir.

İcra hukukunda haczedilemezlik kuralı istisna olup; 5393 sayılı Kanun’da belirtilen hüküm ile kamu hizmeti gören ve kamu tüzel kişiliğini haiz belediyeler için hukuk devletinde teminat altına alınmış bir güvence oluşturmak amaçlanmıştır. Ancak söz konusu güvencenin tesis edilebilmesi için, “havuz hesabı” uygulamasının sonlandırılması, haczedilemeyen gelirler ile haczi kabil varlıkların ayrı hesaplarda izlenmesi gerekmektedir.